İbrahim Çolak: Mehmetçiğin yüzündeki tebessüm, dünyalara bedel

FANATİK gururla sunar... Huzurlarınızda Türk Spor tarihini değiştiren adam var; İbrahim Çolak...

16 Ekim 2019, Çarşamba 06:01
- A +
İbrahim Çolak: Mehmetçiğin yüzündeki tebessüm, dünyalara bedel

Hayali bile güzeldi, o gerçekleştirdi... Türkiye, Artistik Cimnastik Dünya Şampiyonası’nda ilk altın madalya zaferini onunla yaşadı. İzmir’de mütevazı bir ailenin evladı olan İbrahim Çolak, bu spora kendisinden çok daha iyi şartlarda başlayan rakiplerini geride bırakarak Ay-Yıldızlı bayrağımızı Almanya’da göndere çekti. 19 yıllık büyük emeklerini sadece 50 saniyeye sığdıran 24 yaşındaki sporcu, asker selamı için, “O anda Mehmetçikler aklıma geldi ve selam verdim. Bu daha başlangıç. Başarım, inanıyorum ki, Türk gençlerinin ve sporunun önünü daha da fazla açacaktır” dedi. Baba Çolak ise, “Göğsümüzü kabarttı. Ne kadar gurur duysak az” demekten kendini alamadı.

Huzurlarınızda, cimnastikte Türk Spor Tarihi’ni değiştiren sporcumuz var: İbrahim Çolak... Stuttgart’ta halka aletinde Türkiye’ye ilk altın madalyasını kazandırdı.

Aynı zamanda Dünya Şampiyonası’ndaki ilk madalyamız. Söz Şampiyon’da...

Şampiyon olduktan sonra, “Ben bu 50 saniye için 19 yıl hazırlandım” dedin. 19 yılı özetler misin?

Çok mutluyum. Hem kendi adıma hem de Türk gençliğine önayak olabildiğim için. Bu bir başlangıç. Sırada Tokyo Olimpiyatları var. Çok çalışmalıyım. 19 yıl çok zorlandım. İlkokuldayken öğlene kadar okuldaydım. Eve geliyor, yemek yedikten sonra üstümü değiştirip antrenmana gidiyordum. İdmanlar geç bitiyordu. Ailemden kim müsaitse beni almaya geliyordu. Bütün ailem destek oldu, hiçbiri “Ben götüremem” demedi. Psikolojimin kaldıramayacağı günler geçirdim. Okul ve cimnastik birarada zordu. Hiç sosyal hayatım olmadı, arkadaşlarımla hiç oyun oynayamadım. En önemlisi de ailemden çok uzak kaldım. Ancak başarılar için fedakârlık gerekiyor. Şavkar Cimnastik Kulübü’nde spora başladım, 19 yıldır oradayım. O kulübün antrenörü Yılmaz Göktekin, halen antrenörüm. Ailesinden o da uzak kalıyor. Beni, ailemden çok tanıyor.

‘Yarışma öncesi hep sustum’

Dünya Şampiyonası’na giderken, Altın beklentin var mıydı?

Hepimiz takım olarak Olimpiyatlar’a gitmeye odaklanmıştık. Bireysel olarak ‘3. olabilirim’ diyordum. Çünkü rakiplerimin hepsi Dünya Şampiyonları. Takım yarışması istediğimiz gibi geçmedi. Ama bizim sporda 6 alet var. Bir alette kötü olursan, bir sonraki için toparlanmalısın. Kafa olarak kendimizi yeniledik. Yarışma öncesinde kondisyon ve kuvvetim üst seviyeye çıktı. Bunu kontrol edebilmek de önemli. Çok kuvvetli olursan da hata yapabilirsin çünkü. Tecrübemi kullandım. O ortamda şampiyonlarla idman yapmak beni çok motive etti. Yarışma öncesi sustum. Annemleri aradığımda bile ‘başka şeyler’ konuştum. Çünkü 1. olarak finale kaldım ama tek hata ile 4. olabilirdim.

O esnada Barış Pınarı Harekâtı başladı. Harekât sizi motive etti mi?

