MENÜ

Formula 1 – İngiltere GP’si Sonrası Güç Dengeleri

Formula 1 dünyasının en önemli isimlerinden biri olan Fırat Keskin, "Formula 1 – İngiltere GP’si Sonrası Güç Dengeleri" yazısıyla birlikte sizlerle.

23 Temmuz 2021, Cuma 15:43 Son Güncelleme:
- A +
Formula 1 – İngiltere GP’si Sonrası Güç Dengeleri

Formula 1’de güç dengeleri kısmen otursa da haftadan haftaya değişiklikler ortaya çıkıyor. Mühendisler devamlı arabalar üzerinde çalıştıkları için her hafta arabalardaki farklı potansiyelleri keşfediyorlar.

Bu sezon, rüzgar tüneli saatleri ve geliştirme bütçeleri sınırlandığı için takımlar daha verimli çalışmak mecburiyetindeler. Pilotların geri bildirimleri ve eskisinden daha sıkı çalışmaları o nedenle daha önemli bir hal aldı. Artık pilotlar da mühendisler kadar sıkı çalışarak daha doğru parçaların geliştirilmesinde ve üretilmesinde pay sahibi olmak zorundalar. Çünkü az önce de belirttiğim gibi eskisi sınırsız bütçeler ve rüzgar tüneli saatleri yok.

Üstelik önümüzdeki sene gelecek yeni devrimin çalışmaları da takımların üstündeki baskıyı artırıyor. 2008’de Ferrari-McLaren kapışması, 2009 senesindeki yeni aerodinamik kurallara adaptasyonlarını ve KERS’le yaşanan devrimi kaçırmalarına neden olmuştu. O sezonu Brawn GP kazanmıştı. Yine 2012 ve 2013 şampiyonluk mücadeleleri Red Bull’u ve Ferrari’yi o kadar yormuştu ki, her iki takım 2014 hibrit devrimi kaçırdı. Takımlar, bu sene verdikleri mücadelenin önümüzdeki seneyi etkilemesine izin vermemeliler.

Sonuç olarak, artık pilotların da çok çalışması, arabadaki en küçük bir performansın keşfedilip ortaya çıkarılması gereken bir dönemdeyiz. O nedenle Alonso, İngiltere GP’sinden hemen sonraki gün, fabrikaya giderek Macaristan GP’si için simülatöre oturdu. Hamilton, İngiltere GP’sinin ilk antrenmanlarından 2 saat önce simülatördeydi. Simülatörden kalkıp ilk antrenmanlara geldi. Vettel, yarış sırasında alçak uçuş yapan helikopterin, arabasının dengesini etkilediğini, arabanın neden bu kadar hassas olduğunu simülatörde anlamaları gerektiğini söyledi.

Yeni dönem Formula 1’de herkes çok çalışmalı.

Tüm bu çalışma içinde güç dengeleri az da olsa değişiyor. Şimdi son duruma bakalım.

Red Bull

Hala pistin en iyi arabası Red Bull. Verstappen’ın da itiraf ettiği gibi bu haftaya özel sınırlı antrenman süresi nedeniyle arabaya yanlış ayar yaptıkları için düzlüklerde zayıflardı. Ama buna rağmen tur derecesi anlamında en iyi araba Red Bull’du.

Red Bull’un zayıf olduğu tek seans sıralamalarda Q2 ve Q3’tü. Bu süreçte Verstappen bolca önden kayma yaşadığını söyledi. Bu söylem, Mercedes mühendislerinin, “Tur derecelerimiz iyiydi, çünkü turlarımızı temiz havada attık.” açıklamasıyla da uyuştu. Uzun ve hızlı virajlar, yavaş virajlara göre daha fazla kirli hava (wake) yarattığı için arkadaki arabalar bu tip pistlerde kirli havadan daha çok etkilenir. İngiltere böyle bir pist. Bolca uzun ve hızlı viraja, yüksek hızda yön değişimlerine sahip pistte, öndeki arabayı takip etmek daha zor. Red Bull’un Q2’de ve Q3’te önden kayma yaşamasının temelinde de piste çıktıkları zamanlama rol oynadı.

Onun dışında Red Bull tüm hafta boyunca rekabetçiydi. Aerodinamik anlamda her piste uygun, mekanik dayanıklılık olarak da sorunsuz olan Red Bull’un önünde bu sene pek bir engel yok gibi.

