Gözyaşlarıyla ödenen borç...

25 Nisan 2011, Pazartesi 12:00 Son Güncelleme: 31 Mayıs 2018, Perşembe 22:26
- A +

Final maçları oynamakta zorlanan ve son maçlarda şampiyonluğu kaçırabilen takım bu görüşlerden etkilenmiş olacak ki kendi oyununun dışına çıktı. Fakat, bu sefer şampiyonluğa mal olamadı bu kabus. Sadece bir saatlik korku olmakla kaldı.
    
10 maçlık galibiyet serisinde takımda her zaman kanadı çok hızlı geçebilen ve takımını ileri taşıyan bir oyuncu vardı. Bu bazen Dia, bazen de Stoch oluyordu. Caner çok iyi mücadele edebiliyor, rakibi yoruyor, dinamizmi artırabiliyor ama ne Dia ne de Stoch gibi ileri taşıyabiliyor takımı. Bunu bir tek Eskişehirspor maçında yapabildi. Bu ve bunun gibi birçok neden sayılabilir Fenrbahçe'nin zorlanmasının ardında. Niang'ın yokluğu, takımın diğer maçlara nazaran daha farklı bir anlayışta olması, savunmanın hata kredilerini bu maça saklaması v.s.

Fenerbahçe adına olumlu gelişmeler de oldukça fazlaydı, Bugün okuduğunuz gazetelerde veya seyrettiğiniz televizyon programlarında Fenerbahçe'nin maçı kaybetmişcesine haksız bir şekilde eleştirildiğine şahit olacaksınız. Haksız diyorum çünkü:

1_  Bir süper lig takımına 5 gol atan bir takım iyi organize olmuştur ve de hücum hattı çok iyidir.
 
2_  İki farklı mağlup duruma düştükten sonra 12 dakika içinde 3 gol atıp öne geçiyorsa bir takım, muhakkak ki çok iyidir ve müthiş bir inanca sahiptir.

3 _ Yaptığı iki değişiklikle kaybedilecek maçı lehine çevirebiliyorsa bir teknik direktör, o artık gerçek anlamda direktördür ve oyunu okuyordur.

4_ Ligindeki hemen hemen bütün takımlar kendisine karşı cephe almışken, yalnız başına inanılmaz bir mücadele gösteriyorsa ve ligin bitimine 4 hafta kala liderlik koltuğuna oturuyorsa bir takım; takdire şayandır takım ve kahramanlardır fertleri.

5_ Bir orta saha oyuncusu son 4 haftaya girilirken hem en fazla gol atan, hem de en fazla asist yapan oyuncu oluyor ve de buna rağmen adamlık örneği gösteriyorsa; her dakikası izlenmeli ve her anından ders çıkarılmalıdır.

Dün adına söylenebilecek en dikkat çekici olay ise, oyuncuların Fenerbahçe'ye olan borçlarını ödeme yarışına girmeleri, hem de bunu en mühim dönemde gerçekleştirmeleriydi. Önce Stoch, sonra da Güiza kendilerine gösterilen olağanüstü yakınlıklara karşı bir borç ödeme yarışına giriştiler. Gözyaşlarıyla ıslatılmış bir galibiyet en kutsal olanı galiba.

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...