'Takımı taşıyan değil tüm takımın taşıdığı bir yük!' Galatasaray-Gaziantep FK maçını spor yazarları yorumladı 'Biri Okan Buruk'u uyarsın'
18 Ocak 2026, Pazar 08:05Güncelleme Tarihi:
Süper Lig'de 18.hafta maçında Galatasaray evinde Gaziante FK ile 1-1 berabere kalarak şampiyonluk yolunda kritik bir puan kaybı yaşadı. Hafta içi de Şampiyonlar Ligi'nde Atletico Madrid'i ağırlayacak olan sarı-kırmızılıların Gaziantep FK karşısında oyununu Fanatik yazarları değerlendirdi.
Süper Lig'in ilk devresini zirvede tamamlayan Galatasaray, ikinci yarının ilk haftasında Gaziantep Futbol Kulübü ile sahasında 1-1 berabere kaldı. Gaziantep FK mücadelenin 73. dakikasında Bayo ile öne geçerken Galatasaray bu gole 84. dakikada Barış Alper Yılmaz ile karşılık verdi.

Beraberliğin ardından lider Galatasaray 43, Gaziantep FK 24 puana yükseldi. Galatasaray, Süper Lig'in 19. haftasında Fatih Karagümrük ile deplasmanda karşılaşacak. Gaziantep FK ise evinde Konyaspor'u ağırlayacak.

Okan Buruk'un maç sonu açıklamaları şöyle:
"Maç çok durdu, oynanmadı. Topun oyunda kalma süresi yine düşüktü. İkinci yarıda rakipte sakatlanmalar başladı. Hakemler de oyunun durmasını seviyor. Sevgili MHK başkanımız da destekliyor, oyunu durdurun diyor herhalde. Seminerlerde hep tam tersini duyuyorum ama bir FIFA hakemimiz bugün oyunu hep durdurdu. Maçın böyle bitme nedeni hakem değil. Biz gerekenleri yapamadık. Oyunun hızı da durunca gol atamamak stres yaratıyor. Yanlış kararlar da vardı, bir an önce gol atalım baskısı... Kafamızı kaldıracağız. Lideriz. 4 gün sonra Şampiyonlar Ligi maçı var. Bugünün iyi yanı sakatlık olmadı. Kafamızı kaldıracağız, bugün bizi bu soğukta desteklemeye gelen taraftarımız, en büyük üzüntümüz. Onları mutlu gönderemediğimizde çok üzülüyoruz. Onları sevindirmek için her şeyi yapacağız. Daha iyi olmak zorundayız."

Galatasaray'ın evinde Gaziante FK ile 1-1 berabere kaldığı karşılaşmayı Fanatik'in usta kalemleri değerlendirdi.

'Bu kafayla yönetirseniz!' - Tunç KAYACI --> FANATİK
Dün gece Galatasaray’ı izlerken edindiğim ilk izlenim takım hava olarak yetersiz. Belki oyun olarak baskılı istekli gibi görünse de inandırıcı değiller. Oysa Şampiyonlar Ligi'nde yoluna devam ediyorsun, ligde lider ve en yakın rakibinden 3 puan öndesin, kupada ikide iki yapmışsın ama ortada sanki bütün bu kategorilere havlu atmış hali var takımda. Benim özellikle Gaziantepspor karşısında ilk yarıda izlediğim Galatasaray bu hissi verdi. Hadi Icardi’yi anladık ama bu takımın orta alandaki en yaratıcı ismi Yunus nerede, genç yıldız oynar gibi yapıyor ama eski formundan çok uzak açıkcası bu maçların çilingiri olmalı. Osimhen yoksa bu takımın işinin çok zor olduğunu söyleyenler kesinlikle haklı. Gaziantep oynatmama ve oyunu soğutarak yerde yatarak rakibe tempo yaptırmamak için sahaya çıkmış. Bu arada rakip hatasını bekler bir anlayışla da gol atmayı hedeflemiş. Kısaca ilk yarıda Galatasaray öne geçebileceği az sayıda net poziyonlar yakaladı ama tribünleri heyecanlandıran bir futbol yoktu sahada...

