MENÜ

Bizim takım: Parmak hesabıyla kadro kuranların devri kapandı

Bizim Takım'a sorduk: “Kulübede bir devir mi kapanıyor?" İşte cevapları...

24 Ekim 2020, Cumartesi 06:58 Son Güncelleme:
- A +
Bizim takım: Parmak hesabıyla kadro kuranların devri kapandı

Soru 1 ZAFER BÜYÜKAVCI: Çağdaş Atan’ın Alanyaspor’u lider, Erol Bulut’un Fenerbahçesi ikinci. Puan cetvelinde sıralamada Şenol Can (Karagümrük), Tamer Tuna (Antalyaspor) ve Mehmet Özdilek (Erzurum) var. Listeye İlhan Palut, Sergen Yalçın, Bayram Bektaş, Hamza Hamzaoğlu, Ömer Erdoğan’ı da ekleyebiliriz. Milli Takım’da olduğu gibi ‘Teknik Direktörler Ligi’nde de bir devir kapanıyor ve yeni bir devir mi başlıyor? Daha genç, daha yeni yüzlerle Türk Futbolu seviye atlar mı?

MEHMET DEMİRKOL

‘Zihni açık, dünyayı takip eden  bir jenerasyon var’

Evet; zihni açık, dünyayı takip eden, akımları analiz edebilen bir jenerasyon var. Parmak hesabıyla kadro kurup, ‘dünyanın her yerinde aynı antrenman yapılıyor’ zırvalarına inananların zamanı yavaş yavaş geçecek diye umuyoruz. Eğer bu olmazsa, futbolda küme düşmeye devam edeceğiz. Tabii bu anlayış değişikliği için sadece teknik adamlar yetmez.Kulüp yönetimleri de düzelmeli. 

Başakşehir, 2 sene önce Beşiktaş ’ın yendiği Leipzig karşısında en iyi oyunuyla yenildi. O takımın temelleri atıldığından bu yana adım adım hem de para kazanarak ilerliyorlar. Beşiktaş ise o günden bugüne hep geri gitti. Bugün 550 Milyon Euro değer biçilen kadronun maliyeti ise 150 Milyon Euro. Onların ürettiği yüksek katma değer, bizimki ise borç. Sadece teknik direktör yetiştirmek yetmez.  

CEM DİZDAR

‘Yeni nesil hocalarımızı nasıl ölçümleyeceğiz?’

Alanya gibi istikrarlı çizgideki bir takım bile sık teknik adam değiştiriyor. Bu yeni nesil teknik adamların ölçümlemesini yapmak için önemli bir sorun teşkil ediyor. Sorun, teknik adamlıktan çok, antrenman kalitesinde kanımca... Sürdürülebilir olmayan yapılarda teknik adamları tek başına puanlamak ve başarılı/başarısız diye tasnif etmek bence doğru bir yaklaşım değil. Ancak Abdullah Avcı, Çağdaş Atan ya da Erol Bulut’un yeni bir anlayış getirdikleri de bir gerçek...

 ALİ ECE

‘Nagelsmann’ı Leipzig’e getiren de bu özellik’

Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir. Yeni kuşak teknik direktörlerin çıkışından daha doğal bir şey olamaz. Daha taktiksel ağırlıklı çalışıyorlar ki, dünyanın en başarılı genç teknik direktörü Nagelsmann’ı kısa sürede Leipzig projesinin başına taşıyan da bu özelliği. Yalnız bizim yeni teknik direktörlerin, kendilerinden büyüklerin yaptıkları hatayı yapmamaları şart: Mesleki örgütlenmelerini daha sağlam temeller üzerine kurmaları gerek, o zaman daha da başarılı olabilirler. 

Yoksa daha öncekileri öğüten, ideallerinden farklı futbol oynatmaya iten ‘uyduruk yönetici’, daha doğrusu ‘yönetemeyiciler’ onları da öğütebilir!

DENİZ ÇOBAN:

‘5 yabancı hocamız var ve hiçbiri ilk 10’a giremedi’

Gerçek ortada... Ligimizde şampiyonluk yaşayan son yabancı teknik adam, 2006-2007 sezonunda Fenerbahçe ile mutlu sona ulaşan Brezilyalı Zico... 13 yıldır ligimizde şampiyon olabilen yabancı bir teknik direktör yok. 

