MENÜ

Kozunuzu TV'de paylaşın!

Hakan Can, demeç düellosuna giren Ankaragücü'nün önemli isimlerine sesleniyor: Kozunuzu TV'de paylaşın!

11 Kasım 2010, Perşembe 04:30 Son Güncelleme:
- A +
Kozunuzu TV'de paylaşın!

Melih Gökçek, “Eski yöneticiler taraftarları kışkırtıyor, kulübü borçsuz almak istiyor” diyor. Cengiz Yıldırım, “Kaçan da hesap vermeyen de sormayan da namerttir” sözlerini sarfediyor. Cemal Aydın ise sessiz kalıyor. 100 yıllık kulübe zarar veren kim olursa olsun futboldan artık uzaklaştırılmalı.

Ankaragücü, yaşı Cumhuriyet’ten büyük birkaç kulübümüzden biri... Son senelerde inanılmaz olaylar yaşanıyor, çıkan her haber Ankaragücü’nü küçük düşürürken, taraftarın gelecek adına kurduğu hayaller birer birer yıkılıyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Aydın Cingöz’ün yaptığı radyo programında, “Taraftar küfrediyor, hiçbir yönetici küfür yemek için bu işi yapmaz. Arkadaşlarım ceplerinden 30 trilyon para harcadılar. ‘Küfürler devam ederse desteğimi çekerim’ sözümde kararlıyım. Eski yöneticiler, taraftarı bu yönetime karşı kışkırtıyor. Yönetici arkadaşlarım söyledi, eski yönetimler zamanından kalan ödeme makbuzları var, 7-8 tane. Hiçbirinde imza yok. Her gün yeni bir borç çıkıyor. Bunların amaçları belli; borçsuz Ankaragücü’nü alıp, değerli futbolcularını satıp, kulübü yine borçlandıracaklar” demişti.

Gökçek’in kastettiği isimler Türk Futbolu’nda ve Ankaragücü’nde senelerce önemli roller üstlenmiş Cemal Aydın ve son dönem başkanlık yapan Cengiz Topel Yıldırım olsa gerek. Cengiz Topel Yıldırım kendisiyle ilgili yapılan bir açıklamadan sonra, “Şahsıma dönük iddiaların asılsız olduğunu belgeleri ile birlikte basın toplantısı yaparak ortaya koydum. Ben Ankaragüçlüyüm. Benim boynumu bükerse Ankaragücü sevdası büker. Kaçan da hesap vermeyen de hesap sormayan da namerttir” sözlerini sarfetmişti. Cemal Aydın uzun süredir sessiz, ancak Gökçek’in iddiaları da şahsiyetli bir insan için yenilir yutulur açıklamalar değil... Kimin haklı, kimin haksız olduğunu anlamamız güç... İsmi geçen üçlü, bundan yaklaşık 14 ay önce bu fotoğrafı vermiş, Melih Gökçek, dört büyüklere gözdağı vererek, ‘Şampiyon Ankaragücü geliyor’ demişti.O tarihten bu yana sanki hiçbir şey düzelmedi. Bu noktadan sonra dönüş olmaz. Bu üçlü ucu açık bir televizyon programında tüm iddialarını ortaya koymalı, tüm iddialar yanıtını bulmalı.

Bilgi kirliliği son bulsun Ankaragücü taraftarı umutla dolsun. NTV Spor ya da Serhat Ulueren’in KanalTürk’teki programı gerçeklerin açığa çıkması için davette bulunacaktır. Gerçekten yolsuzluk yapan, haksız çıkar sağlayan-sağlatan 100 yıllık kulübe zarar veren kim varsa yalnız Ankaragücü’nden değil Türk Futbolu’ndan uzaklaşmalı.

Bakalım ne olacak!
30 Ağustos 2009 tarihinde yapılan Ankaragücü Genel Kurulu’nun iptali için açılan davada neredeyse sona gelindi. Profesör Doktor Ali Akyıldız’ın bilirkişi olarak mahkemeye hazırladığı rapor genel kurulun iptal edilebileceğini gösteriyor. Raporun can alıcı sonuç bölümünü tarihe not düşmek için bir kez daha yayınlıyoruz:

2- Tüzüğe 30 Ağustos 2009 tarihli Olağanüstü Genel Kurul’da eklenen geçici madde ve bu maddeye istinaden doğrudan genel kurul kararıyla çok sayıda üye kaydedilmesi işlemi, yukarıda etraflıca açıklandığı üzere, hem usul hem de içerik itibariyle sadece Dernek Tüzüğü’ne (8. madde) aykırı değil, aynı zamanda Türk Medeni Kanunu’nun emredici nitelikteki 64. ve 79. maddelerine de açıkça aykırı olduğundan, hukuken hiçbir sonuç doğurmayacağı (mutlak butlan hali),

3- Bu şekilde dernek üyesi kaydedilen şahsılar dernek üyesi sıfatını kazanmış olamayacakları için, onların dernek organlarında görev alamayacakları; bu itibarla anılan genel kurulda dernek organları için yapılan seçimlerin de hukuksal bir geçerliliği bulunmadığı,

4- Bu şekilde oluşturulan yönetim organlarıyla alınan kararların ve bu şekilde oluşturulan üye yapısıyla, gerçekleştirilen genel kurulların, dernek iradesinin hukuken öngörülen usul ve şekilde ortaya çıkışını mümkün kılmaması karşısında, alınan kararların ve yapılan genel kurulların dernek iç hukuku bakımından hiçbir sonuç doğurmayacağı (yokluk hali),

Mahkeme ne karar verirse versin sevgisizlik sürdükçe, mide bulandırıcı gerçekler sümen altı edildikçe, bedeli önce futbolcular ve teknik adamlar, sonra taraftarlar ödemeye devam edecek. Bedava bilet iddiaları senelerdir sürüp giderken, Ankaragücü sevdalıları, tribünlere uğramazken yaşananlar 100 yıllık bir camiaya yakışıyor mu, yönetenler söylesin.

