Türk futbolunun olaylı 10 transferi

Türk futbolunun olaylı 10 transferi.

24 Ocak 2017, Salı 09:54 Son Güncelleme: 26 Ocak 2017, Perşembe 10:20
- A +

Adam kaçırmalar, aceleyle giyilen formalar, kırdırılan çekler, hülleciler ya da hileciler… Hepsi yazın termometreyi yükselten transferlerde yaşandı. En hararetli 10 tanesini hatırlayın! (FourFourTwo)

Hasan Vezir, Fenerbahçe’den Galatasaray’a, 26 Haziran 1989

Hasan Vezir, Fenerbahçe’den Galatasaray’a, 26 Haziran 1989

Küçükyalı’da bir alt geçitte içinde Ergun Gürsoy ve Yurdeşen Karahasan’ın olduğu arabaya binen Hasan Vezir biraz dolaşıp konuşacaklarını düşünüyordu. Yol ve sohbet düşündüğünden de uzun sürdü! “Konuşacağız, biraz dolaşacağız zannediyordum. Ağabeyime ‘Biz Hasan’ı eve bırakırız, merak etme’ dediler ve onu yolladılar. Yavaş yavaş İzmit’i, Bolu’yu geçtik, içimden ‘Herhalde Abant’a gidip, döneceğiz’ diye geçirdim. Onlara Fenerbahçe ile ipleri kopardığımı, tekliflerini kabul ettiğimi ve artık dönmemiz gerektiğini söyledim. Kupa finalinde Beşiktaş ile oynayacaktık. Hasan Vezir’in aldığı yanıt “Bu bizim için bir namus meselesi oldu ve yolculuk Fethiye’ye Letoonia Tatil Köyü’ne kadar sürdü.

Kopacak fırtınanın işaretleri 21 Haziran’da Fenerbahçe futbol şubesi sorumlusu Metin Aşık’ın, Hasan’ın Galatasaray’dan teklif aldığını açıklamasına sinirlenmesiyle belli olmuştu.

Kopacak fırtınanın işaretleri 21 Haziran’da Fenerbahçe futbol şubesi sorumlusu Metin Aşık’ın, Hasan’ın Galatasaray’dan teklif aldığını açıklamasına sinirlenmesiyle belli olmuştu.

“Bak kardeşim! diyordu Aşık. “Seni Rizespor’dayken kimse tanımıyordu. Fenerbahçe’de Hasan oldun. Çok dikkatli ol, Galatasaray’a gidersin belki de futbol hayatın biter. Fenerbahçe’de seni iyi günler bekliyor. İyice düşün taşın. Hasan ise sadece hakkını aradığını söylüyor. “İstediğim ücret de Oğuz, Aykut ve Rıdvan’ınkinden azdı. Onlar hatırladığım kadarıyla 850 milyon liraya anlaşmıştı, benim istediğim 750 milyona denk geliyordu, oysa Galatasaray 1 milyardan fazla veriyordu. Yine de bir adım geride durmayı da bilmiştim. Metin ağabeyin yanıtı ‘Biz sana o kadar para veremeyiz, kim veriyorsa oraya git’ oldu. Şaşırıp kalmıştım.

Hasan Vezir, Fethiye’deki tatil köyüne Galatasaray’ın futbolcularından Savaş Demirel’in gözetiminde yerleşip imza gününü beklemeye başladı.

Hasan Vezir, Fethiye’deki tatil köyüne Galatasaray’ın futbolcularından Savaş Demirel’in gözetiminde yerleşip imza gününü beklemeye başladı.

Gazeteciler Bahri Havadır ve İlyas Namoğlu onun izini bulmuşlar, fotoğraflarını çekmişler ve röportaj yapmışlardı. “Bir şekilde içeri girdim. Hasan, sudan çıkmış balık gibiydi, ne yapacağını bilemiyordu, şaşkındı. Çok çekingen ve ürkek hareket ediyordu diyor Havadır. Herkes eğlenirken Hasan olanları düşünüyordu. Gazetelere manşet olduğunu orada fark etti. “Aklımda bir sürü sorular oluşmaya başlamıştı, ‘Eyvah, ne yaptım böyle!’ diye kendimi sorgulamaya başlamıştım.

Sıkıntıdan dudaklarımda uçuklar çıktı diyerek o günkü sıkıntılarını anlatıyor.“Bu tarz bir transfer Türkiye için bir ilkti diyor Yurdeşen Karahasan. Daha önce de futbolcu kaçırmalar olmuştu ama “Maç kadrosuna çağrılmış bir futbolcu maça gönderilmeyerek ilk kez transfer ediliyordu diyerek ilkliğin nedenini açıklıyor.

