MENÜ

Formula 1 – ABD GP’si Değerlendirmesi

Konuk yazarımız Fırat Keskin, Formula 1 ABD GP'sinde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

26 Ekim 2021, Salı 12:06 Son Güncelleme:
- A +
Formula 1 – ABD GP’si Değerlendirmesi

ABD GP’si muhteşem mücadeleleri ve son viraja kadar devam eden heyecanıyla gerçekten çok özeldi. Yarış, şampiyon pilotun belirginleşmesi açısından da son derece önemliydi.

Resim 1: Yarışın galibi, çok iyi bir sürüşle Verstappen’dı.

Yaşlı kurtların kıran kırana mücadelesi ve ilk turlardaki McLaren – Ferrari kapışması bizi eski günlere götürdü. Yani hem güzel hem heyecanlı hem de nostaljik bir yarış oldu diyebiliriz.

Kritik kırılma noktalarının ve performans dalgalanmalarının bol olduğu yarışta sonuca etki eden parametreleri ve kritik mücadeleleri konuşacağız.

Verstappen nasıl kazandı?

Takımının taktiğiyle, kendi yeteneği ve aklıyla. Verstappen start’ta ağır kalmanın bedelini ilk virajdan önce Hamilton’a geçilerek ödedi. Hatta eğer üçüncülük koltuğundaki pilot Perez olmasaydı, ilk virajda muhtemelen üçüncü sıraya düşerek yarışını daha da zora sokacaktı.

Öncelikle bir tespit yapalım. Eğer Verstappen start’ta önde kalmayı başarsaydı, önde farkı rahatlıkla açacak ve yarışı çok rahat kazanacaktı. Çünkü start’tan sonra Hamilton önde olmasına rağmen Red Bull’un daha hızlı olduğu belliydi. Bu arabalarda, arkadaki pilotlar farkı 1 saniyeye düşürdüklerinde türbülans nedeniyle önden kayma yaşamaya başlıyorlar ve bir süre sonra ön lastikleri aşınıyor. Verstappen ise 10 tur boyunca Hamilton’ı 1 saniye mesafeden sorunsuz bir şekilde takip etti. Bu süreçte Verstappen’ın lastiklerinin aşırı ısınmaması ve önden kaymaya rağmen Hamilton’ı yakından takip etmeyi başarması Red Bull’un hızının da bir göstergesiydi.

Red Bull orta hamurda daha hızlıydı ama geçiş yaratacak tur zamanı farkı yoktu. Mühendisler bu yarıştan önce, arkadaki arabanın geçiş yapması için tur başına en az 1,5 saniye daha hızlı olması gerektiğini hesaplamışlardı. Lider başladıkları yarış ellerinden kaymak üzereydi, Red Bull bir plan yapmalıydı.

Bunun üzerine ilk zarı Red Bull attı. Henüz onuncu turda Verstappen’ı pit’e alarak undercut denediler ve başardılar. Ancak pit sonrası Verstappen bir hata yaptı. Undercut’ın başarıya ulaşması için lastiği taktığı andan itibaren çok hızlı turlar attı. Lastiklerin en önemli özelliği şudur: Lastikler takıldıktan sonraki ilk 3 – 4 tur içinde, henüz ideal sıcaklığa çıkmadıkları dönemde çok aşınırlar. Bu süreçteki kullanım şekli lastiğin nihai ömrünü önemli ölçüde belirler.

Verstappen’ın hemen tempo yapması nedeniyle lastiği süratle tükendi. Hamilton dev adımlarla Verstappen’a yetişiyordu ki Red Bull ikinci defa erken pit yaptı. İlk set sert lastikleri sadece 15 turda aşındıran ve zaman kaybetmeye başlayan Verstappen’ın önünde ikinci setlerle tamamlaması gereken 26 tur vardı. Yani işi daha da zordu. Ama Verstappen, ikinci pit’in çıkışında ilk pit’te yaptığı hatayı yapmadı. Lastikleri ilk turlarda ideal sıcaklığa çıkana kadar onları korudu. Ondan sonra tempo yapmaya başladı. Bu sayede lastiklerini yarışın sonlarında dahi hayatta tuttu. Tabii yakıt yükünün, dolayısıyla lastiklere binen dikey ve yanal yüklerin azalması da yardım etti.

