Galatasaray - Atletico Madrid maçının ardından usta isimden övgü: '100 milyon Euro'luk golcün varsa her şey değişir'
UEFA Şampiyonlar Ligi'nin 7. haftasında Galatasaray evinde İspanyol ekibi Atletico Madrid ile mücadele etti. Sarı-kırmızılılar, 1-0 geriye düştüğü müsabakadan 1-1 beraberlikle ayrıldı. Maçın ardından FANATİK yazarları köşe yazılarında Galatasaray yorumlarını paylaştı. Usta isimler özellikle Sarı Kırmızılılar'ın güçlü rakibi karşısında ortaya koyduğu mücadeleye övgü dolu sözler geldi.

UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Liverpool, Bodo ve Ajax karşısında aldığı galibiyetlerle 9 puana ulaşan Galatasaray, 7. maçta İspanyol devi Atletico Madrid'i ağırladı. Sarı-Kırmızılılar bugüne kadar hiç yenemediği rakibi karşısında çok erken bir golle geriye düşmesine rağmen maçtan 1 puanla ayrılmayı başardı. Uğurcan Çakır maçın son bölümünde yaptığı kurtarışlarla alkış aldı. Sara, 90+4'te mutlak golü kaçırdı. Play-off hesapları son maça kaldı.
OKAN BURUK: DAHA AZ POZİSYON VERDİK
Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, maçın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Önemli bir karşılaşma oynadıklarını belirten Buruk, "Seyircimizin bu tür maçları beklediğini, bu atmosferi yapmak için çok büyük çaba sarf ettiklerini her zaman biliyoruz. Çok güzel bir atmosfer vardı. Takımla birlikte hareket ettiler. Karşımızda çok dinamik, çok atletik, top onlardayken çok hızlı oynayan, savunma arkası koşuları yapan, çok hızlı oynayan bir takım vardı. Her zaman size tehlike yapabilecek bir takımdı. Erken gol yememiz ilk başta bizi düşürdü ama devamında golü bulduk hem topa çok sahip olduk. İkinci yarı biraz daha dengeli başladık. Daha az pozisyon verdik. Maçın son bölümünde kendi kalemize çekildiğimiz yerler vardı." diye konuştu.

DIEGO SIMEONE: BEN SADECE FORVETE ODAKLANMIYORUM
Mücadelenin ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Atletico Madrid Teknik Direktörü Diego Simeone, "Şu an bizim kat ettiğimiz yol bu şekilde. Bazı maçlarda beraberlik kaçınılmaz olabiliyor. Futbol budur. Takım da ilk yarı inanılmaz oynadı. İki gol pozisyonumuz vardı. Kendi kalemize gol attık. İkinci yarıda pozisyon oluşturmaya devam ettik ama rakibimiz iyileşti. Özellikle tehlikeli kornerler kulandılar. Son pozisyonda maçı kazanabilirlerdi. Ama takımım güzel oynadı, ofansif oynadı. Ben sadece forvete odaklanmıyorum. Diğer oyuncularımız da gerek gol atma gerek diğer çabaları ortaya koymaları gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Maçın ardından FANATİK yazarları köşe yazılarında Galatasaray yorumlarını paylaştı. Usta isimler özellikle Sarı Kırmızılılar'ın güçlü rakibi karşısında ortaya koyduğu mücadeleye övgü dolu sözler geldi.

100 MİLYON EURO'LUK GOLCÜN VARSA HER ŞEY DEĞİŞİR / BURAK ÖZDEMİR - FANATİK
Galatasaray Süper Kupa'da alınan mağlubiyet ve ardından Gaziantep FK ile 1-1 berabere kalınan lig maçlarının moral bozukluğuyla Şampiyonlar Ligi arenasına çıktı. Takımın yeniden toparlanmaya başladığı bir dönemde alınan bir puan çok değerli olsa da bence asıl mutlu eden durum sahadaki oyuncuların performansı ve eskisi kadar iştahlı oyunu olmalı.

OYUNU DEĞİŞTİREN ADAM OSIMHEN
Galatasaray, Osimhen'in yokluğunda ileri uçta eski halinden çok uzak olan Mauro Icardi ile oynuyor, ancak sistemde bir değişiklik yapmıyordu. Ön alanda agresif baskı yapmak isteyen Galatasaray için Icardi'nin durumu bir yük haline gelmişti. Ancak dün geceki gibi sürekli arayan, basan, kovalayan Osimhen Galatasaray'ın oyununu da kendine getirdi. İşte 100 milyon Euro'luk golcünüz varsa oyununuz böyle siyahla beyaz gibi bir anda fark edebiliyor. Osimhen'in dışında Leroy Sane ve Roland Sallai'ye de kesinlikle artı parantez açılmalı. Takımın sahada başı dik durmasını sağlayan isimler oldular.

