Bizim Takım'ın gündemi: 3 büyükler...

Türkiye'nin en popüler spor yazarları ve konuğumuz Rıza Çalımbay, bugün de 3 Büyükler'i gündeme aldı.

29 Mart 2019, Cuma 11:01 Son Güncelleme:
- A +
Bizim Takım'ın gündemi: 3 büyükler...

'Galatasaray'da olan bir darbe değildir'

ZAFER BÜYÜKAVCI: Galatasaray’da oy kullanma hakkına sahip üye sayısı 10 bin küsur civarında. Son Mali ve İdari Genel Kurul’da 358 üyenin el kaldırması sonrasında Başkan ve Yönetimi ‘idari açıdan’ ibra edilmedi. Ne dersiniz?

ALİ ECE: Türkiye’deki kulüplerde kongrelerin yapısı son derece köhne... Bakın; benim eşim Galatasaraylı. Ben, Galatasaray Üniversitesi’ne gittim, o Boğaziçi’ne. O Galatasaraylı ve Galatasaray Kulübü’ne üye olma şansı neredeyse sıfır. Ben Galatasaray’ı tutmamama rağmen, sadece Galatasaray Üniversitesi mezunu olduğum için üye olabilirim. Tam bir saçmalık bu... Bir düzenleme yapılmalı. Galatasaray’ın geleceğine daha fazla kişi karar vermeli.

‘Liseli-Lisesiz tartışması içinde boğuşup duruyorlar’

CEM DİZDAR: Galatasaray, diğer kulüplerden ayrı bir organizasyon. Hem kültürel olarak ayrı, hem de tarihsel şeması olarak. Bu nedenle sürekli bu konuyu tartışmanın bir anlamı yok bence. Mevcut işleyiş revize edilmeli, bu doğru. Peki bu kriz nasıl geldi? Başkan süreci doğru yönetemedi. 14 yaşındaki sporcusunun ahlâki hareketini örnek gösterdi son toplantıda. Fakat unutmayalım ki, kendisi, en uzun süreli cezayı almış Başkan’lardan birisi. Teknik direktörü de, 10 maç ceza aldı. Mali tablo iyi diyorlar, fakat Türkiye’de 1 yıl iyiysen 3 sene kötüsün.

Bir seneyi bilançolarla bir şekilde iyi gösteriyorsun, ama herhalde yük geleceğe ertelenerek yapılıyor bu! Bardağın dolu kısmına bakarsak, toplumda bir uygulamanın nasıl reaksiyon alacağını göstermesi açısından da sağlıklı bir tartışma bu. Farklı düşünen ve davranmak isteyen insanların ya da geleneklerin ne kadar güçlü olacağını göstermesi açısından önemli. Diğer kulüplerde böyle bir durum yok. Bu açıdan Galatasaray ülke için yararlı bir örnek, ama Liseli-Lisesiz tartışmasıyla çok boğuşuluyor. Liseli ya da Lisesiz, ben hiçbir Galatasaraylı’nın Galatasaray’ın menfaatlerine aykırı işler yapacağını düşünmüyorum. Bence buradaki sorun, menfaat sorunu. Menfaatler doğru algılanmıyor, analizler doğru yapılmıyor.

‘Galatasaray’da kimse kimsenin adamı olmaz’

MEHMET DEMİRKOL: Geri kalan 9 bin kişinin oraya gitmemesi esas problem! O gün o salonda 3 bin kişi olsaydı ‘ibra’ çıkardı. Çünkü ‘ibra edilmeme’ durumu olduğu için ‘kemik bir grup’ gitmişti oraya. Ben, Mustafa Cengiz’in bir taraftan haksızlığa uğradığını düşünüyorum. İbra etmemek gereksiz bir hareketti. Ama bunun sebebi de yok değil. Galatasaray kendi içinde kapalı bir topluluktur. Ama aynı zamanda benim gördüğüm, içinde bulunduğum en demokratik topluluktur. Şöyle bir algı vardır; “İnan Kıraç söyledi, herkes yaptı...” Böyle bir şey mümkün değil, ihtimal dışı. Herkes herkese her şeyi söyler, hiç kimse hiç kimsenin adamı olmaz. İçeride kafa-göz kırılır, her konuda kavga edilir, kimseye biat edilmez, herkes özgür bireydir. Ama dışarıya çıktığı zaman herkes tek tiptir. İçeride kıyamet kopar, dışarıya çıktığın zaman satmazsın birbirini.