Diğer taraftan kaçırma tabirini de kabul etmiyor. “Futbolcunun rızası çok mühim, onu ikna etmeden hiçbir şey yapamazdınız. Hasan bize inanmıştı. Ergun Gürsoy ve ben onda güven uyandırmıştık.

Ertuğrul Sağlam, Samsunspor’dan Beşiktaş’a, 31 Mayıs 1994

Ertuğrul Sağlam, Samsunspor’dan Beşiktaş’a, 31 Mayıs 1994

O imzaların atıldığını duyanların çoğu bazı şeyleri yanlış anladığını düşünmüştü. Beşiktaş’ın ayağını yorganına göre uzatan başkanı Süleyman Seba’nın Ertuğrul Sağlam için toplam 67 milyar lirayı (2 milyon 160 bin dolar) ödeyeceğine kimse inanmamıştı. Ya o kulüp Beşiktaş değildi ya da 55 milyar liralık bonservis ücreti yanlış zikredilmişti. Öbür türlüsü mümkün olamazdı.

Tam da o günlerde Feyyaz Uçar iki yıl karşılığında 14 milyar lira istediği için satış listesine konulmuş, kendisine 35 milyar lira bonservis ücreti biçilen tecrübeli golcü “Kimseye imza atmam, bu miktarın yüzde 20’sine bir yıl oynama hakkımı kullanarak Beşiktaş’ı mat ederim diyerek şimşekleri üstüne çekmişti. Feyyaz’da durum buyken Seba’nın Ertuğrul Sağlam için Samsunspor’a 55, golcünün kendisine de 12 milyar vermesi akılların alamayacağı kadar gerçekdışıydı.

Aslında bu durum Seba için de böyleydi. Tecrübeli başkan pazarlık masasına 30 milyar liralık teklifle gelmiş ama Samsunspor başkanı İsmail Uyanık’ın 60 milyar istemesiyle şoka uğramıştı.

Aslında bu durum Seba için de böyleydi. Tecrübeli başkan pazarlık masasına 30 milyar liralık teklifle gelmiş ama Samsunspor başkanı İsmail Uyanık’ın 60 milyar istemesiyle şoka uğramıştı.

Uyanık “Galatasaray yöneticisi Adnan Polat 30 milyarı peşin, 30’u da üç taksitle 60 milyar veriyor demişti. Görüşmeler tıkanmış, Beşiktaş yöneticisi Bahattin Demir, Uyanık’ı Swiss Otel’de yakın markaja almıştı. Sonrasında Seba gurur yaptı ve potu bir anda 50 milyara çıkardı. Bu teklife önce sadece 2,5 milyar liralık bir indirimle karşılık veren Uyanık ardından Seba’yı fazla üzmeden 55 milyarı kabul etti.

“Ertuğrul artık Beşiktaş’ın malıdır diyordu Seba imzalar atıldıktan ve çekleri Uyanık’a verdikten sonra. Görüşmelerde hem yorulmuş hem de sinirlenmişti; bu yüzden resmi imza törenine katılmayacaktı.

Yaşananlara Atilla Gökçe “Transfer 94 çılgın bir yarış olarak başladı satırlarıyla tepki gösteriyordu. “Bu yarışta teknik direktörlerin tercihleri, planları artık o kadar önemli değil. Yöneticiler için de ekonominin kuralları geçerli değil.

Hesap-kitap, gelir-gider, verimlilik kavramları çoktan unutulmuş. Arz-talep dengesizliği Samsunsporlu Ertuğrul’u paylaşılmaz bir noktaya getiriyor. Ücret talepleri arsızlığa, pazarlık müzakereleri yüzsüzlüğe dönüşüyor.

Ertuğrul Sağlam o sezon 1993-94 sezonunda 17 gol atmış, Feyyaz Uçar’ı iki golle geçmişti. Beşiktaş formasıyla gol sayısını 22’ye çıkararak Uçar’a 10 fark atmayı başardı, Beşiktaş’ın şampiyonluğuna katkı sağladı. Belki kendisi için ödenen paranın hakkını vermiş ama Türkiye’deki transfer çılgınlığını tam anlamıyla başlatmıştı.

Rıdvan Dilmen, Sarıyer’den Fenerbahçe’ye, 15 Haziran 1987

Rıdvan Dilmen, Sarıyer’den Fenerbahçe’ye, 15 Haziran 1987

Mehmet Topuz’un bir takımın formasıyla fotoğraf çektirip sonra onun ezeli rakibiyle anlaşması Türk futbolunun transfer tarihinde bir ilk değildi. Hatta o günlerde konuyla ilgili en çok görüşü alınan isim olan Rıdvan Dilmen, bu tarz transferlerin en sansasyonel olanına imza atmıştı.

