MENÜ

Formula 1 - Belçika GP’si skandalı

Formula 1 camiasının en önemli isimlerinden Fırat Keskin'in oldukça konuşulan Formula 1 - Belçika Grand GP'sine ilişkin yazısı sizlerle.

31 Ağustos 2021, Salı 15:51 Son Güncelleme:
- A +
Formula 1 - Belçika GP’si skandalı

Merakla beklediğimiz Belçika GP’si, FOM ve Michael Masi’nin el birliğiyle tarihi bir fiyaskoya dönüştü.

Yarıştan önce hemen hemen herkes Belçika’nın değişken havasının yarışa katacağı heyecanla yanıp kavruluyordu. Oldukça çekişmeli geçen sezona böylesine bir yağmur yarışının katacağı heyecan, hepimizin beklentilerini artırıyordu.

Yarıştan önce sosyal medyada ve diğer yayın organlarındaki tek kuşku, hava durumu konusundaki beklentilerin karşılanıp karşılanmayacağıydı. Çünkü eğer Formula 1’de bir hafta sonu yağış bekleniyorsa, yağışın yarıştan sonra gelmesi yazılı olmayan bir kural gibiydi. Bu nedenle herkes yağmurun zamanlaması konusunda endişeliydi. Endişeli derken, yağmurun gelmesi konusunda değil, gelmemesi konusunda endişe duyuluyordu.

Ama bu sefer yağmur tanrıları, hava durumu tahminlerini haklı çıkarmakta kararlıydı. İlahi dokunuş, hem sıralamalarda hem de yarış sırasında yağmur yağdırarak hepimizi büyük bir beklenti içine soktu.

Ancak yerdeki karar vericiler, bu şöleni bize çok gördü. Bugün, bu yarış konusunda neler yapılabilirdi, verilen kararlar ne kadar doğruydu, bunların tamamını inceleyeceğiz.

Yarış ertelenebilir miydi?

Ertelenebilirdi. Elbette kolay olmayacaktı ama mümkündü. Yarışın ertelenmesinde en büyük zorluk, hemen bu hafta yapılacak bir yarış gibi görünüyordu. Ama değildi. Çünkü Spa ile bu hafta yarışın yapılacağı Zandvoort arası, karayoluyla sadece üç saatlik bir mesafe. Dolayısıyla lojistik anlamda bir sorun yok. Bir sonraki yarışın yakın mesafede olmasının yanında bir avantajı daha vardı: Gümrük işlemleri. Bir sonraki yarış Avrupa kıtasında olduğu için ve Avrupa içinde dolaşım serbest olduğundan gümrük işlemleri olmayacaktı. Kamyonlardaki malzemeler gümrüklerde bir gün boyunca gümrük memurları tarafından incelenmeyecekti.

Öyle ya, mesela Singapur’dan hemen bir hafta sonra Rusya’da yapılan yarışta bile takımlar bu zorlukları aşmanın yolunu buluyorlardı. Bu tip durumlarda takımlar yarış sırasında toplanmaya başlarlar, tüm ilgili gümrük evraklarını hazırlarlar, malzemelerin bir kısmını uçaklara yüklerler ve yola çıkarırlar. Yarış bitince de malzemelerin diğer kısmı yüklenir. Uçakla sevk edilen malzemeler gümrüklerde bekler ve ciddi incelemelerden geçer. Ama yine de o yarışlar bir şekilde yapılır.

Belçika’da koşullar lojistik anlamda çok daha hafif olmasına rağmen yarış ertelenmedi.

Seyirciler çamurla mücadelenin ardından arabalarına ulaştı.

Yarışın ertelenmesinin önünde bir engel daha vardı: Gönüllü pist çalışanları. Yarışın ertelenmesi durumunda gönüllü pist çalışanları ertesi günlerini bu iş için harcamak istemiyor olabilirlerdi. Hatta bir kısmı ertesi gün işlerine gitmek zorunda oldukları için isteseler bile gelemeyebilirlerdi. Bence en sıkıntılı aşama bu olsa da çözülemeyecek bir dert değildi. Geçmişte pek çok kere yarışlar ertelendi, en son ertelenen yarış Japonya’daki tayfun nedeniyleydi. O zamanlarda bu sorun aşılmıştı. Ama nedense, bu sefer aşılmadı veya aşılmak istenmedi. Formula 1 yönetimi çözüm üretmek yerine, taraftarları saatlerce çamurun içinde ve ekran başında bekletmeyi tercih etti.