CD: Araya gireyim Mehmet... Bu bakış açısı, oradaki insanlara eğitim düzeylerinden de bir haksızlık zaten

‘Sen böyle rest çekersen elbette ibra etmezler...’

MD: Peki, Mustafa Cengiz’in hatası ne? Çok gereksiz restler çekti. En son “İbra etmezseniz etmeyin. Mahkemeye giderim” dedi. Bunu söylersen, ibra etmezler. Şunu hatırlamalıydı: Sen de Dursun Özbek’in bu tip söylediği sözler yüzünden buraya geldin. Eminim, o kongrenin yarısı, Başkan olmadan önce Mustafa Cengiz’in adını bile duymamıştı.

ZB: Biz de 1. sayfamızdan “Tanıştıralım, Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz” diye vermiştik.

MD: Özetle; tepki oylaması ile gelen bir Başkan’ın bu kadar gereksiz restler çekmesi manalı değil. Buna rağmen ibra edilmeliydi diyorum. Zamanı geldiğinde seçim olurdu, ‘Bay bay’ dersin, giderdi. Yani, Galatasaray’da bu tarz işlemez. Yürümez o iş. Kimse kimseye biat etmez. Ben, dışarıdan üye alımının biraz gevşemesi gerektiğini düşünüyorum. Mesela üyelere, eş ve çocuklarını üye yapma hakkı tanınıyor. Ne münasebet! Şimdi ben evlendim, eşimi Galatasaray Üyesi yaptım, 3 sene sonra da boşandım. Ne olacak?

‘Elit bir topluluk değil. Orası Anadolu Lisesi...’

MD: Taraftarın “Kardeşim biz de bu işin içinde olalım. Niye dışarıda bırakıyorsunuz?” sözünü anlıyorum. Ancak “Elitler!” diyorlar ya... Elit bir topluluk değil ki bu! Sonuçta Anadolu Lisesi öğrencisi. Sınav kazanıyorsun ve giriyorsun. Benim annem terzi, babam da belediyede muhasebeciydi. Yani orta seviyenin bile altında bir aileydik. Elit falan değildik! Benim çok fakir arkadaşlarım da vardı. Dünya’da hiçbir kulüp yoktur ki; Üyelerini en yüksek puanlı sınavlarla alsın, sonra 5 yıl (Eskiden 8 yıldı) sıkı bir eğitimden geçirsin, ardından onları üye yapsın. Sadece ders eğitimi değil bu, Galatasaraylılık kültürü eğitimi. Dünya’da örneği yok bunun. Şimdi bunu ‘yıkmalı mısın, yıkmamalı mısın’, düşünsün herkes. Bakın; Türkiye’de Fenerbahçe ile Beşiktaş mükemmel organizasyonlar kurdukları zaman şampiyon olurlar. Teknik direktörü, sportif direktörü, oyuncuları... Bunları doğru bulduğu zaman şampiyon olur Fenerbahçe ile Beşiktaş. Galatasaray bunu yapmadığı zaman da olur. Fark budur!

AE: Hamza Hamzaoğlu yönetiminde şampiyon olması gibi!

‘Özhan Canaydın bile gitti. Mustafa Bey de gitmeliydi'

MD: Kimse alınmasın, üzülmesin. Bu, kültürel farktır. Şimdi bunu değiştirmek istiyor musun, istemiyor musun? Benim tezim şu: Sen bunu yıktığın anda Galatasaray baş aşağı iner. Yumuşak bir geçiş yapılmalı, biraz gevşetilmeli, bu eş ve çocuk işi kaldırılmalı. İbra edilmemesi yanlış, saçmalık. Ancak “Ben buna uymuyorum” demek de olmaz. Özhan Canaydın bıraktı, gitti. Hayatı boyunca Galatasaray Başkanlığı’nın hayalini kurmuş Özhan Bey yaptı bunu. Onun için yaşadı ve muhtemelen de onun için öldü. Mustafa Cengiz, “Bunun vebali sizdedir” demeli ve gitmeliydi.

