MENÜ

Formula 1 - Monaco GP Değerlendirmesi

2022 Formula 1 sezonu Monaco Grand Prix'si ile devam etti. F1 tarihinin en önemli ve ikonik yarışları arasında gösterilen Monaco GP'si etkili olan yoğun yağmur nedeni ile gecikmeli olarak başlarken olaylı yarışta damalı bayrağı ilk sırada geçen Red Bull pilotu Sergio Perez, zafere ulaştı. Ferrari'den Carlos Sainz 2. olurken, podyumun son basamağını ise Max Verstappen elde etti. Yazarlarımızdan Fırat Keskin Monaco GP'yi kaleme aldı. İşte değerlendirmeleri...

31 Mayıs 2022, Salı 13:05 Son Güncelleme:
- A +
Formula 1 - Monaco GP Değerlendirmesi

Formula 1’de bir Monaco GP’si daha tartışmalar eşliğinde bitti. Hafta sonunun en hatasız ve hızlı pilotu şampiyonada önemli rakiplerine karşı puan kaybeden Leclerc’di. Monacolu pilot, kendi evinin bahçesinde çok arzuladığı galibiyete ulaşamadığı için oldukça sinirliydi.

Şimdi yarışın tüm kırılma anlarını, beklentilerin üzerinde ve altında kalan takımları soru yanıtlarla anlamaya çalışalım.

Ferrari neden hızlıydı?

Yarış hafta sonundan önce yaptığım tahminlerden biri Ferrari’nin kazanması gerektiği yönündeydi. Çünkü Ferrari tüm viraj tiplerinde ve özellikle de yavaş virajların çıkışlarında daha iyi araba. Red Bull ise düzlüklerde ve yüksek hızlı yön değişimlerinde iyi araba. Ancak Monaco’da ne uzun düzlükler var ne de yüksek hızlı yön değişimleri. Bu nedenle Red Bull’un Ferrari’ye üstünlük kuracağı bir alan yoktu. Sıralamaların son bölümünde kaza nedeniyle Leclerc’in turu kesilmeseydi, Leclerc sıralamayı en yakın rakibinin 0,6 saniye önünde bitirecekti. Bu fark, Monaco’da uzun zamandır görülmeyen bir farktı.

Ferrari nerede strateji hatası yaptı?

Salı akşamı yayınlanacak Fanatik Kokpit programında da bu konuya kısaca değindim. Ferrari ilk piti geç, ikinci piti erken yaptı. Monaco, geçişin neredeyse imkânsız olduğu bir pist. Bu nedenle pist üstü pozisyon çok önemli. Tüm bunlara ek olarak overcut’ın gücü, undercut’a göre daha fazla. Yani öndeki pilotlar, arkadaki rakiplerinin undercut yapması endişesini taşımadan yarışabiliyorlar. Ferrari hem overcut gücü hem de pist üstü pozisyonun önemi nedeniyle erken zar atmak istemedi.

Ancak yanıldılar. Bu hafta zemin ıslakken hızla kuruduğu için undercut çok güçlüydü. Bunu pistte geçiş lastikleriyle tur atan diğer arabalara bakarak anlayabilirlerdi. Pit yapmak için sadece 1 tur geç kaldılar. Perez on yedinci turda pitten çıktığında Leclerc-Perez farkı 27 saniyeydi. Perez’in toplam pit süresi 24,4 saniyeydi. Perez’in lastikleri soğuk olduğu için ilk başlarda çok tempo yapamadı, Leclerc başa çıkabiliyordu. O nedenle Leclerc hemen bir sonraki turda pit yapsa Perez’in önünde piste çıkacaktı. Ama Ferrari uyudu. Uykunun bedeli Leclerc’in liderliği kaybetmesi oldu.

Fakat her şey bitmiş değildi. Çünkü pist kurumakta ve bir lastik değişimi daha zorunlu görünmekteydi. Geçiş lastiklerinden kuru zemin lastiklerine geçilecekti. Ferrari burada undercut yaparak liderliği alabilirdi. Bu yaklaşımla Ferrari hemen 3 tur sonra Leclerc’i tekrar pite aldı. Leclerc, Perez’in sadece 1 saniye arkasındaydı. Undercut deneyeceklerdi. Sorunsuz bir pitin ardından Leclerc piste çıktı. Fakat Ferrari burada 1 tur daha beklemeliydi. Çünkü Leclerc hem trafiğin içinde piste döndü hem de McLaren pilotu Norris’in ardında. Ferrari pit ekibi, Norris’i hesaba katarak pit yapmalıydı. 1 tur sonra pit yapsalardı, Leclerc Norris’in önünde piste dönecekti.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de 1 tur geriden gelen Albon takoz olmaya karar verdi. Albon, Ferrari pilotu Leclerc’e tam 1 tur boyunca yol vermedi. 16 farklı noktada sallanan mavi bayrağa rağmen. Leclerc bu turda Albon’un arkasında 4 saniye kaybetti. Albon’a ne bir uyarı gitti ne de bir ceza çıktı. Leclerc, bir sonraki turda Latifi’ye (o da Williams pilotu) tur bindirirken 1 saniye daha kaybetti. Tüm bu karmaşa bittiğinde Leclerc kendisini dördüncü sırada buldu.

