MENÜ

Krav Maga ve savunma sanatları ustası Massimiliano Marsala Fanatik'e konuştu

Bir dövüş sanatları ustasının yolu daha Türkiye ve Fanatik'ten geçti. Geçtiğimiz hafta İstanbul'da özel bir seminer veren Karate ve Krav Maga'nın siyah kuşak sahibi eğitmeni İtalyan Massimiliano Marsala Fanatik'e özel bir röportaj verdi. Marsala, kadına şiddetten hayatın birçok alanına kadar fikirlerini paylaştı.

21 Nisan 2019, Pazar 00:53 Son Güncelleme:
- A +
Krav Maga ve savunma sanatları ustası Massimiliano Marsala Fanatik'e konuştu

Röportaj: Hakan Ateşler

Avi Nardia ve Vidadi Hajıyev röportalarının ardından, İtalyan FDKM (Formazione Difesa Krav Maga) oluşumunu kuran ve geliştiren Massimiliano Marsala da Fanatik'e konuştu.

Geçtiğimiz hafta, Krav Maga eğitimiyle öne çıkan Self Defence İstanbul'da özel bir seminer veren ve Türkiye'nin birçok şehrinden özel konukları ve eğitmenleri ağırlayan Massimiliano Marsala, hayat hikayesini, Krav Maga'yı ve dövüş sanatlarını Fanatik'e anlattı.

*Röportaj için Self Defence İstanbul ailesi, Serdar Üsküplü ve Onur Birzak hocalara teşekkür ederiz.

İtalya gibi bir futbol ülkesinde yaşıyorsunuz! Neden Krav Maga ve dövüş sanatları?

Çocukluğumdan beri hep dövüş sporlarını sevdim hatta aşıktım diyebilirim. Askere gittiğimde ise Krav Maga'yı seçtim. Orada insanların kendini savunmasını öğrenmesi gerektiğini gördüm. 

"Herkes kendini savunmayı bilmeli"

Bu tutku bana ailemden geçmedi. Ailemde dövüş sanatlarıyla ilgilenen yok. İçimde vardı. Askerden ayrıldıktan sonra da bu tuku devam etti. Normal hayatımda Krav Maga tekniklerini kullanmama ihtiyaç olmadı ama o teknikleri bilmek bile bana güven verdi. Bence herkes kendini savunmayı bilmeli. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Krav Maga sadece tekniktir. Kas gücü gerekmez.

Nasıl bu kadar tanınan bir isim oldunuz? Dünyanın her tarafında size bağlı salonlar var. Bunu hayal edebilir miydiniz?

Bu soru için teşekkür ediyorum çünkü hala bu sorunun gerçek cevabını hala düşünüyorum. Bu işe normal bir sporcu olarak başladım. Sonra yakın dövüş tutkum iyice büyüdü ve bir kişisel blog açtım. Kendimle ve bazı hareketlerle ilgili videolar koydum. Her geçen hafta ve ay çok ciddi sayıda takipçi geldiğini gördüm. Bir süre sonra da bir federasyon kurmaya karar verdim. FDKM'yi yarattım. Bir grup öğrenciyle çalışmaya başladım ve kendi eğitmen grubumu oluşturdum. 

"Bu noktaya geleceğimi asla düşünmedim"

Blog açtığımda bir eğitmen bile değildim. Mavi kuşaktım hatta o dönem. Blogtan beni takip eden insanlar beni kendi yaşadıkları yere çağırmaya başladılar. 'Bize seminer ver, tarih ayarlayalım buraya gel' dediler. Bu noktadan sonra da kariyerime başladım. Eğitmen kurslarına gittim ve kendimi iyice geliştirdim. Yani sonuç olarak bugün olduğum noktaya geleceğimi asla düşünmedim. Türkiye'den Japonya'ya, Polonya'ya Amerika'ya, Dubai, İtalya, Fransa, Rusya yani tüm dünyaya kadar benim adımla kursların olacağını düşünemezdim. 

İtalya gibi vahşetin Ortadoğu kadar olmadığı, huzurlu bir ülkede dövüş sanatları federasyonu kurup büyük başarılar elde ettiniz. Avrupalı biri için tezat değil mi?

"Çok tutkuluydum ve başarıyı aradım. Çok çalıştım"

14 yaşımda karateye başladım. 6 yıl yaptım ve siyah kuşak aldım. Evet, İtalya çok zor bir coğrafyada değil. Ve evet bir tezatlık var gibi de gözükebilir. Hayatta tutku çok önemlidir. Bağlılık önemlidir. Ancak biraz şans da lazım. Ben şanslı olduğumu da düşünüyorum. Ama ben şansı da aradım diye düşünüyorum. İtalya'da şansı aramak diye de bir söz vardır. Ben aradım. Başarımın ardında yaptığım tercihler ve amaçlarıma ulaşma çabamın da tabii ki büyük rolü vardı. Bu yüzden aramaktan ve çabalamaktan vazgeçmeyin.

Spor yapanın egosu da artar. Güçlendikçe kendinize güven gelir. Egonuzu yenmeyi nasıl başardınız?

"Sakın 'Bana bir şey olmaz' demeyin"

Egomuzu yok etmek için çalışıyoruz ama bazen otomatik olarak da gidiyor. FDKM'nin zaten arkasındaki felsefe bu. Bir tehlike gördüğünüz zaman oradan kaçmalısınız. Egonuzu da kendinizle götürmeden hareket etmeli ve ondan kaçmalısınız. Önemli olan sağlığınız. Bir kere iki kere bir problemi çözebilirsiniz, bir dövüşten galip ayrılabilirsiniz ama üçüncüsünün garantisi asla yok. Kendinize çok fazla güvenmenizin sonucu bir facia da olabilir. Bu yüzden bizim ilk öğrettiğimiz konulardan biri egonuza yenik düşmeden tehlikeden uzaklaşabilmek. Tehlikenin içine 'Bana bir şey olmaz' diyerek girerseniz, bir gün mutlaka çok ciddi sorun yaşarsınız. Adeta patlarsın!

Özellikle şiddete uğrayan kadınlara, insanlara bir mesajınız var mı?

"Önce polise gidin! Kendinizi savunmayı öğrenin"

İlk olarak şunu söyleyebilirim 'Her zaman önce polise gidin' çünkü polise giderseniz problemi anlatabilirsiniz. Sonra da savunma öğrenebileceğiniz bir yere gidin. Çünkü savunma sanatı öğrenmek sadece spor yapmak değildir. Kendinizi, ailelerinizi savunmak için de size çıkış yolu gösterecektir. Her zaman tehlikeleri savuşturmak için ne yapılması gerekiyorsa onu yapın. Kaçmaksa kaçmak, mücadeleyse mücadele, polise gitmekse de polise gitmek... 

YORUM YAZ
Sıradaki haber yükleniyor...