Mercedes

Mercedes bu hafta sonu farkı biraz daha kapatmış gibi göründü. Ama yine de bunu değerlendirmek için erken. Çünkü bu pist, yapısal olarak aslında Mercedes için biçilmiş kaftandı. Buna rağmen hem tek turda hem de yarış temposunda Red Bull’un 0,1 saniye gerisindeydiler. Yani Mercedes’e uymayan bir pistte, mesela Macaristan’da, bu fark yeniden açılabilir.

Mercedes’in güncellemelere rağmen geride kalmasında yeni lastiklerin de payının olduğunu düşünüyorum. Omuzları yapısal olarak güçlendirilmiş lastiklerin lastik ısıtma sorunu yaşayan arabaları daha çok zorlayacak bir yapıya sahip olacağını önceden yazmıştım. Geride kalmalarının temelinde bu lastikler de olabilir.

Özellikle tek turda lastikleri ısıtmada zorlanan Mercedes, bundan sonraki bazı yarışların sıralamalarında Ferrari ve/veya McLaren’ın da gerisinde kalabilir düşüncesindeyim. Özellikle yavaş virajların yoğun olduğu pistlerde. Bir ihtimal son güncellemelerde ortaya çıkarılamayan bir potansiyel varsa, oradan fayda sağlayabilirler. Onun haricinde bu sezon işleri çok zor.

Son olarak motorlardaki performans güncellemeleri yasak olduğu için motor tarafından da bir katkı gelemez. Ayrıca motor fabrikası mühendislerinden biri içten yanmalı motorda zaten sınırda olduklarını açıkladı. Bir ihtimal elektriksel olarak biraz optimizasyon yapılabilir. Ama o da 0,1 saniye bile fark etmeyecektir.

Ferrari - McLaren

İki ezeli rakip arasında mükemmel bir mücadele var. Eski zamanlardaki kapışmalarını andıran mücadelenin üçüncülük için yapılıyor olması, o mücadelenin değerini düşürmemeli.

Bazı yarışlarda McLaren öne geçerken, bazılarında Ferrari daha iyi performans gösteriyor. Geçtiğimiz hafta sonu ibre Ferrari’den yana döndü.

Silverstone, neredeyse Monaco’nun tersi yapıda, anti Monaco. O nedenle Monaco’da hızlı olan Ferrari’nin, Silverstone’da da hızlı olması çok değerliydi. Bu yarış gösterdi ki, araba her pistte iyi performans gösterecek yapıda. Bu anlamda Ferrari’yi, Red Bull’a benzettim. Fransa başta olmak üzere 1-2 yarıştaki kötü performansları daha çok arabayı sıralamada hızlı yapma çabalarıyla ilgiliydi. Arabayı sıralamada hızlı yapmak üzere ayar yapmak yerine yarışa odaklanınca her şey düzeldi.

McLaren, Ferrari gibi değil. McLaren bazı tip pistlerde zorlanıyor. Mesela Macaristan’da zorlanmalarını bekleyebiliriz (Macaristan’a bir güncelleme getiriyorlar, durum değişecek mi göreceğiz). McLaren İngiltere’de Ferrari’nin gerisinde kaldı. Yüksek motor gücüne ve İngiltere’nin kendilerine uygun bir pist olmasına rağmen Ferrari’nin gerisinde kalmaları, gelecek yarışlarda, üçüncülük mücadelesinde terleyeceklerinin bir göstergesi.

Alpine – Aston Martin

Bu hafta sonu Aston Martin’in, Alpine’in önünde olmasını bekliyordum. Alpine’in daha iyi bir araba olmasına rağmen Aston Martin’in gerisinde kalmasını beklememin nedeni, Aston Martin’in yüksek motor gücüne sahip olması ve pistin uzun dingil mesafesine uygun viraj tipleriydi. Ancak Alpine hem sprint yarışta hem de ana yarışta Aston Martin’i geçmeyi başardı.

Yine de Alpine’in aslında pilotlarıyla fark yarattığını ve bu yarış için az da olsa Aston Martin’in gerisinde olduğunu söyleyebilirim.

