ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM


YAZARLAR

Kadınlarımız!

09.10.2011

Nazım Hikmet'in Kuvay-ı Milliye Destanı'na, “Ve kadınlar,/ bizim kadınlarımız:/ korkunç ve mübarek elleri,/ ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle/ anamız, avradımız, yarimiz” dizeleriyle konu olan 40 bini aşkın kadınımız ve çocuklarının, Fenerbahçe-Manisaspor maçında tribünlerde yerlerini almalarını, renklerine gönül verdikleri takıma coşku dolu desteklerini takdirle karşılayanlardanız.

Ancak, aynı maçın 61. dakikasında kim ya da kimlerin yönlendirmesiyle olmuşsa olsun, bu destana konu olan kimlikleriyle 180 derece çelişen, her şeyi geçtik en azından karşı taraftaki hemcinslerini rencide eden, düzeysiz tezahüratlarını da o derece kınayanlardanız.
Bu biir.
İkincisi: koca bir şehrin, koca bir camianın “Onur’unu” bir kalecinin adıyla sınırlayan kadını da, asla Nazım’ın dizenlerindeki kadınlarımız arasına sokmuyoruz.
Diyoruz ki o kadına; Trabzonlu olduklarını övünerek dile getirdiği babası ve amcası, o sözlerine ne tepki veriyorsa, o kadarı da bizden. Nokta.

Fener mağdursa...

Kadınlar ve 61. dakikalardaki o tepkileri Trabzonspor Başkanı Sadri Şener’e sorulmuş, yanıt:
“Bu aralar Fenerbahçe’yi hoş görmek lazım diye düşünüyorum. Bazen insanların mağduriyetleri vardır. O mağduriyetler üzerinde çok durmak bana göre yanlıştır. O kadar bayanın oraya toplanmasını takdir ettim ben. Orada bağıranları doğru bulmadım ama çok da üstüne durmanın doğru olmadığına inanıyorum.’’
Fenerbahçe’nin şu ana kadar ki mağduriyeti, Şampiyonlar Ligi’ne katılamaması. Kim gitti yerine? Trabzonspor. Peki bu kulübün başkanı bu durumda ne yapmalı?
Eğer böyle düşünüyorsa takımını Şampiyonlar Ligi’nden çekmeli.
Başka Sadri Şener
“Aziz Yıldırım, Adnan Polat ve Yıldırım Demirören’le dostluğum vardır. Ancak iş hukuki boyuta geldiğinde kulübümün haklarını çok iyi korurum. Vicdanım kulübün en uzun süre görev yapan başkanı olarak Trabzonspor’a hak ettiği kupasının verileceğini söylüyor.”
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!

Küçük notlar:

- Bir yorumcu, televizyon programında Sadri Şener’in Fenerbahçe’nin mağduriyetine ilişkin sözlerini dinledi ve dedi ki: “Futbolda ahlak ve para ikilemi var. Başkanlar parayı seçti, Sadri bey eyyam yaptı.” Aynı yorumcu, Lille maçı için Trabzon’a davet edildi, oturtulacak yer bulunamadı.
- Selçuk İnan’ın menajeri, Trabzonspor’dan alacakları olduğunu açıkladı. Başkan Şener “Yok”, Genel Sekreter Yener, “Var” diyor. Anlaşsalar!
- Medya mensupları Moskova’ya taraftarların uçağıyla gidecekler. Trabzonspor’un uçağına binemeyecekler. Bu uçakta, kafile, yöneticiler, protokol bir de sponsorlar olacakmış. Bilmiyorlar ki, medya olmazsa sponsor da olmaz! Arkadaşlarımız parasını ödedikleri halde neden o uçağa binemiyor! Açıklasalar!

Sanat ve Spor

Eskişehir’de çok keyifli, sanat ve sporla dolu 2 gün geçirdik. İdil Biret’i bir günle kaçırdık ama Zülfü Livaneli’nin açık hava konserini zevkle dinledik. BŞB Şehir Tiyatroları’nda Dario Fo’nun Açık Aile oyununu izledik. Özlem Boyacı ve Korel Cezayirli’ye hayran kaldık. Genel Sanat Yönetmeni Mete Ayhan ve Sahne Direktörü Berna Kafkas’a alkışlar. Sanatsal olanakları nedeniyle gıpta ettiğimiz tüm Eskişehirlilere özellikle de üniversite gençliğine, bu oyunu kaçırmamalarını salık veriyoruz.
..Ve maç. İki takım taraftarları arasında geçen sezona dayalı bir küskünlük söz konusu! Üzülerek gördük ki başlarda bu durum bu maça da yansıdı. Ama ilerleyen dakikalarda tribünlerin dikkati sadece futbola yöneldi. Eskişehirspor’a gönül verenleri, takım 2-0 yenik durumdayken bile sağladıkları destek nedeniyle, gecikmeli de olsa kutlamak isteriz.

Kalbimiz ve sezgilerimiz

Zaman zaman görüş ve düşüncelerimizi beğenmeyen, siyasi bulan, “duygusal değerlendiren” , ahbap-çavuş ilişkilerine dayandıran mailler, yakınmalar almaktayız. Bazen dozu da kaçıyor, karşı eleştiriyi aşan boyuta ulaşıyor. Steve Jobs, 6 yıl direndiği pankreas kanserine yakalandığı ilk yıl, üniversitelilere konuştu: Hiç kimse ölmek istemez. Cennete gitmek isteyenler bile uğruna ölümü göze alamaz. Oysa şimdiye dek kimse ölümden kaçamamıştır. Çünkü ölüm, hayatın en güzel icatlarından birisi Hayatın değişim ajanı. Yenilere yer açmak için, eskilerden kurtulmanın tek çaresi. Şu an için yeni sizsiniz. Ama günün birinde siz de eskiyeceksiniz. Bu kadar acımasız olduğum için üzgünüm ama gerçek bu. Zamanınız kısıtlı. Bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın. Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. Ve en önemlisi kalbinizin ve sezgilerinizin yolundan gidecek cesarete sahip olun. Kalbiniz ve sezgileriniz ne yapmak istediğinizi bilirler. Bunun dışındaki her şey ikinci planda.
Bizim de kalbimiz ve sezgilerimiz ne yapmak istediğimizi belirliyor, o kadar.

0 YORUM