Acil transfer
İkinci yarının da ilk yarıdan farkı yoktu oyun olarak Galatasaray cephesinde. Baskı var ama duvarı delemeyen bir baskıydı. Bayo ile gelen gol Gaziantep'i öne geçirirken direnç de kazandırdı. Okan Buruk eldeki oyunculara bakarsak çıkaracağı 11 buydu ama sezon başından bu kadro planlamasını yapmanız lazım ileriyi görerek. Sonunda 90 dakika bittiğinde beraberliğe sevinirsiniz bu kafayla Galatasaray’ı yönetirseniz. Gerçekten uzun süredir oynamadan kazanılan maçlar, sadece ilk yarı futboluyla alınan sonuçlara aldanıp bugünlere gelinmişti. Defalarca yazdık söyledik bu oyunla şampiyonluk yarışı sürdürülebilir değildi. Bu kadroyla Galatasaray’ın yarışı götürmesi çok zor ve transferde ne yapacaklarsa bir an evvel yapmalılar. Yöneticiler aksi halde sezonu büyük hayal kırıklığı ile kapatırlar.

'İrtifa kaybı' - Serkan AKCAN --> FANATİK
Galatasaray’ın sezonun tam ortasındayken verdiği fotoğraf oldukça kafa karıştırıcı. Süper Kupa finalindeki kötü futbol, oyun gücündeki gözle görülür düşüş, peş peşe gelen sakatlıkların üzerine Osimhen’in hâlâ dönmemesi ve Torreira’nın sarı kart cezası eklenince Galatasaray için Gaziantep maçı bir anda kabusa dönüştü. Okan Buruk’un elinde artık geniş bir kadro yokken transferlerin gecikmesi tehlikenin boyutunu büyüteceğe benziyor. Dün as kadrosundan 5 eksiği olmasına rağmen Gaziantep’in yedek kulübesinin Galatasaray’ın kulübesinden daha zengin olması durumun vahametini gözler önüne seriyordu. Galatasaray her yıl bu aylarda böylesi bir düşüş yaşıyor ama geçmişte Mertens sayesinde buraları oyuncu gücüyle geçebiliyordu. Fenerbahçe’ye kaybedilen Süper Kupa finali Galatasaray’ın mental formunu düşürdüğü için Gaziantep’e karşı cevap veremediler.

Herkes birbirinin gözüne bakıyor, Icardi kılını kıpırdatmıyor, Sane, Yunus, Lemina formsuz, belki biraz Barış Alper mücadeleediyor denebilir. Galatasaray’ın sahada verdiği fotoğraf Okan Buruk’un uykularını kaçıracak kadar kötü görünüyor.

Artık yük oluyor
Galatasaray 3 sezon üst üste şampiyon olurken en iyi yaptığı detayların başında baskı işçiliği geliyordu. Hele ki, geçen sezondan beri Osimhen’in katılımıyla bunu zirveye çıkarmışlardı. Ama Osimhen sezonun ilk yarısının önemli bir bölümünde yoktu, bir aydır da Afrika Kupası’nda. Bu sene Osimhen’in parasını ödedi ama ekmeğini yiyemedi Galatasaray. Bunun için Osimhen ile oynamak ile Icardi ile maça başlamak arasında dağlar kadar oyun farkı ortaya çıkıyor. Icardi’nin ilk 2 sezondaki performansına saygı duymakla birlikte artık o Galatasaray’ı taşıyan değil tüm takımın taşıdığı bir yük.

'Biri Okan Buruk'u uyarsın' - Burak ÖZDEMİR --> FANATİK
Galatasaray kaybedilen Süper Kupa ve ardından çok kötü bir oyun oynanan Fethiyespor maçlarının ardından lige döndü. Aslında kağıt üzerinde lige döndü, sahadaki oyuncuların da kulübedekilerin de ligin ikinci yarısının başladığından pek de haberi yoktu.

