Yalçın Uygun'dan Mircea Lucescu'ya veda mesajı: 'Hoşça kal hocam'
09 Nisan 2026, Perşembe 06:59Güncelleme Tarihi:
Türk ve Rumen futbolunun efsane isimleri arasında yer etmiş olan Mircea Lucescu, 80 yaşında hayata gözlerini yumdu. Fanatik Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yalçın Uygun, Rumen teknik adam için veda yazısı kaleme aldı.
Türk ve Rumen futbolunun efsane isimleri arasında yer etmiş, Galatasaray ile UEFA Süper Kupa zaferinin baş kahramanlarından Mircea Lucescu 80 yaşında hayata gözlerini yumdu. Fanatik Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yalçın Uygun, Rumen teknik adam için veda yazısı kaleme aldı. İşte Yalçın Uygun'un o sözleri:
Haberlerimizi Google'da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
kaynak olarak ekleyin

"ÖZRÜMÜ KABUL ETMEDİ"
"Onunla yollarımız 2000 yılında, yaptığımız ve hiç de hoş olmayan bir haberle kesişti. Başlığıyla da içeriğiyle de bugün bu satırlarda yeniden anılmayı hak etmeyen, bel altı bir haberdi. Vicdanım rahat değildi. Özür dilemem, elini sıkmam gerekiyordu. Galatasaray ile birlikte İsviçre’nin Konstanz bölgesinde kamptaydı. Hatırlayanlar olacaktır; o muazzam Süper Kupa zaferinin hemen öncesiydi. Real Madrid’i devirip kupayı kaldırmıştı. Rahmetli Turgay Vardar vasıtasıyla ulaştım kendisine... “Sözlerim sizi ne kadar ikna eder bilmem, ama gazetem ve arkadaşlarım adına sizden özür dilerim” dedim. Çok öfkeliydi... 'Siz gazeteciler hep aynısınız. Polemik yaratıp bundan besleniyorsunuz, bizi de kurban ediyorsunuz. Özrünüzü kabul etmiyorum' dedi ve telefonu yüzüme kapattı."

"ÖFKESİ GEÇMEDİ"
"Haklıydı... Ama ben de gönlünü almakta kararlıydım. Ertesi gün ilk uçakla Stuttgart’a gittim, oradan arabayla Konstanz’a geçtim. Öğleden sonraydı. Elinde bir dosyayla hışımla yürürken önüne çıktım. Kendimi tanıttım. 'Hocam, vaktinizi almayacağım. Sen büyüğümüzsün, büyükler affeder. Özür diliyoruz. İşte telefon numaram... Beni her zaman ara, konuşalım, tartışalım' dedim. Şaşkındı, ama öfkesi geçmemişti. 'Kupayı alınca İstanbul’da kutlarız' deyip ayrıldım."

"BARIŞ YEMEĞİ YEDİK"
"Öyle de oldu... Luce’nin Galatasaray’ı, Real Madrid’i devirip Süper Kupa’yı aldı. Ardından Ulus’taki evine çok yakın olan Club 29 adlı popüler mekânda buluştuk. Bundan daha güzel bir barışma yemeği olamazdı. Galatasaray’da ve Beşiktaş’ın 100. yılında, iki kulübe de şampiyonluk yaşattığı serüvenlerde çok yakındaydım. UEFA Kupası dâhil 22 kupa kazandığı Shakhtar Donetsk macerasında defalarca Kiev’e gittim. A Milli Takımımız’ın başında, bugünkü harika kadronun temellerini atarken de beraberdik. Telefonu yüzüme kapatan o adam, zamanla ailecek görüştüğümüz biri oldu."

"EGOSU YOKTU"
"Görebileceğiniz en alçakgönüllü, en yardımsever, en çalışkan insanlardan biriydi. Ve en önemlisi, egosuzdu. Hiç unutmam; bir gün önemli oyuncularından biri, kafasına falçata fırlatıp ona saldırmaya kalkmıştı. Kulüp yöneticileri para cezası ve kadro dışı kararı aldı. Hoca ise, 'Onu cezalandırmak kulübü cezalandırmak demek. Takımın ona ihtiyacı var. Hatasını anlayacaktır. Yapmayın' diyecek olgunluktaydı."

"BABA BİR ADAMDI"
"'Yalçın, bunu bil ama yazma' dediği yüzlerce şeye tanık oldum. İnanın hiçbirini yazmadım. Kendisini son kez 25 Mart’ta, İstanbul’da Romanya maçı öncesi otelde gördüm. Sıkıca sarıldım. 'Hocam başarılar... Ama Dünya Kupası’na biz gideceğiz' dedim. 'Zor maç... Bakacağız Yalçın. Ama biliyorsun, Türkiye de benim takımım' diye seslendi. Öyle de baba bir adamdı."


YORUMLAR