MENÜ

Centilmen, çılgın, karizmatik

İtalyan hoca, hem oyunculuk hem de hocalık kariyerinde hep centilmen, karizmatik ve çılgın karakteriyle ön plana çıktı. Tecrübeli teknik adam nasıl atkıdan vazgeçmiyorsa, hücum futbolundan da taviz vermiyor. Sahadaki oyun sistemi ise 4-4-2...

01 Ekim 2013, Salı 02:30 Son Güncelleme:
- A +
Centilmen, çılgın, karizmatik

Roberto Mancini, 90’lı yılların en iyi İtalyan oyuncuları arasında yer alıyor. İtalya Ligi’nin Avrupa’da 1 numara olduğu dönemlerde Serie A’daki ilk deneyimini 16 yaşında Bologna formasıyla yaşamıştı. Sampdoria’nın oyuncusu olduktan sonra ise burada adeta bir sembol haline geldi. Gianluca Vialli ile birlikte o zamanlar tüm Avrupa çapında, en iyi forvet ikilisi olarak gösteriliyorlardı. Sampdoria döneminde 4 İtalya Kupası, 1 Serie A şampiyonluğu ve Şampiyonlar Ligi’nde de finale kadar çıktı. Onun öncesinde bu ekibin tek bir şampiyonluğu bile yoktu. Buradan sonra Lazio’nun yolunu tuttu ve orada da lig zaferi yaşamayı başardı. İtalya Milli Takımı’nın da önemli bir ismi olarak, Euro 1988 ve 1990 Dünya Kupası’nda yer aldı. Harika yeteneği, zekası ile gerçek bir 10 numara, forvet ve çok iyi bir asist uzmanıydı. 

Terim gitti, hocalık başladı

En kötü olan yanı, bazı zamanlar gazetecilerle yaşadığı sıkıntılarıydı. 1988’de Almanya ile 1-1 berabere kaldıkları maçın ardından attığı bir gol sonrasında, sevincini İtalyan gazetecilere doğru küfür ederek gösterdi. Teknik direktör olarak Mancini’nin kariyeri, Fatih Terim’le başladı. 2011’in şubat ayında Lazio’da İsveçli teknik adam Sven-Goran Eriksson’un yardımcısıydı. Ardından 4 maç İngiltere’de Leicester’da forma giydi. Terim’le, Fiorentina’nın yolları ayrılınca, Mor Menekşeler onu çağırdı. İlk sezonunda Fiorentina ile İtalya Kupası’nı kazandı. Ama burada, takımı yarı finale kadar getiren Terim’e teşekkür etmeli! Önümüzdeki sezon (2001-02) Fiorentina’dan kovuldu. Bunun en önemli nedeni ise kulübün içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıydı. Kimseyi almadılar ve en iyi oyuncuları Rui Costa ile kaleci Toldo’yu satmak zorunda kaldılar. Mancini için yeni dönem, 2002-03 sezonunda Lazio ile başladı. Fiorentina’da olduğu gibi burada da para sıkıntısı başroldeydi. Ancak buna rağmen Lazio’da da iyi bir takım yarattı ve 4-4-2 sistemiyle takıma mükemmel bir futbol oynattı. Lazio, Serie A’yı 4. sırada bitirirken, Şampiyonlar Ligi’ne kaldı ve o dönemki adı UEFA Kupası şimdi ise Avrupa Ligi olan organizasyonda yarı finale kadar yükseldi. 2003-04’te Çizme’de İtalya Kupası’nı kazandı ve finalde Juventus’u devirdi.

İnter dönüm noktasıydı

Asıl çıkışı ise 2004-2008 yılları arasında çalışacağı İnter’de yakaladı. Burada 2 Serie A şampiyonluğu elde etti. İnter, İtalyan futbolunun aksine 4-4-2 sistemiyle çok iyi bir hücum takımı oldu. Mancini’nin bu mentaliteye sahip olmasındaki en önemli etkenin, Lazio’da yardımcılığını yaptığı Eriksson olduğu söyleniyor. İnter’deki en büyük başarılarından biri, Mario Balotelli’ye 17 yaşında Serie A’da futbol oynama şansını vermesiydi. 2009’da ise bu kez Ada’nın zengin kulüplerinden Manchester City’ye gitti. 35 yıl sonra City ilk kupası olan FA Cup’ı kazandı. 2012’de ise takım, 44 yıl sonra Premier Lig’de şampiyon oldu.

Radikal kararlar alabiliyor

Her zaman şık giyimi ve atkısıyla futbolseverlerin hafızasına kazınan 49 yaşındaki çalıştırıcı, sağlam bir karaktere ve tam anlamıyla lider bir ruha sahip. Her zaman hücum futbolu düşkünü. Takımını genelde daha önce de bahsettiğim gibi 4-4-2 sisteminde oynatıyor. Avrupa Kupaları’nda ise biraz şanssız. İnter ve Manchester City ile Devler Ligi arenasında sadece 2. Tur’a yükseldi. Karakter olarak korkusuz ve radikal kararlar almaktan asla korkmuyor.

Gaetano Mocciaro

Fanatik/Torino

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...