MENÜ

Formula 1'in güzelliği

Konuk yazarımız Fırat Keskin, hafta sonu yaşanan Türkiye Grand Prix'si heyecanını kaleme aldı.

12 Ekim 2021, Salı 12:01 Son Güncelleme:
- A +
Formula 1'in güzelliği

Türkiye GP’si, geçen sene olduğu gibi bu sene de sürpriz bir mücadele ve sonuç ortaya çıkardı. Formula 1’in güzelliği burada. Bu sporu sadece pist üzeri geçişlere ve mücadeleye indirgeyen bir grup var. Ama öyle değil. Pit stratejileri, pistin kuruma hızının yarışa nasıl etki edeceği, yağmur beklentisi, zeminin pilotları zorlaması gibi pek çok parametre arka planda kafaları meşgul ediyor.

Resim 1: Red Bull çok güzel bir livery ile piste çıktı.

Bu yarışta da öyle oldu. Ön taraftaki pilotlar birbiriyle pist üzerinde çok mücadele etmedi ve yarışa önden başlayan pilot yarışı önde bitirdi. Ama arka plandaki taktik olasılıklar yarış boyu kafalarımızı meşgul etti. (İstanbul Park’ta dokuzuncu yarışta, altıncı defa polden başlayan pilot kazandı.)

Şimdi taktiksel olarak neler oldu, biraz onları anlamaya çalışalım.

Pistin en hızlı takımı hangisiydi? Neden?

Mercedes. Bu hafta sonunun en hızlı takımı ilginç şekilde Mercedes’ti. Hatta yavaş virajlarla dolu son sektörde dahi Mercedes’in hızlı olması ilginçti. 

Bunda pek çok parametre rol oynadı. Zeminin yol tutuşunun beklenenden fazla düzelmesi, Mercedes’in yeni motorunun gücü ve Red Bull’un doğru ayarlarda zorlanması. Cuma günü antrenmanlardan sonra Red Bull kayıptı. Ferrari, hatta Alpha Tauri bile sıralamalarda neredeyse Red Bull’u zorlayacak gibi görünüyordu. Cuma günkü antrenmanlardan sonra Christian Horner, “Zemin beklenenden fazla yol tutuş sundu. Süspansiyonlarımız fazla yumuşak kaldı. Gece boyu çalışmamız gerekecek.” dedi. Süspansiyon sertliklerinin önemine yarıştan önceki hazırlık yazımda değinmiştim.

Aşırı düz zeminde lastikleri ısıtmak için süspansiyonlar biraz yumuşak ayarlanır. Nedeni, arabanın ağırlık merkezinin virajlarda biraz daha lastiklerin üzerine kayması, bu sayede de lastiklerin üzerindeki yükün artarak daha kolay ısınmalarını sağlamaktır. Ama Türkiye’deki gibi yıpratıcı yüzeylerde bu durum lastiklerin aşırı ısınmasına ve aşınmasına neden olur. Her neyse, Red Bull Cumartesi sabahki yağmur nedeniyle ideal ayarlara ulaşıp ulaşmadığını görme şansına sahip olamadı ve performans anlamında beklentilerin altında kaldı. 

Bu durum tüm yarışın gidişatını Mercedes lehine değiştirdi.

Ferrari yarışı kazanabilir miydi?

Cuma günkü antrenmanlar ve cumartesi günkü sıralamalardan sonra Ferrari’nin yarışı kazanmasının dahi mümkün olduğunu söyleyenler oldu. Ferrari’nin elektriksel verimlilik anlamında güncellenmiş motorundan beklenti çok fazlaydı. (Söylentiler 8-9 beygir civarında güç kazanıldığı yönünde.) Sainz’ın tırmanışı da aslında kısmen bu beklentileri karşılar nitelikte.

Resim 2: Ferrari’nin podyuma çıkması gereken bir yarıştı.

Fakat normal bir yarış akışında Ferrari’nin yarışı kazanması mümkün değildi. Yine de Ferrari, bu hafta sonunun üçüncü gücü olarak podyuma yakındı. Leclerc, ilk pitlere kadar Verstappen’ı yakın mesafeden takip ederek üstüne düşeni yaptı. Leclerc’in, Verstappen’ı bu kadar uzun süre takip edebilmesinin nedeni, Ferrari’nin hızlı olmasından ziyade Verstappen’ın ve Bottas’ın lastiklerini koruma çabasıydı. Takımların lastikleri koruma çabası yarışın temposunu düşürürken, farkların açılmasını engelledi.

