MENÜ

Fanatik sordu Deniz Çoban yanıtladı? Bu hakemlerle lig biter mi?

Hakem yorumcumuz Deniz Çoban'a sorduk: Bu hakemlerle lig biter mi?

06 Mart 2021, Cumartesi 06:58 Son Güncelleme:
- A +
Fanatik sordu Deniz Çoban yanıtladı? Bu hakemlerle lig biter mi?

Soru 1-) Elle oynamalar konusunda büyük bir belirsizlik var. Galatasaraylılar, Ankaragücü maçında Arda'nın eline çarpan topta verilen penaltıya isyan ediyor. Fenerbahçeliler, Konyaspor maçında Valencia'nın koluna çarpan topun devamında gelen golün iptal edilmesiyle haklarının yenildiğini iddia ediyor. Her maçta benzer pozisyonlar yaşanıyor. Kurallara göre hangisi el, hangisi değil ve neden?

Elle oynamalar, sadece bizim ülkemizin değil, Dünya Futbolu'nun da gündeminde olan bir konu. Hatta UEFA Başkanı Ceferin bile 'elle oynama kuralı'nın net olmamasından kaynaklı, futbol dünyasında rahatsızlık yaratan birçok adaletsiz kararın verildiğini dile getirmiş ve FIFA'ya 'elle oynama kriterleri'nin tekrar gözden geçirilmesini, anlaşılır hale getirilmesini talep eden, bir mektup göndermiştir.

'Elle oynama' ile ilgili kuraldaki ifade şudur: "Elini/kolunu topa doğru hareket ettirmek de dahil olmak üzere topa bilerek eli/kolu ile dokunursa..." 

Kuralı yorumlayan UEFA da şu sorulara cevap arayarak sonuca ulaşmaya çalışıyor:

Eller/kollar doğal mı, doğal olmayan konumda mı?

El topa doğru mu hareket ediyor, top mu ele doğru hareket ediyor?

Topun geldiği mesafe yakın mı, uzak mı?

Oyuncunun toptan elini kaçırmak gibi bir gayreti var mı? 

Oyuncunun topun eliyle temasını önleme şansı var mı? 

Oyuncu vücudunu genişletiyor mu? 

Bu hamlesiyle oyuncu risk alıyor mu?

İşte bu 7 sorunun cevabını bulup, kararı ona göre vermek ve çıkan kararın da herkes tarafından kabul görmesini beklemek; biraz abartıyor olabilirim ama Taksim Meydanı'nda vapur beklemekten farksız bir durum!

Soru 2-) Galatasaraylı yöneticiler, hakem Meler'den çok, VAR'daki Cüneyt Çakır'a yüklendi. Bu pozisyonlarda Çakır neden devreye girmedi?

Birinci sorunun cevabındaki 7 kritere göre bu pozisyonu değerlendirdiğimde; "Bence verilen penaltı hatalı, top Arda'nın eline çarpıyor, Arda eliyle bilerek topla oynamıyor" diyorum. 'Bence' demek zorundayım çünkü bu benim yorumum.

Pozisyonu benden farklı yorumlayan da olabilir. Yoruma açık konular, VAR'ın konusu değildir. El vücuda tamamen kapalı ya da elin vücuttan tamamen açık olduğu durumlar hariç, VAR bu pozisyonlarda çaresiz kalır, müdahale edemez!

Aynı maçta Mohammed de 'şiddetli hareket' nedeniyle oyundan atılıyor. Bu bir şiddetli hareket mi yoksa değil mi? Cevabını bulmak için şu sorunun cevabı lazım: "Galatasaraylı oyuncu kolunu silah olarak mı kullanıyor, yoksa araç olarak mı?" 'Bence' kendine alan kazanmak ve rakibinin yaklaşmasını engellemek için kollarını bir 'araç' olarak kullanıyor. Dolayısıyla sarı kart doğru olur. 

Yine 'bence' demek zorunda kalıyorum. Çünkü bu pozisyonu Meler gibi farklı şekilde yorumlamak da mümkün. Meler tam önünde gerçekleşen bu pozisyonda, bu kol darbesini bir silah olarak değerlendirdi. Rakibi için yaralayıcı hareket olarak gördü. Tamamen 'hatalı bir yorum', 'skandal bir hata' diyemezsiniz.

Hollandalı Elit hakem ve VAR eğitmeni Danny Makkelie, Türkiye'de verdiği VAR eğitiminde, "VAR masasında otururken, hakemin sahada verdiği kritik bir kararına katılmazsınız, hatta 'bu kararı nasıl verdi' diye masayı yumruklarsınız ama hatalı bulduğunuz o karara bazen karışamazsınız. VAR'ın çaresiz kaldığı anlar vardır!" demişti. Maçı seyrederken aklıma Danny'in bu ifadesi geldi. Herhalde Galatasaray maçında VAR masasında ben otursam, önümdeki masayı defalarca yumruklardım ama VAR protokolü gereği bu pozisyonlara karışamazdım.