Bu sezon Mert Nobre’yi de sayarsak 5 yabancı teknik sorumlu var. 5 hoca da ilk on sıraya takımlarını sokamadılar. Yabancı hoca devri, Türk Futbolu’nda kapanalı çok olmuş görünüyor. 

Yabancı teknik sorumlulara nazaran; önceliği para olmayan, çalışkan, genç, dinamik isimlerle saha kenarında önemli bir değişim gerçekleştiği aşikâr ve burada bir seviye atlama şansımız var gibi...

Soru 2 ZAFER BÜYÜKAVCI: Milli maçlar nedeniyle verilen 15 günlük ara sonrasında gördük ki, statlarımızın zeminleri yine berbat...  İklimin gayet müsait olduğu bir coğrafyada, zeminler neden böyle?

MEHMET DEMİRKOL: 

‘Antrikot pişirdinizama tabağınız yok’

Tabak olmayan evde antrikot pişirmek gibi... Oyunu oturmamış ama oynamak isteyen takımlar için büyük dezavantaj. Bu hafta misal; Samatta’nın tek vuruşlardaki üstünlüğünü kullanamayışının temelinde zeminin kötülüğü de vardı. Rakibe pozisyon vermemenin tek hedef olduğu bir lig için anormal bir durum değil bu. 

Futbol zemini, bahçe gibi bir şey değil. Futbol çimi, sadece nemli iklimde doğal olarak üreyen bir şey değil. Profesyonel uzmanlık isteyen bir iş. Çöle de zemin yapılır. Ama ‘hibrit zemini yaptım, artık oldu’ da diyemezsiniz. Vodafone Arena’nın zaman zaman ne duruma düştüğünü gördük. Her işte olduğu gibi bu da bütçe ve uzmanlık işi. Dolayısıyla genel futbol yönetiminin de bir parçası. Transferde ve Avrupa’da bu kadar karavana atarken zeminin doğru olmasını beklememek lazım.

CEM DİZDAR: 

‘Yapılanı koruyamayan bozuğu nasıl onarsın!’

Zemin sorunu, klasik bir ‘alt yapı sorunu’dur. Modern toplumların yol/su/elektrik sorunu misali. Ülkede futbolla ilgileniyor gibi yapanların bildiği yegane iş, olmayan paralarla transfer yapmak! Onca para saçtıkları 30 yaş ortalamalı oyunculara reva gördükleri de maalesef bu zeminler. İşin acı yanı, bunu denetleyecek ve soruna çözüm üretecek bir kurumun olmayışı. Yapılanı koruyamayan, bozuk olanı nasıl onaracak değil mi? 

Uzman bir ekip ve düzenli denetimle hiç olmayacak sorun, herkesin gözü önünde gitgide büyüyor da, gazeteci ve yorumcuların dışında neredeyse kimsenin çıtı çıkmıyor. Enteresan... 

 ALİ ECE: 

‘Lahmacunda kıyma, futbolda çim...’

Sadece futbolda değil, genel olarak içerikten çok, ‘içerik’in zıttı manasında ‘dışarık’a daha çok önem vermemizden kaynaklanıyor.  

Statlarımız modern... Mimarisi, dış görünümü son derece kaliteli sayılabilir; ancak bu kısmı ‘dışarık’ işte. 

Halbuki lahmacunda kıyma, futbolda çim! 

Kıymasız lahmacun ne kadar lezzetliyse, ideal çimler üzerinde oynanmayan bir futbol da en fazla o kadar lezzetli işte!

DENİZ ÇOBAN:

‘Maalesef bunlariyi günlerimiz...’

Hakemlik zamanımda maç öncesi sahayı gezerken, görevlilerle yaptığım sohbetlerin ana konusu genelde stat zeminleri olurdu. Öğrendiğim; kendi bünyesindeki personelle zemin bakımı yapan kulüplerin yanında, zemin bakım hizmeti veren özel firmalarla çalışan ya da Spor İl Müdürlükleri personeliyle bakım işini halletmeye çalışan kulüpler var. Gerçek şu ki, bazı kulüpler haricinde, zemin sorununu inceleyen ve hak ettiği bütçeyi ayıran yönetim anlayışı henüz Türkiye’de yok! Bunlar daha iyi günlerimiz! Devre arası yok. Milli maç araları kısıtlı. Maçlar ikinci yarı hafta içi-hafta sonu oynanacak. Malum kış şartları da devreye girecek. İyileştirme yapmak için aralar olmayacak. Şu an iyi durumda olan sahaların da bozulmasına hazırlıklı olalım.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...