MENÜ

2021 Formula 1 Sezonu – Portekiz GP’si Değerlendirmesi

Formula 1'de sezonun heyecanı tüm hızıyla sürüyor. Yarışlarda heyecan dorukta ve pistler alev almış durumda. Yazarımız Fırat Keskin Portekiz GP'sini değerlendirdi.

04 Mayıs 2021, Salı 10:03 Son Güncelleme:
- A +
2021 Formula 1 Sezonu – Portekiz GP’si Değerlendirmesi

Geçen sene ve bu sene takvime sonradan dahil olan Portekiz GP’si güzel yarışlar vadetmeye devam ediyor. Bu sene de aynı geçen sene olduğu gibi bolca geçiş ve pist üzeri mücadele vardı.

Taktik savaşların ve hataların sonucu belirlediği yarışın kırılma noktalarını soru-cevap şeklinde inceleyelim.

Yarışın en hızlı takımı kimdi?

Sıralamada Red Bull, yarışta az bir farkla Mercedes. Ancak Mercedes’in hızlı olmasının nedeni koşullardı. Pirelli’nin aşırı sert lastik seçimi, rüzgarın şiddeti ve yönü, asfaltın hala kayganlığını koruması, kaygan zeminde Hamilton’ın yol tutuş konusundaki hissiyatı ve Verstappen’ın kilit anlardaki hataları gibi parametreler de Mercedes’e yardımcı oldu.

İdeal bir yarış hafta sonunda Red Bull’un hala önde olduğunu söylemek isterim. Toto Wolff, bu farkı 0,1 saniye olarak ifade etti. Red Bull’un patronu Horner da az bir farkla önde olduklarını düşündüğünü, gerçek güç dengesinin Barcelona’da ortaya çıkacağını belirtti.

Resim 1: Ustalara saygı kuşağı. Hamilton ve Verstappen nefes nefese mücadele ediyor.

Yarışın Red Bull adına kırılma noktaları neydi?

Red Bull, aslında yarışı sıralamalarda kaybetti. Verstappen Q3’teki ilk denemesinde pist sınırları dışına çıktığı için derecesi silindi. İkinci denemeler sırasındaysa rüzgar aniden yön değiştirdi ve şiddetini artırdı. Bu nedenle neredeyse bütün pilotlar, ikinci denemelerinde tur derecelerinde beklenen sıçramayı yapamadı. Hatta ilk 10 pilotun 9 tanesinin tur derecesi, Q2’de atılan turlardan kötüydü. Yani zaman geçtikçe pist yavaşladı. Oysa ki pilotlar pistte daha fazla kauçuk biriktiği için geleneksel olarak Q3’te, özellikle ikinci denemelerde daha iyi dereceler yaparlar. Fakat az önce de belirttiğim gibi artan rüzgar şiddeti nedeniyle tüm pilotlarla birlikte Verstappen da zorlandı.

Yani ilk kırılma noktası, Verstappen’ın ilk sıralama denemesinde hata yapması ve tur derecesinin silinmesiydi.

Yarışın ikinci kırılma noktası güvenlik aracından hemen sonraydı. Yarış lideri Bottas, güvenlik aracının pistten çıkmasından sonra yarışı başlatacak kişiydi. Bottas, yarışı yeniden başlatmak için zekice bir hamle yaparak takım arkadaşını Verstappen’ın gazabına uğrattı.

Hamilton, “Güvenlik aracı pistten çıktıktan sonra tamamen Bottas’a odaklandım. Amacım onu geçmekti. Sadece bir an, Verstappen’ın nerede olduğunu kontrol etmek için aynama baktığımda Bottas yarışı başlattı. Şanssızdım.” dedi.

Ama aslında durumun şansla ilgisi yoktu. Bottas, “Aynamdan Hamilton’a bakıyordum. Onun, başını aynasına çevirdiğini gördüğüm anda gaza bastım. Bu sayede onu gafil avladım.” dedi.

Aynasına bakan Hamilton, geç reaksiyon verince Verstappen’a geçilerek yarışın ikinci kırılma noktasına neden oldu. Birbirlerinin bakışlarını dahi takip etmeleri, pistteki her fırsatı kovalamaları, bu adamların ne kadar üst seviyede olduklarını gösteriyor.

Yarışın üçüncü kırılma noktası yine Verstappen’ın hatasıydı. Verstappen, güvenlik aracından sonra Bottas’ın yaptığı ikramı kabul ederek Hamilton’ı geçmişti. Hamilton’ın önünde olması, şampiyona açısından da çok önemliydi. Yarış bu şekilde bitse, Verstappen kariyerinde ilk defa şampiyona lideri olacaktı.

Ama kariyerinde ilk defa lider olmak yerine, Verstappen hata yapmayı tercih etti. Onuncu turun son metrelerinde Verstappen, on dördüncü virajın çıkışında gaza erken oturdu ve arabasının arkasını hafifçe kaydırdı. Arabasının arkası kayan Verstappen, saliseyle ölçülecek bir süre için ayağını gazdan çekti. Bu sırada Verstappen’ın çok az da olsa motor devri düştü ve momentum kaybetti. Böyle “küçük” bir hata bile Hamilton için yeterliydi.

