Fanatik yazarlarının Fenerbahçe - Göztepe maçı yorumları

Süper Lig2in 18. haftasında Göztepe'yi ağırlayan Fenerbahçe, mücadelenin son dakikalarında bulduğu galibiyet golüyle 3 puanı kazanan taraf oldu. Fanatik'in usta yazarları ise, bu zorlu 90 dakikayı kendilerine has üslüplarıyla yorumladı.

21 Ocak 2018, Pazar 08:43
- A +
Güç ve dayanıklılık (Mehmet Demirkol)

Güç ve dayanıklılık (Mehmet Demirkol)

İki çok üst kalite orta, galibiyeti getirdi. Bu ortaların kahramanları İsmail ve Dirar’ın son derece tartışmalı performansları da gecenin tezatıydı. İsmail’in Göztepe golünde yaptığı hata hayatında ilk kez bu seviyede oynayan bir oyuncunun yapacağı cinsten. Kendi kendisini paniğe sokup attığı pas Göztepe’nin o andaki oyunda asla bulmayacağı golün ateşleyicisi oldu.

Maçın belki de en kötüsü Dirar’ın ortasıysa, o performansta bir oyuncudan son saniyede beklenmeyecek cinsten. Aykut Kocaman’ın öğrencileri maça istekli ve önde başladılar. Gzötepe’yi kapattılar. İyi pres yapıp dönen toplarla akın sürekliliği sağladılar. Ancak bu oyun bir çıkmaz yaratıyor.

Oyunu koparamadı (Mehmet Demirkol)

Oyunu koparamadı (Mehmet Demirkol)

Fenerbahçe gücü ve isteğiyle rakibi kapanmaya zorluyor. Rakip buna ikna olup kapandıysa, savunma içinde açık bulacak bir orta saha performansı ortaya çıkmıyor. Sadece ortalarla ceza sahasına inmek mümkün oluyor. Yani harcanan enerjiyle ortaya çıkan pozisyon sayısı arasında ters orantı ortaya çıkıyor. İlk yarıda olan buydu.

Fenerbahçe oyuna tek başına hükmetti ama oyunu koparamadı. Pas hızı yeterli değil çünkü. Uzun yön değiştiren pasları atabilecek bir orta saha da yok. Isla defalarca savunma arkasına koşu yapmasına rağmen ona uzun pası atacak cesareti gösterebilen olmuyor. 1-1’den sonra bu sıkışmadan çıkış yolu olarak Valbuena ve Soldado’nun oyuna girmesinden başka bir yol yoktu. Bu Fenerbahçe’nin baskısını artırdı.

Değişim şart (Mehmet Demirkol)

Değişim şart (Mehmet Demirkol)

Aykut hoca takımının gücü, dayanıklılığı konusunda haklı. Hiç yorulmadılar. Uzatmalarda da maçın başındaki enerji seviyelerindeydiler. Ama orta gol dışında üretimde artış olmuyor. Sadece doldur boşalt. Sanılanın tersinde büyük maçlarda bu güç gösterisi işe yarar.

Ancak vasat maçlarda özellikle de deplasmanlarda Fenerbahçe’nin hücum şablonlarına ihtiyacı var. Dün bunlar yoktu. Güç ve dayanıklılık 10 numara. Ama takımın oyun kalitesi hala yerlerde. Bunun değişmesi şart.

Risk almak mı almamak mı? (Ali Ece)

Risk almak mı almamak mı? (Ali Ece)

Fenerbahçe, taraftarın beklediği Valbuena’lı ilk 11’le değil de Aykut Kocaman’ın inandığı oyunu oynayacak ilk 11’le başladı. Bu ilk 11, sadece 14. saniyede net gol pozisyonu bulmakla kalmadı. Yeni çıkan takım kategorisinde bu sezon mükemmele yakın bir deplasman grafiği sergileyen Göztepe’ye ideal deplasman oyununu oynatmayacak bir baskıyla başladı.

Göztepe’yi doldurma uzun toplara zorladı. Sarı-Lacivertliler, ilk 15 dakikada rakibin gollerinin neredeyse yarısını kaydeden Jahovic’in topla çok az buluşmasına neden oldu. Aykut hocanın futbol zihninde bu oyun ‘pasta tadı’nda, bu sezon çok daha isabetli ortalar yapan İsmail’in kavisli kornerinde Fernandao’nun vurduğu kafa da pasta üzerindeki çilek gibi oldu.

