Spor yazarları Beşiktaş - Monaco maçını değerlendirdi

Spor yazarları Beşiktaş - Monaco maçını değerlendirdi

02 Kasım 2017, Perşembe 08:33 Son Güncelleme: 02 Kasım 2017, Perşembe 10:25
- A +

Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi'nde Monaco ile sahasında 1-1 berabere kaldı. Spor yazarları, bu karşılaşması masaya yatırdı. İşte yazarların Beşiktaş Monaco maçı yorumları...

ATİLLA GÖKÇE - ELİNE SAĞLIK FABRİ

ATİLLA GÖKÇE - ELİNE SAĞLIK FABRİ

Heyecan var, coşku var... Tedirginlik de var. Tüm duygular karmakarışık Vodafone Park’ta. Duyguları karıştıran farklı bir durum yok . Beşiktaş’ın oynadığı futbol hem güzellik, hem şaşkınlık... Hem üstünlük, hem zayıflık... Hem doğru, hem de yanlışlarla iç-içe bir maceraydı dün.

Şenol Güneş, Caner Erkin’e izin vermiş, Talisca’yı da kulübede tutarak oyuna Atiba, Oğuzhan, Tolgay gibi hem merkezde, hem de forvet arkasında oynayabilen üç adamla başlamıştı. Oyunun anahtarı da belliydi: Top bir şekilde Quaresma’ya atılacak, onun önlenemeyen çalımlarından sonra ön direğe- arka direğe ortalanacak ve gol aranacaktı. Nasıl olsa Monaco’daki ilk maçta Cenk’le böyle bir gol bulmuşlardı. Ne var ki Q7’den gelen bütün toplar Monaco kalesinin önünde hep Glik ve Jemerson tarafından kesiliyor, ezber çalışmıyordu.

Oyunun ilk baskısını atlattıktan sonra Monaco’nun pres gösterisine tanık olduk. Orta alanda, ileri uçta öylesine baskı yapmaya başladılar ki Beşiktaş pas trafiği giderek tıkanıyordu. Top kayıpları birbirini izledi. Önce Tolgay sonra Atiba... Derken Adriano! Brezilyalı’nın pas niyetine ayağından çıkan topu kaptılar ve Monaco 45+1’de Lopes’le golü buldu.

Neyse ki devre arası var... Şenol Güneş takımı toparlar. Oyuncuları sarsan ve uyandıran bir konuşma yapar ve deplasmanda olduğu gibi akıcı bir oyunla güzel bir geri dönüş maçı izleyebilirdik.

Sanki bunların bir bölümü gerçekleşmiş gibi oldu. Beşiktaş adına en çok yük taşıyan, ortalarıyla rakibi bunaltan Quaresma Jorge tarafından düşürüldü. Netameli İtalyan hakem penaltı noktasını gösterdi (eyvallah) lakin son adam olarak yol kesen Jorge’ye kırmızı kart göstermesini bekleyenler de oldu. (Hocalara sordum, sarı kart gerekli ve doğru karar!).

Sonrasında maç yine coşkulu bir arayışla heyecan yaratmaya başladı. Orta alanda oyun disiplini, markaj filan hak getire. İki taraf da topu bulur bulmaz kaleye yükleniyordu. Tamam, itirazımız yok... Topa sahip olma yüzdesi de Beşiktaş’tan yana. Ama Beşiktaş Q7 ile Babel’le, Cenk ve Oğuzhan’la yüklenip pozisyonlara girerken şutu adeta unutmuş gibiydi.

Hele Babel’in ve Quaresma’nın kaçırdıkları, saç - baş yoldurur. Monaco da inanılmaz pozisyonlara girdi. Hatalı ve isabetsiz paslar, Monaco’nun daha etkili gol pozisyonlarına girmesini sağladı. İşte tam da burada ayağa kalkıp Fabri’yi alkışlamak gerekiyor.