Alpine’in sprint yarıştaki başarısının Alonso’nun yumuşak lastik seçimi ve üst seviye pilotajıyla ilgili olduğunu söylemeliyim. İlk turda, daha çabuk ısınan yumuşak lastikle o kadar iyi yol tutuş yakaladı ki, ilk turda altı pilot birden geçti. Norris’i, Copse virajında dışarıdan geçerken içeride rakibine bıraktığı alan zekasının göstergesiydi. Henüz sprint yarıştan sonraki Tweet’imde rakiplerine bıraktığı alandan övgüyle söz etmiştim. O virajda dikkatli olunmadığında ne olduğunu ertesi gün Hamilton-Verstappen mücadelesi bize gösterdi.

Alpine’in yarıştaki başarısını ise yine Alonso’nun harika startına ve müthiş DRS taktiğine bağlıyorum. Alonso, arkasındaki rakiplerin tur zamanı olarak biraz daha hızlı olduklarını ama onu düzlükte geçebilecek “son hız farkına” sahip olmadıklarını biliyordu. Ayrıca onu yakından takip edenlerin, bu takip nedeniyle lastiklerini süratle yıpratacaklarını da biliyordu. O nedenle onları

DRS mesafesinde tuttu, rakiplerinin lastiklerini bitirmelerini sağladı. Sonra da farkı açtı. Bu sporda zekanın ne kadar önemli olduğunu tekrar gösterdi.

Alpine’in, yarışı Aston Martin’in önünde bitirmesinin son nedeni de Vettel’in start anındaki spiniydi. Sonuç olarak Aston Martin bu pistte biraz daha hızlı arabaydı ama sezon başından beri yazdığım konu burada da kendisini gösterdi. Orta sıralardaki takımlar birbirine o kadar yakın ki pilotların ve takımların günlük performansları yarış sonuçlarına doğrudan etki ediyor. En küçük bir hata, hatayı yapan takımı orta sıranın sonuna atıveriyor.

Alpha Tauri – Alfa Romeo – Williams

Sezona üçüncü güçlü araba olarak başlayan Alpha Tauri’nin şanssızlığı devam etti. Styria GP’sinde Leclerc ile teması, İngiltere’de lastik patlatması Gasly’yi puan barajının dışında bıraktı.

Sezonun bu noktasından sonra Alpha Tauri’nin biraz daha geriye düşmesini bekliyorum. Bu beklentimin nedeni, yüksek tempodaki şampiyonluk yarışı. Şampiyonluk yarışıyla Alpha Tauri’nin ne ilgisi var diye düşünebilirsiniz. Ama var.

Alpha Tauri, Red Bull’un “B“ takımı olduğu için Red Bull önümüzdeki sezonun arabasıyla ilgili hazırlıkların bir kısmını onların üzerine yıkacaktır. Çünkü Red Bull bu sezonki şampiyonluk yarışına fazlasıyla odaklanmış durumda ve devamlı geliştirmelerle şampiyonluk mücadelesini canlı tutmak istiyor. Bu sırada da önümüzdeki senenin arabasını arka plana atıyor.

Önümüzdeki senenin arabasına katkıda bulunma görevini alan Alpha Tauri de rüzgar tüneli süresi ve geliştirme bütçeleri sınırlı olduğundan, yakın zamanda bu sezonun arabasını geliştirmeyi bırakarak, önümüzdeki senenin çalışmalarını yapacaktır. Hem kendi arabası için hem de Red Bull’un aracı için.

Alfa Romeo, sezona umut vadederek girmişti. Düzenli olarak puanlar için savaşabilecekleri intibaını yaratmışlardı. Ama artık onlar da sınırlı bütçeleri nedeniyle önümüzdeki seneye konsantre olmaya başladılar ve orta gruptan tamamen koptular.

Williams ise Alfa’dan daha kötü araba olmasına rağmen Russell’ın parlak performansıyla ayakta kalmaya devam ediyor. Yeni gelen yatırımcıları sayesinde hem bu seneki arabaya hem de önümüzdeki seneki arabaya odaklanıyorlar. Her ikisine de bütçe ayırıyorlar. Russell’ın devamlı fabrikada bulunarak mühendisleri zorlamasının da arabanın ileriye gitmesinde etkili olduğu konuşuluyor.

Haas sonunculukta çırpınmaya devam ediyor. Tüm güçleriyle 2022 yılına odaklandılar. O nedenle yazacak çok şey yok maalesef.

Güç dengeleri şimdilik böyle oluştu, sonrasında ne olur hep birlikte görüp değerlendireceğiz.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...