Galatasaray, 1986-87 sezonunda 14 yıllık şampiyonluk hasretini sonlandırmaya çok yaklaşırken kulübün yöneticilerinden Ergun Gürsoy bir sonraki yıl için transfer çalışmalarını başlatmış ve Samsunspor’dan Tanju ve Savaş ile Sarıyer’den Ali Çoban ve Rıdvan için anlaşmıştı. Sarı-kırmızılılar Tanju için 175, Rıdvan için 75 milyar lirayı gözden çıkartmıştı. Rıdvan, Sarıyer formasıyla çıkacağı sezonun son maçı öncesinde verdiği röportajlarda “Ergun Gürsoy’a söz verdim ve sözümü tuttum diyordu. “Fenerbahçe bugünden sonra 100 milyon lira daha fazla verse bile sözümden caymam.

Ama Fenerbahçe 100 milyon lira fazla verdi ve Rıdvan Dilmen’i kaçırdı. Şampiyonluk coşkusu içindeki sarı-kırmızılılardan Gürsoy bu habere “Fenerbahçe, Rıdvan’ı yedirir, içirir, bize geri yollar.

Ama Fenerbahçe 100 milyon lira fazla verdi ve Rıdvan Dilmen’i kaçırdı. Şampiyonluk coşkusu içindeki sarı-kırmızılılardan Gürsoy bu habere “Fenerbahçe, Rıdvan’ı yedirir, içirir, bize geri yollar.

Aramızda anlaşma var diyerek tepki verirken ikinci başkan Alp Yalman “Galatasaray’a gelmek isteyeni alır, gitmek isteyeni tutmayız. Rıdvan’ı kaçırmaları medenice bir hareket değil diyerek köprüleri atıyordu. Kaçırılan Rıdvan, Güven Sazak’ın Bodrum Akyarlar’daki yazlığında ortaya çıktı. “Artık Fenerbahçeliyim diyordu yıldız futbolcu. “Kimse konuşmasın. Kararımı verdim. Futbol yaşamımı Fenerbahçe’de sürdüreceğim. Fenerbahçe’de oynamak benim için bir şereftir.

Aynı günlerde Tanju Çolak’la da anlaşan ve bu futbolcunun da rakipler tarafından kaçırılmasından endişe duyan Galatasaraylı yöneticiler çareyi Samsunsporlu golcüyü Adapazarı dolaylarında kaçırmakta ve Yalman’ın Lara isimli teknesine saklamakta buldu. Tüm gazeteciler Tanju’yu Marmaris, Bodrum, Çeşme, Çınarcık gibi tatil beldelerinde ararken golcü futbolcu Heybeliada ile Büyükada arasında üç gün tur atmış ve imza günü sağ salim Galatasaraylı olmayı başarmıştı!

Tarık Daşgün, Gençlerbirliği’nden Fenerbahçe’ye, 1 Haziran 1995

Tarık Daşgün, Gençlerbirliği’nden Fenerbahçe’ye, 1 Haziran 1995

Gençlerbirliği başkanı İlhan Cavcav, Fenerbahçe kulübüne 20 Mayıs 1995’te şu telgrafı çekmişti: “Medyadan izlediğimize göre Tarık’ın elinizde olduğu anlaşılmaktadır. Bursaspor ile yarın yapacağımız önemli maçta bu futbolcuyu oynatmak istiyoruz. Kulübünüzden Tarık’ın Bursaspor maçında hazır bulundurulmasını talep ediyoruz. Bu yapılmadığı takdirde yasal yollara başvuracağız. Cavcav’ın bahsettiği haber, bir gün öncesindeki gazetelerde çıkmıştı. 22 yaşındaki Tarık Daşgün iki gün öncesinde ortadan kaybolmuş, sonrasında da gazetecilerin sorularını telefonla yanıtlamıştı. “Kaçırılmadım, Fenerbahçe’ye kendi isteğimle geldim diyordu Tarık. “Eski kulübümü de çok seviyorum. Bir gün yine oraya dönmek isterim diyerek Cavcav’dan anlayış bekliyordu.

Bu röportajdan bir gün önce Tarık’ın Fenerbahçe tarafından kaçırıldığı haberi spor sayfalarının manşetindeydi.

Bu röportajdan bir gün önce Tarık’ın Fenerbahçe tarafından kaçırıldığı haberi spor sayfalarının manşetindeydi.

İddialara göre genç futbolcu antrenmana gitmemiş, doktor raporu almış ama aslında Ankara’yı gayet iyi bilen yönetici Nihat Özdemir tarafından kaçırılmıştı. Cavcav bu durum karşısında “İstemeyen bir futbolcuyu zorla tutamayız ancak bonservisini 100 milyar lira diye açıklamıştık şimdi iki katına çıkaracağız diyordu. Sarı-lacivertliler bu yola başvurmuştu zira transfer döneminin yıldızlarından Tolunay Kafkas Trabzonspor’la anlaşmış, Galatasaray da Tarık için Gençlerbirliği’ne 85 milyarlık çek yollamıştı.