Tosiç, Tolgay ve Atiba’nın çıkmak zorunda olduğu maç gitti gitti geri geldi. İki takım da maçı kazanabilirdi. Ama dedik ya kaleci Fabri, dün kurtardığı en az üç golle gecenin kahramanı oldu.

Buruk bir maç ve buruk bir skor. Ama acı bir maç değil. Beşiktaş 10. puanını alarak gruptan çıkma avantajını sürdürdü. Enseyi karartmamak gerekir. Beşiktaş bu gruptan 10 puanla da çıkar. Ve önümüzde iki maç daha var. Asıl düşünülmesi gereken ligdeki Göztepe maçı.

GÜNTEKİN ONAY - İSTEDİĞİMİZ PUANI ALDIK

GÜNTEKİN ONAY - İSTEDİĞİMİZ PUANI ALDIK

Beşiktaş, maça çok hızlı başladı ve ilk 15 dakika sağlı sollu hücumlarla Monaco savunmasını hırpaladı. Ancak sürekli olarak yüksek toplarla ceza alanı içinde Cenk’i topla buluşturma düşüncesi verimlilik getirmedi. Kamil Glik çok tecrübeli bir stoper ve hava toplarında geçilmez bir kale.

Monaco ilk maçtaki görüntüsünden çok daha diri ve organize bir görüntü ortaya koydu. Şenol Güneş’in son haftalarda büyük form düşüklüğü yaşayan Talisca’yı ilk 11’de başlatmamasını yadırgamadım. Ancak kanat hücumlarıyla Quaresma üzerinden oynuyorsanız rakip ceza alanına Cenk dışında girecek tek oyuncu bu durumda Babel oluyor. Yani yeterli sayısal çoğunluk ile rakip savunmayı hataya zorlayamadı Beşiktaş.

Q7 ÇOK KAÇIRDI

Q7 ÇOK KAÇIRDI

İlk yarının son dakikasında yenik duruma düşmek ise planları değiştirdi ve 2’inci yarıda gol için oynayan bir Beşiktaş vardı. Bu kez daha direkt ve yerden oynayınca daha etkili oldu siyah-beyazlılar. Maçın yıldızı Quaresma’nın kazandırdığı penaltıyı Cenk gole çevirince ihtiyacımız olan golü bulduk. Ancak Portekizli star çok önemli fırsatları da kaçırdı.

Dün gece Cenk çok hareketliydi, Oğuzhan mükemmele yakın oynadı. Tolgay bir kaç basit top kaybı dışında iyi işler yaptı. Tosic çıkana kadar kusursuzdu.Pepe dikkatliydi. Beraberlik Monaco’yu devre dışı bıraktı ve liderlik yolunda temsilcimize avantaj getirdi.

KENAN BAŞARAN - 6-0 KAYBETTİĞİ GECE KAZANMIŞTI!

KENAN BAŞARAN - 6-0 KAYBETTİĞİ GECE KAZANMIŞTI!

İlk devre bittiğinde “Bu işte bir terslik var dedim. Bu Monaco, Beşiktaş’ın deplasmanda hiç zorlanmadan yendiği Monaco olamazdı! O gün havlu atmış Monaco, dün akşam adeta şampiyonluk maçına çıkmış gibiydi. Üstelik en büyük silahıFalcao da yoktu. Ama Jardim’in, ilk maçta yanında oturttuğu için sevindiğim Jorge ve Lopes’i bu kez ilk 11’de başlatması önemliydi.

Güneş de dün Talisca’yı kenarda tuttu. Monaco, ısırgan bir görüntü verince bu karar bana daha doğru göründü. Oğuzhan-Tolgay ikilisiyle rakip kaleye daha çok göbekten paslarla gidildi ama orada da sorun şuydu: Şut! Altı pasın içinde bile şut çeken olmadı. Monaco, ilk 10 dakikadaki baskıyı önde 6 kişiyle basıp Beşiktaş’ı ortadan ikiye bölerek kırdı. Golde de Adriano’nun tecrübesine yakışmayan dikkatsizliği kadar, kırılamayan presin de etkisi vardı.

