Galatasaray'a Fenerbahçe derbisi öncesi usta isimden uyarı: 'Sorun göründüğü gibi değil!' | 'Artık lüks değil, yük'
26 Kasım 2025, Çarşamba 07:55Güncelleme Tarihi:
UEFA Şampiyonlar Ligi 5. haftasında Galatasaray, konuk ettiği Belçika ekibi Union Saint-Gilloise'ye 1-0 mağlup oldu. Mücadelenin ardından FANATİK yazarları Galatasaray'ın performansını değerlendirdi. Usta isimlerden Fenerbahçe ile oynanacak derbi öncesi Sarı Kırmızılılar'a uyarı gelirken, yıldız futbolcu için de sert eleştirilerde bulundular.
Şampiyonlar Ligi'nin 5. haftasında temsilcimiz Galatasaray sahasında Belçika ekibi Union Saint-Gilloise'a ikinci yarıda yediği golle 0-1 mağlup oldu. Sarı-Kırmızılılar'ın Devler Ligi'ndeki 3 maçlık galibiyet serisi sona erdi. Okan Buruk'un takımı ilk 8 yolunda büyük fırsat tepti.

OKAN BURUK: ÜRETKEN OLABİLİRDİK
Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, sözlerine rakibi tebrik ederek başladı. Belçika takımının iyi savunma yaptığını belirten Buruk, "Savunma gücü yüksek bir takımdı. İkinci yarı buldukları gol sonrası savunmayı daha da güçlendirdiler. İlk yarı bence oyun içerisine daha iyi girebilirdik, üretken olabilirdik. Çok acele kararlar verdik. Maç öncesinde oyuncularımdan daha sakin, tempoyu çok yükseltmemelerini söyledim. İlk yarıda baskı altında paslar verdik, uzun toplar oynadık. İkinci yarı daha sakindik. Rakip kaleye daha çok gitmeye başlamıştık. Yediğimiz golde 9 oyuncumuz ceza saha içerisindeydi. Rakipten çok alana koşulduğu, 9 oyuncuyla birlikte yediğimiz gol üzücüydü. Rakibimizi daha da güçlendirdi. Oyun çok durdu. Hakemin vermediği kırmızı kart, hakem için çok önemli bir hata." diye konuştu.

HUBERT: ÇOK MUTLUYUZ
Müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Union Saint-Gilloise Teknik Direktörü David Hubert, "Çok mutluyuz. Oyuncuların performansından dolayı çok mutluyum. Topu biraz daha iyi kullanabilirdik. Rakibin zayıf noktaları üzerine biraz daha gidebilirdik. Ama bu seviyede bazı etapları geçmemiz gerekiyor. Daha fazla bu pozisyonları değerlendirmemiz gerekiyordu. Bugün daha komple bir maç oynadık. İkinci ve üçüncü golü tercih ederdim. Galatasaray’ın eksiklerinden faydalandık. Sert bir maç oynadık. Mükemmel değildi ama burada 33 maçtan bahsediyoruz kaybedilmeyen. Burada 3 puanı almak kolay değildi" ifadelerini kullandı.

Mücadelenin ardından FANATİK yazarları Galatasaray'ın performansını değerlendirdi. Usta isimlerden Fenerbahçe ile oynanacak derbi öncesi Sarı Kırmızılılar'a uyarı gelirken, yıldız futbolcu için de sert eleştirilerde bulundular.

BASİT GOLLE KAYBETTİ / TUNÇ KAYACI - FANATİK
Şampiyonlar Ligi’nde fikstür belli olduğunda içerde diğer rakiplere göre 3 puana en yakın maçlardan biri diyebilirdik. Ancak dün geceye gelirken Galatasaray’ın yaşadığı sakatlıklar bu maça eli çok zayıf olarak çıkmak zorunda bıraktı. Gerçekten Osimen ve Singo’nun sakatlıkları çok çok önemliyken bunlara Lemina ve Kaan Ayhan’ın eklenmesi Yunus Akgün’ün fıtık ameliyatını da katarsak Okan Buruk’un 11 çıkartmada ne kadar zorlandığını söylemek zor olmasa gerek. Rakip Belçika ekibi sıralamada alt sıralarda gözükse de fizik güce dayanan kompakt yapısı olan bir rakipti.