Tarık’ı kaptırmak istemeyen Ali Şen, bir kez daha “düğmeye basmış ve transfer harekâtına başlamıştı. Tarık, 1 Haziran gününe kadar bilinmeyen bir yerde tatil yapacaktı.

Tarık’ı kaptırmak istemeyen Ali Şen, bir kez daha “düğmeye basmış ve transfer harekâtına başlamıştı. Tarık, 1 Haziran gününe kadar bilinmeyen bir yerde tatil yapacaktı.

O yer 31 Mayıs günü Milliyet gazetesinde deşifre oldu. “Yakaladık: İşte kaçak Tarık başlığıyla çıkan haberde Fenerbahçe’nin yeni transferinin Şadan Kalkavan’ın Heybeliada’daki denize sıfır, havuzlu villasında olduğu ortaya çıkarıldı. Genç futbolcu sarı-lacivertlilerin antrenman formasını giymiş, yakınları ve Fenerbahçe Genel Sekreteri Yavuz Kayral’la sohbet ederken çekilmiş fotoğraflarıyla bomba patlatılmıştı. Tarık’ın yerini basına sızdıracağı yöneticinin “kafasını koparacağını söyleyen Ali Şen bu haber üzerine genç yıldızı ortaya çıkarmak durumunda kalmıştı.

Tarık bir gün sonra basının karşısına çıkıyordu. Şadan Kalkavan Tarık’ı pazartesi günü İstanbul’a getirdiklerini açıkladı.

Tarık bir gün sonra basının karşısına çıkıyordu. Şadan Kalkavan Tarık’ı pazartesi günü İstanbul’a getirdiklerini açıkladı.

“Ankara’da dinleniyordu. Sıkıldığını söyledi, İstanbul’a çağırdık ama Milliyet Tarık’ı görüntüledi. Tarık’ı kaçırmadık, zaten anlaşmıştık. Bir gün sonra Tarık; Elvir Boliç, Halil İbrahim Kara, Erol Bulut, Saffet Akbaş ve Mustafa Özer ile birlikte kendisini Fenerbahçe’ye bağlayan sözleşmeyi imzalamıştı bile.

Feyyaz Uçar, Beşiktaş’tan Fenerbahçe’ye, 9 Ağustos 1994

Feyyaz Uçar, Beşiktaş’tan Fenerbahçe’ye, 9 Ağustos 1994

Spor sayfaları 4 Haziran günü “Feyyaz krizi bitti manşeti atmıştı ama Beşiktaş yönetimiyle anlaşmazlığa düşen, satış listesine konan, ardından da bonservis bedelinin beşte biri karşılığında kulübüyle bir yıllık kontrat imzalayan Feyyaz Uçar, dört gün sonra bombayı patlattı. İddialara göre Feyyaz’a verilen çekin tahsil tarihi 31 Mayıs 1995 yerine 31 Mayıs 1994 yazılmış, golcü futbolcu da gittiği bankada çekin arkasına “karşılıksızdır yazdırmıştı. Süleyman Seba ve yöneticileri bunu saygısızlık olarak görüp Feyyaz’ın yeni sözleşmesini feshetmeye karar verdiler.

Feyyaz’sa “Bir muhasebecinin hatası sonucu beni sileceklermiş. Bu kadar basit mi? Beni kimse silemez! çıkışını yaptı.

Feyyaz’sa “Bir muhasebecinin hatası sonucu beni sileceklermiş. Bu kadar basit mi? Beni kimse silemez! çıkışını yaptı.

“Kulüp muhasebe müdürüne karşılığı olup olmadığını sordum ama kulüpteki bayan görevliler, neden ‘sekreter’ demişim diyerek hakaret ettiler. Ben de sinirlendim, çekleri avukatıma verdim. Kulüp 28 Haziran’da onu tekrar satışa koydu. TSYD Kupası’nda 3 Ağustos’ta oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçında, sarı-lacivertlilerin Bursaspor’dan transferi golcü Frank Pingel sakatlanınca Feyyaz’ın ismi hemen gündeme geldi. Kadrosunda Aykut Kocaman ve Bülent Uygun gibi iki gol kralı bulunan Fenerbahçe’nin başkanı Hasan Özaydın “Beşiktaş, Feyyaz için istediği bonservis bedeline ilişkin parayı yatırmadığı takdirde devreye girebiliriz diyerek transferi düşündüklerini ifade etti.

Bir önceki sezon ortasında transfer edilen Arçil ve Şota kardeşlerin de takımlarından alınamaması nedeniyle Trabzonspor’un da Feyyaz’a göz dikmesi üzerine Beşiktaş bir anda panikledi.

