Farkında mısınız?

29 Eylül 2009, Salı 04:30
- A +

Takır takır oynarken, en istikrarlı halinde bile böyle bir istatistik yakalayamamıştı Fenerbahçe... Muhallebi yerken dişini kıranlar, demir leblebiyi muhallebi gibi yediler bu kez.

Dangıl dungul giderken kayıpsız yürümek, elbette sevindirici bir gelişme... Ancak ortada öyle bayram edilecek bir tablo yok. Çünkü Sarı-Lacivertliler hâlâ iyi oynamıyor, hâlâ iyi yardımlaşmıyor, hâlâ kafalar karışık, birkaç maç dışında hâlâ iyi mücadele etmiyor, hâlâ bir oyun disiplini yok ve hâlâ cesur bir takım değil. Sözün özü hem takım değil hem de eksikliklerini iyi kavrayamamış.

Birinci Daum dönemi hariç yıllardır fizik gücü, hırsı ve mücadelesiyle rakibi yıldıracak bir takım oluşturulamaması, bir şeylerin ‘hep eksik’ kalması da ayrı bir tez konusu... Sanırsın futbol değil de, izafiyet teorisi çözülecek.

2 Danimarkalı, 2 Norveçli, 2 İsveçli ya da İzlandalı ile bu sorunların yüzde 50’si aşılırdı. Alman’ı, İtalyan’ı da cabası... Bu kadar yaşanmışlığa, bu kadar tecrübeye, bu kadar harcamaya, bu kadar söze rağmen bu kadar dirençsiz bir takım akıl alacak iş değil.

Daum’un memnuniyet kokan açıklamaları ‘bu durumun farkında değilmiş’ hissiyatı yaratıyor. İnşallah sadece “miş gibi” yapıyordur. Ancak Nihat Özdemir’in ‘iyi gidiyoruz ama iyi oynamıyoruz’ açıklaması ferahlatıcı... İnşallah gerekli mesajlar iletiliyordur.

Taraftarın büyük bölümü Fenerbahçe’nin galibiyetiyle değil, Galatasaray’ın mağlubiyetiyle sevinen, tam tersi durumlarda da üzülenlerden oluşuyor. Tırnağını, midesini, beynini, kalbini, aklını kemirerek, sabrın bütün sınırlarını zorlayanlar azınlığın bile azınlığı değil artık. Başkan Yıldırım bile her maçta kızgınlıktan kıpkırmızı kesiliyorsa, tribündekiler ne yapsın?

Böyle bir ortamda sezon başı yanlışından geri adım atılıp, bilet fiyatlarının geçen seneki seviyeye geri çekilmesi de başka bir olumlu adım. Peki komik açıklamalara, komik savunmalara, komik gerginliklere, komik gerekçelere ne gerek vardı ki? Ülkenin tarihin en ağır krizlerinden birini geçirmiş olduğu gerçeği neden yok farz edildi? ‘Teğet’ anlayışının yansıması olmalı!

İnşallah bu test süreci uzamaz. Havaya girmekle havalara girmek arasındaki fark bir an önce kavranır. Yoksa bir çifte, bir galon sütü ziyan etmeye yeter de artar bile; hele bu kulüp Fenerbahçe’yse.

YORUM YAZ

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.