KOLAY DEĞİL...
İlk yarıda ortada geçen iki takımında kontrollü bir futbolu tercih ettiği 45 dakikaydı. Böyle rakiplere karşı kora kor oynamak ve hem savunma hem de hücumda iyi oynayabilmek kolay değildir. Ama büyük takım olmak risk almak ve zoru başarmaktır. İlk yarıda Sara’nın direkten dönen tribünleri umutlandırdı ama genelde çok pozisyon bulmadan ve çok da pozisyon vermeden biten bir ilk yarı izledik. Orta alanda İlkay, Toriera ve Sara üçlüsü görevlerini yaparken hücumda aynı etkiyi göremedik. Böyle maçlarda vites yükselten oyunculara ihtiyaç vardı bunu da yapacak iki isim Sane ve Barış Alper’di. Barış Alper fiziksel üstünlüğüyle yıpratırken aynısını Sane’den göremedik….

YETERSİZ BİR HAKEM...
İkinci yarıda galibiyet baskısı yaparken kalemizde basit bir gol ile yenik duruma düştük. Açıkcası bu kadar kadro zafiyeti içinde böyle maç bekliyorduk sürpriz değildi. Ancak dün gece Avrupa kupalarında gördüğüm en yetersiz bir hakem izledik. İspanyol hakem rakibe sertliğine ve oyun içindeki suistimallerine öyle ödün verdi ki inanılır gibi değil… Genelde oyunu soğutmaya pirim veren hakemler Avrupa’da pek alışık değiliz ama Sanchez maalesef çok kötü bir yönetim gösterdi.

KULÜBE, TALİHSİZLİK...
Tabiki yedek kulübesinin yetersizliği dün gece en büyük talihsizliğiydi Galatasaray’ın. Okan Buruk’un hamle gücü olmayınca iş sahadaki tecrübelilere kaldı ama o isimlerde fizik güç olarak 90 dakika zorlandılar… Beraberliğe yaklaştığımız anlar oldu ama mutlak fırsatları değerlendiremedik…Son bölümdeki müthiş baskımız vardı ama aradığımız gol gelmedi. Özetle maç öncesi kadro sıkıntısı Galatasaray’ın olası bir kötü sonucun habercisiydi ve öyle de oldu. Çok şey kaybetmedi iddiasından ama kazansaydı çok şey kazanmış olacaktı Galatasaray…

BEKLENMİYORDU AMA OLDU / CEM DİZDAR - FANATİK
“İlk devre boyunca etkili pozisyon olarak adlandırabileceğimiz pozisyon yoktu” demek yanlış olmaz. Anlaşılır nedeni iki takımın da ‘temkin’i oyunun ilk bölümü için öne almış olmasıydı. Bu konuda Okan Buruk ve ekibine bir şey söylenemez çünkü puan ve sıralama açısından rakibe göre hayli avantajlı konumda olan Galatasaray’dı. Üstelik bunca eksiğine rağmen... Yine de ilk devre boyunca topu elinde tutma konusunda daha iyi olan Galatasaray’sa bile ‘’gol arayışı’’ açısından daha etkili görünen rakip Saint Gilloise oldu. Gerçi onların da yürekleri ağıza getirecek pozisyonu yoktu ancak topu tehlike bölgesine getirme konusunda iyi göründüler. İkili mücadele kazanmada da iyiydiler devamında hücum örgütlemede de... Ve nihayet 57. dakikada seri ama aceleci olmayan hücumda aut çizgisine indirdikleri Adem Zorgane’nin içeri çevirdiği topta Promise David ile ‘’boş kale’’ye attılar golü!

