MENÜ

Formula 1 2021 sezonu Bahreyn GP'si analizi

Formula 1’de sezonun ilk yarışı koşuldu. Bu yarış, çok heyecanlı olmasının yanında sezonun geri kalanı için de harika sinyaller verdi. Son tura kadar süren devlerin savaşında ilk raundun galibi Hamilton’dı.

31 Mart 2021, Çarşamba 09:14 Son Güncelleme:
- A +
Formula 1 2021 sezonu Bahreyn GP'si analizi

Formula 1’de sezonun ilk yarışı koşuldu. Bu yarış, çok heyecanlı olmasının yanında sezonun geri kalanı için de harika sinyaller verdi. Son tura kadar süren devlerin savaşında ilk raundun galibi Hamilton’dı.

Kariyerinin en iyi sürüşlerinden birini yapan Hamilton; tur başına 0,2 saniye daha yavaş Mercedes’ine ve 12 tur daha eski sert lastiklerine rağmen yarışı genç yıldız Verstappen’ın önünde birinci olarak tamamladı.

Yarışın bitmesine 3 tur kala, en hızlı tur derecesini elinde bulunduran Verstappen, yarışı da kazanacak gibi görünüyordu. Yarış galibiyetinden 25 puan, en hızlı tur derecesinden de 1 puan alarak haftayı maksimum puanla bitireceği bir yarışta, galibiyeti Hamilton’a, en hızlı tur derecesini de Bottas’a kaptırarak sadece 18 puanla sezona başlamış oldu.

Şimdi kritik sorulara yanıtlar vererek yarışı yorumlayalım.

İlk Yarıştan Sonra Güç Dengeleri Nasıl Oluştu? Ferrari Yarışta Neden Bekleneni Veremedi?

Güç dengeleri tam olarak sezon öncesi testleri yorumladığım yazımdaki gibi oluştu. Hız farkları “yarış temposunda”, “tur başına” farklar olarak düşünülürse, takımları aşağıdaki şekilde gruplara ayırmak mümkün:

Pek çok Tifosi, Ferrari’nin sıralamalardaki derecesinden sonra büyük beklenti içine girdi. Ama Ferrari’nin sıralamalardaki kadar iyi görünmemesi normaldi. Bunun iki nedeni vardı:

İlk neden, Ferrari pilotu Charles Leclerc’in olağan üstü tek tur kabiliyeti. Şu anda Leclerc ile sıralama performansı olarak yarışabilecek pilot sayısı oldukça az. Dolayısıyla sıralamalardaki üstün performansı neticesinde Ferrari olduğundan biraz daha iyi bir araba gibi, takım arkadaşları da olduklarından biraz daha kötü pilotlarmış gibi görünüyor.

İkinci neden yine Leclerc ile ilgili. Bunu geçen sene de pek çok yarışta yazmıştım. Leclerc, arabasını agresif bir şekilde ayarlıyor. Bu durum, ona sıralamalarda avantaj kazandırırken yarışta dezavantaj oluyor. Lastik kullanımı agresif ayarlarından olumsuz etkileniyor ve yarışı genelde başladığı yerden geride bitiriyor.

Resim 2: Ferrari daha dengeli, ayar değişikliklerine istenilen tepkileri veriyor. Sezona iyi bir başlangıç yaptılar. (Fotoğraf: RacingNews365)

Sonuç olarak Leclerc’in sıralama performansı umut ışığı olsa da Ferrari’nin yarış temposu olarak henüz geride olduğunu söylemem lazım. Bunu McLaren pilotu Lando Norris ile Ferrari pilotu Leclerc arasındaki fark teyit ediyor. Norris, yarışı Leclerc’in yaklaşık 13 saniye önünde dördüncü bitirdi. Diğer McLaren pilotu Ricciardo’nun yarışı Leclerc’in arkasında bitirmesiyse arabaya alışma süreciyle ve difüzöründeki hasarla açıklanabilir. Çünkü normal bir yarış akışında Ricciardo’nun da Norris’le benzer tempoya sahip olmasını beklemeliyiz.