Bir önceki sezon ortasında transfer edilen Arçil ve Şota kardeşlerin de takımlarından alınamaması nedeniyle Trabzonspor’un da Feyyaz’a göz dikmesi üzerine Beşiktaş bir anda panikledi.

Öyle ki Seba “Feyyaz çek yanlışını yaptıktan sonra bana gelip özür dileseydi ve pişman olduğunu söyleseydi kendisini affetmeye çalışırdık. Ama 15 gün bekledik, gelmedi. Bu nedenle artık bu kulüpte futbol oynayamaz ancak özür dilerse jübilesini yaparız diyerek golcüsünün ezeli rakiplerine gitmesini istemediğini ortaya koydu. Aslında Feyyaz 14 Haziran’da yapılan toplantıya gitmiş ama yöneticiler tarafından içeri alınmamıştı. Basın mensuplarına yaptığının yanlış anlaşıldığını ve bu nedenle özür dilediğini söyleyen Feyyaz nedense sesini Seba’ya duyuramamıştı!

Fenerbahçe, Beşiktaş’ın gereken parayı yatırmaması durumunda 12 Ağustos’ta Feyyaz’ın serbest kalacağını biliyordu ama iki kulüp arasında bir kriz yaşanmaması için siyah-beyazlılara 5,5 milyar lira bonservis ücreti önerdi; Beşiktaş 10 milyar istedi, 7,5 milyar liraya anlaşıldı. Böylece Beşiktaş’ın Metin-Ali-Feyyaz üçlüsünün yaprak dökümü başlamış oldu.

Tanju Çolak, Galatasaray’dan Fenerbahçe’ye, 5 Haziran 1992

Tanju Çolak, Galatasaray’dan Fenerbahçe’ye, 5 Haziran 1992

Mustafa Denizli, Tanju Çolak’tan kendisinden habersiz bir şey yapmamasını istemişti; golcü futbolcu da yanında Metin Aşık’ın aracısı gazeteci Can Tanrıyar olduğu halde bir türlü Fenerbahçe kulübüne gitmiyordu. Daha önceki konuşmalarında Denizli’ye Galatasaray’da kalmak istediğini, Alp Yalman’ın birkaç gün önce kendisiyle 3 milyar lira karşılığında anlaşacaklarını söylediğini ama sonradan bu paranın 19 yaşındaki Bülent Korkmaz’a verilen 2 milyara düşürüldüğünü, Fenerbahçe’nin de kendisine 4,5 milyar lira önerdiğini anlatmıştı. “Akşam saat dokuz buçukta Yurdeşen Karahasan yanıma geldi diyor Tanju. “Ona durumu anlattım, Fenerbahçe’nin 4,5 milyar lira verdiğini ama Galatasaray’da kalmak istediğimi söyledim.

Gece 11 buçukta telefon çaldı, Yurdeşen ağabey telefonu açtı, karşısında Metin Aşık! O zaman inandı bana, ne yaptı etti, gece yarımda Alp Yalman’a ulaştı.

Gece 11 buçukta telefon çaldı, Yurdeşen ağabey telefonu açtı, karşısında Metin Aşık! O zaman inandı bana, ne yaptı etti, gece yarımda Alp Yalman’a ulaştı.

Karahasan durumun ciddiyetini anlamıştı. “Başkan, Tanju blöf yapmıyor. Fenerbahçe büyük paralar veriyor. Bu çocuk Galatasaray’da kalmak istiyor, iki buçuğa da indi. Vereyim telefonu konuş, kalmasını sağla diyerek durumu toparlamayı çalıştı. Ancak o ve Tanju beklemedikleri bir tavır gördüler. “Bana 15 gün önce kaptanlığı veren Alp Yalman ne yaptı biliyor musunuz? diyor Tanju. “Benimle konuşmadı bile! Yurdeşen ağabey utana sıkıla telefonu kapattı.

‘Yeter’ dedim. ‘Ben öğleden sonra üçten gece yarıma kadar Galatasaray’da kalmak için çaba gösteriyorum. Galatasaray kulübü başkanı telefonu alıp bana tek bir kelime bile söylemiyor.

Bu onur kırıcı değil mi?’ dedim ve ayrıldım. Can Tanrıyar ile buluştum ama gece birden üçe kadar Fenerbahçe kulübüne gitmedim. Neden biliyor musunuz? Mustafa Denizli onunla konuşmadan bir şey yapmamamı istemişti ya, sadece ona durumu anlatmak için.

Gece 1’de başlayan aramalar 3’te sonuç verdi ve Tanju, hocasıyla konuşabildi. Denizli üzgün bir şekilde “Benim yapabileceğim bir şey kalmadı Tanju diye onu yanıtladı. “Ne yapmak istiyorsan yapabilirsin. Bunun üzerine Tanju, Can Tanrıyar’a döndü ve “Ara, Fenerbahçe’ye geliyorum dedi. O unutulmaz fotoğraf karesini oluşturan imza da sabaha karşı 4:30’da atıldı.

