MENÜ

Fatih Terim: Umarım finalde de İtalya - Türkiye maçı olur

İtalya'da Fiorentina ve Milan maceralarıyla büyük saygı duyulan Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, EURO 2020'de İtalya ile Türkiye arasındaki açılış maçı öncesi İtalyan basınına açıklamalarda bulunurken ilk maçta karşı karşıya gelecek iki ekibin kapanışı da yapmalarını dilediğini belirtti.

09 Haziran 2021, Çarşamba 12:17 Son Güncelleme:
- A +
Fatih Terim: Umarım finalde de İtalya - Türkiye maçı olur

İtalya'da unutulmaz Fiorentina ve Milan maceralarıyla oldukça değerli bir isim konumundaki Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, EURO 2020'nin açılış maçında İtalya ve Türkiye'nin karşı karşıya gelecek olmasından dolayı İtalyan basınının da merkezindeydi. İtalya'da birçok gazete, Fatih Terim ile özel röportajlar gerçekleştirdi. İşte Fatih Terim'in İtalya'nın en önemli gazetelerinden Corriere della Sera'ya verdiği röportaj...

İtalya - Türkiye maçı özel bir maç çünkü Avrupa Şampiyonası 1 yıl sonra bu maçla başlıyor. İtalya deneyimi olan biri, bir teknik direktör olarak içinizden neler geçiyor?

Özel bir şehirde, çok özel bir maç… Tarihe baktığımızda Stadio Olimpico’da çok sayıda unutulmaz maç oynandığını görüyoruz. Madison Square Garden’a futbol dünyasında karşılık gelebilecek önemli futbol arenalarından biri. İtalya için de anlamlı; çünkü 1968 yılındaki ilk Euro şampiyonluklarını da Stadio Olimpico’daki finalde kazandıklarını biliyorum. Turnuva, takvimdeki en heyecan verici maçlardan biriyle açılacak diye düşünüyorum. İtalya hem grubun favorisi hem de 11 Temmuz’u görebilecek takımlardan biri ancak Türkiye de çok iyi durumda ve sadece İtalya’ya değil turnuvadaki her takıma sorun çıkarabilir. Ayrıca turnuvanın açılış maçı olması dolayısıyla, belki de tüm organizasyon boyunca en fazla izlenecek maçlardan biri olacak. Ben oyun kalitesi olarak iki takımın da izleyenleri tatmin edeceğine inanıyorum.

İtalya benim ve ailem için çok özel bir ülke, bizim ikinci evimiz.

Hâlâ oradaki insanların sevgilerini çok derinden hissediyorum. Her gün mesajlar alıyorum, aradan 20 yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen aramızdaki bu derin bağ hiç kopmadı. Özellikle Firenze halkının bana olan ilgisi beni özel hissettiriyor. Firenze’deki Türklerin gittikleri restoranlarda hesap ödemediklerini duyuyorum (gülerek), tabii ki Firenze halkı ile olan ilişkimiz çok farklı bir seviyede ancak İtalya’nın tamamındaki ilgi için herkese minnettarım.

Avrupa Şampiyonası'nda Türkiye'den beklentileriniz neler, bu grupta güveniyor musunuz?

Sadece bu grup özelinde değil, turnuvanın tamamı için takımımıza güveniyorum. Eleme aşamasındaki grup maçlarında Fransa’ya iki maçta da yenilmeyen, bu sezon başında da Hollanda’yı rahatlıkla yenen bir milli takımımız var. Ayrıca oyuncular, Türkiye’de uygulanan yeni kural sayesinde artık daha rahat ve cesur şekilde yurt dışına gidip, orada yeteneklerini ve kendilerini test etme fırsatı buldular. Artık her büyük Avrupa liginde Türk oyunculara kolaylıkla rastlayabiliyorsunuz. Takımlarının başarılarına direkt etki eden, çok yetenekli oyuncularımız var. En üst seviyede rekabet etmekten çekinmedikleri gibi kendilerini de bu rekabetin bir parçası olarak görüyorlar. Türkiye’nin büyük şansı olduğuna inanıyorum.

Türk futbolunun Avrupa'da biraz hafife alındığını (geçmişte de) düşünüyor musunuz?

Aslında bu durumu yalnızca bugünden okumamak gerekiyor, Türkiye tarih boyunca bunun mücadelesini verdi. Ben 1993 yılında A Milli Takım teknik direktörü olduğumda, kazandığımız neredeyse her maçtan sonra aynı başlıklar olurdu Türk medyasında: “X yıl sonra ilk galibiyet!” Kimi yenersek yenelim, o takıma karşı uzun bir süre sonra kazanmış oluyorduk. Türkiye’nin aldığı her galibiyet, sokaklarda tüm gece kutlanıyordu. Arkadaşlarımla beraber 1990’lı yılların başında, tüm Türkiye’yi dolaşıp yüzlerce futbolcuyu ülke futboluna kazandırdık. O oyuncular da Türkiye’ye uzun yıllar hizmet etti. Kulüp düzeyinde Avrupa şampiyonluğu yaşandı. Milli takım, Avrupa şampiyonalarının bilinen katılımcılarından oldu. Daha önce belki öyleydi; ama Türk futbolu ve Türk insanı, çok çalışarak ve inanarak kendisini dünyaya kabul ettirdi.

Türkiye'nin en büyük kalitesi mücadele etme, savaşma kabiliyeti mi?

