Bir geri dönüş hikayesi... Abdou Razack Traore!

Çocuğunu kaybetti, ayağı kırıldı, iki ameliyat geçirdi ve tam 1 sene futboldan uzak kaldı. Bir futbolcunun başına gelebilecek tüm zorlukları 1 yıl içinde yaşayan Traore, gençlere örnek olacak dönüş hikayesini FANATİK’le paylaştı: “Sadece futbolda değil, hayatta da her zaman zorluklarla karşılaşabiliriz. 1 yıl sahadan uzak kaldım ama hiç pes etmedim. Fiziksel gücün kaynağı zihindir. Her şeye pozitif bakarsanız sorunları aşmak daha kolaylaşıyor”

04 Kasım 2019, Pazartesi 10:44 Son Güncelleme:
- A +
Bir geri dönüş hikayesi... Abdou Razack Traore!

Karabükspor’da oynarken, sözleşme uzatmaya zorlandı, ancak kulübün önerdiği menacerle çalışmayı kabul etmediği için gözden çıkarıldı. Yeniden kendisini buluyordu, fakat bu kez hayatta bir insanın başına gelebilecek en büyük acılardan birini yaşadı, 2 yaşındaki oğlu havuzda boğularak hayatını kaybetti. Yine ayağa kalkmasını bildi, Süper Lig’de 3.’lük sevinci yaşadı, Süper Kupa kaldırdı. Belki de kariyerinin en güçlü sezon başlarından birini yaşarken daha ilk maçta ayağı kırıldı, iki ameliyat geçirip 1 sezon futboldan uzak kaldı. Atiker Konyaspor’un başarılı oyuncusu Abdou Razack Traore’nin yaşadığı zorlukları anlattık bu kısma kadar. Bundan sonrasını ise tüm bunların üstesinden gelerek yeniden ayağa kalkan Burkina Fasolu oyuncudan dinleyelim...

Traore, kabus gibi geçen 1 yılın ardından geri dönüş hikayesini, editörümüz Ömer Necati Albayrak’a anlattı.

‘Gençler dikkat!’

“Futbolcular olarak bu tarz şeyleri yaşıyoruz. Bunları bilerek oynuyoruz. Sakatlık benim için talihsiz bir olaydı ve geçmişte kaldı. Geri dönüp buna odaklanmak istemiyorum. Çünkü çok zor günlerdi. Şu an geri döndüm. Döndüğüm için de çok mutluyum. Tabi bunu, ‘Geçip gitti’ olarak yorumlamak söylerken çok kolay. Tam bir sene bununla savaştım. Sakatlanarak geri dönmeye çalışan gençlere söylemek istediklerim var. Her şey zihinde biter. Her şeyin pozitif olması gerekiyor. Yalnızca fiziksel olarak tedavi olmuyorsunuz. Aynı zamanda zihinsel olarak da geri döneceğinize her zaman inanmak zorundasınız. Bu rehabilitasyon sürecini direkt etkileyen, hatta hızlandıran bir şey. Aileniz, arkadaşlarınız, çevreniz... Sakatlığa odaklanmadan onlardan yararlanmalısınız.”

‘Pozitif kalmanın yolu’

“İki operasyon geçirdim, bunu yaşamak apayrı bir şey. İnançlı biriyim, Allah’a çok dua ettim. Sağlık ekibimiz bana çok destek oldu. Buradaki en önemli faktör zihin. Hayata karşı hep pozitif bakmak zorundasınız. Karşılaşacağınız zorluklarla başa çıkabilmek için bu olmazsa olmaz.

‘Taraftarımız en iyisine layık’

“Teknik ekibe sağlık ekibine, fizyoterapistlere teşekkür ediyorum. Hep yanımdaydılar. Ailem ve arkadaşlarım da öyle. Onların desteğiyle daha çabuk geri döndüm. Şimdi Konyaspor’a faydalı olma zamanı. Şans bulup, yeniden eski Traore’yi hatta daha iyi şeyleri göstermek istiyorum. Bu gücü kendimde hissediyorum. Umarım hem takımım hem de benim için güzel bir sezon olur. Konyaspor taraftarı her şeyin en iyisini hak ediyor.”