Baskı devam etmeliydi (Ali Ece)

Baskı devam etmeliydi (Ali Ece)

Peki, maç 0-0’ken bu kadar etkili baskı yapabilen bir takım 1-0’dan sonra neden yarısını bile yapmaz ki? Galibiyeti korumanın en garanti yolu, ikinci golü bulmak! Üstelik Fenerbahçeli oyuncular fizik kondisyon açısından bu kadar zirve yapmışken o baskı daha da etkili şekilde devam edebilirdi.

Yoksa Fenerbahçe’nin ilk golü attığı daha önceki 41 maçın 35’ini kazanması, Kocaman’ın kafasındaki ‘teknik direktör takımı’nın daha önemli bir belirleyicisi mi?

2 santrforla çevirdi (Ali Ece)

2 santrforla çevirdi (Ali Ece)

1-0 öne geçtikten ilk yarı bitene kadar Göztepe, Jahovic’i iki kez tehlikeli pozisyona soktu. Çok saçma savunmadan top çıkarma hatasında gördüğümüz gibi futbolda bazen en büyük risk hiç risk almamak oluyor.

Aykut hoca bunu maç 1-1’e geldiğinde daha iyi anlayıp duble ofansif oyuncu değişikliği yaptı. 90 artıda da olsa sahada 2 santrfor 2 de ofansif orta sahası varken maçı çevirmeyi başardı.

Erman Özgür (Erman Özgür)

Erman Özgür (Erman Özgür)

Maçlara iyi başlamayı gelenek haline getiren Fenerbahçe, neredeyse soyunma odasından atıyordu golü maçın başında. Giuliano kendisini rahatsız eden kimse olmamasına rağmen fırsatı kaçırınca hem kendisi hem de takımı için erken bir şans kaçtı.

Ancak Fenerbahçe coşkulu başladığı maçta duran top etkinliğini hissettirdi. Hem oyun içinde rakip sahaya yerleşmeyi başardılar hem de İsmail’in ortasında Fernandao ile golü buldular. Uzun zaman sonra santraforla oynadığı hissedilen takımın en etkili ismi ise kazandığı 2. toplar ve oyun organizasyonunu birlikte yapan Mehmet Topal’dı.

Poko hamlesi değiştirdi (Erman Özgür)

Poko hamlesi değiştirdi (Erman Özgür)

İkinci yarıya, ilk yarıda koşarak oynayan Fenerbahçe yürüyerek başlayıp skoru artırmak yerine 1-0’ı korumayı tercih etti. Bu anlayış çok pahalıya patladı. Düşük tempoda oynanan maçta Tamer Tuna’nın Poko hamlesi İsmail-Skertel sakarlığıyla birleşince Göztepe golü buldu.

Aslında golü bulmak için çabalıyormuydu derseniz, pek sayılmaz. Gelen gol Aykut Kocaman’a Valbuena ve Soldado’yu hatırlattı ve Fenerbahçe son yarım saate çift santraforla girdi

Çift forvet olabilir (Erman Özgür)

Çift forvet olabilir (Erman Özgür)

Karşılıklı kaçan goller, baskı, stres derken Dirar’ın harika ortası Kosanoviç’in ters kafası Fenerbahçe’yi kabustan uyandırdı. Göztepe tarafında oynanan oyunun puan almayı hakettiğini söylemek zor ancak Fenerbahçe tarafında Mehmet Topal ve Josef’in aynı anda sahada olduğu zaman çift santrafor oynamanın da doğru bir tercih olabileceği sinyallerin alındığı bir maç oldu.

Çileli galibiyet (Mehmet Ali Sabuncu)

Çileli galibiyet (Mehmet Ali Sabuncu)

İlk devrenin son 6 haftası müthiş bir seriyle zirveye ortak olan Fenerbahçe, ikinci devrenin ilk maçında İzmir devi Göztepe’yi konuk etti. Göztepe’nin yeni transferi Poko yedekte sahaya çıktı, Fenerbahçe’de ise forvet Fernandao’ya emanet edilmişti.

