Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

08 Aralık 2016 Perşembe
Lejyoner farkı!

Türk milli takımı, tarih yazmak için çıkmıştı sahaya Cenevre'de. Portekiz, dünya futbolunun yıldız üreticisi ülkesi. Rakip sahaya çıktığında etkilenmemek mümkün değildi.

08 Haziran 2008, Pazar Yorum Yaz
A+ A-

Türk milli takımı, tarih yazmak için çıkmıştı sahaya Cenevre’de. Portekiz, dünya futbolunun yıldız üreticisi ülkesi. Rakip sahaya çıktığında etkilenmemek mümkün değildi. Sadece Ronaldo’dan ibaret değildi Portekiz. Savunmada Carvalho’dan, Pepe’den tutun da, orta alanda Deco ve Simao gibi yıldızlarıyla göz kamaştırıyordu. İşte böyle bir rakip karşısında macera aramak olmazdı. Sahaya çıkan milli takım sürpriz değildi. Oynadığımız hazırlık maçlarında rakipler dişimize göreydi. Ama Portekiz karşısında hazırlık maçlarında yaptığımız hataları yaparsak, işimizin zor olacağını biliyorduk. Nitekim ilk yarıda mücadele ettik, koştuk ama biraz da ilahların yardımıyla ayakta kaldık ve gol yemeden soyunma odasına girdik.
Mevlüt gibi genç bir yıldız adayına büyük sorumluluk yüklemek biraz erkendi ve Terim bu kararından ikinci yarıda vazgeçti. Aslında bir an durup düşündüm. Koskoca 70 milyonluk ülkede gerçekten hiç mi forvet yoktu da, gidip Fransa liginde yıldızı parlayan bir oyuncuya bel bağladı Fatih Terim. Oysa dün gece bir Hakan Şükür, bir Ümit Karan sahada olsaydı, Carvalho ve Pepe bu kadar rahat oynayabilir miydi? Bütün bunları sonuca göre yorumlamıyorum. Çünkü dün gece biz futbol adına sahada bir şey yapamadık, sadece rakibi oynatmamaya çalıştık, onu da beceremedik. Sahada Volkan, Servet ve Mehmet Aurelio’dan başka kim vardı? Neredeydi Avrupalı lejyonerlerimiz. Bir de rakibin lejyonerlerine bakın, nasıl koştular nasıl mücadele ettiler. Artık saplantılarımızın esiri olmadan, milli takımlar oluşturalım. Tabi ki geleceğin milli takımını yapalım ama değerlerimize sahip çıkarak. “Ben şapkadan tavşan çıkartırım” demekle olmuyor, bu işler.
Bu kadar kısa takımın, havadan oynaması ve bir tane yan ortaya kafa vuracak adamı olmaması, düşünüdürücü değil mi! Bu milli takım hepimizin... Kazanınca sevinen biziz, kaybedince de kahrolan. Belki kağıt üzerinde maç öncesi rakibimiz favoriydi, sonuç normal görülebilir. Ama gönül ister ki, rakibin 3 topu şans eseri direklerden dönerken, bizim takımımız da gol pozisyonları ile 90 dakikayı bitirsin. Umutlar tabi ki bitmedi, önümüzde iki maç daha var ve şansımız sürüyor. Ama uyarılara ve eleştirilere kulak asmanın zamanı geldi de geçiyor bile...