Yaşadığı mekanik arızayla yarışa pit yolundan ve sonuncu başlayan Red Bull pilotu Sergio Perez dahi, yarışı Leclerc’in 5,5 saniye önünde bitirdi. Bu sonuç Red Bull’un yarış temposunu göstermesi açısından da çok önemliydi.

Ferrari’nin önünde olmasını beklediğim bir takım daha var: Alpha Tauri. Ön kanadını kırarak son sıraya düşen Alpha Tauri pilotu Gasly’nin de bir sonraki yarışı Ferrari’nin önünde bitirmesini beklemeliyiz.

Yukarıdaki yazdıklarımı uç uca eklediğimizde Ferrari’yle ilgili bir olumsuzluk göze çarpabilir. Ama bunca olumsuzluk arasında çok olumlu işaretler de var. Ferrari, kış arasında büyük bir adım atmış. Motor gücü olarak Renault’nun önüne geçtiğine dair bazı belirtiler de var.

Geçen sene, Ferrari ile sezonu üçüncü bitiren McLaren ile arasındaki fark 0,8 saniye civarındaydı. Bu yarışta Ferrari’nin yine üçüncü güç gibi görünen McLaren ile olan hız farkı tur başına 0,250-0,300 saniye civarındaydı. Dolayısıyla diğer takımlara oranla daha büyük bir gelişim kaydedilmiş. Kapanmayacak bir fark değil. Ama temel soru şu: Ferrari bu seneye odaklanacak mı? Yoksa doğrudan 2022 sezonuna mı odaklanacak?

Sonuç olarak, tüm takımlar yaklaşık olarak tahmin ettiğim güç sıralamasında konumlanmış durumda. Sezon içindeki araç gelişim hızları, sezonu bulunduklarından aşağıda veya yukarıda bitirmelerini sağlayacak. 

Yarışı En Hızlı Araba mı Kazandı?

Uzun zamandır yazdığımı tekrarlamak isterim. Formula 1, bireysel bir spor değildir, takım sporudur. Bahreyn’de de galibiyeti en hızlı araba değil, en iyi takım kazandı.

Resim 3: Verstappen daha hızlı arabaya rağmen ikinci oldu. (Fotoğraf: Football24News.com)

Galip takım, belki biraz da erken görünen bir zamanda, 13. turda Hamilton’ı pit’e alarak ilk zarı attı. Bu sayede Verstappen’e “undercut” yapan Hamilton, bir anda liderliğe çıkmış oldu.

Bu stratejik hamle olumlu olsa da galibiyeti sadece stratejiye bağlayamayız. Çünkü undercut stratejisinin işe yaraması için Hamilton gibi bir pilotunuzun olması lazım.

Şöyle ki:

Kenar yönetimi on birinci turda Hamilton’a pit zamanının yaklaştığını, tempoyu artırarak öndeki Verstappen’a yaklaşması gerektiğini söyledi. Hamilton, o tura kadar Verstappen’ın 2 saniye kadar arkasına gerilemiş, lastiklerini koruyarak yarışa devam ediyordu. Takımın anonsundan sonra hızlanan Hamilton, rakibiyle arasındaki farkı kapatarak kendisini taktik için uygun konuma getirdi. Aralarındaki fark 1,7 saniye kaldığında pit’e girdi.

Pit’ten çıkış turunda Hamilton’a telsizden, “Bu turun çok önemli.” anonsu yapıldı. Bunun anlamı, Hamilton çok iyi bir tur atarak Verstappen’ın pit’e gelmesini engellemesiydi. Hamilton yeni lastiklerinin de etkisiyle ikinci sektörde Verstappen’den 1,5 saniye, üçüncü sektörde 0,7 saniye daha hızlı tur atarak bir anda gizli lider oldu. O andan sonra Verstappen hemen pit yapsa dahi, piste Hamilton’ın arkasında çıkacaktı. Mercedes “Şah” dedi.

Böylece Verstappen’ın tek bir şansı kalmıştı: İlk bölümü mümkün olduğunca uzatmak ve rakibiyle ters lastiği (ters lastiğin anlamı, rakibinden farklı sertlikte lastik) takarak kendisine stratejik avantaj yaratacak bir “güvenlik aracı” beklemek.

