Milli Takımımızın 2026 Dünya Kupası performansını yorumladılar: 'Keşke en başta yapsaydık' | 'Bir teselli ver'
27 Haziran 2026, Cumartesi 07:27Güncelleme Tarihi:

2026 Dünya Kupası D Grubu üçüncü ve son maçında ABD'yi 3-2 mağlup etti ve şampiyonaya 3 puanla veda etti. Los Angeles Stadı'nda oynanan ve ilk yarısı da ay-yıldızlı ekibin 2-1'lik üstünlüğüyle sona eren mücadelede milli takımın gollerini Arda Güler, Orkun Kökçü ve Kaan Ayhan'dan geldi. Milli takıma galibiyet golünü Kaan 90+8. dakikada ağlara yolladı. İlk iki maçını kaybeden ve üçüncü maçında ilk galibiyetini ve puanlarını alan Türkiye, şampiyonayı 3 puanla tamamladı. ABD ise 6 puanla grubu lider tamamladı. ABD, son 32 turunda Bosna Hersek ile eşleşti.

İLK GOLÜMÜZ ARDA'DAN
A Milli Futbol Takımı'nın Dünya Kupası'ndaki ilk golü Arda Güler'den geldi. Ay-yıldızlı ekibin 10. dakikada gelişen atağında Barış Alper Yılmaz'ın pasıyla ceza sahasında topla buluşan Arda, düzgün bir vuruşla topu ağlara yolladı. Arda, ABD'ye attığı golle Türkiye'nin Dünya Kupası'nda gol atan en genç oyuncusu oldu. 21 yaş 120 günlükken Dünya Kupası'nda golünü atan Arda, 21 yaş 275 günlük iken 2002 Dünya Kupası'nda Kosta Rika filelerini havalandıran Emre Belözoğlu'nu geride bıraktı.

Fanatik yazarları, Milli Takımımızın 2026 Dünya Kupası macerasını değerlendirdi. Usta isimlerden dikkat çeken değerlendirmeler gelirken, yapılan hataları da kaleme aldılar.

KEŞKE EN BAŞTA YAPSAYDIK! / SERKAN AKCAN - FANATİK
Paraguay maçının ardından Dünya Kupası'nın kapıları yüzümüze kapanmıştı. FIFA'nın değiştirdiği statü gereği Dünya Kupaları'nda ikili averaja geçildiği için henüz son maça gelmeden elenmiştik. O yüzden ABD ile oynayacağımız maçın Orkun Kökçü'nün deyimiyle bir onur mücadelesinden ötesi yoktu. Montella ilk iki maçta verdiği kararlarla bu turnuvaya damga vurduğu için ABD karşısında neyi seçeceğine dair olan merakımız yüksekti. Hakan, Merih, Kerem dahil Montella'nın birçok as oyuncusu yedekti. Tıpkı 2025 Kasım'da İspanya deplasmanındaki gibi bir kadroyla sahadaydık. Stoperde Ozan, merkezde Orkun ile Salih, sağ kenarda Oğuz, santrforda Barış Alper.

Orkun ile Salih çok iyi oynadı, Barış'ın santrfor baskısı çok iyi seviyedeydi. ABD yedeklerle bile tempolu bir takım olduğundan, topa sahip olmaları ve baskıyı önde yapmaları beklenen bir durumdu. Tıpkı Paraguay maçı gibi 3. dakika dolmadan golü de yedik. Deyim yerindeyse maçı istedikleri senaryoya getirdik. İşte burada beklentinin ötesine geçmeliydi. Yani Hakan ile alamadığımız oyun inisiyatiflerini Orkun ile alıp, Arda ile sürdürmeliydi. Tam da böyle oldu ve biz maçı çevirdik, çevirebildik. Keşke bunu Avustralya maçının başlangıcından itibaren yapabilseydik ve elenmeseydik.

EN BÜYÜK SORUN...
Biz, son üç yılda topa sahip olan ekiplerin oyununa ürettiğimiz çözümlerle buralara geldik. En büyük sorunumuz kapalı savunmaları açmaktı. Montella'nın düzeltmesi gereken en büyük depomuzdu yani. Fakat bunu beceremediği için bugün eve dönüyoruz. Kaliteli bir oyuncu grubumuz var şüphe yok. Ama bu oyuncu grubunu doğru yönetmek, doğru konumlandırmak, rakip analizlerinden en gerçekçi çıkarımları yapmak ve elbette bir antrenör için en önemlisi adaletli olabilmek. İşte bu kriterler dikkate alındığında Montella'nın sınıfı geçtiğini söylemek imkansız.