Öndeki pilotların birbirini kollayarak devam ettirdiği düşük tempo otuz altıncı tura kadar devam etti.

Ön gruptan pit yapan ilk pilot Verstappen idi. Mercedes, Verstappen’ın pitine hemen Bottas ile karşılık vererek kendisini güvence altına aldı. Leclerc ise beklemeyi tercih etti. Leclerc’in telsizinden, “Yarışın sonuna kadar gidebilir misin?” sorusu duyuldu. Leclerc, “Devam edebileceğimi düşünüyorum.” diye yanıt verdi. O dakikadan itibaren Leclerc’in mücadelesi lastiklerini koruyarak yarışı kazanmak üzerineydi.

Ancak hemen 3 tur içinde Leclerc bu şansını harcadı. 39. turun başında start düzlüğünde lastiklerini kilitleyerek büyük bir yanık bölge oluşmasına neden olan Leclerc’in bu lastiklerle yarışın sonunu görmesinin imkansızlığı belli oldu. Ayrıca Leclerc’in bu hatası ona 2,5 saniyeye mal oldu.

Birkaç tur sonra Bottas’a geçilen Leclerc ikinci sıradayken pite gelerek lastik değişimi yaptı ve yapmamış Hamilton’ın ardından dördüncü olarak piste döndü. Hamilton’ın pit yapması durumunda yine podyuma çıkacak gibi görünüyordu. Ama önünde bir engel vardı.

Hava sıcaklığının düşük olması nedeniyle “geçiş lastikleri” yeteri kadar çabuk ısınmadı. Bu nedenle özellikle yeni lastiklerin takıldığı ilk turlarda lastiklerini zorlayan pilotlar topaklanma (graining) sorununu o da yaşadı. Topaklanma nedeniyle yol tutuşu kaybeden pilotlar sorun aşılana kadar tempolarını düşürmek zorunda kaldılar.

Leclerc de aynı şekilde topaklanma sorunu çözülene kadar temposunu kaybetti ve bu süreçte yerini ve podyumu Perez’e kaybetti. Sonuç olarak geç yapılan pit, bir blokaj ve topaklanma sorunlarının toplamı Leclerc’e podyumu kaybettirdi.

Hamilton pit yapmalı mıydı?

Hamilton, motor cezasıyla on birinci sıradan başladığı yarışta bir ara podyuma kadar çıkmayı başardı. Temposu iyi, geçişleri dengeli ve risksiz, yarışı hatasızdı.

Ancak onun da kaderini belirleyen pit stratejisi konusunda verdiği hatalı karardı. Hamilton, aynı geçen sene olduğu gibi geçiş lastiklerini tamamen slick lastiklere dönüştürdü. Rakipleri pit’e girip çıktıktan hemen 4 tur sonra, 41. turda duvar yönetimi Hamilton’ı pit’e çağırdı. Hamilton, lastiklerinin iyi olduğunu söyleyerek pit’e gelmedi. Gerçekten de temposu çok iyiydi. Yarışın 45. turunda Hamilton hem Bottas’tan hem de Verstappen’dan 0,8 saniye daha hızlıydı. Fakat kırk altıncı turdan itibaren görüntü değişmeye başladı. Arkadaki Perez hızlandı ve tur derecelerini geliştirdi. Paniğe kapılan kenar yönetimi Hamilton’ı birkaç defa daha pite çağırdı. Kenar yönetimine uzun süre direnen Hamilton en sonunda elli birinci turda pite gelerek yeni lastiklerini taktı.

Resim 3: Hamilton’ın lastikleri bitmişti. Ama yarışın sonunu getirebilirdi bence.

Yeni lastiklerini takar takmaz ilk turda tempo yapmak isterken lastiklerinin topaklanmasına neden oldu. Böylece tur dereceleri düştü ve arkasındaki Gasly’nin radarına girdi. Son iki turda yeniden toparlanarak yarışı beşinci bitirmeyi başardı.

