Terim mi, Denizli mi, Güneş mi, yoksa...?

11 Ekim 2011, Salı 12:00
- A +

Ve teknik direktör arayan Türkiye Futbol Federasyonu’na; “‘Yerli mi’, ‘Yabancı mı’ tartışmaları sürüyor hâlâ... ‘En iyisi’ diyen ise yok. Federasyon, pasaportunda TC yazmayan bir adam arıyor, fakat Güney Afrika’ya giden 32 ülkenin 22’si kendi adamlarıyla çalışıyor. Hayatın her alanında olduğu gibi futbolda da hep ‘batı’ cazip geliyor. Ancak bizi sokaklara döken her başarının ardında da ‘bizimkiler’ var” diyerek seçimlerini yerliden yana yapmaları konusunda bir öneride bulunmuştum.
Aylar geçmiş... Hiddink’li dönemde de değişen bir şey yok... Yine ‘lider’ çıkamayacağız. Büyük ihtimalle Play-Off’lara giderek şansımızı zorlayacağız.
Buraya kadar yazdıklarımız, bundan sonra yazacaklarımızı okurken, herhangi  bir ön yargımızın olmadığını anlatmak içindi. Yoksa Fatih Terim, Mustafa Denizli ya da Şenol Güneş’in teknik adamlık kariyerlerini tartışacak kadar aptal da değiliz, ahmak da... Fakat onların da her insan gibi eksiklerinin bulunduğunu ifade edebilecek kadar zeka sahibiyiz.
***
Müfit Erkasap, Bülent Ünder, Eser Özaltındere, Metin Tekin... Şimdilerde de Hasan Şaş, Ümit Davala ve Taffarel... Bu isimler, Fatih Terim’in dünden bugüne hep yanında olanlar, yol arkadaşları...
Mehmet Kulaksızoğlu, Alper Boğuşlu, Şeref Çiçek, Turgut Kural ve şimdilerde de Ünal Karaman... Şenol Güneş’in yardımcıları...
Ali Gültiken, Zafer Öğer... Mustafa Denizli’nin antrenörleri...
Yazdıklarım, bir çırpıda aklıma gelenler... Unuttuklarım lütfen kızmasın, tepki göstermesinler... Çünkü bu listelere girmek kötü aslında... Neden mi?
Bu ülke futbolu, tarihinin en güzel günlerini bu üç adamla birlikte yaşadı. Onlar, kazandığımız her savaşın en önemli simaları, komutanlarıydı. Fakat hep bir eksikleri kaldı.
Seep Piontek’in Türkiye’ye hediyesi olan Fatih Terim, bir Fatih Terim yetiştirmedi mesela...
Jupp Derwall’ın bizlere armağan ettiği Mustafa Denizli, bir Mustafa Denizli bırakmadı...
Özkan Sümer’in, Ahmet Suat Özyazıcı’nın eseri Şenol Güneş de bir Şenol Güneş hediye etmedi...
**
İki ihtimal var...
1- Yanlarında çalışan antrenörlerin yetenek, karizma, vasıfları buna müsaade etmedi...
2- ‘Tek adam’ olmaları nedeniyle, yanlarındaki adamları hep ‘2. adam’ olarak bıraktılar...
***
Hatırlatmakta fayda var; ne Terim ne Denizli ne de Güneş’in teknik adamlık becerilerini tartışacak kadar aptal da değiliz ahmak da...
Fakat yazdığımız iki ihtimalin cevabını da ‘bu üç efsane adam’ vermek zorunda...
Yoksa Hiddink gider, Capello gelir; Benitez gider, Ranieri gelir...
***
Sayın Terim, Sayın Denizli ve Sayın Güneş... Türk Futbolu’nun akîl adamları olarak sizlere sesleniyorum;
Halâ geç kalmış değilsiniz.

YORUM YAZ