Hamilton, İkinci Pit Stop’u Neden Erken Yaptı?

İlk pit’lerde Verstappen’e orta hamurlu (C3), Hamilton’a sert hamurlu lastikler (C2) takılmıştı. Rakibinden bir kademe daha yumuşak lastiklere sahip Verstappen, dev adımlarla Hamilton’a yaklaşıyordu. Hamilton yirmi sekizinci turda, çok erken sayılabilecek bir zamanda herkesin şaşkın bakışları arasında birden pit’e alındı. Şaşırdık, çünkü Hamilton sert lastiklerle sadece 13 tur atmıştı ve yarışın bitmesine 28 tur daha vardı.

Resim 4: Formula 1’deki güç dengeleri değişti ama yarışı kazanan yine de siyah arabadaki siyahi pilot oldu. (Fotoğraf: GrandPrix.com)

İki tur sonraki telsiz konuşmasında merakımız giderilmiş oldu. Hamilton’ın erken pit’inin nedeni, ilk pit stop’la aynıydı. Hamilton’a çok yaklaşan Verstappen, “undercut” penceresine girmişti. Eğer Hamilton pit’e çağrılmasaydı, Red Bull taktisyenleri muhtemelen Verstappen’ı pit’e daha erken çağırarak kaybettikleri yeri geri alacaklardı.

Sonuç olarak undercut’ı engellemek isteyen Mercedes taktisyenleri, Hamilton’ı erkenden ikinci pit’e aldı.

Ama bu taktik hamle, bir dezavantajı da beraberinde getirdi. İkinci ve son pit’ini erkenden yapan Hamilton, sert lastikleri 28 tur boyunca korumak ve yıpratmadan yarışın sonuna getirmek zorunda kalacaktı. Nitekim yarışın son turlarında Hamilton, rakibinden 12 tur daha eski lastikle liderliğini korumak için ecel terleri dökecekti.

Sonuç olarak, iyi olan araba değil; iyi olan takım kazandı. Mercedes takımı, yarışın gidişatına göre hızlı reaksiyonlarla seçtiği pit zamanları, Hamilton’ın başarılı pit süreleri, yarışı pilotlarıyla birlikte yönetme şekli ve pilotlarının bir kez daha birinci sınıf iş çıkarması sayesinde yarışı kazandı.

Bir parantez de Hamilton’a açalım. Hamilton dün, normalde kazanmaması gereken yarışlardan birini ekstra işler yaparak kazandı. (Bunu en son 2020’deki Türkiye GP’sinde görmüştük.)

Bahreyn, arka lastik performansıyla “sınırlanan” bir pisttir. Asfaltın yapısıyla birleşen pistin tasarımı, arka lastikleri zorlamasıyla ünlüdür. Buna rağmen Hamilton’ın 28 tur boyunca lastiklerini hayatta tutması, onun lastik uzmanı olduğunun altını bir kez daha çizdi. Son iki turda iyice biten arka lastiklerinin etkisiyle iyice huzursuzlanan Mercedes W12’nin arka tarafına rağmen, varisi olarak gösterilen rakibine karşı neredeyse hatasız bir yarış çıkardı.

Hamilton yarıştan sonra, “Zorlukları seviyorum. Yaptığım işi hala çok seviyorum.” dedi. Bu sporu sadece kalbiyle değil, sıra dışı yeteneğiyle, iç güdüleri ve zekasıyla da yapıyor. Son turlardaki mücadele sırasında arabasını frenleme noktalarında konumlandırdığı yerler, mücadelenin en ateşli olduğu ve Verstappen ile yan yana geldikleri virajda biraz geride kalmasına rağmen rakibini hataya zorlaması, pes etmeyen yapısının ve başarıya olan açlığının devam ettiğinin göstergesi. Doksan beş defa yarış kazanan pilot, doksan altıncı yarışı kazanmak için ne kadar aç olduğunu, rakibine pist üzerinde bir milimetre dahi hediye etmeyerek gösterdi.