ESKİ PRES GÜCÜ YOK!
Galatasaray'ın son üç sezondur en büyük gücü ön alanda rakibe yaptığı yoğun ve agresif baskıydı. Son haftalarda özellikle Osimhen'in Afrika Uluslar Kupası'na gitmesinden beri Galatasaray bunu yapmakta çok zorlanıyordu. Üstüne bir de Lucas Torreira'nın yokluğu eklenince takım en iyi yaptığı işi yapamaz oldu. Torreira sadece “top kapıyor” sananlar bu maçı tekrar izlesin. O, geçiş savunmasının ilk sigortası. Rakibin çıkışını daha rakip kendi yarı sahasındayken boğan oyuncu. Torreira olmayınca Galatasaray topu kaybettiğinde rakip bir anda nefes alabiliyor.

Burada Okan Buruk devreye girerek, Torreira ve Osimhen'siz bu oyunun oynanamayacağını anlayarak alternatif üretmeliydi. Bu durum dün akşam kaybedilen iki puanın en büyük sebebi oldu. Umarım Okan Buruk bunun farkındadır. Değilse de biri kendisini uyarmalı!

İLK İSABETLİ ŞUT 71. DAKİKADA!
Özetle bu maç, Galatasaray’ın topa sahip olduğu ancak oyunu domine edemediği bir maçtı. İstatistikler “Galatasaray kazandı” diye bağırıyor gibi, ancak unutmamak lazım ki Galatasaray'ın ilk yarıyı isabetli şut atamadan tamamladı. İlk isabetli şutunu ise 71. dakika civarında atabildi. Dün gece puan kaybı bağıra bağıra geldi. Atletico Madrid maçında Lucas Torreira ve Osimhen'in dönüşüyle eski Galatasaray'ı izleyebilecek miyiz? İşte o Okan Buruk'un dokunuşlarına bağlı.

'Daha cesur olmalıydı' - Deniz ÇOBAN --> FANATİK
Oğuzhan Çakır, karşılaşmanın sonucuna doğrudan etki eden büyük bir hata yapmadı ve maçı genel olarak kontrol altında tuttu. Ancak sarı kart uygulamalarında belirgin bir tutarsızlık gösterdi. Maçın başında İİlkay, Barış Alper ve Perez-Barış Alper pozisyonlarında net sarı kartlar kaçırıldı. İİlk yarıda Draguş’un Abdülkerim’e sert faulünde de kart çıkmadı. İİkinci yarıda Nazım-Barış itişmesi, Perez’in forma çekmesi ve Lemina’nın 90+1’deki sarısı gibi kart kararları yerindeydi. 90+2’de Arda-Abdülkerim mücadelesinde penaltı yoktu, devam kararı doğruydu. Maçtaki diğer cılız penaltı beklentilerinde de devam kararı doğruydu. Gaziantep’in golündeki avantaj uygulaması da başarılıydı.

Buna karşılık son dakikalarda Lemina’nın hakeme tepki olarak topu yere vurması gibi bariz bir ikinci sarı kartlık hareketin görmezden gelinmesi ciddi bir eksiklik oldu. Özetle: Kritik bir yanlış yapmasa da, bu seviyede bir maç için sarı kart politikası fazla tutarsız kaldı. Daha cesur ve standartlara uygun bir yönetim beklenirdi.

'Galatasaray, Galatasaray'ın kurdudur! - Hamit TURHAN --> FANATİK
Galatasaray'ın mazisinde bir takım tarihsel süreçler vardır:
1970-1973 arası Brian Birch dönemi.
1984-1988 arası Jup Derwall dönemi.
1996-2000 arası Fatih Terim dönemi.
2011-2013 arası Fatih Terim dönemi.
2022-2026 arası Okan Buruk dönemi.

