Yılmaz Özdil yazıyor...

Usta kalem Yılmaz Özdil'in kendine has tarzıyla bu haftanın spor gündemine bakışı...

13 Ekim 2011, Perşembe 12:00
- A +

Uğurlu forma 17!

Sene 2003...

Wolf Ruthart, Almanya’nın Türkiye Büyükelçisi olmuştu. Tesadüf o ki, tam Türkiye’ye atandığı gün, Başbakan Erdoğan resmi ziyaret için Almanya’ya gidiyordu.

*     *     *

Bi kaç ay önce Dünya Kupası sonuçlanmış, Almanya ikinci, Türkiye üçüncü olmuştu. Başbakan’ın futbola ilgisini bilen Büyükelçi, bu fırsatı değerlendirmek istedi, ziyarete gitti.

*     *     *

Görevine sempatik bi başlangıç yapmak isteyen Alman Büyükelçi, Başbakan Erdoğan’a 2002 Dünya Kupası’nda Brezilya’yla oynadıkları final maçının toplarından biriyle, Alman milli takımının ‘17’ numaralı formasını hediye etti.

*     *     *

Başbakan memnun oldu, teşekkür etti, ancak, bi soru sordu: “6, 34, 53 veya 56 numaralı formayı verseydiniz anlardım, 6 Ankara’nın, 34 İstanbul’un, 53 Rize’nin, 56 Siirt’in plakaları... Niye bunlardan birini değil de, 17 numaralı formayı verdiniz?”

*     *     *

Büyükelçi şapa oturmuştu.

Başbakan’ın hayatında özel yerleri olan numaraların farkında değildi. Bir iki saniye sessizlik oldu, sonra şu cevabı icat etti: “Alman milli takımının uğurlu sayısı 17’dir, o sebeple...”

*     *     *

Halbuki, Alman milli takımının uğurlu sayısı filan yoktu. Belli ki, daha fazla madara olmamak için, apar topar “Uğurlu sayımız 17” cevabını uydurmuştu Büyükelçi.

*     *     *

Üç sene sonra...
Kadere bak!

*     *     *

Türkiye ile Almanya arasında vatandaşlık krizine yol açan Mesut Özil parladı.

*     *     *

Mesut, ilk kez kaç yaşında Bundesliga’da forma giydi? 17 yaşında...

*     *     *

Mesut, Bundesliga’da ilk kez sahaya çıktığında, kaç numaralı formayı giyiyordu? 17...

*     *     *

Türkiye uyudu, Alman ümit milli takımına alındı. Alman ümit milli takımında kaç numaralı formayı giyiyordu? 17...

*     *     *

Almanya’nın A milli takımına yükseldi Mesut... Takımın beyniydi. Aslında

10 numaranın görevini yapıyordu ama, 10 numaralı formayı kendisinden önce A milli takıma yükselen Podolski taşıdığı için, 17 numaralı formayı da yine kendisinden önce A milli takıma yükselen Mertesacker taşıdığı için, mecburen 8 numaralı formayı giydi.

*     *     *

Bild Gazetesi, o günlerde Mesut’la röportaj yaptı, “Milli takımın 10 numarası oldun ama, 8 numaralı formayı giyiyorsun, bu senin için önemli mi?” diye sordu... Mesut, şu cevabı verdi: “Numara gol atamaz... Ama çok merak ediyorsan, ben 17 numarayı seviyorum!”

*     *     *

Demem o ki...

*     *     *

Alman Büyükelçi, taaa 2003’te mecburen yalan söylemiş ve “Almanya’nın uğurlu sayısı 17’dir” demişti ama... Meğer, farkında olmadan Türkiye’ye ‘tüyo’ vermiş adam!

PLAY OFF NOTU:

Burak Yılmaz... Allah’tan bi 17 numara da bizde var!

Vuvuzela

Güney Afrika’daki dünya kupasının en önemli yıldızı, vuvuzela’ydı...

*     *     *

Bizim yorumcu otoritelerimiz pek kızıyordu vuvuzela’ya... Hepsinin ortak görüşü şuydu: “Futbol Federasyonu karar çıkarsın, vuvuzela’nın Türkiye’de kullanılması yasaklansın.”

*     *     *

Gel zaman git zaman...

*     *     *

Başbakan Erdoğan geçen hafta Güney Afrika’ya gitti, “Şimdi vuvuzela çalma zamanı” dedi. Bakanlar kameralara poz vere vere vuvuzela çaldı. Üstüne, gazetecilere de çaldırdı.

*     *     *

Anlayacağınız... Bizim otoritelerimiz, baltayı gene taşa vurdu!

Koşarken sonuncu, unuturken birinci

Hamit Altıntop “Kimse darılmasın ama” diye başlayarak, milli takımdaki rezaletin asıl sebebini anlattı: “Fizik olarak yetersiz arkadaşlarımız var.”

*     *     *

Guus Hiddink, Türkiye’ye gelir gelmez, şu yorumu yapmıştı: “Kondüsyon idmanı yapan Hollandalı futbolcuların nabzının normale dönmesi 15 saniye sürüyor. Güney Koreli futbolcuların nabzının normale dönmesi, 45 saniye sürüyordu. Türk futbolcuların nabzının normale dönmesi ise, 2 dakikayı buluyor... Kulüplerinde disiplinli çalışmaları lazım.”

*     *     *

Hamit’le Hiddink’in bilmediğini de ben söyleyeyim...

*     *     *

Milli futbolcuların milli takımdaki rezil hallerini unutmaları, sadece iki saniye sürüyor.

Lokal kafa...

‘Milli’ maç yapıyoruz.

Tribünler Süper Lig!

*     *     *

Galatasaraylı seyirciler, Galatasaray forması giyerek geliyor. Fenerli Fener formasıyla, Beşiktaşlı Beşiktaş formasıyla seyrediyor. En son Almanya milli maçında gördük, Sivasspor formasıyla gelen de vardı, Bursaspor formasıyla gelen de... Sponsor ayağıyla avanta bilet alanlar ise, ha sinemaya gitmiş, ha maça, günlük kıyafetleriyle gelmişti.

*     *     *

Bin kadar Alman seyirci vardı... İstisnasız, hepsinin üstünde, Alman milli takımının forması!

*     *     *

İtalya’da milli maç seyret, tribünlerin tamamı masmavi’dir. Fransa’da seyret, komple lacivert’tir. Hele Hollanda’ya git, sanırsın portakal bahçesi... İspanya’nın Danimarka’nın milli maçlarında tribünler kıpkırmızı olur. Avrupa’nın ‘ulus bilinci en zayıf’ ülkesi Belçika’dır ama, Belçika milli takımı o maçta hangi renk formayı giyiyorsa, tribünler komple o formayı giyer. Yunan, Sırp, Hırvat, İsveçli, Norveçli desen, asla milli formasız gelmez.

*     *     *

Afrika da böyledir.
Latin Amerika da.

Güney Kore’de milli maç seyrettim, bırak stada gelenleri, maça gelmeyen sokaktaki Koreliler’in bile, çoluk-çocuk, hepsinin üstünde milli takım forması vardı.

*     *     *

Hayır... “Bizim millet, milli formadan utanıyor, giymek istemiyor” demek istemiyorum.

*     *     *

Milli takım, evrensel.
Kulüp takımı, lokal.

*     *     *

İster dünya kupasına katılalım, ister Avrupa şampiyonasına... ‘Lokal kafalı’yız. Gerçek bu.

4
YORUM YAZ

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.