Emre Sakçı: Olimpiyat aşkına!

Türk Yüzme Tarihi’nde 2. gümüş madalyayı tam 19 yıl sonra kazandıran Emre Sakçı, FANATİK’E konuştu.

25 Aralık 2019, Çarşamba 06:01 Son Güncelleme:
- A +
Emre Sakçı: Olimpiyat aşkına!

Hüseyin Emre Sakçı... Phelps’in antrenörü Bowman’ın ABD davetini kabul etmedi. Gitmediği için baskı gördü, bu baskılar performansını etkiledi ancak bırakmayı hiç düşünmedi. 2015 Avrupa Oyunları’yla ivme yakaladı. Aynı yıl 50m kurbağlamada 26.67’yle erkeklerde tüm yaş gruplarında dünya rekoru kıran ilk Türk sporcu oldu. 2018 Dünya Kısa Kulvar Şampiyonası’nda da 50m kurbağlamada Dünya 5.’liği elde etti. Üzerine koyarak giden 22 yaşındaki milli yüzücü, 2019 Avrupa Kısa Kulvar Şampiyonası’nda Türkiye’nin yüzmedeki madalya hasretini dindirdi. Ve tam 19 yıl sonra ülkemize 50m kurbağlamada gümüş madalya kazandırdı, 100m kurbağlamada da 3 salise farkla kürsüyü kaçırdı. 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları için büyük umut veren Sakçı ve yaklaşık 12 yıldır birlikte olduğu antrenörü Türker Oktay, FANATİK’e samimi açıklamalarda bulundu...

NOT: Türkiye büyük erkeklerde en son Derya Büyükuncu’yla Avrupa ve Dünya arenasında (1999-2000) kürsü başarısı yakalamıştı.

‘Toplumdan korkuyu öğrenmişim’ 

EMRE SAKÇI: “Küçükken boğulma tehlikesi atlatmışım. Suyu çok severken su korkusu başlamıştı. Hala da en büyük korkularımdan biri, boğulmak. Tabii şu anda böyle bir tehlike yaşarsam baş edebileceğimi düşünüyorum ancak ben de bir fobi oluştu. Zaten bu korkuyu yenmek için spor okuluna yazıldım. Daha sonra yüzmeyi sevince, ailemin de spora sıcak bakmasıyla, profesyonelleşme yoluna girdim. 2008’de antrenörüm Türker Oktay’la buluştuk. Zaten ondan sonra ivme kazanmaya başladım”.

E.S: “Yükseliş grafiğim çok zikzaklı geçti. Her ne kadar arkasına sığınmak istemesem de, yükseliş grafiğimin zikzaklı gitmesindeki sebeplerden biri de; dış etmenlerdi. Tabii bu dış etmenlerin içine birçok konu var. Toplumdan bana öğretilmiş çaresizlikler bile var. Ben küçükken yüzerkenden hiçbir şeyden çekinmezdim, korkmazdım. Çünkü havuza en iyisini yapmak için gelirdim. Kendim istediğim için gelirdim. Mesela son yarışta bunu fark ettim, toplumdan korkuyu öğrenmişim. Aslında korkacak bir şey de yok. Yarışta sadece en iyisini yapacaksın”.

‘Daveti kabul etmediğim için baskı gördüm’

E.S: “ABD’ye neden gitmediğimle ilgili çok baskı yaşadım, hâlâ yaşıyorum mesela. Büyüme çağında böyle baskılarla karşılaştım. Bu baskılarda ister istemez beni etkiledi. Daha yeni yeni bunları aşmaya başladım”.

‘Beni geciktirdi ama hayallerimi bırakmadım’

E.S: “Bırakmayı hiç düşünmedim. Niye bırakmayı düşüneyim ki, bunun için hayallerimi, hedeflerimi bırakamazdım. Bu baskılar sadece antrenmandaki performansımı etkiledi, beni geciktirdi. Bu başarıyı birkaç yıl önce de alabilirdim. Şu anda da çok farklı başarıları konuşuyor olabilirdik. Sadece bunları yavaşlattı. Bu tür baskılar sadece süreci uzattı”.