DENİZ ÇOBAN: Söylediklerinizin tamamının altına imzamı atıyorum. Sadece bir şeye dikkat çekmek istiyorum: Cem az önce konuşurken, Başkan’ın uzun süre ceza aldığından bahsetti. Fakat Başkanlar ceza almayı umursamıyor ki! Ceza, ödül gibi! Son maçta Mustafa Cengiz cezalı olmasına rağmen locasındaydı. Yani cezanın hükmü yok ki! Sadece kulüp, Federasyon ile yazışırken altını imzalayamaz, o kadar. ZZB: Sandığa gitmeyenin, şikayet hakkı da yok. Özeti bu mudur?

MD: “350 kişi darbe yaptı” diyorlar. Darbe öyle olur mu? Bunlar demokratik süreçler. Git, tersi oy kullan. Bu tüzükte yazılı, biliyorsun. Tüzüğe uygun davranmak, darbe olur mu?

'Güçlü başkan ama zayıf yönetim'

ZAFER BÜYÜKAVCI: 20 yıllık Aziz Yıldırım dönemini bitiren Ali Koç için sancılı bir başlangıç oldu. 3 teknik adam değiştirdi, buna rağmen Fenerbahçe halâ küme düşme hattının bir tık üstünde. Fenerbahçe’de sorun ne? Ali Koç mu, Comolli mi, teknik heyetler mi, oyuncu kurgusu mu?

‘Comolli’nin 11 transferinden 10’u 11’de oynamadı’

ALİ ECE: Güçlü Başkan, ama zayıf yönetim...

MEHMET DEMİRKOL: Ali Koç böyle düşünüyor mu?

AE: Sormak lazım, bilmiyorum. Bana göre bu nedenle bütün inisiyatifi tek başına Başkan almış gözüküyor. Comolli’nin Fenerbahçe’de başarısız olduğu kesin. Çünkü ilk iki hoca gönderildi, demek ki teoride olmasa bile pratikte yanlış tercihlerdi. Comolli zamanında 11 transfer yapıldı. Üst üste 3-4 maç var ve bu 11 transferin 10’u 11’de yoktu. Comolli, Frey’in hangi özelliğiyle Fenerbahçe’nin santrforu olabilir kararı verdi? Rıza hocam, siz, Frey’i aldırır mısınız?

‘Fernandao gitmişse, Frey değil, iyisi alınır...’

RIZA ÇALIMBAY: Fenerbahçe’ye tabii ki almazdım. Hele ki Fernandao gitmişse... Fenerbahçe’nin forveti daha klas, daha iş bitirici olmalı. Frey ancak şöyle oynar: Çok iyi kanatların olacak, çok iyi forvet arkan olacak. Fenerbahçe’de forvet arkası da yok ki! İş bitiren adam yok.

AE: En çok da oraya transfer yapıldı. Ekici, Zacj, Benzia... Valbuena var, Eljif Elmas var. Ki orada en iyi oyununu oynadığını bir kez daha Avrupa Elemeleri’nde gösterdi. Fenerbahçe’nin sorunu sadece gol atmak değil ki! Gol yemek... Tüm zamanlarda Fenerbahçe’nin yediği en kötü 100 gol diye bir araştırma yapılsa, en az 30’u bu sezondan çıkar. Kaleci sorunu var. Volkan Demirel gibi birinin yerine Volkan’ı kesecek bir başkasını almanız gerekir. Harun kötü kaleci değil, ama eksikleri var.

‘Kaledeki sorunu Alper hoca, Berke ile çözer'

MD: Alper hoca devam ederse orayı ayaklandırır.

AE: Berke’yi 1. kaleci olarak geliştirerek mi?

MD: İngiltere maçını seyrettin mi? Bence olur...