GECENİN KÖTÜSÜ BARIŞ ALPER'Dİ
Sahada Galatasaray adına performansı vasatın epey altında kalan isimse Barış Alper Yılmaz oldu. Yunus Akgün'ün nefis pasında topu çok müsait bir pozisyonda filelere gönderebilecekken farklı şekilde auta attı. Aynı Şampiyonlar Ligi'nin ilk maçı olan Frankfurt maçında olduğu gibi. Oyunun çok büyük bölümünde etkisiz kaldı. Bir an evvel toparlanmalı. Çünkü Noa Lang'ı taşıyan uçak her an kalkabilir.

Galatasaray her ne kadar bir puan almış olsa da uzun bir aradan sonra oyunuyla taraftarlarına ve rakiplerine etkili bir mesaj verdi. Şimdi oyuncuların maç seçip seçmediğini Fatih Karagümrük maçında göreceğiz.

KOŞUYA KOŞ, GÜCE GÜÇ! / CEM DİZDAR - FANATİK
Başlangıcı tedirgin edici olsa da "koşuya karşı koşu’", "güce karşı güç" koyan Galatasaray golün ardından önce oyunu dengeye getirdi ardından da skoru. Özellikle orta sahada Lucas Torreira’nın yüksek enerjisine sağ kanattan katılan Roland Sallai’ye sol taraftan benzer oranda katılım olabilseydi daha farklı bir ilk yarı izleyebilirdik. Davinson Sanchez’in stoper değil de orta saha karşılayıcısına döndüğü anlarda savunma tandemini güvenlik unsuru olarak Mario Lemina tamamlayınca Atletico iyice etkisiz göründü. Lakin 30. dakikalara doğru hayli yükselttiği tempoyu haklı olarak düşürdü Galatasaray. Ev sahibi rölantiye geçince Atletico da top kullanımında rahatladı. Tempo vardı ama karşılıklı dengelenen oyunda gol pozisyonu sayısı ilk devre boyunca sınırlıydı.

KRİTİK PUAN
İkinci devre ilkinin aksine güçten iyice düşmüş görünen Galatasaray’ı ısrarla geri koşturmaya başladı Atletico. Artık topu kontrol eden de, istediği gibi çeviren de deplasman takımıydı. Artık iş "fırsat kollama"ya kalmış görünüyordu ki, oyuna Yunus Akgün yerine giren Gabriel Sara’nın 70. dakikada başlangıcını organize ettiği atak Galatasaray’ın son bölüm planının başlangıcı olabilir miydi acaba? Meğer onlar takım olarak alanı doğru savunduktan sonra son dakikalara sığacakmış. Uzatmadaki baskı ve ataklardan galibiyet golü gelmedi ama o kritik 1 puanı almayı başardı Galatasaray. Ancak İspanya’daki tren kazasında ölenler için yapılan saygı duruşunu 10 saniyede bitirmeye zorlayan tribün davranışıyla vicdanlar nezdinde kaç puan kaybedildi acaba?

DENGE FUTBOLU / SERKAN AKCAN - FANATİK
Galatasaray, Fenerbahçe’ye kaybettiği günden bu yana bir türbülanstan geçiyordu. Hafta sonu Gaziantep beraberliği Okan Buruk adına işleri zorlaştırıyordu ki, Atletico karşısında yenik duruma düşmesine rağmen tempoya karşılık vermesi, oyunu dengelemesi Galatasaray’ın umutlarını son haftaya bıraktı. Leroy Sane çok iyi bir ilk yarı oynadı. 3 gün önce Gaziantep’e karşı vasatın altından kalmamış gibi sahanın en dirisi, en etkilisiydi. Beklenti ötesinde oynadığı düşündürten ise Sallai’nin kademesine gelmesi, hatta bayağı bek kadar derine inmesi oldu. Sahada maçı onun kadar yaşayan başka bir takım arkadaşı yoktu. Okan Buruk, İlkay’i yedek bırakıp Yunus’u 11’de kullanarak Lemina ile Torreira merkezinin önündeki baskı kalitesini artırmak, bu baskıyla kazanılacak topları driplingle blok arkasına indirmek istedi. Ama Yunus’in kendisi Atletico Madrid’li futbolcuların baskısına maruz kalınca topu kullanmakta zorlandı. 65’te Sara girip Yunus çıktıktan sonra Galatasaray baskıyı artıramadı ama en azından Lemina-Torreira ile ön bölgeye doğru bağlantılar yaptı. Ne var ki, Atletico’ya karşı ikinci yarı oynanan futbol beraberliğe yetmiş olsa da tatmin edici olduğunu söylemek zor.