Kesinlikle... Şanlı Türk Ordusu’na en iyi nasıl destek olabiliriz diye düşündük. İstiklal Marşı’nı orada okutmalıydık. İstiklal Marşı okunurken çok duygulanmamın nedeni bu. Hem 19 yıllık emeğim gözümde canlandı hem de Mehmetçiklerimiz aklıma geldi, selam verdim. Bu başarıyı onlara armağan etmek istedim. Onların yüzünde ufacık bir tebessüm yaratabilmişsem ne mutlu bana.

‘Uçaktan inerken anladım!’

Şampiyon olduğunu ne zaman anladın?

Ben çıktım, ‘madalya tamam’ dedim. Sonra İtalyan çıktı, her hareketi ful yaptı. 0.33 puanla gerimde kaldı. Yunan çıktı; kariyeri çok iyiydi, bazen isme bile not verilebiliyor. Arkamda kaldı. Ermeni rakibimden sonra ikincilik garantilendi. Fransız çıktığında dua ettim; “Buralara kadar gelmişken altın olsun, Allahım bana yardım et...” Birinci oldum. Tarihte bir ilk bu. Bir hafta susmuştum; orada döküldüm, mutluluk patlaması yaşadım. ‘Tarihi bir törendi’

Böyle bir karşılama bekliyor muydun?

Açıkçası tahmin etmiyordum. Müdürüm, meslektaşlarım, öğrencilerim gelmişti. Sayın Murat Kocakaya gelmişti. İl Milli Eğitim Müdürümüz oradaydı. Şampiyonluk sonrası rüyada gibiydim. Gün geçtikçe farkına varıyorum bazı şeylerin. Dönüş uçağında normal bir gün geçiriyor gibiydik. Uçaktan inip o kalabalığı görünce anladım; çok büyük bir şey başardığımızı. Her şey çok güzeldi. Tarihi madalya için tarihi bir törendi.

‘Sakatken çalıştım, başardım’

Dizinden ciddi bir sakatlık yaşadın. Pes edecek düzeye geldin mi hiç?

Zihinsel olarak yıkılıyorsun. Sakatlandığım yıl, Dünya Şampiyonası vardı. Çok çalışmıştım ve gidemeyebilirdim. Ama üstesinden geldim. Federasyonumuz en iyi yerde ameliyat yaptırdı, bütün masraflarımı karşıladı. Onlar olmasa belki dizimde halâ problem olacaktı. Bazı şeylerin farkına varınca bu sizi geriye atmıyor, aksine daha güçlü dönüyorsunuz. 2013 Dünya Kupası’nda (Katar) ayak bileğim kırıldı. 5 hafta alçıda kaldı. Değneklerle her gün cimnastik salonuna gittim, 4-5 saat kuvvet-kondisyon çalıştım. Böylece üst tarafım çok gelişti ve halka için bu büyük avantaj. Alçı çıktıktan 2 ay sonra Akdeniz Oyunları’nda 2. oldum. 5 haftalık o süreçte ‘sakatım’ deyip çalışmasam, belki de şu an şampiyon olamayacaktım.

‘Hedeflerim var’

Yoğun disiplin yormuyor mu seni?

Yoruyor, ama hedeflerim var. Spor sayesinde çok şey kazandım. 40-50 ülkeye gittim, değişik kültürler, değişik insanlar tanıdım. Bu, kişisel gelişim için önemli. Aldığım dereceler nedeniyle üniversiteye sınavsız girdim. Milli Sporcu bursu aldım. Aileme yük olmadım. Özgüven ve olgunluk kattı bana. Milli Sporcu ataması ile öğretmen oldum. Maaş alıyorum. Bu bir garanti. Çünkü sporculuğun garantisi yok ki!

Kaç yaşına kadar devam etmeyi düşünüyorsun?

Ümit Şamiloğlu 40 yaşında, hâlâ devam ediyor. O yaşa kadar gitmek zor! Şu an 24’üm, bir 10 yıl daha isterim. Önce 30’u göreyim, sonra bakarız! 2024’ü görmek isterim, 2028’i bilmiyorum.