Özat’ın liderliği tartışılır mı!
Geçen hafta Ayhan Atalay, “Ümit Özat tesislerde çalışan herhangi bir işçiden farklı değil. Tesiste çalışan çayçı ne ise Özat da o. Maaşını verdiğim adam beni eleştiremez” dedi. Özat, “İsim belirtmeden mesaj vermiştim. Belli ki yarası olan gocunuyor. Verdiği demeçle çaycıları mı küçümsemek istedi, beni mi? Ben ve futbolcularım 11, aynı sofrada kahvaltı yaptığım bekçi ve çaycılar 7 aydır maaşlarını alamıyor. Maaşı veren adam eleştirir, eleştirmez ayrı bir konu ama çaycı olmak değil, adam olmak zor” cevabını vermişti. Hürriyet Gazetesi’nin dünkü Ankara ekinde, tahmin edilen yönetici tarafından verildiği düşünülen, Özat’a bugüne kadar 945 bin TL ödeme yapıldığına dair bilgiler yayınlandı. Ümit Özat gazetecilere, “Ahmet Gökçek’e bu konunun aydınlığa kavuşması için 1 gün süre verdim. Haberlerin asılsız olduğunu açıklamazsa, elimdeki belgeleri yarın (bugün) açıklayacağım” dedi. Ümit Özat profesyonellik bilincini beğendiğim futbolcuların başında gelirdi. Onun profesyonelliği de liderliği de tartışılamaz. Biliriz ki Özat yalan konuşmaz, üstelik yutkunmadan konuşur. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım gibi güçlü bir figüre karşı bile dik duran kaptan bundan sonra asla geri adım atmaz ve tüm gemileri yakar.

Bugüne kadar 50 bin TL kazandı!
Ümit Özat’a ödendiği iddia edilen paranın 285 bin Euro’luk kısmı (yaklaşık 570 bin TL) 1 Ekim 2010 ve 1 Aralık 2010 tarihli iki senet... Öğrendim ki 1 Ekim 2010 tarihli senet, Özat’ın şubat, mart, nisan, mayıs ve haziran aylarından alması gereken 25’er bin Euro’luk maaşlar için... Senet ağustosta verilmiş, hem de ekim ayına! Ve o da ödenmemiş! 1 Aralık’taki 160 bin Euro da sezon başında alması gereken 100 bin Euro’luk peşinat ile 60 bin Euro’luk ağustos maaşı... Yani Özat’ın eline yaklaşık 400 bin TL geçmiş. O da bu parayı tepe tepe yememiş! Senedi karşılıksız çıkan ve evine icra gelen bir futbolcusunun haczini kaldırmak için bir ay önce 350 bin TL ödemiş! Yöneticilik sorun çözmek için yapılır. Ümit hiç değilse birinin sorununu çözmüş. Özat görevden ayrılsa da futbolun içinde kalır, ama Ayhan Atalay Türk Futbolu’nda Fenerbahçe maçından önce yaptığı açıklamalarla zor hatırlanır.

Ya çaycılar parasını aldı mı?
Parasal sıkıntı aylardır sürüyor, ama Ankaragücü teknik heyeti ile futbolcular hiç haber sızdırmadan kulübünü korumayı başarıyor. Galatasaray maçı öncesi yapılacağı söylenen ödemeler yapılmayıp, Bursa karşılaşması öncesinde de verilen sözler yerine getirilmeyince takımın kampa girmediğini neredeyse kimse bilmiyor. Ahmet Gökçek’in son gün antrenmana gelerek, “Çocuklar önümüzdeki hafta ödeme yapacağız. Lütfen sıkıntıyı büyütmeyelim. Siz böyle bir tasarrufta bulunursanız, ben istifa ederim” dediği, futbolcuların da çok sevdiği Ahmet Gökçek’e rağmen kampa girmediği de az kişi tarafından biliniyor. En nihayetinde hocalarına yapılan protestodan bunalan futbolcular, Fenerbahçe maçında taraftarın onca tezahüratına rağmen tribünlere gitmiyor, her golden sonra Özat’a koşarak sevgilerini gösterip, haklılığını tescilliyor.Yetmiyor, dün yapılan basın toplantısında basın sözcüsü Avni Kavlak, akşam da Başkan Ahmet Gökçek; hem oyunculara hem de hocaya borçları olduğunu kabul ediyor. Bu durumda tasarrufta bulunmak sanıyorum sadece Ayhan Atalay’a kalıyor!

Hakan Can / Fanatik Çok Özel

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...