ÇOK İYİ BASKI
Galatasaray ikinci yarıda oyunun inisiyatifini rakibine kaptırdı, Atletico oyunun son 20 dakikasında baskısını fazlasıyla artırdı. Abdülkerim ve Lemina cansiparane bir performans ortaya koyup, Uğurcan kalesinde devleşmese işler Diego Simeone’nin istediği noktaya gidebilirdi. Zira Galatasaray fiziksel açıdan ayakta kaldı, düşse bile hemen ayağa kalktı. Ama tüm bu denge oyununa rağmen Atletico sahanın her yerinde o kadar iyi baskı yaptı ki, Galatasaray ikinci yarıdaki ilk isabetli şutunu 90 artı 4. dakikada atabildi. Bu beraberlik Galatasaray’ın umutlarını taze tutmaya yetebilir. Son hafta City’ye karşı Galatasaray’ın ne yapacağı elbette çok önemli ama rakiplerinin yarın ve son maçta neler yapacağı da aşırı önemli.

KARA BULUTLARI DAĞITTI / TUNÇ KAYACI - FANATİK
Açıkçası Galatasaray’ın karşısında kompakt bir rakip vardı. Nitekim ilk 45 dakika bunu çok net gördük ama Galatasaray‘ın hakkını yemeyelim erken bir gol yemelerine rağmen demoralize olmadan kafa kafaya bir mücadele sergilediler. Hücum yaparken geri dönüşlerde zaman zaman sıkıntı yaşadık ancak savunmada Sanches, Abdülkerim ve Lemina kritik kademeler yaparak 2. bir gole geçit vermediler. Sallai ve Sane ikilisi sağ kanadı iyi kullanırken aynı şeyi sol kanatta Eren ve Barış Alper ikilisinde aynı seviyede göremedik. Her şeye rağmen ilk yarı biterken Yunus’un nefis asistinde Barış Alper’den iyi bir şut çıksa soyunma odasına önde de girebilirdik.

İkinci yarıda oyunun büyük bir bölümünde topa hakim olan taraf Galatasaray özellikle kontrollü hücum denemeleri yaptı. Özellikle topu rakibe vermeyerek iyi pas yapan rakibimizin ritmini bozduk. Orta alanda Torriera ve Lemina ikilisi etkili baskılar yaptılar ve dengeli performansları takımı oldukça rahatlattı. Tabi ki bu tür tecrübeli kaliteli ayaklara sahip takımlara karşı full konsantre oynamanız gerekli. Son bölümde İspanyol ekibi vitesi yükseltince baskı yedik ve zorlandık; hatanın telafisi olmayan dakikalardaydık. Ancak inanılmaz hatasız bir savunma yaparken son saniyelerde Sara ile mutlak bir golü değerlendirsek tadından yenmezdi. Sonuçta almamız gereken çok çok kiritik puanı almayı başardık. Avrupa’nın en çok koşan takımlarından birisi olan Atletico Madrid karşısında alınan beraberlik aynı zamanda Galatasaray adına üzerindeki kara bulutların dağılması demekti… Demek ki Torreira ve Osimhen sahadaysa Galatasaray adına işler yolunda demektir.

GALATASARAY'IN PİRUS ZAFERİ / HAMİT TURHAN - FANATİK
Aslında ortada zafer filan da yok ya; malumunuz üzere! La Liga'nın 4.'sü, Şampiyonlar Ligi'nin ise 12.'si Atletico Madrid karşısında kendi sahanda zar zor bir puan aldıysan bunu başarı olarak addetmek, ancak Jose Saramago'nun 'Körlük' kitabında tasvir ettiği distopyada yaşıyorsan mümkün olabilir. Onun dışında kendini kandırırsın!