Mühendisler geç pit stop’ı, “Yağmur yağacak diye düşündük. Yağmur yağsa Hamilton savunmasız kalırdı. Ayrıca Hamilton’ın lastiklerinin karkası ortaya çıkmıştı. Lastik hasarından endişelendik. Bir endişemiz de Ocon gibi yarışın sonlarında lastiklerin iyice aşınarak yedinciliğe kadar gerilemesiydi.” dediler.

Ancak bence pit kararı yanlıştı. Çünkü Hamilton özellikle ıslak ilk sektörde rakiplerine 0,7 saniye kaybetse de diğer sektörlerde iyi dereceler yapıyordu. Orta sektörün daha kuru olması ve bu sektördeki uzun arka düzlük sayesinde hala rakiplerinin seviyesinde turlar çıkarabiliyordu. Ayrıca son sektördeki yavaş virajlardaki dereceleri de rakipleriyle benzerdi.

Bence son 8 turda, Perez ve Leclerc ile arasındaki on bir saniyelik farkı koruyacak temposu vardı. Onlara geçilse bile mevcuttaki beşincilikten daha kötü bir derece almazdı. Aynı Rusya’da olduğu gibi dramatik pit kararlarının damga vurduğu bir yarış geçirmiş olduk.

Lewis’in yarışı daha üst sıralarda bitirememesinin diğer nedenleri Perez’in ve Tsunoda’nın başarılı savunmalarıydı. Hamilton bu iki pilotla mücadelesi sırasında hem çok zaman kaybetti hem de lastiklerini yıprattı. Bu sayede en öndeki ikili daha rahat bir yarış çıkardı. Perez’in yarıştan sonra Max’e, “Bana iki shot tekila borçlusun, Lewis’i arkamda tuttum.” demesi kaçan podyumun özeti gibiydi. Yine Tsunoda’nın Türkiye GP’sinden sonra, “Lewis ile mücadelemden keyif almak çok önemli değildi. Amacım Lewis’i arkamda mümkün olduğu kadar uzun tutmaktı. Max’in ve Red Bull’un şampiyon olmasını istiyorum.” demesi de şampiyonluk mücadelesi açısından önemli. 

Vettel neden slick lastik taktı?

Pazar günkü yarışta Vettel’in slick lastikleri takması pek çok insanı şaşırttı. Ama bence de denemeye değer bir riskti. Yarışın ortasına gelindiğinde Vettel’in lastikleri pratikte slick lastiklere dönmüştü. Rakiplerine karşı devamlı zaman kaybeden Vettel pite gelecekti. O noktadan sonra yağmur beklenmediği için ve Vettel’in lastikleri hali hazırda slick görünümünde olduğu için bu riski almaya karar verdiler.

Ancak işler bekledikleri gibi gitmedi. Lastiklerin sıcaklığı daha pit yolundayken bile aşırı derecede düştü. Bu nedenle lastiğin üzerinde yer alan ince, parlak silikon katman lastikten sıyrılmadı. Lastikler ısınmayınca kauçuk gerekli yol tutuşu da sunmadı. Böylece Vettel’in yarışı da pratikte bitmiş oldu. Bence hava sıcaklıkları biraz daha yüksek olsa veya havadaki nem biraz daha az olsa, çalışabilecek bir stratejiydi.

Alfa Romeo puan alabilir miydi?

Yarıştaki diğer ilginç olay Kimi – Giovinazzi çekişmesiydi. Kimi, pit’ten sonra takım arkadaşından tur başına ortalama 2,0 saniye daha hızlıydı. Yarışın bitmesine 8 tur kala Giovinazzi’nin telsizinden, “Kimi senden çok hızlı. Ya hedef zamanı tuttur ya da Kimi’ye yol ver.” cümlesi duyuldu. Giovinazzi, Kimi’ye yol vermeyi reddederek önde kalmayı sürdürdü. Bu diyalog geçtiğinde Ocon ile Kimi arasında 20 saniyeye yakın fark vardı. Fakat Kimi, Ocon’dan tur başına 4 saniyeden fazla hızlıydı.

Giovinazzi’nin bu inadı Alfa Romeo’ya çok değerli bir puana mal olurken önümüzdeki sezon için kendi koltuğunu da zora soktu. Alfa’nın alamadığı puan, Ocon’un hanesine başarı olarak yazılmış oldu.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...