Teşekkürler Galatasaray
Önce bir tespitte bulunalım: Dünyanın en pahalı takımı Real Madrid'in, Mourinho'nun Benfica'sına yenilmesi sonucu adını son anda Şampiyonlar Ligi ilk 8'ine yazdıran dünyanın en pahalı ikinci takımı Manchester City'nin kadro değeri 1.31 Milyar Euro civarında. Galatasaray'ın ise 320 Milyon Euro!.. Yani, Galatasaray'ın kadro değeri, Manchester City'nin kadro değerinin yaklaşık yüzde 25'i kadar! Üstelik oluşturulan bu 320 Milyon Euro'luk kadronun gerek yönetim gerekse teknik heyetin yanlış planlamalarının sonucu birçok defosu ve eksiğinin olduğunu da belirtmeliyim. Hadi, ben müzmin bir muhalif olduğum için böyle yazıyorum diyelim! Lakin, devre arası transfer döneminde yaşanan bunca hareketlilik ne anlama geliyor, biri bana anlatsın o halde!
Haberin Devamı ›
Manchester City'nin kadro değeri Galatasaray'ın dört katı!
Neyse, Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'nde ilk 24'e kaldığı şu mutlu gecede bu konuyu fazla kaşıyarak hem kendimin hem de siz sevgili okurlarımın tadını daha çok kaçırmadan bardağın dolu tarafına bakalım! Yazıya her iki takımın kadro değerlerini yazarak başladık. Aradaki farka dikkat çektik. Manchester City'nin, Galatasaray'ın neredeyse dört katı bir piyasa değeri olduğundan söz ettik. Ayrıca, dünyanın en iyi teknik direktörü Guardiola'yla 10 yıldır beraber olduğunu; makine düzeninde futbol oynayan bir takıma, tüm oyuncuları tarafından ezberlenmiş, yerleşik bir oyun şablonuna sahip olduklarını ve Şampiyonlar Ligi'nin bu sezon en büyük favorilerinden biri olduklarını da eklemeliyim. Hatta şunu da ilave etmeliyim; birçok as oyuncusundan yoksun olarak sahaya çıkan Manchester City'nin dün geceki ilk 11'inden ve yedek kulübesinden herhangi bir oyuncuyu Galatasaray transfer etmiş olsa, Atatürk Havalimanı'na binlerce Sarı-Kırmızılı taraftarın akın edeceğinden de eminim! Araya bir de Galatasaray'ın maçtan önce ilk 24'ü yüzde 99 garantilediğini de ekleyeyim ki, Sarı-Kırmızılı takımın dün gece ilk 45 dakikada oynadığı berbat futbola mazeret bulalım!
Haberin Devamı ›
Bilgin Gökberk Ağabey'in kulaklarını çınlatayım
Evet, Galatasaray Manchester City'e daha farklı yenilebileceği bir maçta 2-0 kaybederek Şampiyonlar Ligi'ni 20. sırada tamamladı ve Atletico Madrid ya da Juventus takımlarından biriyle eşleşme hakkını elde etti. Bu sonuç bir başarı mıdır? Elbette başarıdır. Burada sevgili Bilgin Gökberk Ağabey'in kulaklarını çınlatacağım. Yıllardır Türk futbolu hakkında en sert ve en doğru eleştirileri yapan Bilgin Ağabey'in, zamanında Arda Turan'a bizim yerel (ömrü billah da yerel ve kadük kalacak) medyada yapılan saldırılarla ilgili çok sık dile getirdiği bir tespiti vardı. Mealen şöyle diyordu Bilgin Ağabey: "Tamam da kardeşim, Arda Turan hafta sonu oynanan Barcelona bilmem ne maçında yedek kaldı! Sonradan da oyuna girdi. Ne var bunda? Niye saldırıyorsunuz 20'li yaşlarında ülkemizi dünyanın en büyük kulüplerinden biri olan Barcelona'da temsil eden bu Türk çocuğuna? Barcelona'da yedek kalmak için önce Barcelona formasını giymeniz gerekir. Söyleyin bakalım bu eleştirileri yapanlar; sizin hanginizin Arda Turan kadar uluslararası düzeyde ülkemizi temsil kabiliyetiniz oldu?"
Haberin Devamı ›
City'e yenilmek için önce onlarla oynamak lazım!
