ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Hoş geldin Beşiktaş!

16.09.2017

Gazetemizin yazarı Nilay Yılmaz'ın kaleminden...

Beşiktaş, Çarşamba akşamı Estadio do Dragao Stadı’nda önemli bir zafer kazandı, sanırım seven sevmeyen herkes bu konuda hemfikir. Feda döneminden Vefa dönemine uzanan süreçte, aslında neyin hedeflendiğini de gösterdi takım. Lig maçlarını mutlaka ayrı değerlendirmek gerekecektir zira Süper Lig, oyunu yavaşlatma ve durdurma üzerine kurulu bir anlayışa sahip. Kazanmak isteyen takım az, kaybetmek istemeyen çok. Her ne kadar iki yıldır genel kaidenin dışında oynamak isteyen takımlar çıksa da, henüz Süper Lig’in oyun anlayışı değişmiş değil. Topun oyunda kalma süreleri de bunun açık göstergesi maalesef. Ama Avrupa farklı ve Beşiktaş’ın istediği oyun anlayışı için “ait olduğu yer” bile denebilir. Beşiktaş, yaptığı planlamanın neyi hedeflediğini Porto maçında gösterdi: Hükmetmek. Porto karşısında ilk yarı oyunun tek hâkimiydi Beşiktaş. Geçmişin aksine bunu da sahip olduğu uluslararası tecrübesi olan oyuncularıyla değil, oyun planıyla yaptı. Porto, 3-5 dakika dışında Beşiktaş’ı baskı altına alamadı. O sırada da gol geldi zaten. Beşiktaş bu hâkimiyeti, dönen toplarla hızlı hücum yapma anlayışıyla da kurmadı; ilk yarı oyuncuların seçtiği tüm opsiyonlar ve yaptığı hamleler, belli bir planın parçası olduklarını açık açık gösteriyordu. Bu durum, Beşiktaş’ın Şampiyonlar Ligi takımı olma sürecinde önemli bir yol kat ettiğinin de göstergesi olsa gerek.

İkinci yarı 20 dakika ne oldu?

Maç sırasında Oğuzhan’ın neden çıktığını çoğu kimse uzun süre anlamadı. Beşiktaş’ın ilk yarıdaki teknik üstünlüğü, ikinci yarı Sergio Conceiçao’nun yaptığı değişikliklerle Porto’ya geçti. Bu bölgede teknik üstünlüğün, pas organizasyonunun temeli olan Oğuzhan, Porto’nun bu müdahalesine yanıt veremedi. O kadar ki bir pozisyonda, kornerden gelen topu çizgiden çıkaran da Oğuzhan’dı. Futbol ulemasının beğenmediği Şenol Güneş, bizi şaşırtan oyuncu tercihleriyle yine haklı çıktı. Ve galibiyetin mimarı oldu. Hoca, teknik üstünlüğe karşı fizik gücü öne çıkarmak istemiş olacak ki Medel değişikliğiyle Conceiçao’nun hamlesine (cevap vermedi) karşı hamlesini yapınca sonucunu aldı. Oyun yeniden Beşiktaş’a dönünce de, topun oynandığı bölge orta sahaya kaydı, Beşiktaş dönen topları almaya ve organizasyon kurmaya başladı. 86. dakikadaki golün organizasyonu; pas alışverişi, Negredo’nun Babel’in etrafından dönmesi ve paslaşmayı tamamlaması, son olarak Babel’in gol vuruşuÖ Bunda Porto’nun ikinci yarının ilk dakikalarında oyunu hızlandırmasının da payı var tabii; lakin organizasyon anlayışını bırakmamak, yani “hükmetmek” istemek, bu göz ardı edilemez. Beşiktaş, oyun oynamak isteyen bir takım. Oyun oynandığı sürece, yenmek ve yenilmek bir yana, hükmetmek arzusundan da vazgeçmeyecektir. Bu anlamda yeni olduğu bir lige giriş yapmıştır. Plandan vazgeçmemeli ve adım adım ilerlemeli.

***

Normalde bizler bir an önce maç bitsin isteyen, diken üstünde son düdüğü bekleyen taraftarlarız (takım fark etmez). Çünkü geçmişimiz çokça son dakika hayal kırıklıklarıyla doludur. Skordan bağımsız ilk defa bir maç bitmesin, devam etsin istedik. Oynanan oyun, ortaya konulan karakter muazzamdı. Porto tribünlerinin maçtan önce de, oyundan çıkarken de Quaresma’yı alkışlaması muhteşemdi. Sanki Estadio do Dragao değil de Beşiktaş Vodafone Park’tı. Tüm stat tarafından alkışlanmak ne gurur verici. Benim bile gözlerim doldu. Yabancı sınırı, Cenk Tosun gibi her sene önüne forvet alınmasına rağmen vazgeçmeyip çalışan, kendini sürekli geliştiren futbolcuya bir şey yapmaz. Cenk, Demba Ba, Gomez, Aboubakar, Negredo ile rekabet etmek zorunda kalmasa kendini bu kadar geliştirir miydi? Hala ilk geldiği zamanki halinde kalırdı. Yabancı futbolcuların çalışkan, rekabete açık futbolcuya zararı yok yararı vardır. Yabancı futbolcularla rekabetten korkanlar tembel, mesleğine saygısız futbolculardır. O sebeple bir kere daha yabancı sınırlamasına hayır!

Yanal’ın dikkatine!

 Abdülkadir’in oyuna girmeden konuştuğu isim Volkan Şen. Ben Volkan Şen’le Abdülkadir’i aynı kulübede oturtmam. (Mehmet Demirkol)

Zenginin derdi:

 Şu anda güzel bir problemimiz var; satılacak formamız kalmadı. (Paris Saint Germain Başkanı Nasser Al- Khelaifi)

Topunu oyna yeter!

 Jose Mourinho için duvarın içinden geçebilirim! (Romelu Lukaku)

 Düğündeki düşman:

 Neymar, Messi’nin düğününde PSG’ye transfer olmaya karar verdi. Dani Alves, düğünde onu ikna etti. (Gerard Pique)

 Küçüğüm

PSG, bana bir şoför ayarladı, bu yüzden mutluyum. Annemin artık beni bir yerlere bırakmasına gerek kalmadı. (Kylian Mbappe)

 Ama o “special man”

 Zizou soyunma odasındaki ortamı daha iyi anlıyor. Mourinho çalıştığım teknik direktörlerden sadece bir tanesiydi. (Sergio Ramos)

 Bak şu konuşana:

 Neymar 222 milyon Euro ediyorsa, ben 1 milyar Euro ederim. (Eden Hazard)

 Dedi, çok bilen!

 Beşiktaş 3 senedir geriye gidiyor. Pepe’yi almak ile olmuyor. Quaresma ve Babel ruh gibiler. (Erman Toroğlu)