Ketojenik Diyet Nedir?

Son dönemlerde oldukça popüler hale gelen ketojenik diyet ilk olarak Dr. Rusell Wilder tarafından 1924 yılında keşfedilmiş ve 1940’lı yıllara kadar sıklıkla epilepsi tedavisinde nöbet kontrolünde kullanılmıştır. Günümüzde ise sıklıkla sporcu beslenmesi ve yağ yakmakta zorluklar çeken kişilerin kullandığı diyet türüdür.

20 Mart 2020, Cuma 15:35 Son Güncelleme:
- A +
Ketojenik Diyet Nedir?

Ketojenik diyet yüksek yağ, orta düzey protein ve düşük karbonhidrat içeriğine sahiptir. Karbonhidratların yapı taşı olan glikoz beynin ilk enerji kaynağıdır. Düşük karbonhidrat alımı olduğu için yağlar karaciğerde beyne enerji kaynağı sağlayabilmek için keton cisimleri oluşturur. Keton cisimlerinin enerji için yakılması kişinin ketozise girmesini sağlar. Vücutta açlık metabolizmasında görülen değişiklikler görülür. Ketozise girildiği en basit olarak ağız kokusundan anlaşılır. Ancak her ağız kokusu ketozis anlamına gelmez. Gerçek tespit yöntemi idrarda keton durumuna baktırmaktır. Ketozis düzeyi doğru diyet ve besin seçimi ile olur. Etkili bir ketojenik diyet için beslenme uzmanından destek alınmalıdır.

Ketojenik diyetleri besin içeriklerine göre 4 alt gruba ayrılır;

Klasik Ketojenik Diyet: Uygulanması zor bir diyet türüdür. Başlangıçta vücuda normal gereksiniminin %90’ ı kadar enerji sağlanır. Karbonhidrat ile yağ oranı diyetisyen tarafından belirlenir. Protein hariç olmak üzere, en yaygın kullanılan oran %80 yağ, %20 karbonhidrat olacak şekilde hazırlanmaktadır.

MCT Ketojenik Diyet: Klasik ketojenik diyetin oldukça kısıtlı ve uygulanması zor olması nedeniyle 1971 yılnda ketojenik diyete yeni bir bakış açısı getirilmiştir. Diyet %17 karbonhidrat, %10 protein, %73 yağ içeriğine sahiptir ve bu yağların %30-60’ı orta zincirli yağ asitlerinden (MCT) oluşmaktadır. Diyette MCT yağlara bu denli önem verilmesinin sebebi uzun zincirli yağ asitlerinin yakımında mitokondriye taşınmaları için karnitine ihtiyaç duyulurken MCT yağlarında böyle bir gereksinim olmamasıdır. Bu sayede daha hızlı ve daha fazla yağ yakımı söz konusu olabilmektedir. Uzun zincirli yağ asitlerine oranla enerji başına oluşan keton sayısı da daha fazladır. Yani MCT’ ler daha ketojeniktir.

Modifiye Atkins Diyeti: Karbonhidratlar 10-20 grama kadar düşürülür. Ancak protein ve sıvı kısıtlaması yapılmaz ve açlık evresi uygulanmaz. Yağ %65 oranlarında tutulur. Modifiye Atkins diyeti obezite tedavisinde kullanılan orijinal diyete göre daha yüksek yağ ve daha düşük karbonhidrat içeriğine sahiptir.

Düşük Glisemik İndeksli Diyet: Düşük glisemik indeksli besinler kan şekerinde az miktarda artışa neden olurlar ve ketojenik diyete göre daha fazla miktar karbonhidrat içeren bir diyet oluştururlar. Düşük glisemik indeksli diyetin amacı glisemik indeksi 50’nin altında olan karbonhidratları kullanarak kan şekerini dengelemektir.

Diyet içeriği %10 karbonhidrat, %30 protein ve %60 yağ’dır. Diyetin olumsuz yanı daha az keton oluşumuna görülmesidir. Ancak diyabet hastaları için daha olumlu bir diyet profili sunmaktadır.

Ketojenik diyeti uygularken kendinize uygun diyeti seçmek oldukça önemlidir. Bu konuda bir beslenme uzmandan destek almalısınız. Size uygun hazırlanacak program, diyetin etkisini ve uygulanma süresini artıracaktır. Diyet süresince diyet türünüz değişkenlik gösterebilir. Metabolizmanızın diyete vereceği tepkiye göre ilerleyen süreçlerde oluşacak yeni diyet türü ve içerikleriniz beslenme uzmanınızın desteği ile düzenli bir hale getirilir. Bu süreçteki her adımda beslenme uzmanınızdan destek almayı unutmamalısınız.

Kaynak: www.formassist.net 

kaynak linki: https://formassist.net/blogs/blog/ketojenik-diyet-nedir

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...