FELAKET DEĞİLSE DE...
70’e doğru Saint Gilloise ‘’geçiş’’ fırsatı kollamak için ceza sahası önüne kümelenince Galatasaray oyunu rakip sahaya iyice yığdı. Gerçi öndeki Mauro Icardi ile Barış Alper Yılmaz’ı bulmakta baştan beri çektikleri güçlüğü yine çekiyorlardı ama baskı da rakibi hataya zorluyordu. Ancak Belçika takımı da iyi yerleşmişti savunmaya. Alan bırakmıyor, açık vermiyorlardı... Beklenmiyordu ama oldu, Galatasaray sahasında yenildi. ‘’Yedeksizlik’’ de denebilir bu duruma bağlı olarak ‘’sakatlık’’ da... Ancak sahadakilerin, özellikle ikinci yarı maça giremeyip skora reaksiyon gösterememeleri bundan sonrası için sıkıntıya beraberinde getirir. Görece düşük profil bir takım görünen USG’ye mağlubiyet kuşkusuz ki bir felaket değil ancak devamındaki Monaco maçı da buna benzer bir oyuna sahne olur ve de kaybedilirse Galatasaray’da tartışmaların ekseni ligi bile etkileyecek biçimde değişebilir.

SORUN GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL / BURAK ÖZDEMİR - FANATİK
Galatasaray topa yüzde 66 oranında sahip oldu ama maçı kaybetti. Bu tablo bize bir kez daha şunu hatırlattı: Topa sahip olmak, tehdit üretmek değildir. Galatasaray 15 şutta sadece 3 isabet bulurken, USG daha az pozisyonla çok daha yüksek kalite üretti. xG verileri de bunu doğruluyor: 0.92’ye karşı 1.48. Sarı-kırmızılıların baskısı bol pasla şekillenen bir dominasyona dönüştü ama “steril” kaldı; ceza sahasında yeterli ikinci koşu, iç koridor bağlantısı ve dikine tehdit yoktu.

Rakip ise maç boyunca çok basit ama çok net bir plan uyguladı: orta blokta top kazan, ilk pasta dikine çık, boş alanı değerlendir. Galatasaray’ın yıllardır süren geçiş savunması zaafı yine ortaya çıktı; gol de bu zaafın birebir yansımasıydı. Üstelik gol sonrası takım boyunun uzaması, pres senkronunun bozulması ve oyundaki telaş USG’ye daha fazla geçiş fırsatı verdi.

Oyuncu profilleri de bu oyunu belirleyen bir diğer etkendi. Icardi’nin fiziksel olarak eksik kalması, İlkay’ın sakatlıktan dönmesi, ön alan presini ciddi biçimde zayıflattı. Bu da Galatasaray’ın rakibi boğmak yerine kendisini yoran bir oyuna sıkışmasına neden oldu. Sonuç olarak Galatasaray oyunun hakimi görünse de, pozisyon kalitesi ve geçiş organizasyonu maçın kazananını belirledi.

ARTIK LÜKS DEĞİL YÜK! / SERKAN AKCAN - FANATİK
Bazı futbolcuların kıymeti yokluklarında çok iyi daha iyi anlaşılır. Dün gece Şampiyonlar Ligi’nde US Gilloise’a karşı tüm Galatasaraylılar Osimhen’in yokluğunun nelere mal olacağını gördüler. Okan Buruk çok iyi biliyor ki; Osimhen demek sadece gol anlamına gelmiyor, bire bir baskı demek, enerji demek, tüm takımı prese yönlendirme demek, rakip savunmayı hataya zorlamak demek. Ligde Icardi bir şekilde durumu kurtarıyor, güçsüzlüğüne rağmen kutunun içinde topu ağlarla buluşturuyor. Ama Şampiyonlar Ligi’nde Icardi ile oynamak Galatasaray için bir lüks değil bir yük.

Ne yazık ki bu gerçeği artık Icardi de kabullenmeli. Fiziksel açıdan bırakın Osimhen’i sıradan bir santrforla bile rekabet edecek seviyede değil. US Gilloise, Şampiyonlar Ligi’nin en az topla oynayan takımlarından biri. Ali Sami Yen’de onları cesaretlendiren ise başlangıç düdüğünden itibaren Icardi’nin presleri tetiklememesi ve zinciri koparan halka olmasıydı. Belçika temsilcisi baskıyı kolay kırıp oyunun tüm inisiyatifini eline geçirirken Galatasaray kalesinde hayli tehlikeli pozisyonlar yakaladı.