ACIMASIZ 30 DAKİKA

ACIMASIZ 30 DAKİKA

Beşiktaş, bu kez oyunu domine ettiği 10 dakikalık periyottan golü çıkardı. Sonrasındaysa taktiksel disiplinin pek kalmadığı bir acımasız 30 dakika izledik. Beşiktaş, bu sezon Şampiyonlar Ligi’nde hiç bu kadar terlemedi ve hırpalanmadı. Buna rağmen Quaresma ve Babel, doğru tercihlerde bulunsaydı her şeyi riske eden Monaco’ya karşı en az 2 gol daha bulunabilirdi. Talisca, oyuna girdiğinde Monaco artık arkasını kollamayı bırakmıştı çünkü.

1 PUAN DEĞİL 3 PUAN

1 PUAN DEĞİL 3 PUAN

90 dakikanın tamamına bakınca bu 1 puan 3 puan gibi oldu. Beşiktaş artık sonraki turdaki rakibini bekleyecek. Şampiyonlar Ligi’ni 2 maç kala garantilemiş gibi olmak, Türkiye için bir rüya. Böylece lige de daha fazla asılma şansı doğdu. Güneş ve ekibi 2 maç kala Şampiyonlar Ligi’nden çıkmayı dün gece değil, Kiev’de hakem eliyle 6-0 kaybettiği gece garantilemişti. Güneş, o günden beri bu günü düşünüyordu.

MAÇIN ADAMI: PEPE

MAÇIN ADAMI: PEPE

Beşiktaş, Devler Ligi’nde en çok dün gece atak yedi. Acemi Mitrovic ve ne yaptığını bilmeyen Medel ile değil, Pepe ile ayakta kaldı savunmada. Tecrübe demek Pepe...

ALİ ECE - 1'İ ALDI, 3'Ü KAÇIRDI

ALİ ECE - 1'İ ALDI, 3'Ü KAÇIRDI

Beşiktaş, maç öncesi ısınmada dar alanda pas ve top kapma çalışmasına ağırlık verdi. Zaten Şenol Güneş’in tercih ettiği ilk 11 de Beşiktaş’ın ilk maça göre oyun stratejisini değiştiren Monaco karşısında bu dar alan oyununu oynayacağının en güçlü sinyaliydi.

KONTROL ARTTI, COŞKU AZALDI

KONTROL ARTTI, COŞKU AZALDI

Beşiktaş bu ilk 11 ve oyun stratejisiyle Devler Ligi’nde ilk 3 maçta kendisine kazandıran oyunu değil de maç öncesi puan tablosunun etkisinde bir oyun oynadı. Daha doğrusu sadece ilk 20 dakikada bu oyunu oynayabildi. 20’den itibaren ilk yarı sonuna kadar kontrollü oynayacağım diye asıl gücünü sergileyebileceği orijinal oyununu mumla arattı. Bu sezon Şampiyonlar Ligi’ndeki en büyük kozu Cenk Tosun’u yeterince ve gerekli yerlerde topla buluşturamadı.

Fazla kontrol önce ofansif coşkunun sonra da çıkarken topların kaybedilmesine neden oldu. Gol de bu şekilde yenildi. Bu seviyede oyun kontrolü ile oyun coşkusunu sentezlemek gerek, biri için diğerinden vazgeçmek dengeni bozuyor, oyununun fark yaratan karakterini sahaya yansıtamıyorsun.