Sonuçta Verstappen yarışın sonunda lastiklerinin üzerinde kendisine yetecek kadar kauçuk bırakmayı başardı. Taktik zekâsı ve lastik kullanım becerisiyle galibiyeti almayı başardı.

Mercedes nerede hata yaptı?

Aslında net bir hatadan bahsedemeyiz çünkü yarışın genelinde daha yavaş arabaya sahiplerdi. Orta hamurda net bir şekilde yavaş, sert hamurda Red Bull ile benzer tempoya sahiplerdi. Mercedes yakıt yükü azaldığında, yarışın son turlarında Red Bull’dan biraz hızlıydı.

İkinci stint’te Hamilton’ın, Verstappen ile farkı hızlı kapatmasında etken Verstappen’ın lastiklerini erken tüketmesiydi. Üçüncü stint’te Hamilton’ın farkı hızlı kapatmasıysa, Verstappen’ın lastiklerini koruma çabasıydı. Yani Mercedes’in hızından ziyade pist üzeri pozisyona sahip Verstappen’ın oyunu kurma şekli nedeniyle Mercedes biraz hızlı göründü.

Ancak yine de Mercedes taktik anlamda bazı şeyleri daha iyi yaparak Red Bull’u daha çok sıkıştırabilirdi. Toto, Red Bull’un ilk pit’ine yanıt vermelerinin imkânsız olduğunu, “Undercut’a yanıt veremezdik, çünkü o anda pit yapsak yarışı çift pit ile bitiremezdik.” cümlesiyle açıkladı. Yani Mercedes’in lastik kullanımı da Red Bull’dan kötüydü.

Mercedes’in ilk pit’i biraz daha geç yapmasını o nedenle anlayabiliriz ama ikinci pit’in bahanesi yok. Fanatik Kokpit ekibiyle yarışı seyrederken otuzuncu turda, “Verstappen, bu turda pit’e gelebilir. Hamilton da ondan 6 tur sonra pit’e girecektir.” dedim. Mantıklı strateji buydu. Gerçekten Verstappen otuzuncu turda pit’e girdi. Ama Mercedes, Hamilton’ı pit’e almak için 6 tur yerine 8 tur bekledi.

Fazladan atılan iki tur yarışın kaderine de etki etti. Fazladan yapılan iki turda Hamilton’ın lastikleri iyice düştü ve toplam 3 saniyeye yakın zaman kaybetti. Böylece Hamilton pit’ten çıktığında Verstappen’ın 9 saniye gerisine düşmüştü. Bu önemli bir farktı.

Eğer Hamilton 2 tur önce, yani 36. turda pit’e gelseydi pit çıkışında iki pilot arasındaki fark 6 saniye olacaktı. Hem de farkı kapatmak için Hamilton’ın iki tur fazlası olacaktı. Bu durumda yarışın kaderi değişebilirdi.

Hamilton’ı son turlarda zorlayan son konuysa rüzgardı. Daha sezon başında Bahreyn’deki testlerde, çöl rüzgarlarında Red Bull’un çok stabil olduğunu yazmıştım. Diğer arabaların tamamı, en çok da Mercedes’ler rüzgârdan çok olumsuz etkileniyordu. Tam cümlelerim aşağıdaki gibiydi:

Resim 2: Rüzgârın, Mercedes’e olumsuz etkilerini sezon öncesi testlerde yazmıştım.

Bunun teyidini ABD’de gördük. 55. turda Hamilton’ın telsizinden yarış mühendisi, “Feels like wind is picking up.” (Rüzgâr şiddetleniyor.) ifadesini kullandı. Rüzgâr “S virajlarda” ve “arka düzlükte” çaprazdan esiyordu. Bu telsiz konuşmasından sonra, sadece birkaç yüz metre mesafe içinde iki arabanın arasındaki fark 1,1 saniyeden 1,7 saniyeye çıktı. Böylece Hamilton’ın Verstappen’ı yakalamak için gösterdiği çabaya bir de ilahi bir karşılık geldi.