Önce on beşinci ve son virajı iyi aldı. Gerisini DRS, hava koridoru ve içeriden yaptığı başarılı geçiş hamlesi halletti. Red Bull adına yarışın üçüncü kırılma noktası buydu. Aynı takımda yarıştığı dönemlerde Nico Rosberg, “Hamilton çok uzun süre, çok yakından takip edebiliyor. Beni yakından takip ettiğinde panik olup hata yapıyorum.” demişti. Rosberg haklı. Bu yarışın dışında 2019 İtalya GP’sinde, Leclerc’i 43 tur boyunca 1 saniye civarında mesafeden takip ettiği de hafızalarımızda. Bu yarışta da durum biraz oydu. Her iki rakibini de lastiklerini yıpratmadan, 1 saniye civarında mesafeden uzun süre takip etti. Paniğe neden olmasa bile Hamilton, Verstappen’ı hataya zorladı ve istediğini aldı.

Bottas, yarışı nasıl kaybetti?

Bottas yarışı ilk bölümde, orta hamurlu lastiklerini çalıştıramadığı için kaybetti. Önce Hamilton’a geçilen Bottas, daha sonra Verstappen’ın radarına girdi. Hem önden hem de arkadan kayma yaşadığı için Verstappen’ı arkasında tutmakta zorlanıyordu. Ancak bu hafta sonu Mercedes’in ara hızlanma değerleri ve son hız değerleri Honda’dan iyiydi. O nedenle Verstappen geçiş için kritik olan bölümde, yani düzlükte Bottas’ı geçecek hamleyi yapamadı.

Bunun üzerine Red Bull, Verstappen’ı pit’e alarak “undercut” denemesi yaptı. Mercedes, bu taktik hamleye bir sonraki turda Bottas’ı pite alarak yanıt verdi. Ancak ilk iki yarışta olduğu gibi bu yarışta da pit ekibi kötü bir iş çıkardı. Bottas’ın pit’i, olması gerekenden 1,3 saniye daha uzun sürdü. Bu sayede Bottas piste çıktığı anda Verstappen hemen arkasında bitti.

Bottas henüz lastiklerini ısıtamadan, lastikleri sıcak olan ve yol tutuşu yakalamış olan Verstappen’a kolayca yem oldu.

Bottas’ın sert lastiklerini ısıtması yaklaşık 5 tur sürdü. Bu sırada önündeki Verstappen ile olan fark 4 saniyeye yaklaşmıştı. Fakat daha sonra Mercedes sert lastikle canlandı. Yarışın ilk bölümünde, orta hamurlu lastiklerle Verstappen ile mücadele etmekte zorlanan Mercedes’ler sert lastikle kendine geldi. Bottas hızlandı ve farkı düşürmeye başladı.

Derken Bottas’ın telsizden, “Direksiyonumdaki uyarı neydi?” diye sorduğu duyuldu. Pit duvarından, “Çok önemli bir şey değil.” yanıtı gelse de Bottas yavaşlamaya başladı. Bottas’ın egzozundaki sensör arıza yapmıştı. Böylece Bottas Verstappen’a atak yapacak pozisyona hiç gelemedi.

Sezon başlamadan önce, twitter hesabımda, değişen egzoz kurallarıyla ilgili birkaç flood yapmıştım. Geçtiğimiz sezonlarda takımların sınırsız egzoz kullanma hakları vardı. Bu sezon, takımların egzoz kullanma hakkı, 8 set ile sınırlandı. Bu nedenle de yüksek sıcaklığa maruz kalan egzozların dayanıklılığı da önemli bir duruma geldi. Egzoz gazları, manifold civarında 1000-1500 santigrat derece arasına çıkıyor. Bu sıcaklıklara uzun süre dayanacak malzemeyi bulmak, geliştirmek ve üretmek kolay değil.

Kolay olmadığını, takımların sık sık egzoz değiştirmelerinden anlıyoruz. Sezonun üçüncü yarışında üçüncü egzoz setine geçen takımlar var. Bu takımların, kullanım sınırını aşıp 10 sıra grid cezası alması kaçınılmaz gibi.

Ayrıntılı bilgi verilmese de Bottas’ın egzozundaki hasarın sadece bir sensör arızası olmadığını düşünüyorum. Çünkü takım uzaktan müdahaleyle sensörü muhtemelen devre dışı bırakmıştır. Yani sensör kapatıldığı için sorun olmaktan çıkar ve sensörün yokluğu performans kaybına neden olmaz. Bottas performans sorunu da yaşadı. (Eğer sensör yüksek sıcaklık nedeniyle arızalanmışsa, motor kendisini güvenli çalışma moduna almış da olabilir. Bu da performans kaybını açıklayabilir.)

Ferrari-McLaren mücadelesinde durum ne?