GERÇEK KARTAL 2. YARIDAKİ

GERÇEK KARTAL 2. YARIDAKİ

Şenol Güneş, devre arasında kontrolü kısıp coşkuyu yükseltince Beşiktaş gerçek oyununu oynadı. Daha fazla ve daha etkili yerlerde topla buluşan Cenk görevini yaptı. Sürpriz sakatlıklar nedeniyle zoraki değişiklikler yapmak zorunda kalan Şenol Güneş son Talisca hamlesiyle 3 puanı da yokladı. Lakin Monaco fütursuzca golü kovalarken kontrataklarda 3 puan tam 3 kez Beşiktaş’ın ayağına kadar geldi. Hatalı final pasları ve şut tercihleri nedeniyle Beşiktaş grupta sadece Monaco ile arayı çok açtı. Daha fazlası mümkündü, dilerim bu imkân içerideki Porto maçında daha iyi kullanılır.

MAÇIN ADAMI: DUSKO TOSIC

MAÇIN ADAMI: DUSKO TOSIC

Tosiç sakatlanana kadar Beşiktaş formasıyla en iyi maçını oynadı. Yine cengaver bir müdahale ile rakip akını keserken şanssız şekilde kart görüp sakatlandı.

ERCAN TANER - YENEMİYORSAN, YENİLME

ERCAN TANER - YENEMİYORSAN, YENİLME

İlk 10 dakika süper başlangıç... Kazanılan üç korner ve çok iyi baskı... Bu dakikalarda eksik olan tek husus, kaleye şut atmamak... Bu riski almak lazım, bu tarz maçlarda... Monaco’nun ilk maçtan en büyük farkı, Beşiktaş’ın yarı sahasında pres yapması ve orta alanda topları hemen savunmanın arkasına bırakmak istemesiydi...

Beşiktaş, Monaco’nun presini 3 kez çok iyi kırdı ama futbolda atağı sonlandıracaksın... Maçı izlerken, “İyi ki Falcao sakat dedim kendi kendime... Monaco ataklarında, ceza sahası içinde tilki golcü Falcao olsa, iş çok zora girerdi... Yaklaşık bir aydır sahada gölge adamı oynayan Talisca’nın yerine Oğuzhan ve Tolgay ile başlamak, bence çok iyi fikirdi... Oğuzhan çok iyi niyetle başladı... Tolgay zaten formda ama bu ikilinin daha üretici olması gerekiyor...

Mesela Babel ve Q7 ceza sahasına yaptığı ortalarda, Cenk’ten sonra mutlaka Oğuzhan veya Tolga ikilisinden birinin, forvet bölgesine destek olması lazım... Beşiktaş takımı, bu sezon, öyle kritik yerlerde top kaybediyor ki, tak diye gol oluyor sonra... Adriano gibi bir oyuncunun, böyle hata yapması kabul edilemez... Böyle duraklama anlarında, maçı ortada götürürken yenilen golle soyunma odasına gitmek, takımın bilinç altını yaralar...

Q7 bu sene gerçekten bambaşka... İkinci yarıya başlarken, Monaco işi ağırdan almak istediğini gösterdi... Beşiktaş bu tuzağa düşmedi, ikinci yarının 10 dakikası Kara Kartal, 3 maçta 9 puanı nasıl aldığını Monaco’ya gösterdi... Tosun Paşa’nın çivi gibi penaltısı sonrası, Babel’in nefis pasında Q7 golü atsa, Beşiktaş Monaco’yu paramparça ederdi... Bu düzey maçlarda, yakaladın mı, atacaksın arkadaş...

Tolgay ve Tosic’in sakatlanmaları, insana “hay aksi şeytan dedirtecek dakikalarda geldi... Medel tamam da, Mitroviç hep soru işareti benim için... Babel öyle kritik bir yerde kilitlendi ki, pası verse, iş bitmişti... Son 10 dakikada, Monaco aldığı risklerle, hep hücum dedi... Bundan yararlanmak lazımdı... Yalnız maçın son bölümleri, tam bir Rus ruleti gibiydi... Yakalayan atacaktı, olmadı... Geçen yılın yarı finalistinden 4 puan almak büyük başarı... Yenemiyorsan yenilmeyeceksin, Şampiyonlar Ligi’nde...

