Arama

Popüler aramalar

Buruk(!) Sevinç

Bu klasik başlığı atmak zorundaydım. Çarşamba akşamı yaşananları sakince özetleyebilecek bir başlık, bütün durumu saygı çerçevesinde anlatacak kelime öbeği kurgulamak zor. Öncelikle 1 hafta boyunca Juventus’u, ligimizin sıradan bir takımıymış şeklinde konuşan, anlatan, algılayan herkese şahane bir ders oldu. Şampiyonlar Ligi arenasının ne olduğunu tüm Türkiye bir kez daha görmüş oldu. Görenler arasında Okan Buruk ve teknik ekibi, oynayan oyuncular da var. Maçın 95. dakikasında Zhegrova’nın kaçırdığı ve bence Galatasaray’ın hem bu sezonunu hem de sonraki sezonunu bile etkileyebilecek kadar kritik bir ana kadar kimsenin bir şey oynamaya, oynatmaya niyeti yoktu gibiydi. Bardağın boş tarafını daha çok konuşuruz, nasıl bir önceki maç için referans gecesi tabiri kullanıldıysa, bu maça da aynı şekilde referans çok verilecektir, tabi olumsuz anlamda. Ancak bugün bunu konuşmanın bir faydası olduğunu düşünmüyorum… Çünkü camia, medya, teknik ekip ya da oyuncular buraya ne kadar odaklanırsa, Türkiye tarihinde sadece 10 kez gerçekleşmiş, son 16’ya kalma başarısını gölgelemiş olur. Galatasaray’ın sezon başı hedefini gerçekleştirdiğini Galatasaraylılar konuşamazsa, bu sezonun kalanını ciddi anlamda etkiler. Galatasaray, Şampiyonlar Ligi seviyesinde hiçbir şey kaybetmeden, müthiş bir deneyim kazanmıştır, bunu cebine koyup devam etmelidir. Mesela Osimhen’in hem maç içi hem de maç sonu verdiği tepki naçizane fazladır. Tüm takımın kötü oynadığı bir maçta bu Osimhen’in de sorumluluğu büyütür! Okan Buruk da aynı şekilde çok kötü bir sınav vermiştir. Galatasaray artık önüne bakmalıdır çünkü çok zor bir Alanya maçı ufukta…

Haberin Devamı

Galiptir Bu Yolda Mağlup

Haberin Devamı

Bugün klasik başlıklar günü. Geldiği günden beri iletişim becerisi olarak hayranlıkla izlediğim Tedesco, Fenerbahçe’de liderlik rolünü kolay kolay bırakmayacakmış gibi devam ettiriyor. İngiltere deplasmanına giderken, çoğu taraftar umutsuz, gergin ve endişeliydi. Elinde oynayabilecek oyuncularla şahane bir oyun oynattı Tedesco. Öncelikle tebrik etmek lazım. Bu tebriğin sebebi saha performansından çok bu maç öncesi, sırası ve sonrasında yaptığı liderlik. Tedesco şampiyon olamasa da Fenerbahçe ile devam etmelidir ve inşa etmeyi sürdürmelidir. Ancak… Burada da yine aynı Galatasaray-Juventus durumunda olduğu gibi, tüm hafta Nottingham Forest’ı manasız büyüten, Juventus’tan iyi diyecek kadar Kadıköy’de yaşanan kötü sonucu meşrulaştırmaya çalışan medyanın da bir kendine gelmesi lazım diye düşünüyorum. Dün akşam Fenerbahçeli oyuncuları ve Tedesco’yu tebrik ederken, bir sonraki cümlenin “Avrupa Ligi’nde son 32’de elenmek başarısızlıktır” şeklinde gelmesi lazım. Kimse kusura bakmasın ancak, Fenerbahçe çıtayı yukarı çıkarmak istiyorsa, ilk maçta Kadıköy’deki 3-0’ın hesabını da sorması lazım. Çünkü sonuçta Fenerbahçe elendi ve ortada bir başarısızlık var. Ligin en değerli 3-4 kadrosundan biri son 16’ya kalamadı. Bunun da farkında olmak lazım. Fenerbahçe’deki en değerli şey, Tedesco’nun kurmadığı bir takımla, hem bu sezona hem de geleceğe dair umut vermesidir. Gerisi, amigoluğa giriyor…

Haberin Devamı

Seyircisiz(!) Son 16

Samsunspor maçını izlerken inanın tribünlerin bir kısmı cezalı sandım! Samsunpor tarihinin belki de en önemli maçı, bir Avrupa kupasında son 16’ya kalacakları maçı oynarlarken, hazırlık maçı seviyesinde bir tribün doluluğu gerçekten çok üzücü. Bunun sebebi, sebepleri neyse bir an önce çözmek lazım. Bilet fiyatları mıdır, takımla tribün arasında bilinmeyen bir gerilim midir, yönetimin stat politikaları mıdır bilinmez, belki de Ramazan ayı, iftar sebepli de olabilir ancak sanmıyorum 20:45’teydi maç, iftarlar yapılıp oruçlar açılıp stada gidilebilecek vakit vardı. Ama her ne olursa olsun bu sorunun çözülmesi şart… Helal olsun Samsunpor’a. Başakşehir’in bir dönem verdiği katkıdan sonra, 4 büyükler dışında, ülke puanına ve ülke futboluna bu katkı çok ama çok değerli.

Son olarak…

Mart ayında 2 takımla Avrupa kupalarındayız. Kadıköy’deki maç 1-3 bitseymiş belki de 3 takımla olacaktık. Değerlidir ancak daha yürünecek çok yol olduğu gerçeği değişmez. Sanki hep finaller oynuyormuşuz gibi yaklaşımlar ne medyaya ne taraftara ne oyunculara ne de teknik adamlara faydadan çok zarar getirir…