BİR TESELLİ VER! / CEM DİZDAR - FANATİK
Dünya Kupası'na giderken esasen bilip de kendimize yüksek sesle tekrar etmediğimiz savunma sorunlarımız nedeniyle, erken döndük. Bu sadece Milli Takım'ın değil, yerel liglerimizin de sorunu. O nedenle onca para saçıp getirdiğimiz ileri yaştaki yabancı futbolcular, burada kariyer rekorları kırıyor! Dün sabaha karşı göze ilk olarak batan, sanırım buydu. Dolayısıyla sorun, bir çoğunun önerdiği gibi Merih Demiral ile Ozan Kabak'ı değiştirmekle doğrudan ilgili değildi. Özellikle ikinci devre, bizim savunmanın sağının darmadağın görüntüsü, tek başına Zeki Çelik değil takım davranışıyla açıklanmalı.

Yine görüldü ki, ilk iki maçta gol atamayan takım, gol atıp pozisyonlara girebiliyordu. Bu nedenle Montella'yı "oyun tarzı" konusunda eleştirmek gerekiyor. Alan yaratma ve o alanları kullanabilecek oyunculardan kurulu takımı, yerinden kıpırdamayan savunmalara karşı bu kadar alansız ve haliyle hareketsiz bırakıp, şut ve ortaya mahkum eden tarzdaydı sorun. Topla oynama istatistiği rakibe yakın maçlarda, şut sayısında tutumlu, orta sayısı olması gerektiği kadarla sınırlanınca, daha elle tutulur bir oyun izledik. Yani Montella'nın anlatısının tersine daha az şut, daha az orta ile daha verimli alan kullanımı oyununa - ki buna "geçiş oyunu" da deniyor - daha uygun bir takımımız olduğuna bir kez daha şahitlik ettik.

SOKAĞINIZA SOKMAYIN
Elbette bunda ABD'nin oynama tarzının etkisini de ihmal etmemek gerek. Ve... Futbolun en büyük ironisi maçın son saniyesine kaldı! Çok bilmişlerin yerden yere vurdukları arasındaki Kaan Ayhan, santrası yapılmayan golü atıp, en azından Milliyet Gazetesi'nin dünkü başlığını karşılıksız bırakmadı; "Bir teselli ver!" Yani siz siz olun, yapısal sorunları gözden kaçırmak için futbolcu ve teknik direktör fark etmez, isimler üzerinden "Adam asmaca" oynayan, öfke ve hayal kırıklığı satıcılarını sokağınıza sokmayın!

BAŞIMIZ ÖNDE DÖNÜYORUZ / TUNÇ KAYACI - FANATİK
Dün gece sonuçtan bağımsız, şunu gördük ki bizim Milli Takımı’mız üstüne gelen rakiplere karşı üretken ama kapanan takımlara karşı çaresiz. Bu turnuvada yine erken bir golü kalemizde görürken; önce oyunda dengeyi kurduk, sonrasında iki gol atarak öne geçtik. Tabii ki bu maçın artısı eksisi, iyi oynadı kötü oynadı, eleştirileri yapılacak bir karşılaşma değil. 19 Temmuz’da Dünya kupası finali oynanacak, biz 19 Haziran’da elenip, bu maça kalmadan veda etmişiz. Bu biraz da ispanya’ya evimizde 6-0 yenildikten sonra, her şey belli olduğunda rövanşta deplasmanda beraberlik almamız gibi bir his verdi. Açıkcası bu saatten sonra ‘yensen ne olur, yenilsen ne olur’ dedirten bir 90 dakikaydı. kimse kendini rakamlarla kandırmasın, biz buraya gelirken dünya sıralamasından çok gerilerdeki takımları yenerek geldik ve gerçek gücümüzü test yaparken yanıldık. Nitekim bunun bedelini ilk iki maçta kaybederek, ağır bir şekilde ödedik. Oysa 24 yıl sonra katıldığımız Dünya kupası’nda bir 3.lük beklemiyorduk ama en azından gruptan çıkıp ilk 16’yı görmek hakkımızdı. Eğer bir Milli Takım eleştirisi yapacaksak, önce yönetimden sonra da teknik kadrodan yapılmalı. Bir kere bir üst akıl olmalıydı ve devreye girmeliydi turnuva öncesinde. Ama hamaset üst aklın önüne geçti ve beklenti çok yükseğe çıkartıldı. Final ve kupa telaffuz edildi.



YORUMLAR