MEHMET DEMİRKOL - TALİSCA'SIZ OLMAZ

MEHMET DEMİRKOL - TALİSCA'SIZ OLMAZ

Monaco’nun son iki haftada orta sahasını daha iyi bir hale getirdiği, oradaki rol paylaşımının artık daha iyi olduğu açık. Şenol Güneş muhtemel bir ön alan baskısına tedbir mi getirmek istedi, yoksa Beşiktaş’ın ligde yaşadığı defansif zaaflardan mı bilinmez, Talisca’yı yedek bıraktı. Ancak Talisca’nın dışarıda kalmasıyla elde edilen avantajlar, varlığıyla elde edilenlerin çok gerisinde kaldı.

Talisca içeride olduğu zaman Quaresma’nın ortalarının etkisi çok büyük oluyor. Babel, Cenk ve Talisca’nın hareketli oyunu Beşiktaş’ın ceza sahası içi avantajlarını zor engellenir hale getiriyor. O olmayınca sadece Talisca’yı kaybetmiyorsun. Aynı zamanda Babel ve Cenk de markaj altında kalıyor.

QUARESMA ATABİLSEYDİ...

QUARESMA ATABİLSEYDİ...

Yoksa Oğuzhan ve Tolgay iyi oynadılar. Oyunu ceza sahasına taşımakta bir zorluk olmadı. Ancak ceza sahasına girişleri hem nicelik hem nitelik açısından yetersiz kaldı. Maçın o ana kadar en iyilerinden Adriano’nun hatasıyla gelen gol bu krizi derinleştirebilirdi. Neyse ki Tolgay’ın derin ve şahane pasına, Quaresma çok yapmadığı bir şey yapıp çerçeveyi karşıdan gören yerde topla buluşup penaltıyı aldı. Sonrasında Babel’in harika dalışında boş kaleye topu atabilse, Şenol Güneş Talisca’nın yokluğuna enteresan bir çözüm buldu diyebilecektik. Ya da sonraki 2 pozisyonda Cenk ve Babel’den pas alabilse...

MONACO EKSİK KALDI

MONACO EKSİK KALDI

Quaresma çizgiden ziyade içeri girerek oynamaya başladı ve bir oranda Babel ve Cenk’e üçüncü oldu. Monaco tam olarak ön alan baskısını 70’ten sonra yapmaya başladı. Evet bu orta saha bu oyun için daha doğru bir tercihti belki ama zorunlu 3 değişiklik Monaco’nun işine geldi. İstediğin skor elindeyken evinde bu kadar orta sahayı yitirmenin cezası büyük olabilirdi. Neyse ki son vuruşlarda çok eksik kaldılar.

CEM DİZDAR - TOP BÖYLE İSTEDİ

CEM DİZDAR - TOP BÖYLE İSTEDİ

Denenmemiş değilse bile epeydir rast gelmemiştik, Beşiktaş klasik 4-3-3’e yakın bir formasyonla sahada. Monaco’nun zorunlu değişikliklerine karşı Şenol Güneş orta sahayı hem temkinli oyuna hem ofansif yaratıcılığa uygun hale getirmiş. 6. dakikada Beşiktaş’ın sol korner bayrağı yakınlarında Tolgay’ın süslü pasıyla başlayan bir atak var ki... Alan kullanımı ve zamanlama şahikası paslaşmalarla takımın Monaco’nun sağ kanadına sızdırdığı Gökhan’ın sonuçsuz kalan ortasıyla nihayete erdi ama başından sonuna şahit olunanlar insanların futbolu neden sevdiklerinin uygulamalı örneğiydi...