Bu sezon lastiklerin ve aerodinamik kuralların değişmesine ek olarak sezon öncesi test günleri de sınırlandı. Bu nedenle takımların arabalarını anlamaları zaman alıyor. Horner, “Bu yarışla birlikte kendi arabamızın ve rakiplerin arabalarının güçlü ve zayıf yönlerini biraz daha anladık.” dedi.

Takımların performans dalgalanmaları da aslında bu nedenle yaşanıyor. Ayrıca bu sezon takım değiştiren pilot sayısı da fazla olduğu için dalgalanma daha da artıyor. Pilotlar yeni arabalarına ve takımlarına alışmak konusunda zorlanıyorlar.

Sainz da bunlardan biri. İmola’daki yarışta sıralama performansı kötü, yarış performansı Leclerc’den iyiydi. Normal şartlarda İspanyol pilotun kuvvetli yanı yarış performansı olmasına rağmen bu hafta sonu durum farklıydı. Bu hafta sonu sıralamalarda harika performans gösteren Sainz, yarışta puan barajının dışında kalarak hayal kırıklığı yaşadı.

Sainz’ın arkalara düşmesi Ferrari taraftarlarında, arabanın yarış performansı konusunda endişe yaratsa da durum göründüğü kadar kötü değil. Leclerc, yarışı rakibi Norris’in sadece 4 saniye ardında, altıncı sırada bitirdi. 6 turluk güvenlik aracı periyodunu çıkartırsak, 60 tur üzerinden yapılan bu değerlendirme, Ferrari-McLaren arasındaki farkın ne kadar az olduğunu ortaya koyuyor.

Resim 2: İki efsane takım sıkı bir üçüncülük mücadelesi veriyor.

Norris-Leclerc arasındaki 4 saniyelik farkı 60 tura böldüğümüzde tur başına fark 0,066 saniye yapıyor. Yani iki takım arasındaki fark, saniyenin yüzde altısı kadar. Bu tip farklar söz konusu olduğunda pilotların günlük gösterecekleri performans çok önem kazanıyor. O nedenle hem Sainz’ın hem de Ricciardo’nun bir an önce takımlarına alışmaları lazım.

Pilot demişken Norris’i de boş geçmememiz lazım. Bu sene itibarıyla olgunlaşma sinyalleri veriyor. Az hata yaparsa ve bu performansını tüm sezona yayabilirse şampiyonluk alabilecek pilotlar listemdeki yerini de sağlamlaştıracak.

Alpine neden bu kadar güçlüydü? Aston Martin neden bu kadar kötüydü?

Hafta sonu boyunca bana en çok sorulan sorulardan biri Alpine’in durumuydu. Alpine’in bu hafta sonu gösterdiği performans önceki haftalarda yazdıklarımı da teyit eder nitelikteydi.

Alpine, aerodinamik olarak kötü bir araba değil. Ama motoru, pistin en zayıfı. Bu nedenle Alpine takımını, motor gücünün daha az etkili olduğu, aerodinamik yapının ise daha çok ön planda olduğu pistlerde daha önlerde göreceğiz. Tabii ki burada tutunmalarında arabayı geliştirme hızları da etkili olacak.

Alonso’nun da bu yarışta biraz kıpırdamasıyla, iki arabayla puan almayı başardılar. Tebrikler.

Alpine için yazdıklarımızın tam tersini Aston Martin için söyleyebiliriz. Aston’un güçlü yanı motoru, zayıf yönüyse aerodinamik yapısı. Bu nedenle de geçen hafta sonu Portekiz’de olduğu gibi veya önümüzdeki hafta Barcelona’da olacağı gibi aerodinamik performansın önemli olduğu pistlerde daha zayıf bir performans göstermelerini bekleyebiliriz. Elbette getirecekleri güncellemelerle kaderlerini değiştirmek ellerinde. Şu anda, mevcut durum üzerinden konuyu yorumluyorum.

Vettel de aynı ezeli rakibi Alonso gibi bu hafta sonu vites artırmayı başardı. Uzun zaman sonra ilk defa Q3’e kalması ve yarışı takım arkadaşının önünde bitirmesi, artık işlerin yoluna girmeye başladığının da göstergesi.

Bu arada, Aston Martin’in bu hafta sonuna yetiştirilebildiği tek set güncelleme paketi, Lance’ın arabasına takıldı. Yani Vettel, güncelleme paketi olmayan arabayla yarıştı. Bu durum, onun gösterdiği performansı daha da değerli kılıyor. Güncellemelerin sadece Lance’ın arabasında olmasının, Lance’ın babasının takım patronu olmasıyla ilgisi yok. Takım, her iki araba için parça yetişmeyen durumlarda, güncellemelerin şampiyonada daha önde olan pilota takılacağını belirtmişti.

Şimdilik yarış değerlendirmesini burada bırakıyorum. Önümüzdeki hafta İspanya GP’si yapılacak. Barcelona, arabaları anlamak açısından sezonun en önemli pisti. Bu nedenle tüm dikkatimi o yarışa vereceğim.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...