Yarış günü, uzun bekleme süresinde bir tweet atmıştım. Belçika’da, yağış sırasında açık alanda yarış seyretmenin temel zorluğu, ortalığın tam bir çamur deryası olmasıdır. Yağışı, bir şemsiyeyle atlatmak mümkün. Ama bu çamur savaşını uzun yıllar önce atlatan bir seyirci olarak söyleyebilirim ki çamurla mücadele bambaşka bir zorluk. Ekran başında en çok açık alan seyircisine üzüldüm. Çoğu seyirci, günün erken saatlerinde oraya gidiyorlar. Bekleme süresini de katarsak insanların bir kısmı 10 saate yakın çamur savaşı yaptı. Yazık.

Uzun süredir Formula 1 seyrediyorum. Böyle büyük bir rezalet görmedim.

Puan verilmesi nasıl mümkün oldu?

Puan verilmesi, tamamen Formula 1 yönetiminin inisiyatifiyle mümkün oldu. Kurallar gereği, bir yarışta puan verilebilmesi için en az iki turun tamamlanması lazım. Aslında ikinci turun başında kırmızı bayrak sallandığı için yarış bir tur yapılmış sayılıyor. Ama bu konuda kural kitabında ayrı bir madde var, madde 6.5.

Bu maddeye göre yarış lideri, yarış referans çizgisinin üzerinden üç kere geçtiğinde aslında iki turu tamamlamış oluyor. Bu nedenle de iki tur bitmiş kabul edildi ve puan verildi. Öte yandan kural kitabında, bu turların güvenlik aracının arkasında atılmasıyla ilgili bir cümle de yok. Böylece buradaki açıktan da faydalanarak, güvenlik aracının arkasında atılan uyduruk iki turdan sonra puanlar verilmiş oldu.

Puanların verilmesiyle de rezalet tamamlanmış, yapılan şey sıvanmış oldu. Puan verilmesi Williams, Red Bull ve McLaren’ı mutlu etse de pilotların çoğu puan verilmesine tepkiliydi.

Alonso, “Biz yarışmadık ki, neden puan veriyorlar?” diyerek duruma tepki gösterdi. Hamilton ise atılan iki turun, seyircilere para iadesinin önüne geçmek için yapılan bir kandırmaca olduğunu savundu.

Yarış yapılmalı mıydı?

Pilotların duyguları karışıktı. Bazı pilotlar kararı doğru olarak nitelendirirken, kimisi en azından sıralama benzeri bir format denenmesi gerektiğini söyledi. Vettel, “Yarışta kalabalık olduğu için kaza ihtimali çok fazlaydı. Ama belki iyi düzenlenmiş, sıralama gibi bir şey olabilirdi.” dedi.

Ricciardo, “Formasyon turunda güvenlik aracını bile göremiyordum. Yarışın yapılmaması doğruydu” dedi.

Burada en güzel sözü Sky TV yorumcusu Martin Brundle söyledi. Brundle, “Ben bu durum hakkında yorum yapmak için fazla eski kafalıyım. Benim zamanımda çok daha kötü koşullarda yarışırdık. Ama belki de böylesi daha doğru.” dedi.

Kendi açımdan yorumlarsam, Brundle ile hemfikirim, çok daha zor koşullarda yapılan yarışları seyrettim. Ama karar verici olmak başka bir konu. Sanırım ben olsam, en azından hareketli startla yarışı başlatır, birkaç tur duruma bakardım. Bir ihtimal arabaların, ürettikleri yere basma kuvvetinin katkısıyla pist yüzeyindeki suyu temizlemelerini umardım. Eğer olmuyorsa yarışı sonlandırırdım.

Veya elimdeki hava durumu verilerine bakarak yarışı en başından ertelerdim. Havanın daha iyiye gitmeyeceği biliniyordu. Böylece en azından seyircileri saatlerce çamura mahkum etmezdim.

Ama insanların saatlerce bekletilmesi, üstüne güvenlik aracının arkasında yalandan iki tur atılması, üstüne de bu yalandan turlara puan vermek yapılacak iş değildi bence. Hem ekran başındaki hem de pistteki taraftarlar aptal yerine konuldu.

Tek bir doğru karar yoktu.

Fırat KESKİN



YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...