Bilgin Ağabey gibi sorayım ben de... Dünyanın en değerli ikinci takımına deplasmanda 2-0 yenilen Galatasaray'a hangi saikle bu kadar saldırıyorsunuz, sosyal ve konvansiyonel medya ulemaları! Tamam, Galatasaray özellikle ilk yarıda oynadığı kötü futbolla Manchester City'ye haklı olarak kaybetti, lakin bu sonucu yaşaması için de önce Devler Ligi'nde yer alması ve Manchester City gibi takımlarla oynaması gerekir, öyle değil mi? Bunun bile yeterli olması lazım Galatasaray camiası ve Sarı-Kırmızılı takıma gönül verenler için. Maç öncesi ve sonrası maçın spor dünyasındaki yankısına bakacak olursak ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. Ben, Galatasaray'a şahsım adına, eksik ziyade kadrosuyla ülkemizi dünya devleri karşısında bu kadar bile temsil ettiği için müteşekkirim.
Keşke küçük takımlara puanlar verilmeseydi...
Daha iyisi olabilir miydi? Tabii ki olabilirdi. Manchester City, Atletico Madrid ve Liverpool gibi takımların çeyrek kalibresinde olan takımlara karşı puanlar kaybedilmeseydi, Galatasaray daha iyi bir konumda muhakkak olurdu. Ama bunlara takılmaması gerekir Cim Bom'un. Önümüzde yeni bir süreç var. Galatasaray'ın bundan sonraki turda rakibi kim olursa olsun, oynadığı büyük maçlardaki gibi sahaya karakterini koyarak aynı şevkle, hırsla ve arzuyla mücadele etmesi gerekir.
O kadar çok ulema var ki, bana söz düşmüyor!
Şimdi bana, bu kadar laf kalabalıklığı yaptın, Manchester City karşısında alınan mağlubiyetle ilgili tek bir kelime bile etmedin diyecekler olabilir. Doğrudur. Ancak bu yenilgi konusunda teknik olarak çok fazla ahkam kesmek benim pek de haddime değildir. Futbol bilgisi olarak Okan Buruk'u bile cebinden çıkaracak (!) o kadar çok analizci, futbolisyen vs. eleman var ki ortalıkta, ben ve benim gibi münzevilere doğal olarak söz hakkı düşmüyor!
Haberin Devamı ›
Bu maç yerli ve milli topçular için turnusol kağıdıydı!
Ama sadece naçizane olarak şunu belirtmek isterim: Kendimizi değerlendirme konusunda algı problemleri yaşıyoruz. Abdülkerim, Barış Alper, Yunus Akgün, Eren Elmalı... Dün gece City karşısında şans bulan Milli futbolcularımızdı. Gerek fizik gerek teknik gerekse mental olarak ne kadar yetersiz olduklarını Manchester City karşısında gördük. Zaten, her türlü yerlerde sürünen Türkiye Ligi'nin vasat altı takımları karşısında aslan kesilen bu kardeşlerimizin Avrupa düzeyinde topçu olmaları için daha çok fırın ekmek yemeleri gerektiğine bir kez daha şahitlik ettik. Acı ama gerçek. Ben şahsen çok üzüldüm, bu kardeşlerimizin yetersizliklerine. City maçı turnusol kâğıdı oldu onlar için.
Sahanın en iyileri, Lemina, Sallai ve Uğurcan'dı
Mağlubiyetin tek sebebi bu bahsettiğim yerli futbolcular mıydı? Tabii ki öyle değildi. Onlar kadar yetersiz olan yabancı oyuncular da vardı. Başta Jakops olmak üzere. Bizden biri olan İlkay da keza öyle... Sahanın en iyi ise tartışmasız, yerine 30-40 Milyon Euro'lara adam aranan Lemina'ydı. Gabonlu futbolcunun yanısıra Uğurcan, Sallai, Osimhen ve Sane takımın iyileriydi. Son haftaların yükselen yıldızı Sara ise vasatın bir tık üstünde kaldı, o kadar. Saha dışındaki istikrarsız yaşantılarının saha içine de yansıdığını gözlemlediğimiz Torreria ve İcardi için ise yorum yapmayacağım! Bundan önceki hizmetlerinin yüzü suyu hürmetine katlanmamız ve susmamız gerekiyor sanırım. Tabii, astronomik ücretlerinde güncelleme yapılması suretiyle!..
Yolun açık olsun Galatasaray…
Son olarak yazının başlığıyla ilgili açıklama yapma gereği hissediyorum. Galatasaray’a Şampiyonlar Ligi 20.’si olduğu ve zor da olsa bir üst tura kaldığı için teşekkür etmek aşağılık kompleksi değildir. UEFA zaferinin üstünden geçen çeyrek asırda hem kulüp hem de Türk futbolu olarak yaşadığımız inanılmaz erozyonun ardından, önümüzde bir umut ışığı belirmesi karşısında yaşadığım heyecanın ve mutluluğun tezahürüdür, bütün sevinç nidalarım. Bizi yeniden Avrupa otobanına sokanlara selam olsun. Yolun açık olsun Galatasaray…