: Alper hoca, Berke için çok büyük avantaj. Ama zaman lazım. Harun da Türkiye’nin en iyi kalecilerinden biri diye alındı. Geleceği olan bir kaleci ama takım çok basit goller yedi. Bana göre sezon başı transferleri de hayli geç yapıldı. Bazıları sezon başı kampına bile katılmadı.

CD: Lig başladıktan sonra 4 oyuncu aldılar.

: Bizim maç öncesinde Fenerbahçe’yi seyretmeye gitmiştim. Bizim maça bir çıktılar, bambaşka bir kadro! Çözüm bile yapamadık! Genel açıdan bakarsak, Zafer, senin sorundakilerin hepsinin payı var bu durumda... Hepsinde trajik hatalar yapıldı. Ali Koç hakikaten çok istekli bir Fenerbahçe hayaliyle geldi. Çok şeyler vermek istediği açık. Ama tüm kadro yeni ve yabancı... Başkan yeni, teknik direktörler yeni, transferler yeni, sportif direktör yeni ve onların hepsi bir araya geldi. Fernandao, Guiliano, Souza gitmese çok daha iyi bir yerde olurdu Fenerbahçe. Oyuncular zamansız geldi. Onun sonucunda da bu sorunlar patlak verdi. Ali Koç devam ederse, seneye bambaşka bir Fenerbahçe olur.

‘Taraftarın kızacağı birşey yok. Onlar ne istediyse oldu’

ZB: En büyük transfer aslında tribünde...

MD: Taraftarın orada olması biraz da sorumluluktan. Başkanı da, hocayı da değiştiren taraftar. Artık kızacak kimseleri yok. “Ben gelmiyorum! İstifa edin!” diyemezler. Sorumluluk taraftarda, onlar da bu sorumluluğu alıyor. Beşiktaş’ta Galatasaray’da yönetime verilen tepkiler, Fenerbahçe’de olmaz, olmamalı. Yanal, Başkan’ın aklında olmayan bir isimdi. Onu da getirdi. Neye itiraz edecek artık seyirci? Peki Ali Koç nerede hata yaptı? Çok şey sayılabilir, ama bence ilki Kocaman. Bence Aykut hocayı bir sene tutabilirdi. Evet, benim beğendiğim futbolu oynatmıyor, ama bunlar başka şeyler. Çıkıp taraftara şunu söyleyebilirdi: “Arkadaşlar, Aykut hoca ile 1 yıl daha devam edeceğim. Şartlar bunu gerektiriyor...” Çünkü Aykut hocaya karşı çıkan bir grup olmasına rağmen, destekleyen de yüzde 50 vardı. İlk yanlışı buydu. İkincisi; Ali Koç’un ilk gördüğü Sportif Direktör belki de Comolli. Comolli’yi, 1907 Derneği’nin organizasyonunda dinledi ve “Tamam, bu” dedi. Biraz da zaman darlığından herhalde, ilk gördüğü insanlarla çalışmak zorunda kaldı. Bir de çok şey değiştirmek istedi tek başına ve acele etti. Planlama doğru yapılmalı ve acele edilmemeli. Bunun için de itiraz eden yöneticiler lazım.

‘Ali Koç, Kocaman ile 1 yıl devam etmeliydi’

AE: Aslında iş hayatına bakarsanız, ülkenin en güçlü adamlarının 6-7 tanesi var Fenerbahçe Yönetimi’nde. Fakat o güçlü kişilerin, yönetimde de fikir alış verişini zorlaması gerekir. Mesela ‘Neden Comolli?’ diye sormalıydılar. Çünkü eski tarz sportif direktörlerin çalışma prensipleriyle yenilerin farklı.

‘Fenerbahçe’deki değişimde MilliTakım gibi olmalıydı’

CD: Öncelikle bir tespit yapayım: Her yeni zordur. Her şeyi yeni baştan kurmayı iddia edersen, çok zamana ihtiyacın vardır. Belki Milli Takım’da yapıldığı gibi gidilmeliydi. Aykut Kocaman ile 1 yıl devam etmekti belki Ali Bey’in de planı... Ama ‘beğenilmeyen bir oyun’ ilan edildi ya Kocaman’ın oynattığı... Hoca gitti, yardımcıları kaldı.