ALEV HİÇ SÖNMEDİ

ALEV HİÇ SÖNMEDİ

İlk yarı boyunca iki takım için de kolektif gayretin, beceriye yükseltilmiş hünerin, takımdaşlığın hizmetine sunulmuş yeteneğin envaiçeşidini gördük. Devrenin sonunda o golü de yemeseydik devre arası muhabbetlerimiz daha lezzetli olurdu şüphesiz ama gördüklerimiz umutsuzluğun panzehiriydi... İkinci devre Beşiktaş, o 6. dakikada yaptıklarını çoğalttıkça oyun da izlemeye doyulmaz hale geldi. 70’e kadar böyle giden oyun ardından bir ara ritim kaybetse bile iki takımın kazanma arzusunun alevi hiç sönmedi. Topu hem daha çok hem daha ustaca kullanan Beşiktaş bu maçı kazanamadıysa durumu ‘futbolun ruhu’na uyabilecek metafizik yaklaşımla açıklamak en azından bana iyi geliyor: “Top böyle istedi!

BÜTÜN STAT AYAKTAYDI

BÜTÜN STAT AYAKTAYDI

Bu maçı izleyen hiç kimse sonuç hariç “Boşa zaman harcadım diyemez. Size de tuhaf gelmiyor mu? Bu ülkenin bir takımı bu oyunu uluslararası seviyede bu denli izlenir hale getirebilirken, ayağımızı bastığımız topraklarda futbol neden bu denli vasat oynanıyor? Sadece ‘yabancı oyuncu sayısı’ ile mi açıklayacağız bu durumu? Ya hepimizde olması gereken bilgi?.. Ve son not: Herkesi ‘uslu çocuk’ olmaya çağıranlara karşı kim ne derse desin, ayakta maç izleme haline bayılıyorum. Dün akşam bütün stat ayaktaydı. Hal böyle olunca sahadakilerin de ‘oturması’ mümkün olmadı!.. Ya da tersi... Oyun aktıkça kimse yerinde oturamadı!..

ERMAN ÖZGÜR - KÖTÜNÜN İYİSİ

ERMAN ÖZGÜR - KÖTÜNÜN İYİSİ

Talisca’yı kulübeye gönderip oyun kurucu özelliği yüksek Tolgay ve Oğuzhan’ı tercih eden Şenol hocanın oyun planı 45+1’de gelen Monaco golüne kadar doğru bir seçimdi. Oyunun ve topun kontrolünü daha fazla elinde tutan Beşiktaş, çabuk ve dikine oynama fırsatlarını değerlendirdiği anlarda etkili oldu. Ancak iki sıkıntımız vardı. Öncelikle final paslarını iyi atamadık. Diğeri de Monaco defansının yüksek konsantrasyonu yüzünden Cenk Tosun’u topla buluşturmakta zorlandık.

Gökhan Gönül ve Quaresma’nın kanadından etkili olduğumuz anlar oyunu en doğru oynadığımız anlardı. Ancak bütün bu oyunun ikinci yarı maçı çözeceğini düşünürken bir takımın en savunmasız olduğu an olan çıkarken kaptırılan topta Adriano’nun hatasıyla golü yedik. Ve maçın zorluk seviyesi bir anda 2’den 4’e yükseldi. Ancak devrenin başında bizim yaptığımız hataya Monaco düştü.

CENK'İN GOLÜNDEN SONRA...

CENK'İN GOLÜNDEN SONRA...

Kaptığımız top Tolgay Arslan’ın ekstra pası ve Quaresma ile penaltıyı yakaladık. Cenk’in golünden sonra ise işler istediğimiz gibi gitmedi. Tolgay ve Tosiç’in sakatlıklarının yanında fiziksel yorgunlukla topu Monaco’ya bıraktık. Kaybedecek bir şeyi kalmamış Monaco da risk aldı.

Ancak final paslarındaki sıkıntıyı ikinci yarıya taşımamıza rağmen defansif anlamdaki mücadelemiz sayesinde gol yemedik. Ve gecenin sonunda Şampiyonlar Ligi’nde her maçın zor olduğu düşünülürse kötünün iyisi bir skorla sahadan ayrıldık.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.