BASKIDAN YOKSUN
Kadro tercihini yaparken Okan hoca bu sezon hiç bu kadar müşkül duruma düşmemişti doğrusu. Hocanın sahaya sürdüğü 11, sadece Icardi’den dolayı değil İlkay’ın fiziksel yetersizliğinden kaynaklı da baskıdan yoksun oynadı. Arda Ünyay’ı oyuna sürüp Jakops’u çıkardıktan sonra işler iyice karıştı. Sallai sol beke, Sanchez sağ beke, Arda ise stopere geçti. Aslında Arda’nın önünde yeni Ozan Kabak olma şansı vardı. Ama acemiliğini yenemeyerek iki sarı kartla oyundan atıldı. Galatasaray fikstürdeki rahat maçlarından birini kaybederek ilk 8 şansını elinin tersiyle itmiş oldu. Okan hocanın eli kadro konusunda dardı ama sahaya sürdüğü futbolcular da kazanmak için hiç bir şey yapmadılar.

GALATASARAY'IN FUTBOL AKLI / HAMİT TURHAN - FANATİK
Transfer sezonunun başlamasından itibaren Galatasaray'la ilgili en büyük eleştirilerden biri de hiç kuşkusuz bir sportif direktörün olmamasıydı. Gerek konvansiyonel medyada gerekse sosyal mecrada bu konuyla ilgili sık sık Galatasaray Yönetimi'ne tenkitler yapıldı. Transfer gibi takımın bir sezonuna mal olacak planlamanın yapılması için kulübün futbol aklını oluşturacak profesyonellerle çalışılması gerektiği yönündeki eleştirilere karşın Başkan Sayın Dursun Özbek birkaç kez şu tarz ifadeler kullandı: Bu takımın futbol aklı zaten var. Olmasaydı, biz üç yıl üst üste şampiyon olabilir miydik? Osimhen vb. transferleri futbol aklı olmayan bir yönetim yapabilir miydi?

LIVERPOOL, AJAX ZAFERLERİ PIRUS ZAFERİ OLDU
Sayın Özbek, kendi bakış açısıyla haklı olabilir. Evet, Osimhen, Sane, İlkay, Singo gibi yüksek maliyetli yıldız oyuncuları kadrosuna kattı Galatasaray. Daha önce de İcardi ve Mertens gibi özel oyunculardan başlayan bir transfer furyasının altına imza attılar. Pahalı ve lüks bir takım oluşturdular. Bunun meyvesini de Türkiye Süper Ligi'nde üç yıl üst üste şampiyon olarak topladılar. Ama ya Avrupa! Asıl hedef olan Avrupa kupaları? Burası şu ana kadar bir hayal kırıklığı oldu. Liverpool, Ajax gibi zaferler dün geceki St.Gilloise mağlubiyeti sonrası birer Pirus Zaferi'ne dönüştü. Yani, pratik hayat Sayın Dursun Özbek'in tam tersini söylüyor.

YEDEK KULÜBESİ BU SEZONUN İBRET VESİKASI
Gelin, olaya daha somut bakalım: Dün gece Şampiyonlar Ligi'nin en önemli dönemeci olan St. Gillois maçında Galatasaray'ın yedek kulübesinde kimler vardı? Hemen sıralayalım: Batuhan Şen, Güney Güvenç, Ahmet Kutucu, Yusuf Kahraman, Ege Araç, Eyüp Can Karasu, Furkan Koçak, Çağrı Balta, Arda Ünyay. Nasıl? U21 ya da herhangi bir Üçüncü Lig takımının yedek kulübesi gibi değil mi? Allah aşkına siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz Sayın Galatasaray Yönetimi? Böyle bir planlama, böyle bir kadro mühendisliği olur mu? Üç-dört futbolcuya 200 Milyon Euro civarında para harcayıp böyle bir yedek kulübesini oluşturmak için nasıl bir futbol aklına sahip oldunuz ki!