‘Sponsorluk konusunda dertliyiz’

Sponsor konusunda dertliyiz. Cumhurbaşkanımız, Bakanlığımız, Genel Müdürlük, Başkanımız Sayın Suat Çelen çok destek oluyor. Sponsorumuz olursa, alttan gelen sporcularımız da başarılarımız da artar. TOHM (Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi) diye bir proje var. Sporcu bu projeye girebilirse, devlet ihtiyaçlarını karşılıyor. Ama oraya gelene kadar desteğe ihtiyaç var. Ben TOHM’a girene kadar Şavkar Cimnastik Kulübü beni destekledi. Zaten biz bir aile gibiyiz. Onların sayesinde buralara geldim, TOHM’a dahil oldum ve Türkiye’nin en büyük madalyasını kazandım cimnastikte...

SÖZ ŞİMDİ DE ŞAMPİYONUN ANNESİ SULTAN HANIM VE BABASI MEHMET BEYDE...

'Tokyo'ya gitmek isteriz ama bütçemiz yetmez'

: Bizim için farklı gururlar var. Yılmaz Göktekin, İbrahim’in 4.5 yaşındaki ilk antrenörü. Şu anda da Milli Takım Antrenörü. Bu başarıda, Şavkar Cimnastik Kulübü’nün de büyük yeri var. Her şey para değil. Öyle bir eğitim verdiler ki... Halen söylerim: “İbrahim, sizin sayenizde Dünya Şampiyonu oldu” diye.

Tokyo’ya gidecek misiniz?

: Bilmiyorum, belki gideriz. SÇ: Oğlumun yanında olmayı çok isterim. Federasyonumuz’la görüşeceğim. Çünkü bizim bütçemiz kısıtlı, kendi imkânımızla gidemeyiz.

‘Pizza görmeden büyüdü’

Bu başarıyı bekliyor muydunuz?

: İlk 3’e girer diyorduk, ama bu kadarını beklemiyorduk. İlk 8’e 1. olarak kaldı. Derecesini duyunca ‘artık olur’ dedik.

Bu şampiyonlukta sizin de emeğiniz büyük.

: Eşim çalışıyordu. 6 sene İbrahim’i götürdüm, getirdim. Ailemiz de destek verdi. Babaannesinden, dedesine kadar... Beslenmesi önemliydi; hiç ‘fast food’ yedirmedim. Ağırlıklı protein ve karbonhidrat yedirdik. Pizza görmeden büyüdü oğlum.

‘Şampiyonun sponsoru yok’

Türk Spor Tarihi’ne geçti. Şampiyonluğu kazandığında ne hissettiniz?

: Ailece izleyecektik, ama Dünya Şampiyonası’nı televizyonda göstermediler. İstiklal Marşımız okunuyordu halbuki. Medyaya kızgınız. Ufak bir telefon koyduk önümüze, 30 kişi oradan izlemeye başladık. Marşımızı okuttu oğlum, inanılmaz duyguydu. Anlatılamaz. İbrahim 12 yaşından beri sürekli madalya aldı, ama bu bambaşka bir şeydi. Hayal bile edemezdik. Hocalarından Allah razı olsun. Eşim tek maaşla çocuklarını büyüttü. Maddi sıkıntılar çektik. En büyük destekçisi Şavkar Spor Kulübü. Onlar da imkânlarına göre destek verebiliyordu. Kimse sponsor olmadı. Ülkemize bu kadar madalya kazandıran sporcunun sponsoru yok. Bir ara başvurular yaptı İbrahim. Ama takım olmadığı ve amatör spor olduğu için destek verilmedi. Öğretmen olmadan önce, “Anne sakatlansam ne yapacağım? Nasıl geçineceğim? Babamdan para alamam” derdi.

‘Bursuyla kızımı okuttum’

: 9 yaşından itibaren eve destek vermeye başladı. 12-13 yaşında Olimpiyat Aday Sporcu Bursu alıyordu. O bursla kızımı okuttum. Bu dereceye gelmiş sporcu, bunları düşünmemeli. SÇ: Şu an biraz rahat. Burs alıyor, öğretmenlik maaşı var. Ama İbrahim’in peşinden gelecek çocuklara lazım. Onlar buraya kadar dayanabilir mi?

Haber: Hamit Turhan

Fotoğraflar: Gökay Akın

YORUM YAZ

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Sıradaki haber yükleniyor...