‘ABD’ye gitmediğim için hiç pişman değilim’

E.S: “Benim amacım, ülkemde, İzmir’de yüzmekti. Buradan çıkmak gibi bir hedefim yok, yabancı hayranlığım da. Öyle bir şeyi düşünmedim. Gelen daveti kabul etmediğim için ya da ABD gitmediğim için hiç pişman değilim. Şöylede bir durum var. Bu sporcunun içinden gelen bir şey olması gerekiyor. Nereye giderseniz gidin, o da sizinle geliyor. ABD’ye gidip, yükseliş yaşayan da var ancak tamamen düşüş yaşayıp dönen de. Yani sporcunun tamamen öz disipliniyle alakalı bir şey bence. Zaten bu varsa bir sporcunun içinde, yapamayacağı yer de yoktur“

‘Uyuyamamanın stresini yaşarsınız’

E.S: “Olimpik bir sporcu olmak için, o işe adanmış olmanız gerekiyor. Müthiş fedakârlık gerekiyor. Ancak o zaman daha iyi sporcu olabilir siniz. Ve kendinizden çok ödün veriyorsunuz. Mesela bir gece uyuyamazsam huzursuzlanıyorum. Çünkü sabah idmanım ya da yarışım var ve iyi dinlenmiş olmam gerekiyor. Bunun sterisini yaşadığımı biliyorum. Bir sporcu olarak, uyuyamadım ya da yemek yiyemediğin için bunun stresini yaşıyorsun, canını sıkıyorsun. Bunun gibi daha birçok şey. Bunu herkes yapamaz. Tabii şimdi geriye baktığımda, bu fedakarlıkların bana başarı olarak geri dönmesi gerçekten çok güzel ve anlamlı”.

‘100m kurbağlama finalini kendim gibi yüzmedim’

E.S: “100m kurbağalama finalinde kendim gibi yüzmedim. Yarışı kazanabilirdim. Çünkü bizim için de bir ilkti. Ülkemiz için önemliydi. Mesela güreş atasporumuz ve sürekli madalya alıyoruz. Ancak yüzmede öyle bir şey yok. Büyüklerde Derya Büyükuncu’dan sonra uluslararası arena başarı gelmedi. Bir ilk olması, ister istemez üzerinde baskı yaratıyor. Ben de bunu yaşadım. Ben de madalya almak, ülkemi mutlu etmek istiyorum. Ama kimse yapamamış daha önce. İşte orada heyecan yapıyorsun. Olmaması lazım ama oluyor. Çünkü beklentiler de yüksek. Başka ülkede olsa ‘Benim bunu yapmam lazım’ diyorlar biz de ise “Ya yapamazsam” diye olaya bakıyorlar. Zaten amacımız, ‘Yapılabiliyor’ olduğunu göstermekti”.

‘Sonuncu da birinci de olabiliriz’

E.S: “2020 Olimpiyat Oyunları’nda elimden gelenin en iyisini yapmak istiyorum. Çok zor ama Tokyo’da madalya istiyoruz. Performansın için bir de garanti veremezsin, belki de belimdeki sakatlığım nüksedecek. Madalya sözü veremem. Dünya rekorunu kıran biri bile bu sözü veremez. O yüzden sporcu sadece ‘elimden gelenin en iyisini yapabilirim’ diye söz verebilir.” E.S: “Var gücümüzle olimpiyata çalışacağız. Mayıs ayında Avrupa Uzun Kulvar Şampiyonası olacak. Şampiyonada kendi formumuzu anlayacağız. Gidip orada sonuncu olup, olimpiyatta madalya alabiliriz. Ya da orada birinci olup olimpiyatta sonuncu olabiliriz. O anki yüklemelerle alakalı olan bir şey bu”.