POZİSYONA GİRMEDEN BERABERLİĞİ YAKALADILAR
Ben şahsen bu maçtan asla üç puan beklemiyordum. Hatta Galatasaray'ın alacağı bir puanın bile büyük bir başarı olacağını ve yüzde yüze yakın bir oranda Sarı-Kırmızılı takımı Play-Off turuna taşıyacağını düşünüyordum. Nitekim düşündüğüm gibi de oldu. Şimdilik! Maç başlar başlamaz Atletico Madrid ile Galatasaray arasındaki kalite farkını gördük. Doğal olarak da Galatasaray çok erken bir golle geriye düştü. Bu aslında Sarı-Kırmızılı takımın normalde havlu atması anlamına geliyordu. Çünkü Simeone’nin Atletico Madrid’i karşısında geriye düştün mü maçı çevirmen çok zordur. Ama öyle olmadı. Galatasaray’ın şansı yaver gitti. Doğru dürüst pozisyona giremeden rakibin kendi kalesine attığı golle skoru eşitledi. Bu, maçın skoruna yönelik bir kırılma anıydı.

BARIŞ VE YUNUS'UN İSTİKRARSIZLIĞI BÜYÜK SORUN
Atletico Madrid'in üstünlüğüyle geçilen ilk 45 dakikanın Galatasaray açısından en ümit verici yanı, Cim Bom'un, başta Yunus, Barış ve Eren olmak üzere bazı futbolcuların gerek fizik gerekse mental yetersizlikleri nedeniyle zayıf kalmalarına karşın sahada sergiledikleri üst düzey mücadele gücüydü. Bu mücadele, Galatasaray'ı oyunda tuttu. Gerek Ali Sami Yen tribünlerini dolduran taraftarlarda gerekse televizyon başında maçı takip eden milyonlarca seyircide en büyük beklenti Okan Buruk'un en azından bir değişiklik yaparak ikinci yarıya çıkacağı yönündeydi. Lakin, öyle bir şey olmadı. Okan Hoca'yı tanıyanlar için de bir sürpriz değildi tabii böylesine bir tasarruf! Sonuçta ne kadar dökülen oyuncu olursa olsun 60. dakikaları beklemesi gerekiyordu hocanın ve o da öyle yaptı!

SARA'NIN OYUNA GİRMESİ DENGEYİ SAĞLADI
Nihayet, henüz düzelmeyen sakatlığının da etkisiyle kendi performansının yarısı kadar bile oynayamayan Yunus'un yerine Sara'yı aldı ve oyunun dengesini değiştirdi Okan Buruk. Galatasaray zaman zaman Atletico'yu sahasına hapsetti. Ama yine de üretken değildi. Çünkü ezberlenmiş bir oyun şablonu yoktu. Elbette bu konu çok daha uzun bir yazının konusu ama Atletico Madrid'in oynadığı oyuna bakınca ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. Hoş, bu konuda da bana itirazlar olacaktır. Simeone'nin Atletico Madrid'de 14 yıldır teknik direktörlük yaptığı, dünyada compact futbolun, 4-4-2 şablonunun en iyi temsilcilerinden biri olduğu yönünde birçok argüman çıkarılabilir karşıma. Lakin, Okan Buruk da Galatasaray'da Türkiye ölçeğine göre çok uzun süre sayılabilecek, 4 yıldır hocalık yapıyor! Onun da şu ana kadar oyuncular tarafından ezberlenmiş bir oyun şablonu olması lazımdı! Ama neyse…

SAHANIN EN İYİLERİ UĞURCAN, ABDÜLKERİM İLE SALLAI'YDİ
Neyse, bu bahsi şimdilik burada kapatalım ve maçın ikinci yarısına bir mercek tutalım. Okan Hoca'nın değişiklik yapmadan çıktığı ikinci 45 dakikada Diego Simeone ilk bir saat dolmadan üç değişiklik yapmıştı bile. Daha genç ve daha diri oyuncuları sahaya sürdü. Başlangıçta başarılı da oldu. Ancak Torreria ve Lemina'dan oluşan Galatasaray orta sahası Atletico'nun bütün hücum hamlelerini boşa çıkaran bir majino hattı gibiydi. Bu ikiliye Sanchez ve Abdülkerim defans bloğu da ayak uydurunca İspanyol temsilcisinin gol üretmesi şansa kaldı... Bu isimlere elbette kaleci Uğurcan ile Sallai'yi de eklemeliyiz. Bence sahanın üç yıldızı vardı: Biri kaleci Uğurcan, diğeri Türkiye'de en çok hakkı yenen futbolcu olan Abdülkerim, bir diğeri ise Sallai'ydi.