Sergen Yalçın, Beşiktaş’tan İstanbulspor’a, 12 Haziran 1997

Sergen Yalçın, Beşiktaş’tan İstanbulspor’a, 12 Haziran 1997

“Beşiktaş kaybetti diyordu kendinden emin bir şekilde Sergen Yalçın, Cem Uzan’ın İstanbulspor’una imza attığı törenin ardından. “Kulübümde kalmak istiyordum. Bekledim ama kimse beni aramadı. Sonunda İstanbulsporlu oldum. Beşiktaş cephesinden bu imzaya yanıt yönetici Uğur Ekşioğlu’ndan “Sergen’le anlaşmak istedik ama görüşmeye gelmedi. Biz de İstanbulspor’a verdik şeklinde geldi.

Süleyman Seba özellikle konuşmamış ve bu işi Ekşioğlu’na vermişti. Zira sezon içinde bir röportajda Ekşioğlu “Gerekirse Sergen’i bile satarız demiş, yıldız futbolcunun yanıtı “10 numaralı formayı kulübe yolluyorum. O formayı Uğur Ekşioğlu giysin ve oynasın olmuştu. Bu yanıtı kulübe yapılmış bir saygısız olarak gören Seba da sözleşme yenileme zamanı gelince yıldızını elde tutmak için hiçbir çaba sarf etmemişti.

İlk görüşmeler yapıldığında Sergen Beşiktaş’tan iki yıl için 350 milyar lira istemiş, siyah-beyazlıların teklifiyse yıllık 60 milyar lira peşin, maç başına da ortalama 2 milyar lira olmuştu. Seba tepkisini “Sergen’in istediği rakama bakın. O zaman kulübün anahtarını ona teslim edelim diyerek koymuş ve ellerinde büyüyen oyuncuyu 800 milyar liralık bir bonservis bedeliyle satış listesine koymuştu.stanbulspor bu transferle Türkiye rekorunu da kırmış oldu.

Bir yıl önce Oğuz Çetin için rekor kırmışlar, Sergen’le potu bir anda iki katına çıkarmışlardı. Sergen için Beşiktaş’a 720 milyar lira vermişler, yeni yıldızlarına da üç yıllığına 430 milyar ödemeyi kabul etmişlerdi. Sarı-siyahlı kasadan ya da Cem Uzan’ın cebinden çıkan toplam para 1 trilyon 150 milyarı bulmuştu.

Mehmet Topuz, Kayserispor’dan Fenerbahçe’ye, 12 Haziran 2009

Mehmet Topuz, Kayserispor’dan Fenerbahçe’ye, 12 Haziran 2009

Kartlar Topuz’un “Herkesle görüşmeye açığım demesiyle 1 Haziran’da dağıtıldı. “Düne kadar kulübümde kalmaya arzuluydum ancak kiminle anlaşırsam oraya gidebileceğim söylendi. Şu andan itibaren Kayserispor’da kalmam söz konusu değil. Hakkımda hayırlısı neyse o olsun. İki gün sonraki haberse Beşiktaş’ın Topuz’la dört yıllığına anlaştığına yönelikti. Başkan Yıldırım Demirören, Kayserispor’un kaptanıyla Antalya’da tatil yaptığı otelde anlaşmıştı. Sarı-kırmızılılara da 5 milyon euro ödenecekti. Bir gün sonra Mehmet Topuz’un elinde ve üstünde Beşiktaş forması olan fotoğrafları Üsküdar’da yapılan bir şampiyonluk kutlamasında barkovizyondan yayınlandı. Topuz ayrıca “Tek hayalim Beşiktaş’ta oynamaktı. Fenerbahçe’yle asla sözleşme imzalamayacağım diyordu.

Topuz bunu diyordu zira sarı-lacivertli bir cephe daha açılmıştı; Aziz Yıldırım Kayserispor yönetimiyle futbolcu için anlaştıklarını söylüyordu.

Topuz bunu diyordu zira sarı-lacivertli bir cephe daha açılmıştı; Aziz Yıldırım Kayserispor yönetimiyle futbolcu için anlaştıklarını söylüyordu.

Kayserispor Onursal Başkanı Mehmet Özhaseki “Parayı veren düdüğü çalar, kulübün menajeri Süleyman Hurma “Beşiktaş’ın yaptığı yanlış diyerek tavırlarını ortaya koyuyordu. “Tek hayalim Beşiktaş’ta oynamaktı. Fenerbahçe’yle asla sözleşme imzalamayacağım İddiaya göre Topuz, Aziz Yıldırım’la bir telefon konuşması yapmış, Fenerbahçe başkanının “Bonservis sorunun çözünce seninle konuşalım sözlerine “Benim isteğim de önemli yanıtını vermişti. Topuz’un “Sanki ben onların peşinden koşuyormuşum gibi davranıyorlar diyerek Fenerbahçe’ye tavır alıp tercihini Beşiktaş’tan yana yaptığı da manşetleri süslüyordu.