Verstappen’a gelirsek: Süper yeteneğin, bu sezon kariyerindeki gerçek anlamdaki ilk şampiyonluk mücadelesini vereceğini düşünüyorum. Pazar günkü ilk büyük sınavında, geçen seneki sabırsız görüntüsünü teyit etti ve pek çok defa tekrarladığı hatasını yineledi. Hamilton’ı geçmek için seçtiği yer yanlıştı. Bu hatayı en son 2020 Türkiye GP’sinde, Perez’i geçmeye çalışırken yapmış ve spin atarak galip bitirebileceği yarışı podyumun dışında bitirmişti.

Yarıştan sonra, “Kazanabileceğim bir yarıştı, üzgünüm.” demekle yetindi. Bu sezondaki şampiyonluk mücadelesinde, yeteneğinin yanına zekasını ve tecrübesini eklemezse sadece kendisini ve sevenlerini değil, tüm Formula 1 severleri hayal kırıklığına uğratır. 

4. Virajla İlgili Tartışmada Kim Haklı?

Yarışın otuz yedinci turunda Mercedes takımı telsizden Hamilton’ı, “Pist sınırlarına uymak konusunda uyarı alıyoruz.” diyerek uyardı. Konu, dördüncü virajın dışarıdan alınmasıydı.

Bu konudaki nüans farkını anlamak için biraz kurallara atıf yapmam gerekiyor. Her pistte, belli virajlarda “tur zamanı konusunda avantaj” sağlamak isteyen pilotlar dört lastikleriyle birden pist sınırlarının dışına taşarlar.

FIA, pist dışına çıkılarak tur zamanlarında elde edilen avantajı engellemek üzere kural kitabına “pist sınırlarıyla” (track limits) ilgili maddeler eklemiştir. Belirtilen virajda pist sınırlarına uymayan pilotlar, 3 ihlal sonunda uyarılır ve bu ihlali son bir kere daha tekrarlamaları durumunda 5 veya 10 saniye zaman cezası alırlar.

Geçmiş senelerdeki Bahreyn yarışlarında “dördüncü virajda” pist sınırları kuralları işletilmişti. Ama bu sene, dördüncü virajdaki kum havuzunun genişletilmesi ve bu kum havuzunun pilotların dışarı taşmasında doğal bir engel olması nedeniyle dördüncü virajda pist sınırları kuralı işletilmedi.

Dikkat: Bu kuralın yarışta işletilmeyeceği “cuma günü yayınlanan Organizasyon Notlarında” takımlarla ve pilotlarla paylaşıldı. Ayrıca Cuma günkü pilot brifinginde pilotlara ve takımlara bildirildi.

O nedenle de Hamilton yarış sırasında, bu virajda pek çok kere dışarı taşmasına rağmen ceza almadı.

Buna rağmen Verstappen, Hamilton ile olan ikili mücadelesinde bu alanı kullandığı için ceza aldı. Çünkü sadece tur zamanını etkileyen “PİST SINIRLARI” ile rakibi pist dışından geçmeyi düzenleyen “KALICI AVANTAJ SAĞLAMAK” farklı cezalara tabi.

Bir pilotun pist sınırlarının dışına çıkarak rakibini geçmesi “kalıcı avantaj sağlamak” olarak değerlendirilir. Bu durumda pist dışını kullanarak rakibini geçen pilot en kısa zamanda kazandığı yeri geri vermek zorundadır. Aksi takdirde 5 veya 10 saniye zaman cezası yarış sonunda eklenir. Kalıcı avantaj sağlamak “Sporting Regulations” (Sporun Kuralları) kitabının 27.3 numaralı maddesinde net bir şekilde açıklanmıştır.

Yani Hamilton’ın ceza almamasının nedeni ikili mücadele sırasında pistin dışına çıkmamasıydı.

Verstappen da aslında geçiş sırasında yaptığının yanlış olduğunu bildiği için yarıştan sonra telsizden, “Keşke yeri geri vermeseydim, yarıştan sonra 5 saniye veya 10 saniye ceza alsaydım. Öyle kaybetmeyi tercih ederdim.” dedi. Aslında o da başına gelecekleri biliyordu, sadece cezayı çekme yönteminin farklı olmasını istiyordu.