"Yabancı hayranlığı yaparak yabancıları geçemezsin" 

TÜRKER OKTAY: “5-6 yıl önce Türk yüzme sporu adına, ABD’li efsane yüzücü Michael Phelps’in antrenörü Bob Bowman’la anlaşma yapılmıştı, güzel bir adımdı. Ancak uygulaması doğru değildi. Bowman, ülkemizde kalarak sporculara eğitim verse çok daha yararlı olurdu. Çünkü Bowman bir kere Türk insanını tanımıyor, çalışma şartlarına yabancı. Evet buradaki bir çok antrenöre seminer verdi. Ancak buradan seçeceği sporcu ve antrenörler her şeyi bırakıp, ABD’ye yerleşecek. O da belli bir zaman için. Teklif bana da geldi. ABD’ye davet edilen antrenörlerden biriydim. Ancak kabul etmedim. Tabii Emre’ye ‘Sen gitmek istersen bu senin kararın ve ben seni desteklerim’ dedim. Zaten ABD’ye davet edilip, giden diğer Türk sporcuların performans grafiğine baktığımızda bekleneni vermedi. Anlaşma güzel bir adımdı ancak uygulama bana göre yanlıştı. Yabancı hayranlığı yaparak yabancıları geçemezsin. Yüzmede birçok sporcu, ABD’ye gitti. Ama hiçbiri buradan daha iyi olmadı”.

'50 metrelik olimpik havuz şart!'

T.O: “Yüzmede başarı bekleniyorsa bir kaç tane 50m’lik kapalı havuzunun inşaat edilmesi gerekiyor. Her sporda olduğu gibi, yüzme için de mabed çok önemli. Biz de kısa kulvar (25m)-uzun kulvar (50m) senkronizasyonunu yapmak zor oluyor. antrenmanlar için İTÜ Geliştirme Vakfı’nın havuzunu kullanıyoruz. İzmir yüzmenin lokomotif şehirlerinden biri ama uzun kulvar havuz sıkıntımız var. Hatta birkaç taneye ihtiyacımız var. Özellikle İstanbul, İzmir ve Antalya’da çok kaliteli ve vitrin olabilecek bir kaç tane havuzumuz olması gerekiyor ki, uluslararası şampiyonalara ev sahipliği yapalım. Federasyon olsun, olimpiyat komitesi olsun, Fenerbahçe olsun bize destek veriyor ve uzun kulvar açığımızı Antalya’da kamp yapıp veya yurt dışında kamp yapıp kapatmaya çalışıyoruz. Kamp yapma konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Ancak kendinize ait 50m’lik havuz (uzun kulvar) olmadan ve orada çalışmadan olimpiyat başarısı çok zor. Türkiye’nin 50m’lik havuza ihtiyacı var”.

‘Olimpiyat öncesi önemli bir basamaktı’

T.O: “Şampiyona bizim adımıza oldukça iyi geçti. Yüzme Federasyonu olarak performansımızı, ivmelenmeyi gösterdiğimiz şampiyona oldu. 19 yıl sonra ilk Avrupa Şampiyonası madalyası ve Avrupa Kısa Kulvar Şampiyonası’nda tarihin ilk madalyası Emre’den geldi. Bu bizim için bu sezonun son hedef yarışıydı. Olimpiyat öncesinde önemli bir basamaktı. Birincilik de olabilirdi. Her seferinde birinciliği kaçırdığımıza üzülüyoruz. Ana hedefimiz 2020 Olimpiyatları olacak”.

‘Yarı final bile yapılmamış bir başarı’

T.O: “Olimpiyatlarda final yüzdüğünüz zaman 8 kişi finale kalıyor. Arada saliseler oluyor. İlk olarak erkeklerde olimpiyatlarda hiç yapılmayan yarı finali hedefliyoruz. Sonra final ve madalya kovalayacağız. Madalya için çalışacağız ama yarı final bile şu ana kadar yapılmamış bir başarı”.

‘Spor kültürü derim’

T.O: “Türkiye’de sporda yeterince başarılı olmamasının nedenini sorsalar. Spor kültürü derim. Çünkü spor kültürü olsa, biz şu anda tesisleri konuşmayız. Spor kültürü olsa, veliler kendileri de spor yapar. Spor kültürü ve çocuk yetiştirmeyle ilgili büyük sıkıntılarımız var”.



YORUM YAZ

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Sıradaki haber yükleniyor...