Demirören “Beşiktaşlıyım diyen Beşiktaşlıdır; onu zorla transfer etmek isteyense eziktir açıklamasıyla savaşı kızıştırıyordu. Her saniye yeni açıklamalarla transfer iyiden iyiye karıştı. Topuz “Beşiktaş’a söz verdim, dönemem. Bundan sonra asla Kayserispor’da ve Fenerbahçe’de oynamam derken, Demirören “Futbolcu mal değildir. Sadece bonservisini alarak onu transfer edemezsiniz diyerek ona destek oluyordu. Hurma’ysa “Topuz’u ayartan Beşiktaş’ı UEFA’ya şikayet edebiliriz diyerek savaşını sürdürüyordu.

Sonrasında savaş başladığı gibi aniden bitti. Topuz, Aziz Yıldırım’la bir araya geldi ve Fenerbahçe’nin teklifini kabul etti. Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda sarı-lacivertli formayı giyerek yeni kulübü için imzasını attı.

Beşiktaş onun için “Beşiktaşlı duruşuna sahip değil minvalinde açıklamalar yayınlamaya başlarken o da siyah-beyaz formalı fotoğrafları için konuştu: “Beşiktaş formasını elimde tuttum ama giymedim.

O fotoğraf fotomontaj. Kafa benim ama vücut benim değil. 2012 yapımı 80’ler model bir transfer de bu şekilde sonlandı.

Tümer Metin & İlhan Mansız, Samsunspor’dan Beşiktaş’a, 8 Ağustos 2001

Tümer Metin & İlhan Mansız, Samsunspor’dan Beşiktaş’a, 8 Ağustos 2001

Beşiktaş menajeri Sinan Engin, 25 Haziran günü İlhan Mansız ve Tümer Metin’le anlaştıklarını, Tümer’le ön protokol yaptıklarını, Karadeniz ekibinden de bir gün içinde olumlu yanıt alacaklarını açıkladı ama o olumlu yanıt 44 gün sonra ancak gelebildi! Samsunspor yönetimine takas öneren Beşiktaş, bu teklifin kabul edilmemesi üzerine hemen yeni bir atağa geçti. Sinan Engin “Taviz vermemiz söz konusu olamaz. Gerekirse UEFA’ya gideriz diyordu. Sorun, UEFA’nın bonservis ücretleri için yeni kriterler getirmesine rağmen Karadenizlilerin hiçbir indirim yapmaması üzerine yaşanıyordu.

Bugünün başkanı, o günün yöneticisi Fikret Orman bu duruma karşın “Gerekirse FIFA’ya ya da hülle yoluna gideceğiz diyerek kararlılıklarını ortaya koyuyordu.

Bugünün başkanı, o günün yöneticisi Fikret Orman bu duruma karşın “Gerekirse FIFA’ya ya da hülle yoluna gideceğiz diyerek kararlılıklarını ortaya koyuyordu.

Beşiktaş bir yandan da yeni bir teklifte bulunmadan yapamadı. Samsunspor’a 1 trilyon lira ile birlikte Khlestov, Rahim ve Fazlı’yı önerdiler. Yanıt yine olumsuzdu. Üstelik Samsunspor başkanı Yusuf Ziya Yılmaz “Biz henüz Beşiktaş’la anlaşamadık ama bu iki futbolcumuz Beşiktaş formasıyla sarmaş dolaş pozlar veriyor diyor ve ikiliyi takımın Avusturya kampına çağırıyordu.

Tepki böyle olunca siyah-beyazlılar Belçika’nın Lommel takımıyla bir sözleşme yaptı. Buna göre iki futbolcu bonservis ücreti ödenmeksizin bu takıma gidecek, ardından Beşiktaş’a satılacaktı.

Tepki böyle olunca siyah-beyazlılar Belçika’nın Lommel takımıyla bir sözleşme yaptı. Buna göre iki futbolcu bonservis ücreti ödenmeksizin bu takıma gidecek, ardından Beşiktaş’a satılacaktı.