Ferrari podyum yapabilir miydi?

Yapamazdı. Fakat gelişim inanılmaz. Ferrari bu pistteki tüm viraj tiplerinde McLaren’dan üstündü. Hızlı, orta hızlı, yavaş virajlarda ve yön değişimlerinde daha iyilerdi. Bunun yanında Ferrari, lastiklerini daha az yıpratan bir yapıdaydı. Stint ortalamalarına baktığımızda Ferrari, McLaren’dan tur başına 0,5 saniye daha hızlıydı. Bu bir klas farkına işaret eder.

Resim 3: Leclerc, yalnız ve çok iyi bir yarış çıkardı.

Ayrıca Ferrari, her iki düzlükte de şarj moduna McLaren’dan geç girdi. Leclerc, “Her turum sıralama gibiydi. Bir ara podyuma ulaşacağımı düşündüm.” diyecek kadar iyimserdi. Ama Leclerc’in zaman zaman Perez’e yakın görünmesinin Ferrari ile ilgili olmayan iki nedeni vardı. İlk nedeni Perez’in bozulan içecek sistemiydi. Perez, yarışın ilk turlarından itibaren içeceksiz kalmış ve vücudu sıvı kaybı nedeniyle halsiz düşmüştü. İkinci neden, Red Bull ikinci stint’te Perez’e orta hamur takmasıydı. Red Bull, Perez’e orta hamuru takarak Perez’i Hamilton’a yakın tutmak istedi. Bu sayede Hamilton’ı baskı altında tutmak istediler. Bu durum da Leclerc’e yaradı ve ikinci bölümde Perez’e yakın oldu.

Fakat hem Sainz’ın düzlüklerde Bottas’a geçilmemesi hem de Leclerc’in düzlük hızları motor yönünde attıkları ileri adımı ispatladı. Ferrari taraftarları önümüzdeki sene için çok umutlu olabilir.

Alpine, Aston Martin, Alfa Romeo

Günün hayal kırıklığı Alpine idi. Hafta sonundan önceki yarışa hazırlık yazımda Alpine’in, Alpha Tauri’nin gerisinde kalmasını beklediğimi yazmıştım. Hatta Aston Martin’in, Alpine’i zorlayabileceğini de belirtmiştim. Ama Alpine’in zaman zaman Alfa Romeo’nun karşısında bile zorlanması beklediğim bir durum değildi.

Yarıştan önce Alonso’nun motor değiştirerek ceza alması sürpriz değildi. Tüm takımların bu sene ceza almalarını bekliyorum. Ama Alonso’nun yeni motora rağmen mekanik sorun yaşaması şaşırtıcıydı.

Yine de Alonso, giriştiği ikili mücadelelerle yarışa büyük keyif kattı. Alonso’nun Formula 1’deki son senesini yaşayan Kimi ile yaptığı ikili mücadeledeki itirazı doğru değildi. Çünkü Kimi mücadeleyi mümkün olduğunca pist içinden sürdürmeye çalıştı. Kimi, temas yaşamasına rağmen kerb’lerin üzerinde kalarak geçişi tamamladı.

Bu mücadelenin Kimi’ye yansıması, Kimi’nin yarışın sonlarında attığı spin oldu. Yarış sırasında bu spin’i Kimi’nin net hatası olarak görmüştüm. Fakat daha sonraki demeçlerde Kimi’nin Alonso ile mücadelesinde aldığı hasarın etkisiyle spin attığı ortaya çıktı. Kimi’nin arabası o temasta hasar alarak yere basma kuvvetinin bir kısmını kaybetti. Bu nedenle lastiklerini olması gerekenden hızlı aşındırdı ve yarışın sonlarında spin attı. Böylece belki de kariyerinin son puanlarına ulaşamamış oldu.

Fırat KESKİN



YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...