Ben futbolu seven herkesin bu tip turnuvalarda Türkiye’yi görmeyi istediğini sanıyorum; çünkü geçtiğimiz örneklere bakıldığında, Türkiye’nin her organizasyona renk kattığını görebilirsiniz. En büyük özelliği, mücadelesi mi? Olabilir. Ama sadece bu değil. Özellikle Euro 2008’deki geri dönüşlerden dolayı böyle bir izlenim kalmış olabilir insanların zihninde. Ancak Türkiye’nin o turnuvadaki en iyi performansını da yarı finalde kaybettiği Almanya maçında gösterdiğini unutmayalım. Türkiye, son ana kadar mücadeleyi bırakmayan ama yetenekli oyuncularıyla da kaliteli futbol oynayarak fark yaratabilecek bir takım.

Burak Yılmaz, Lille ile birlikte büyük bir sezon yaşıyor. Bu sizin için bir sürpriz mi? Mancini için en tehlikeli isim o mu?

Burak’ın Lille’de başardıkları benim için sürpriz değil, Fransa’da yaptıklarından dolayı çok mutluyum. Lille gibi daha çok genç oyunculardan kurulu bir takıma giderek hem kendini en üst seviyede bir kez daha kanıtladı hem de takım lideri olmayı başardı. Takımdaki diğer Türk oyuncular Zeki Çelik ve Yusuf Yazıcı ile birlikte Fransa’da şampiyon oldu. Burak, ülke futbol tarihinin en iyi golcülerinden biri ama sevgili dostum Roberto’nun endişe etmesi gereken tek oyuncu o değil…

Merih Demiral'ın daha fazla oynamak adına takım değiştirmesi gerekiyor mu?

Merih, tüm Türk gençlerine örnek olabilecek bir oyuncu. Önündeki engellerle ilgilenmeden, çok kısa sürede futbol dünyasının zirvesine çıkmayı başardı. Belki Sassuolo’dan sonra daha mütevazı bir tercih yapabilir veya İtalya dışına da gidebilirdi ama Avrupa’nın en iyi savunma takımlarından birine giderek bir meydan okumanın içine girdi. Juventus, son sezondaki başarısızlığından bağımsız olarak, son 10 yılda sahip olduğu savunma anlayışı ve oyuncularıyla bu alanda Avrupa’nın en iyilerinden biri. Buna rağmen Merih’in ben kendisini Juventus’ta kanıtladığını düşünüyorum. Sezgileri çok iyi, uzun boyuna karşın hızı ve kararlılığı üst düzeyde. Doksanlı yıllardaki savunma oyuncularının sertliği ve yeni dönemdekilerin oyun görüşünün karışımı gibi. Bundan sonra vereceği karar da tamamen kendisine ait olacaktır, ancak Juventus’ta kalacaksa da formayı kazanacağına inanıyorum. 

Sizce Hakan Çalhanoğlu futbolunu daha da geliştirebilir mi?

Hakan’ın yeteneklerine çok inanıyorum. A Milli Takım’da ilk forma giydiğinde teknik direktörü bendim, 19 yaşındaydı. Ona hep güvendim, yaptıkları ve yapacakları da benim için sürpriz değil. Milan’da daha önce Gianni Rivera’nın, Ruud Gullit’in, Clarence Seedorf’un, Manuel Rui Costa’nın giydiği forma şu an onda. Milan’ın 10 numarası olmak, sadece belli oyuncuların başarabileceği bir şey. Sezonu da çok iyi geçirdiğine inanıyorum, bu sezon repertuvarını daha da genişletti. Oyun içinde daha fazla var, Türkiye adına turnuvanın en iyilerinden olacak. Galatasaray taraftarı olması da onun için başka bir artı (gülüyor).

İtalya'da antrenörlüğünü yapmak, çalıştırmak istediğiniz bir oyuncu var mı?

Babasıyla beraber çalışmıştım (gülüyor). İtalya’nın genç kadrosuna ilgiyle takip ediyorum. Federico, Raspadori, Barella, Locatelli, Bastoni ve hatta bu kadroda olamayan Zaniolo ve Tonali gibi 23-24 yaş ve altındaki oyuncuları beğeniyorum. Donnaruma, Florenzi, Verratti, Jorginho, Belotti, Insigne, Immobile gibi büyük kalitelerin de fark yarattığını biliyorum. Ama Giorgio Chiellini ve Leonardo Bonucci gibi uzun süredir aynı performansı, büyük bir disiplin ve profesyonellik ile beraber sürdüren büyük şampiyonlara çok ayrı saygı duyuyorum. Onlar, her teknik adamın birlikte çalışmak isteyeceği iki büyük efsane.

Enrico Chiesa'ya antrenörlük yapmıştınız. Oğlu Federico hakkında neler düşünüyorsunuz?

Enrico çalıştığım en iyi oyunculardan biriydi. Gabriel Batistuta’nın Firenze’den ayrıldığı sezon takımın bir numaralı forveti olarak o görevin üstesinden gelmeyi başarmıştı. Federico, Juventus’ta bu sezon çok iyi bir performans sergiledi.

Ben Enrico’yu tercih ederim ama Federico da büyük bir potansiyel ve önünde uzun bir kariyer var. Umarım babasını geçer, bu da onun çok iyi bir oyuncu olduğu anlamına gelir.

Türkiye EURO 2020'nin sürprizi olabilir mi?

Türkiye’nin turnuvada kazanacağı hiçbir başarının sürpriz olmayacağını düşünüyorum. Euro 2020’nin finalini Türkiye oynarsa, bu benim için sürpriz olmayacak.

İtalya turnuvada eski seviyesini bulup şampiyonluk için savaşabilir mi yoksa Fransa, Belçika ve İngiltere hâlâ mı üstünler?

Kesinlikle. Fransa, Belçika ve İngiltere’nin çok derin kadro seçenekleri var, Almanya, İspanya her zaman doğal favori. Ama umuyorum ki turnuvanın açılış ve kapanış maçlarında aynı iki takım olur. 

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...