‘Stada giremedim’

“Takımı bu süreçte uzaktan izlemek çok zordu. Çok acı vericiydi bu. Futbol önce hobi, sonra iştir. Arkadaşlarımı bu haldeyken seyretmek, onlara yardım edecek güçte olmamak çok kötü. Takımım geçen sezon zor bir süreç yaşadı ve ben yardımcı olamadım. Sadece bu yüzden birçok kez stada gidip maç izleyemedim. Orada bulunmak beni çok üzüyordu. Ülkenizin savaşa girdiğini ve sizin seyrettiğinizi, kurtarmak için hiçbir şey yapamadığınızı düşünün. Bu, herhalde bu durumu en iyi şekilde anlatıyor. Yine de buna rağmen genç arkadaşlarımla, takımın tecrübeli isimleriyle konuşup onlara destek olmaya çalıştım. Özetleyecek olursak acı verici bir durumdu.

‘Sakatlanmadan önce...’

“Şu anda anın tadını çıkarmaya çalışıyorum. 1 yıl kısa bir süre değil. 1 gün ya da bir ay değil. Geri dönmemin tadını yaşamak istiyorum. Yeniden sahalarda olmamın verdiği his çok güzel. Uzak kaldığınızda bunun ne kadar önemli olduğunu anlıyorsunuz. Ben de şu anda çok daha güçlü olabilmek için her zamankinden daha fazla çalışıyorum. İyileşmek kadar güzel bir şey olabilir mi! Bu yüzden bazı şeylerin değerini onları kaybetmeden bilmeliyiz. Sevgi gibi bir şey bu. Gol atıp, galip gelmeyi, bunu paylaşmayı ve taraftarla birlikte kutlamayı çok özledim.”

‘Süper Lig artık daha zor’

“Lig çok uzun bir süreç. Ayrı ayrı değerlendirmek değil. Konuşmak için erken ama her hafta yeni bir sınav veriyoruz. Her hafta bu sınava tekrar tekrar hazırlanmalıyız. Takımıma ve arkadaşlarıma fazlasıyla güveniyorum. Bir gerçek var ki Süper Lig her geçen gün daha da zorlaşan bir lig haline geliyor. Bunu bilerek hareket etmelisiniz. Her hafta yeni bir hazırlık süreci olarak düşünüp her haftayı kazanarak bitirmeliyiz. Tabi bunun için de çok çalışmak gerekiyor.”

‘Yabancı serbestliği kalite katıyor'

“Yabancı sınırı hakkında görüş belirtmek beni aşan bir konu. Kısıtladıklarında da açtıklarında da kendilerince bir neden var. Ancak yabancıda sınır yokken rekabet ortamı artıyor. Bu da hepimiz için kalite seviyesini yukarı çekiyor. Dolayısıyla bu durum Türkiye Milli Takımı’na olumlu yansıyacaktır. Bu yaratılan rekabet ortamından herkes yararlanır. Daha çok çalışmak, daha çok savaşmak zorundasınız. Emek harcayarak, tecrübe kazanarak kaliteyi arttırırsınız bu şekilde. Yine de beni aşan bir konu. Saygı duyuyorum alınan kararlara. Benim işim oynamak. Bu daha çok yönetenlerin bileceği bir iş.”

‘Futbolcu hocayı zorlamalı’

“Takım içerisinde çok iyi bir rekabet ortamı var. Bu takımın geleceği için her zaman daha iyi olan bir şey. Neredeyse 3 takımın çıkacağı bir kadromuz var. Bu her hocanın isteyeceği bir şeydir. Biz de oyuncular olarak hocayı zorlamalıyız. Hangi oyuncuyu seçeceği konusunda kararsızlıklar yaşamalı. Bu da tüm oyuncuların performansını yukarı taşımasıyla gerçekleşen bir şey. Hoca için bu çok güzel bir şey. Hepimiz ona iyi seçenekler sunmalıyız. Herkes kaliteli olursa durum buna gider.”

Röportaj: Ömer Necati Albayrak

Fotoğraflar: Gökay Akın

YORUM YAZ

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Sıradaki haber yükleniyor...