Cim Bom, bir şekilde kendi ayağına sıkıyor!
Bütün bu zaman dilimlerinde yukarıda da bahsettiğim dört teknik direktör ile (Derwal'in yardımcısı Mustafa Denizli'yi de katabiliriz bu listeye) Galatasaray hem Türkiye Ligi'ni hem de katıldığı Avrupa Kupaları'nı domine etti. Üst üste iki, üç ve hatta dört kez Türkiye Süper Ligi Şampiyonu olduğu yıllarda kazandığı UEFA Kupası'nın yanı sıra Avrupa arenasında çeyrek ve yarı finaller gördü. Gelgelelim, bütün bu başarılı süreçleri sonuna kadar uzatamadı. Her başarılı dönemin ardından bir fetret devri yaşadı. Bütün bu parlak dönemlerin sonrasında kulübün neden ve nasıl inişe, hata çöküşe geçtiğini hiç kimse çözemedi. Oysa bütün bu tarihsel süreçte Galatasaray'ın rakipleri arasındaki makası açması için eline muazzam fırsatlar geçmişti. Lakin, bu avantajını asla değerlendiremedi Sarı-Kırmızılı takım.

Batıya açılan penceredeki liyakat sorunu!
Elbette bunun çok çeşitli nedenleri var. Hepsini buraya yazmaya kalksak roman olur!Ben meslek hayatım boyunca bu konuya çok kafa yordum. Zaman zaman sivri çıkışlar da yaptım; sevgili Galatasaraylı dostlarımı üzmek pahasına... Ama görüyorsunuz, yine aynı tıkanıklığı yaşamaya başladı dünyanın en yüksek potansiyele sahip kulübü Galatasaray. Burada kulübün kendi iç dinamikleri çok belirleyici elbette. Bilhassa Galatasaray Lisesi kanadı. Bugün yönetim yine lisenin kontrolünde. Başta, Başkan Dursun Özbek olmak üzere. Benim her zaman savunduğum bir ilke var: Kulübü, özellikle futbol şubesini profesyoneller yönetmeli. Ancak ne var ki kulübün yapısı buna elvermiyor. Başta taraftar ve sosyal medya fenomenleri olmak üzere Galatasaray sevdalısı herkes bu durum karşısında saçını başını yoluyor. Ama tarihin en önemli başkanı olma fırsatını eline geçiren, ancak bunu elinin tersiyle itmeye sanki yeminliymiş gibi davranan Dursun Özbek bütün bu eleştirileri kulak ardı yapıyor.

Her parlak dönemin ardından yaşanan kaos!
Futbolda bir realite vardır: Bir sezon, yaz transfer döneminde yapılan doğru bir planlamayla kazanılır. Ya da yanlış bir planlamayla kaybedilir. Planlamada zafiyetler varsa, yerel ve uluslararası federasyonlar devre arasında size bir fırsat daha verir, yapılan yanlışların düzeltilmesi için. Bu ara dönemde de doğru hamleleri yapanlar sezon sonu arzu ettikleri hedeflere ulaşırlar.

Gelgelelim, son üç sezonun şampiyonu Galatasaray, özellikle yönetimsel bazda sezon planlamasında öylesine bariz ve acemice hatalar yapıyor ki, Sarı-Kırmızılı takım, bu gidişle muhtemelen bu sezonu ıskalayacak ve gelecek yılları da riske edecek. UEFA Kupası'nın kazanıldığı sezon sonrası, bu zaferin mimarlarının nasıl birbirlerine düştüğünü ve yönetimle genel kurulun da bu girdaba kapıldığını düşünecek olursak, bugün aynı sürecin yaşanmakta olduğunu söylemek yanlış sayılmaz.

Bu süreçte şampiyonluktaki en önemli rakibi Fenerbahçe şu devre arasında ne kadar doğru hamleler yapıyorsa, Galatasaray o kadar hamlesizlikten kaskatı kesilmiş durumda; adeta paralize olmuşçasına...

