Ahmet Bey'in hayali!

19 Ekim 2011, Çarşamba 12:00
- A +

Hayat bir illüzyondan ibarettir. Gördüklerimiz aslında yanılgılarımızdan başka bir şey değildir. Çünkü sadece sahneye odaklanmışızdır. Sahne ise parıltılıdır; eğlencelidir. Genellikle bizi kendi trajedilerimizden, dertlerimizden, kasavetimizden uzaklaştırmaya yarar. Bizi eğlendirmeyi görev edinen oyuncuların sergiledikleri hünerlerin büyüsüne kapılırız. Hipnotize oluruz. İzlediklerimiz bir nevi uyuşturucu etkisi gösterir. Bu şekilde yalın gerçeklerden koparız. Yabancılaşırız. Hem kendimize, hem de ait olduğumuz dünyaya. Bu iki yönlü işleyen bir süreçtir. Sadece kendimizden değil, özdeşleştiğimiz sahne sanatçılarından da uzaklaşırız. Bir yandan onları hayatımızın öznesi, masal kahramanı yaparız; onlara öykünürüz; onların yerinde olmak isteriz. Öte yandan onların sahne arkasındaki trajedilerine yıldızlar kadar uzak oluruz. Çünkü gördüklerimiz, sadece görmek istediklerimizdir. Bu durum futbolcular için de geçerlidir. Zira onlar da sahne sanatçısıdır. Biz sadece kazandıkları paralardan, aldıkları arabalardan ve evlerden, çıktıkları mankenlerden ibaret olduğunu düşündüğümüz şatafatlı yaşamlarını görürüz. Oysa perdenin arkası bildiğimiz gibi değildir. Onların da acıları, düş kırıklıkları, dramları ve yalnızlıkları vardır. İşte hep beraber şahit olduk, Kayserispor kalecisi Gökhan Değirmenci'nin baba acısına. 15 gün önce kendisini izlerken kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden baba Ahmet Değirmenci'nin hayalini gerçekleştirdiği an, genç kalecinin yaşamının en trajik anıydı aynı zamanda. Çünkü Ahmet Bey, oğlunun bir gün İnönü'ye çıkmasını hayal etmişti. Gökhan babasının o hayalini gerçekleştirdi. Ama ne fayda... Gerçekleşen hayal miydi, vasiyet miydi, belli değildi. Bu, hayatın Gökhan'a kurduğu sinsi bir tuzaktı. Ve o da hayatın bir parçasıydı. Hepimiz gibi.

YORUM YAZ