Süreyya Soner: Bu şampiyonluğu unutmam

Süreyya Soner: Bu şampiyonluğu unutmam

03 Haziran 2016, Cuma 02:30
- A +

Beşiktaş’tan 35 yıllık süre içerisinde ne yıldızlar gelip geçti, ne kupalar havaya kaldırıldı. İyisiyle kötüsüyle geçen bu senelere tanıklık eden bir isim var takımda. Adına belgeseller çekilen, taraflı tarafsız tüm futbolseverlerin saygı duyduğu, ikili ilişkiler yaşadığı, yıldız futbolcuların ‘Süper insan’ yakıştırması yaptığı takımın emektar malzemecisi Süreyya Soner ile elde edilen şampiyonluk sonrası bir araya geldik. Beşiktaş’ta göreve başlama serüveninden, gülmekten yerlere yatıracak hayat hikayesini ve şampiyonluk coşkusunu FANATİK’le paylaşan ‘Süreyya Soner’ ile sizi başbaşa bırakıyoruz...Haber: Ayşenur AfyonFotoğraf: Saycan Sayım

‘Hastayken bana Les Ferdinand baktı’

‘Hastayken bana Les Ferdinand baktı’

Bir defasında hastalandım. İki gün işe gelemedim. O zaman Les Ferdinand Beşiktaş’taydı. İyi çay demlerim. Tesistekilere sürekli beni soruyormuş. Arkadaşlar bıkıp, “Çok meraklıysan evine git demişler. O da adresi almış, Zeytinburnu’na, evime gelmiş. Annem, balkondan görmüş, “Kara bir çocuk seni soruyor dedi. Baktım bizimki. Beni alıp, özel bir hastaneye götürdü, üç gün orada bana baktı. Sonra alıp, tesise götürdü. Müthiş bir insandır. Futbolculuğuna zaten diyecek laf yok. Egolarından sıyrılmış bir yıldızdı.

‘Amokachi’nin pantolonunu çöpe attım’

‘Amokachi’nin pantolonunu çöpe attım’

Amokachi, pantolonunu yıkanması için kulüpten bir görevliye vermiş. Bana kimse haber vermemişti. Baktım, yırtık pırtık bir pantolon. O zaman da tesiste işçiler çalışıyor. “Futbolcuların çamaşırları bitti, işçilerinki mi kaldı dedim. Pantolonu yırtıp, çöpe attım. Amokachi, bütün kulübü seferber etmiş, pantolon aratıyor. Amokachi, failin ben olduğumu anlayınca, “O pantolona ben dünyanın parasını saydım diyerek, beni duşlara yatırmıştı. Yırtık pantolonun moda olduğunu o gün öğrendim.

‘Ziya Doğan kefilim oldu’

‘Ziya Doğan kefilim oldu’

Gerçek mesleğim matbaacılık. Arkadaşlarım hep Yeşilçam’da filmlerdeydi. Sigortalı bir iş arıyordum. Ahmet abi vardı Beşiktaş’ta. Ona ‘alt yapıda malzemeci lazım olur beni al’ diyordum; ‘yapamazsın, edemezsin’ diyordu. Umudu kesmiştim. Şehremini amatör takımında oynarken kaleciydim, İstanbul’da en çok gol yiyen bendim. Trabzonlu Mehmet diye bir arkadaşım var. O zamanlar ‘Süreyya gel turnuva var, Şöhretler Kupası diye kaleci ol’ dedi. Bir gittim kalabalık, herkes orada. Maç başladı, karşımızda Ziya Doğan, Selçuk Yula, Gökmen Özdenak falan vardı. Kaçtım ben de. Devre arasında Mehmet de Ziya Doğan’la konuşuyor orada. Mehmet’e ‘Ziya’yı nereden tanıyorsun?’ dedim. ‘Okul arkadaşım’ dedi. Ben de kendi kendime ‘Tamam kefili bulduk’ diye sevindim. Yanına gittim kulübe girmek istediğimi söyledim. ‘Tamam’ dedi. Sonra alt yapıda göreve başladım. A takımda ihtiyaç oldu oraya geçtim. Futbolcumuz Bora vardı rahmetli bana en çok o yakınlık gösterdi. 2 sene hiç yanımdan ayrılmadı.

‘Kız istemeye Metin Tekin’le gittik’

‘Kız istemeye Metin Tekin’le gittik’

Rıza Çalımbay’ın yaptığı iyilikleri babam bile yapmaz bana. Helal olsun. Düğün olacak maçların bitmesine 2 ay var! Rıza hoca “Şampiyon olacağız Süreyya, nikah yapma şampiyonluktan sonra düğün yapacağız size dedi. Şampiyon olduk, ertesi gün düğün yaptılar bana. Kız istemeye Metin Tekin’le gittik.

‘Süreyya abi beni sen mi yolladın?’

‘Süreyya abi beni sen mi yolladın?’