Maçın ilk dakikasında Fernandao’nun arapasıyla topla buluşan Giuliano önce rakibini ekarte etti, sonra yaptığı vuruşta top üst direkte patladı. 7’de İsmail’in soldan ceza alanına gönderdiği topa kale önünde Dirar dokunamadı. 15’te Fenerbahçe aradığı golü buldu. İsmail’in sağdan kullandığı korner atışında defansın arasından iyi yükselen Fernandao, topu filelere gönderdi: 1-0.

İsmail’in hatası (Mehmet Ali Sabuncu)

İsmail’in hatası (Mehmet Ali Sabuncu)

27. dakikada Göztepe’nin ilk şutu geldi. Mehmet Topal’ın hatalı pasıyla topla buluşan Schwechlen’in uzaktan şutunu kaleci Volkan kolay tuttu. İlk yarı bu sonuçla bitti. 55’te Giuliano topla ceza alanında buluştu, vuruşunda Göztepe defansı Brezilyalı’nın ayaklarına yatarak tehlikeyi önledi.

59’da İsmail’in hatasıyla topla buluşan Poko, çaprazdan vurdu, durumu eşitledi: 1-1. 77’de Dirar’ın kale önüne yaptığı ortada Soldado boş kaleye atamadı. 90+3’te Dirar’ın ortasına Soldado’nun baskısı sonucu Kosanoviç ters bir kafa vuruşuyla topu kendi kalesine attı ve son dakikalarda çile çeken Fenerbahçe camiası yeniden ayağa kalktı. Sarı-Lacivertliler, 2. devreye galibiyetle başladı. Fakat maç bitiminden sonra Selçuk’un Skrtel’e kafa atması yakışmadı.

Teori ve pratik!  (Haşim Şahin)

Teori ve pratik! (Haşim Şahin)

Aykut Kocaman futbola dair konularda en çok kafa yoran bir futbol adamıdır, bu tartışılmaz. Misal,futbol pas oyunudur demişti yıllar önce. Keza, “adam adama oyun, oyuncunun özgürlüğünü kısıtlar diyen de o. Dolayısıyla,Antrenör takımı kavramı da dahil felsefesi olan bir hoca. Saygı duymamız lazım elbette.

Ancak, teori ile pratik çok farklı şeyler. Hele de bizim ülkelerde. Çünkü bütün bu teorileri hayata geçirmek için sizin düşündüklerinizi, anlattıklarınızı enikonu kavrayan ve bunları hayata geçirebilecek kalitede futbolculara sahip olmanız zorunludur.

Oysa Sayın Kocaman hem mevcut kadroyu kendisi oluşturmadı hem de devre arasında gerekli takviyeleri yapmadı takımına bildiğimiz nedenlerden dolayı.
       
O zaman yapılacak şey bellidir; Elinizdeki mevcut kadroya göre bir oyun felsefesini benimsemek ve oyuncularınızın yeteneklerine denk düşeni onlardan istemek.

Dün akşam ilk yarının tamamında üstün olan Fenerbahçe’ydi. Yanılmıyorsam yarının sonuna doğru ilk pozisyonunu buldu Göztepe. Ama bu bariz üstünlüğe rağmen ikinci golü bulamadı sarı lacivertliler. Çünkü çokşey varken yetenek ve yaratıcılık eksikti sahada Aykut Kocaman’ın öğrencileri adına.

Kazanma alışkanlığının sürmesi güzel. Mehmet Topal ve Aatıf’ın “Antrenör takımı kavramının içini doldurmak için çırpınışları da öyle. Fakat (bir Fenerbahçeli futbolcunun yapmaması gereken hata sonucunda) Göztepe’nin attığı golden sonra oyuna dahil olan Valbuena ve Soldado’ya bu takımın muhtaç olduğu da çok aşikar işte.

Dolayıyla devre arasında takviye yapmak bu kadar zorken Fenerbahçe’nin şampiyonluk yolculuğunda Valbuena’ya muhtaç olduğu da bir diğer geçek. Öyleyse Sayın Kocamn’ın Fransız yıldıza isteklerini ısrarla daha ayrıntılı anlatması bir zorunluluktur. Teoriyi pratiğe yansıtmak sadece iradeyle olmuyor maalesef.

Açıkçası mevcut kadronun kapasitesine denk düşeni öne almak zorunda Aykut Kocaman, bu da bir başka önemli gerçek olarak duruyor karşımızda.