: Fenerbahçe çok transfer yaptı, ama aldıkları adamlardan faydalanamadı. İstediklerini alamadılar.

CD: Benzia mesela bir fırsat transferiydi. Ama Benzia ve Slimani’nin böyle olacağını öngöremezsin ki!

AE: Slimani için doğru. Ama Benzia’nın bu kadar yetenekliyken yıllarca zirvede kalamayıp, kiralık olarak neden Türkiye’ye geldiğinden şüphelenirsin.

CD: K.Afrika’dan 3-4 oyuncu alınmayabilirdi!

‘Cocu ise Cocu ,Yanal ise Yanal...Arkasında durmalı’

AE: Benzia, Norveçli de olsa, bu davranışlarda daha önce bulunmuş biriydi, almazsın yani.

: Ersun’un içeride mağlubiyeti yok galiba. Sadece kupada yenildi sanırım. Yani bir şeyler oturdu aslında. Tek sıkıntı yine de net bir şey elde edememek.

DENİZ ÇOBAN: Bir otobüs uçurumdan yuvarlandıysa suçlu kaptandır. “Muavin kolumdan çekti, yolcular dikkatimi dağıttı” dese bile suç ondadır. Ama sağlıklı bir seyahât yapılacaksa da bu duruma en büyük katkıyı veren yine kaptandır. Yönetim basın açıklamaları yapıyor. Hakemler kıs kıs gülüyor. İki pozisyon gösteriyorlar, birbiri ile alakâsı yok. Halıyı, seccadeyi söylüyorlar. Volkan bize böyle yaptı diyorlar. Ben öğretmenim. Çocuklar okulda gelip arkadaşlarını şikayet ettikleri zaman bile “Yapmayın” diyoruz. Fenerbahçe’yi yöneten kişiler de böyle yapmamalı.

'Şenol Güneş iki takımda birden devam edemez'

ZAFER BÜYÜKAVCI: Güneş, Milli Takım’da göreve başladı ve sezon sonuna kadar da Beşiktaş’ta kalacağı söyleniyor. Bir Türk teknik adamın iki farklı takımı çalıştırması doğru mu?

MEHMET DEMİRKOL: Yüz yıldır söylediğimi tekrar ediyorum: Milli Takım Teknik Direktörlüğü diye bir iş olmaz... Senede 5 maça çıkacaksın. Öyle bir iş mi olur? Ben kabul etmiyorum bunu. Dünya’daki sistem bu ve yanlış. Nasıl en formda oyuncular Milli Takım’a seçiliyorsa, en formda teknik direktörler de gelsin, iki sene çalıştırsın, zamanı gelince de gitsin. Güneş’in zihnindeki ve tecrübesindeki bir adamın, bu kadar kolay performansının düşeceğini düşünmüyorum.

‘Bence kim formda ise o gitsin’

En formda teknik direktör kim? Abdullah Avcı... Şenol Güneş ve Fatih Terim de iyi durumda. Terim gidemeyeceğine, Avcı kabul etmediğine göre... Güneş gitti. Sorun yok.

RIZA ÇALIMBAY: Zaten iki maç için federasyon yazı yazıp seni alabiliyor. Bana göre 2 ya da 4 yıllık sözleşme yapıp, hem orayı hem burayı çalıştırırsa bir teknik direktör rahat edemez. O hocanın maç izlemesi lazım, öbür tarafa kanalize olması gerekiyor, çok zor olur.

MD: Teknik direktörlük de futbolculuk gibi form işi. 6 ayda bir kulübeye gidersen, formun düşer abi. Tabii Rıza hoca daha iyi bilir. İşin içinde.

‘Burak hep olmalıydı’

: Beşiktaş’ta Şenol hocanın kaldığını düşünün mesela. Milli Takım’da iyi gidiyor, Beşiktaş’ta kötü. Ne olacak? Bence sorun bu...

CEM DİZDAR: O zaman kalmayacak zaten!