Maç vardı, kalecimizin eldivenlerini bulamıyorduk. Tabii kaleci sinirlendi. ‘Nasıl olmaz, size göstereceğim’ diye söylendi durdu. Ben de kızdım en sonunda, ‘Seni Vanspor’a yollamazsam bana da Süreyya demesinler’ dedim. Ertesi gün bir geldi erkenden çantalarla ‘Süreyya abi sen benim gideceğimi, transfer olacağımı nerden biliyorsun? Sen mi yolladın?’ dedi. Dedim ‘Nereye? Vanspor’a mı?’, ‘Bilmiyorum da gidiyorum abi’ dedi.

‘Arena’daki ilk maç konuşmasını ben yaptım’

‘Arena’daki ilk maç konuşmasını ben yaptım’

Bursaspor maçı. Vodafone Arena açılıyor, ilk maç. Futbolcular sahaya çıktı, ısınıyor. Ben de Tolga’nın yanındayım. Şaşırdık, inanamıyoruz. Tolga ‘Süreyya abi nereden, nereye. Eski haline bak bir de bu haline bak...’ dedi. Soyunma odasına geldik. Şenol hocayla futbolcular karar almış Süreyya abi yapsın konuşmayı diye. Ben de “3 puanı alalım sonra eğlenelim. Allah yardımcınız olsun dedim. En önemlisi de yedek oyuncularımız, malzemecilerimiz, sağlık ekibimiz, herkes oynuyormuş gibi hırslıydı.

‘Ölene kadar bu takımdayım’

‘Ölene kadar bu takımdayım’

Olcay Şahan, Gökhan Töre, Oğuzhan Özyakup Almanya’da yetişmişler ama aileleri çok güzel büyütmüş. Kolej takımı derler ya öyle işte. Mario Gomez’in futbolu kadar karakteri de gelişmiş. Yerli-yabancı yok bizde. Kimse elimi sıkmadan geçmez. Beşiktaş başka bir camia. Birlik, beraberlik, saygı, sevgi. Bunlar takımı şampiyon yaptı. Real Madrid, Barcelona gelse çalış dese gidemem ki... Daha önce de söyledim. Ölene kadar buradayım.

‘Bu şampiyonluk 35 yılın en değerlisi’

‘Bu şampiyonluk 35 yılın en değerlisi’

Beşiktaş’taki kariyerimin en zorlu ve de bir o kadar keyifli sezonlarından birini geçirdim. Stadımız yok fakat takım adım adım şampiyonluğa yürüyor. Herkesin gözünde ışığı gördüğüm daha sezonun başında anlamıştım zaten kupanın bizim olacağını. Yol zordu, engeller çoktu ve çetrefilliydi. Düşünsenize stadınız yok. Her maç deplasman. Herkes ekstra yoruluyor. Ama biz ne yaptık. Her zorluğa göğüs germesini bildik ve şampiyon olduk. Bu şampiyonluğu asla unutamam.

Quaresma: Kim bu acayip adam?

Quaresma: Kim bu acayip adam?

Quaresma ilk geldiğinde tatildeyiz. Telefonum çaldı. “Çabuk tesislere gel. Yeni transferimiz geldi imza töreni var, araba tut gel dediler. Aldım malzemeleri götürdüm. Bir baktım İnönü Stadı tıklım tıklım. “Maç mı var, benim haberim yok? dedim. Üstüm başım rezil halde. Bütün yönetim oradaymış. Güvenliğe bırakıp malzemeleri gidecektim. Merak ettim o kadar kalabalık olunca girdim içeri.

Soyunma odasına malzemeleri koydum. “Kim geldi? diye sordum “Ricardo Quaresma diye bir futbolcu dediler. Geldi soyunma odasına, pat diye soyundu. Ben de köşede bekliyorum tercümana dedim ki “Gelsin buraya soyunsun o da dedi ki “Getirsin buraya malzemeleri. “Orada rahat edemez, “yok orada “yok burada derken yan yan bakmaya başladı.‘Merhaba ben malzemeci Süreyya’Bakıyor üzerime “Kim bu acayip adam diye. Tercüman da iş olsun diye “Ya bak, Süreyya abi malzemeci. Bunu dinlersen uzun vadeli kalırsın takımda. Dinlemezsen arkana bakmadan git demiş. Gittim yanına dedim “merhaba ben malzemeci Süreyya. O da “Ben de Quaresma. Bilmiyor musun ismimi? dedi. Dedim “bilmiyorum valla...

‘Bu İbrahim Tatlıses’e benzemiyor’

‘Bu İbrahim Tatlıses’e benzemiyor’

O gün bu gün şakalaşıyoruz. Hâlâ öyle. Geçen bir kulaklığını gördüm. Takayım dedim. Güzel ses geliyor. Gümbür gümbür. Bir baktım bu geldi “Ne işin var benim kulaklığımla çabuk bırak dolaba dedi. “Dur müzik dinliyorum dedim. “Ne dinliyorsun, ver bakayım dedi. Bir baktı Arif Şentürk çıktı. Türkücü. “Bu kim diyor. Dedim “bizim yörenin imparatoru bu., “Al, git bunu, ne dinletiyorsun bana dedi. Sonra tercümana demiş ki “Süreyya bana bir şarkıcı dinletti ‘imparator’ dedi ama İbrahim Tatlıses’in sesine hiç benzemiyor. Uçakta verdim ona kulaklığı “al dinle diye. “Git, git diyor bana... (gülüyor)

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.