Başkan Serdar Bilgili’nin bir başka yöneticisi Yıldırım Demirören Belçika’da buluştuğu İlhan’a Lommel sözleşmesini imzalattı. Tümer ise Samsunspor’a para kazandırmak istediğini belirterek ilk olarak sözleşmeyi imzalamaya yanaşmadı ama eski kulübünden olumlu bir yanıt gelmeyince hülleyi kabul etti. O günlerde Galatasaray, Gençlerbirliği’nden Ümit Karan’ın, Fenerbahçe de Gaziantepspor’dan Hakan Bayraktar’ın transferini aynı yolla bitirmeye çalışıyordu. Ancak UEFA’dan gelen haberler bir futbolcunun bir kulübe imza atması halinde, bir sonraki transfer dönemine kadar başka bir kulüple anlaşamayacağına yönelik olunca işler bir kez daha karıştı!

Bu durum Demirören’in pek umurunda değildi. “Sözleşme imzaladık. Şartlar uygun olmazsa önümüzdeki sezon Belçika’da oynayıp sonrasında Beşiktaş’a gelecekler. Her iki futbolcu da takımın Beşiktaş’ın Almanya kampına katıldı ve hazırlık maçlarına çıktı.

“Kendimi yaşlanmış hissediyorum diyordu Tümer bu sorunla boğuştuğu günlerde. “Hiçbir şeyden zevk alamıyorum. İlhan da “Bunalıma girdik. Belirsizlik yaşıyoruz. Sanki yok olup gidecekmişiz gibi geliyor diyerek içinde bulundukları ruh halini kelimelere döküyordu.

Demirören ve Orman da boş durmamış ve federasyon başkanı Haluk Ulusoy ve Samsun Valisi İlyas Aksoy’un aracılığıyla Samsunspor yöneticisi Süleyman Salır ile ligin başlamasına üç gün kala bir araya gelmişti. 3 trilyon lira isteyen kırmızı-beyazlılar 2,5’a razı oluyor ama parayı peşin istiyor, Beşiktaş bu kez buna direniyordu.

Federasyon bu şartlarda ikilinin Beşiktaş’ta oynamasının mümkün olmadığını açıkladı. Tümer ve İlhan’ın bunalımı iki kulübün 2 trilyon 250 milyar lira karşılığında anlaşmasıyla son buldu. Yine de yolları Samsun’a her düştüğünde tribünlerden kendilerini protesto edenlerin ıslıklarını, hakaretlerini, küfürlerini duymak durumunda kaldılar.

Mario Jardel, Porto’dan Galatasaray’a, 3 Temmuz 2000

Mario Jardel, Porto’dan Galatasaray’a, 3 Temmuz 2000

Galatasaray’ın onunla anlaştığı haberinin çıkmasından sadece bir gün önce Beşiktaş bir zamanlar transfer rekoru kırarak renklerine bağladığı Ertuğrul Sağlam’ı, “Türkiye’nin en hızlı defans oyuncusu Erman Güraçar’ı alabilmek için Samsunspor’a geri yollamıştı. Bu takastan ne siyah-beyazlıların teknik direktörü Nevio Scala’nın, ne kaptan Mehmet Özdilek ve takım arkadaşlarının haberi vardı. Hatta, Ertuğrul Sağlam bile bu haberi Samsunspor başkanı İsmail Uyanık’tan aldığını söylüyor, gözyaşları içinde İsviçre’deki kamptan ayrılarak rekortmen olarak ayrıldığı Samsun’a dönüyordu.

Tabii Türk kamuoyu bu vefasızlık olarak adlandırabilecek gelişmeyi iki gün sonra Galatasaray’ın yepyeni Türkiye transfer rekoru kırmasıyla unutuverdi. Sarı-kırmızılılar Porto’dan Brezilyalı golcü Mario Jardel’i 16 milyon doları kulübüne vermek üzere dört yıllığına tam 28 milyon dolara transfer etmişti. “Bu parayı kendimiz karşılıyoruz. Sponsor yok diyordu Galatasaray Asbaşkanı Mehmet Cansun. “Çıtayı daha da yukarı çıkartmak için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayacağız. Cansun’un “Türkiye’ye yeni bir Metin Oktay geliyor! diyerek lanse ettiği Jardel, Altın Ayakkabı ödülünü kazanmış, Porto’da çıktığı 127 maçta 117 gol atmayı başarmıştı.

“Fenerbahçe beni transfer etmek istedi diyerek daha ayağının tozuyla sarı-lacivertlileri kızdıracak açıklamalar başlamıştı Brezilyalı. “Ama istenen parayı veremediler. Üstelik Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Selim Soydan da onu doğrular biçimde “Jardel’le ilk ben görüştüm ama yönetim kurulumuz bu transfere bir ay içinde karar veremedi açıklamasını yapıyordu.

Jardel’in ardından akıllarda kalan onun sezona müthiş bir başlangıç yapıp gollerini arka arkaya sıralaması ama sonradan inanılmaz bir düşüş yaşaması kalmıştı. Bir de Cansun’un “Sponsor yok demesine rağmen imza töreninde kıyafetine hiç yakışmayan “Telsim logolu kırmızı şapkası!

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.