: Mehmet bey oyuncu konusunda yüzde 100 haklı. Gençleştirmeye gidiyoruz. Milli Takım’da gençleştirme pat diye olmaz ki! Yavaş yavaş sokacaksın kadroya. Mustafa Denizli hoca ile çalıştık biz Milli Takım’da, 4 yıl beraberdik. Avrupa Şampiyonası’na gittik, gençliğe falan bakmadık hiç. Kim iyiyse, onu aldık. Geçen sene Burak neden alınmıyordu, şaşırıyordum. Burak harbiden golcü. Bu adamdan yararlanacaksın.

MD: Disiplin konuları vardı o zaman.

‘Üç Büyük’te rahat bırakmazlar’

: Ben performans açısından söylüyorum. Burak olur ya da başka biri olur. Yani ‘gençtir, yaşlıdır’ dememek lazım. Ama ben teknik direktörün iki takımı çalıştırırken, rahat edeceğine inanmıyorum. Hele ki 3 Büyükler’den birindeyse. Kamuoyu, taraftar, yöneticiler rahat bırakmaz.

ZB: “Oraya çok zaman ayırıyorsun” gibi mi?

: Tabii... Birinden birinde başarısız olursan eleştiri alırsın. Herkes Mehmet gibi güzel bakmaz konuya... Birinde başarısız olursan adamlar der ki: “Orada başkasın, burada başka...”

‘Güneş’i istemeyenler kimler?’

ALİ ECE: Şenol Güneş’in neden Beşiktaş’ta devam etmeyeceğini sağlıklı analiz etmemiz gerekiyor. Şenol Güneş, Milli Takım istediği için Beşiktaş’ı bırakmayacak. Güneş, Beşiktaş yöneticilerinin bir kısmı kendisini istemediği için Milli Takım’ın teklifini kabul etti. Şenol Güneş, son basın toplantısında “Beni istemeyen yöneticiler olduğu için Başkan sözleşme uzatma konusunda tereddüt etti” dedi. Kimdir bu yöneticiler? İsim, soyisim lütfen! Bir de neden istemiyorlamış, onu söylesinler. Onun yerine kimi istiyorsunuz?

‘Faturamı ödedim, soruyorum!’

AE: Son olarak da Sayın Başkan’a soruyorum: Bu taraftar sizi, espritüel ve mütevazı kişiliği nedeniyle çok sevdi. Fakat siz, “Cep telefonu faturasını ödeyemeyenler, bana maaşları neden ödeyemiyorsun diye soruyor” dediniz. Ben cep faturamı ödeyebiliyorum. O zaman soruyorum: Oyuncuların maaşları neden ödenmiyor? Parası ödenemeyecek oyuncular neden alınıyor?

‘Beşiktaşlılar için yine FEDA!’

CD: Şenol Güneş’in elindeki takım sürekli dağıtıldı. Bu durumda performansta süreklilik sağlanamaz. Şenol Güneş, Milli Takım’da olmasa bile Beşiktaş, bu sezonu 3. bitirecek gibi. Başakşehir’in oyununu, Başakşehir’den başka kıracak bir takım var mı? Bence yok. Beşiktaş yine bir ‘Feda’ dönemine giriyor. Kadrosu, bu duruma en uygun takımlardan birisi Beşiktaş. Çünkü 2-3 genç ile bambaşka bir oyun oynayabileceğini de gösterdi.

‘İkisi birden mümkün değil’

DENİZ ÇOBAN: Şenol Güneş, Beşiktaş’ta çok başarılıydı. Halen de başarılı. Kadro nereden nereye geldi, halen ayakta. Fakat kulüp içinde bir tatsızlık olduğu da kesin. Türkiye’de futbolun genel karakteristiği bu: Bir hoca bir kulüpte biraz uzun çalışsa sızlanmalar başlıyor. Güneş’ten kopmanın hiçbir mantığı yok. Yerine kimi koyacaksın? İkisini beraber yönetebilir mi? Bence asla... Mesela Fener maçı tekrar oynandı. O gün Federasyon’a karşı sussa, “Neden susuyorsun?” diyeceklerdi. Konuşsa bu kez Federasyon “Ne yapıyosun?” diyecekti...

YORUM YAZ

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Sıradaki haber yükleniyor...