Olanların tek sorumlusu Başkan Dursun Özbek'tir
Gaziantep maçına bu veriler ışığında bakmakta fayda var. Galatasaray'da yolunda gitmeyen birçok şey var. Saha dışındaki problemlerin saha içindekilerden çok daha fazla olduğunu düşünüyorum. Başkan Özbek'in toleransıyla kendini yönetici zanneden ve şişmiş egosuyla zaman zaman herkesin önünde meslektaşlarımıza da ayar vermeye kalkan atanmış şahsın kendi PR'ı için kulübü kullanması zaten başlı başına trajik bir durum. Kulübü rezil etmesi ise apayrı bir facia. Tabii, bu konuda en büyük suçlu, ona at oynatacak meydanı yaratan ve profesyonelleşmeye inatla ayak direten Galatasaray Başkanı Dursun Özbek. Aslında olan bitenin tek sorumlusu da Sayın Özbek'tir. Zira Galatasaray, bir Başkan kulübüdür!

Uğurcan ile Kazımcan takımın can simidi oldu!
Süper Kupa'daki Fenerbahçe mağlubiyetiyle şaftı kayan ve sırf bu nedenle Gaziantep maçının puan kaybedilecek maç sınıfına girmesine sebep olan Galatasaray beklendiği gibi düşük enerji, düşük tempo, vurdumduymazlık, laubalilik, kulübe zafiyeti, teknik yetersizlik gibi sebeplerle rakibine boyun eğdi. Gaziantep forvetleri biraz daha dikkatli olsalar kesinlikle sahadan üç puanla çıkarlardı. Tabii burada Galatasaray kalecisi Uğurcan'ın da hakkını yemeyelim. Tecrübeli eldiven yaptığı kurtarışlarla takımını olası bir kaostan kurtardı. Uğurcan'ın yanı sıra Sarı-Kırmızılı takım adına iyilerden söz etmek gerekirse, Barış Alper, Lemina, Sallai, Abdülkerim ve Kazımcan'ın ismini sayabiliriz. Burada sadece şunun altını çizmeliyim: Kazımcan'a dikkat! Bu sezonun hikayesi olabilir, bu genç adamın dönüşü...

Sahaya çıkan kadrolar arasındaki korkunç fark!
Diğerleri ise vasatın üstüne bile çıkamadı. Tamam, sahaya çıkan kadro kadar piyasa değeri olan üç dört oyuncu yoktu Galatasaray'da. Yani çok eksikti! Ama yine de bu kadar perişan bir görüntü vermemeliydi Cim Bom. Galatasaray'ın kaleyi tutan ilk şutunun 70. dakikada atıldığını söyleyeyim ve başka bir şey söylemeyeyim. Zaten maç sonunda hepi topu 3 şutu kaleyi buldu Sarı-Kırmızılı takımın. Gaziantep kalecisi sadece bir tane önemli kurtarış yaptı! Ayrıca Antep'in de birçok önemli oyuncusunun olmadığını ekledikten sonra sahaya çıkan takımların kadro değerine bir göz atalım diyorum: Galatasaray'ın ilk 11'inin piyasa değeri 135 Milyon Euro. Buna mukabil Gaziantep'in piyasa değeri ise 13.6 Milyon Euro. Yani istikrarsızlık abidesi Sane'nin yıllık maaşı civarında. Yedeklerde de Galatasaray 11.1 milyon Euro'ya 4.2 milyon Euro olmak üzere açık ara önde. Ancak ne var ki Okan Buruk o 11 küsür milyonluk yedek kulübeden sadece iki oyuncusunu sahaya sürebildi kazanmak zorunda olduğu oyunda! O oyunculardan da Ahmet Kutucu adeta Gaziantep forması giymiş gibiydi! Bravo yönetim, bravo teknik heyet! Tarihin en pahalı kadrosuyla bir takımın nasıl rezil rüsva edildiğini çok iyi örnekliyorsunuz!