 Uzun lafın kısası, Hamilton’ın pist dışına çıkmasına rağmen ceza almamasını, Verstappen’ın ise aynı yerde ceza almasını sağlayan kuralların felsefesi tamamen farklı.

Ama bu konuda son cümle olarak şunu söylemek isterim: Bazı konulardaki kurallar siyah ve beyaz gibi net olmalı ve yarış sırasında değişmemeli. Böylece kafa karışıklıklarına ve tartışmalara neden olunmaz.

Aston Martin, Alpine, Alfa Romeo Arasındaki Mücadeledeki Belirleyici Etkenler Nelerdi?

Tüm hafta sonunun en şanssız takımı Alpine’di diyebiliriz. Matadorun pistlere dönmesiyle merak içinde beklediğimiz takımın her iki arabası da şanssızlıklar sonucu hedeflerinden uzak kaldılar.

Şanssızlık Ocon’u ilk olarak cumartesi günü yakaladı. Sıralamalarda hızlı turuna başlamak üzere olan Ocon, MazeSpin’in attığı spin nedeniyle optimum turu atamadı ve sıralama seansına Q3’de veda etti. Cumartesi gününün şanssız ismi Ocon ise yarış sırasında, diğer bir şanssız isim Vettel’in kendisine arkadan çarpmasıyla spin attı. Ocon, spin nedeniyle sadece zaman kaybetmekle kalmadı. Temas sırasında hasarlanan difüzörü yüzünden arabasının ideal performansını sergilemekten de uzak kaldı. Bu arada Vettel-Ocon temasında, Vettel’in %100 hatalı olduğunu söylemeliyim.

Pazar günü yarıştaysa Alonso’nun arka fren havalandırmalarına takılan ve havalandırmaları kapatan bir poşet frenlerin aşırı ısınmasına ve Alonso’nun yarış dışı kalmasına neden oldu.

Resim 5: Sezonun en güzel iki arabasını şimdilik bu kazayla anabiliyoruz. (Fotoğraf: PlanetF1)

Aynı şekilde Aston Martin de şanssız bir hafta sonu geçirdi. Geçen senenin flaş takımının şampiyon pilotu Vettel, sıralamalardan sonra çift sarı bayraklara dikkat etmediği için 5 sıra ceza alarak son sıraya düştü. Yarışta da yukarıda bahsettiğim üzere Ocon’a arkadan çarparak 10 saniye ceza aldı. Büyük umutlarla sezona başlayan Aston Martin, Lance Stroll ile “sadece bir puana” uzanabildi. Buradan bir puan almaları arabadan ziyade iki tane önemli dış etkenle ilgiliydi. İlk neden Gasly’nin kanat kırması ve ön sıralardan geriye düşmesiydi. İkinci neden, pistin yapısının aerodinamik performanstan ziyade motor gücünü ödüllendirmesiydi. %75’i tam gaz geçilen pistte en güçlü motora sahip olmaları da bir puan almalarında etkiliydi.

Vettel’in performansı için henüz endişelenmeye gerek yok. Testlerde bile doğru dürüst tur atamadan ilk yarışına çıktığı için arabasına alışması 3-4 yarış alacaktır.

Alfa Romeo’da, 42 yaşına giren Raikkonen, genç takım arkadaşından hızlı. Kimi, yarışı on birinci sırada, puan sınırının kıl payı altında bitirdi. Alfa Romeo’da her iki takım arkadaşının tur dereceleri istikrarlıydı. Takım, Williams ve Haas ile arasına mesafe koyarak orta sıraya yaklaşmış. Yarışa ve piste göre puan alabilecek konumda olabilirler. Bunun için tek engel, sezon içinde odaklarını 2022 aracına kaydırmaları olabilir. Bu tercihi yaparlarsa orta sıra mücadelesinden uzaklaşacaklarını düşünüyorum.

Değerli okurlarım, bu haftadan itibaren tüm yarışlardan önce ve sonra pistler ve yarışlarla ilgili analizlerimi sizler için bu köşede yazmaya devam edeceğim. Daha geniş kitlelere ulaşmamı sağlayan Demirören Medya grubuna bağlı Fanatik gazetesine bu fırsat için ayrıca teşekkür ederim.

Fırat KESKİN


 

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...