ST. GILLOISE İLK YARI DAHA ETKİLİYDİ
Aslında, sakatlıklar, cezalar gibi sorunlar nedeniyle teknik direktör Okan Buruk St. Gilloise karşısında sahaya olabilecek en ideal kadroyla çıktı. Ancak bu kadro aynı zamanda Galatasaray'ın en yumuşak karnıydı! Çünkü gerek fizik gücü gerek yüksek atletik özellikleri gerek sertlikleri gerekse oyun ve taktik disiplinine olan sadakatleri nedeniyle St. Gillois'in, omurgasını İcardi, İlkay, Sara, Sane gibi fizik ve kondisyon olarak yetersiz oyuncuların oluşturduğu bir takıma karşı üstünlük kurması kaçınılmazdı. Nitekim de özellikle ilk yarı öyle oldu. Belçika temsilcisi daha organizeydi, sahaya daha iyi yayıldı, daha çok pozisyona girdi, daha fazla şut çekti, daha çok pozisyon üretti.

EN İYİSİ SARA'YDI
Buna karşın takım olarak iyi savunma yapan St. Gillois karşısında Galatasaray'ın cılız atakları vardı. Elbette bu hücum aksiyonlarında pek pozisyon üretemedi Cim Bom. Akılda kalan tek pozisyon Galatasaray adına sahanın en iyi oyuncusu olan Sara'nın direkten dönen şutuydu. Belçika ekibi Galatasaray'ın en tehlikeli silahı Barış Alper'i kademeli ve sert savunma yaparak kısmen etkisiz hale getirdi. Tabii bu arada genç futbolcuya yapılan kasti faullere İspanyol hakemin müsamaha göstermesi ayrı bir konu, ona yazının sonunda geleceğim. St. Gillois'in tatlı sert savunmasıyla Barış Alper'i etkisiz kılması Galatasaray'ın hücum gücünü oldukça zayıflattı, ancak hücumdaki üretkensizliğin tek sebebi bu değildi tabii...

DURAN TOPLARDA ETKİLİ OLAMADI
Leroy Sane'nin maçın büyük bölümünde markaja girmemesine rağmen etkisiz kalması, İlkay'ın fizik yetersizliği nedeniyle bir türlü sahaya ağırlığını koyamaması, İcardi'nin uzun boylu ve fizikli stoperler arasında pek varlık gösterememesi Galatasaray'ın gol planlarını duran toplar üzerine kurmasına neden oldu. Ancak ne var ki, kullanılan duran toplarda da Sarı-Kırmızılı takım beklentilerin uzağında kaldı. Beklentilerin yakınına yaklaştığı duran top organizasyonlarında ise yaptıkları acemiliklerle taraftara saç baş yoldurttular. Özellikle de Davinson Sanchez'in altı pastan topu tribünlere göndermesi maçın kader anlarından biriydi.

OKAN BURUK'UN YAPABİLECEĞİ BİR ŞEY YOKTU
Okan Hoca 90 dakika boyunca sadece bir değişiklik yaptı. Sakatlanan Jakops'un yerine Arda Ünyay'ı oyuna aldı. Yapacak başka bir şeyi de yoktu. Belki, duruma göre Ahmet Kutucu'yu alabilirdi ama onu da almadı; gole ihtiyacı olduğu halde. Demek ki Kutucu'yu da gözden çıkardı! Aslına bakarsanız, bütün bunlar Okan Buruk'un yönetime sahada verdiği mesajlar: Sahadaki oyuncularla eş değer, en kötü ihtimalle bir level altında kaliteli oyuncuları kulübeye oturtun. Sakatlık geçmişi olan istikrarsız oyuncuları transfer etmeyin. Rakiplerimle eşit şartlarda rekabet edeceğim bir kadro mühendisliğine imza atın.

OSIMHEN NEREDEYSE TAKIMIN YARISI
Galatasaray bu mağlubiyetle ilk 8'e girme yolunda önemli bir avantajı kaybetti. Kaderini bundan sonraki maçlarda alacağı puanlar belirleyecek. Osimhen'in olmadığı iki maçı da kaybeden Sarı-Kırmızılı takım, Nijeryalı oyuncunun tekrar takıma katılmasıyla yeniden Şampiyonlar Ligi'nin en iddialı takımlarından biri haline gelecektir. Yeter ki, dün geceki maçın hakemi İspanyol Jose Maria Sanchez gibi yetersiz ve art niyetli hakemler görevlendirilmesin. İspanyol tetikçi, Galatasaray'ın bunca handikapına rağmen kazanabileceği bir maçı temsilcimizden aldı, St. Gillois'e verdi.