Akşam Albon ve Horner aynı arabayla pistten ayrılırken oldukça mutlulardı. Elbette bu tip hareketler ve fotoğraflar kaçınılmaz olarak komplo teorilerini tetikler.

Yarışın gidişatını etkileyen hakem kararları nelerdi?

Sanırım yarış direktörü koltuğuna oturan aklı başında insanlar zamanla izlenme sayıları ve sporun kuralları arasında bir tercih yapmak zorunda bırakılıyorlar. Çünkü kuralları ezbere bildiğini bildiğimiz, başka serilerdeki olağan üstü yönetimiyle tanıdığımız yeni yarış direktörü de salıverdi gibi bir izlenim var.

Cidde’de füzeler yağarken seansların düzenlenmesine itiraz etmeyen yarış yönetimi, yağışlar konusunda aşırı hassas bir tutum sergiliyor. Yağmur, özellikle Monaco’da yarışa her zaman keyif katan bir unsurdur. Elbette riskleri var, ancak Damon Hill’in dediği gibi yarışlar kuru zeminde de yeteri kadar riskli.

Mesela seyrettiğim en iyi yarışlardan biri olan 1996 Monaco GP’si de böyle bir havada yapılmıştı. Acaba yarış ertelenir mi diye beklentisi olan pilotlar vardı. Damon Hill durumu şöyle hatırlıyor: “Aşırı şiddetli bir yağış vardı. Bernie Ecclestone grid’e geldi. Start ceplerinde duran ilk 5 aracın içine başını uzattı ve “Yarış zamanında yapılacak.” dedi. Biz de çıktık yarıştık.”. Bu hafta sonu ilk hata kısmen de 5 kırmızı lambanın bozulması nedeniyle startın ertelenmesi oldu. Ama eğer güvenlik endişesi vardıysa zaten hareketli startla (Rolling start) bu sorunun etrafından dolanmak mümkündü. En sonunda öyle yapmaya karar verdiler, ama karar çok geç verildi. Seyirciler Belçika 2021’i hatırlamadan edemediler.

İkinci hata yol verme konusunda isteksiz olan pilotlara aşırı müsamaha gösterilmesiydi. Pistin darlığı nedeniyle Monaco’da yol vermek zordur. Ama imkânsız değil. Bunun pek çok örneği vardı. Örneğin Albon’un, yarıştan sonra neden Leclerc’e yol vermediği sorulduğunda, “Yol vermemem her ikimiz için de daha hızlı stratejiydi.” cevabını vermesi ilginçti. Yani bir nevi mavi bayrakları gördüğünü, bilerek yol vermediğini itiraf etmiş diyebiliriz. Yarış yönetiminin buna tepkisiz kalması çok yanlıştı.

Yarış direktörünün ve hakemlerin son hataları da pit çıkışındaki çizgilerin kesilmesiyle ilgiliydi. Pit çıkışındaki çizgiler güvenlik açısından önemlidir. Çünkü pitten araçlar, pistteki araçlara göre daha yavaş bir tempoya sahiptir. Bu noktada pitten çıkan ve yavaş olan aracın hemen yarış çizgisine dönmesi bu çizgilerle engellenir. Pitten çıkan arabanın bu çizgilere temas etmesinin cezası 5 saniyedir (veya 5 saniyeydi).

Hafta sonu hem Perez hem de Verstappen pit çıkışındaki çizgiye temas etti. Yarış direktörünün yayınladığı Yarış Notları’nda (Event Notes) pilotların bu çizginin sağında kalması gerektiği net bir şekilde yer alıyordu. Ancak hakemler konuyu değerlendirirken yarış direktörünün yayınladığı Yarış Notları’nı dikkate almamaya karar verdi. Onun yerine Uluslararası Spor Yönetmeliğini (ISC) dikkate aldılar. Bu yönetmelikte pitten çıkan pilotların yarış çizgisini “geçmemesi” (cross) gerektiği yazıyor. Hakemler her iki pilotun da çizginin üzerinde olduğunu, ama çizgiyi geçmediklerini söylediler. Arabanın sadece küçük bir kısmının çizginin solunda olduğunu belirterek bunun geçme (cross) olarak değerlendirilemeyeceğini belirttiler.

Yoğun yağış veya kaos yarışları haricinde geçmişteki tüm uygulamalar bu değerlendirmenin tersi yönündeydi. Yoğun yağışta pilotun aracının kontrolünü tamamen kaybettiği durumlarda, eğer rakibin yarışı etkilenmiyorsa çizgiyle temasa müsamaha gösterilirdi. Ben de önce ceza gerekmeyeceğini düşündüm. Ancak daha dikkatli izlediğimde bu ihlalin zemin kuruduktan sonra gerçekleştiğini görerek fikrimi değiştirdim. Bu nedenlerle yapılan ihlaller cezalandırılmalıydı. Hakemler ise ihlali cezalandırmak yerine kelime oyunuyla konuyu geçiştirdiler.

Sonuç olarak Masi’nin ruhu aramıza döndü. Veya sistem o koltuğa oturanı Masi haline dönüştürüyor. Bilemiyorum.

Bu hafta çok fazla konu yazdığım için yazıyı çok uzatmamak adına burada kesiyorum. İkinci yazıyı da sizden gelecek sorular üzerine yazacağım.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...