Soru 3-) Arda'ya çalınan penaltı 'hatalı' diyorsunuz. Peki Konya maçında Fenerbahçeli Valencia'nın vücudundan sekerek koluna çarpan topun devamında gelen gol de iptal edilmişti. Neden?

"Arda pozisyonunda el yoksa, benzer pozisyonda, Fenerbahçe 'nin golü neden iptal edildi" şeklinde çok yorum yapılıyor. Maalesef 'elle oynama kuralı'nda standart sağlanacak diye yapılan onca değişiklik, çözüm olmak yerine kafaları daha da karıştırdı. UEFA'nın yorumlarının üzerine bir de MHK'ların yorumları eklenince durum daha da içinden çıkılmaz hale geldi.

Elle oynama kuralındaki bir ayrıntıya göre, "Top ele kazara bile olsa temas ettikten hemen sonra rakip takımın kalesine gol olursa, bu bir elle oynama olarak değerlendirilir" şeklinde bir ifade var. Buradaki 'hemen sonra' ifadesi kafa karıştıran cinsten. Bir de bizim kurulumuzun bu tür pozisyonlar için "Risk almayın, kolu açık görürseniz, tercihinizi savunmadan yana kullanın" talimatı eklenince Fenerbahçe'nin golünde elle oynama tespiti yapılmıştı.

Kısaca; elle oynamalarla ilgili dünya kadar yorum, birbirine benzemeyen sayısız pozisyon, ikna olmayı bekleyen büyük bir kitle, çaresiz kalan bir elle oynama kuralımız, buradan da bize kalan büyük bir kaos var!

Soru 4-) "VAR'ın müdahale hakkı yok" diyorsunuz, ama VAR'daki hakem hedef tahtasına konuluyor. Bu konudaki yorumunuz nedir?

'Bence' en önemli soru bu: Yorum hatalarını sahadaki hakem yapmış olmasına rağmen, hedefte neden VAR masası var? 'Asli kusurlu' VAR'daki Cüneyt Çakır ilan edilirken, Halil Umut Meler neden 'tali kusurlu' kaldı? 

Cevap benim açımdan basit: Yaşananlar sadece bir maçlık birikimin sonucu değil de ondan! Çok fazla uzağa gitmeye gerek yok! Trabzonspor -Fenerbahçe maçında Valencia'nın son dakikadaki dirseğini değerlendirmeyen Çakır, hiçbir şey olmamış gibi 3 gün sonra Galatasaray'ın maçına atandı. Trabzon'da yeterince öfke biriktiren Çakır'ın, bu maçın da ana aktörlerinden birisi olması, O'nu hedef tahtasının merkezine oturttu. Bu hatalı kararların altında imzası olan Çakır ve Meler elbette masum değiller. Ligin gidişatını etkileyecek kararlara imza attılar. Fakat unutulmamalı ki, burada 'asli kusur', hatalı atamaları yaparak hem hakemlerin hem de takımların dengesini bozan Serdar Tatlı ve kuruluna aittir. Trabzon'da Bakasetas'ın yüzüne gelen dirseğin penaltı olmadığını düşünen Serdar Tatlı, bu fikrini pekiştirmek ve ilan etmek için hem hakem Yaşar Kemal Uğurlu'yu hem de VAR Çakır ile AVAR Meler'i üç gün sonra yeni bir maçta görevlendirerek ateşe benzin dökmüştür. Bir de Çakır'ı, Galatasaray'ın maçına vererek körüğünü de eksik bırakmamıştır.

Soru 5-) "Bu hakemlerle bu lig bitmez!" sözü daha kaç sezon mottomuz olacak?

Merkez Hakem Kurulları'nı (MHK) değiştirmenin çözüm olmadığını daha önce de gördük. Her gelen MHK, 5 ayı doldurmadan yıprandı, tükendi. Baskılardan etkilendi, bugün olduğu gibi telaşlandı, dağıldı. Günü kurtarmaya çalışırken, geleceği kaybetti. 10 yılda 9 MHK eskittik. Artık ayakkabı değiştirir gibi MHK değiştirmekten vazgeçmeli, doğru metodu bulmalıyız. Son 10 yılda atanan 9 MHK'nın da başarısız olma sebeplerini tespit etmek, aynı hataları tekrarlamamak gerekir. Hakemlerin şampiyon yapmamaya karar verdiği kulüplerin (!) bir araya gelip; sağlıklı düzlemde, nasıl bir MHK arzuladıklarını kamuoyu ile paylaşmaları, beklentilerini samimi şekilde ortaya koymaları futbolumuza fayda sunacaktır. Bu sorun, sadece TFF'nin değil, kulüplerin de sorunudur.

Sayın Başkan Ahmet Ağaoğlu'nun dediği gibi: "Adalet mi istiyoruz. Yoksa adaletsizlikten payımızı mı istiyoruz?" Bu sorunun cevabını bulursak, ilk adımı atmış oluruz.


YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...