Halis Karataş olayı ve yarış basınının hali

Fanatik Hipodrom Editörü Cem Boşgelmez, Türkiye'nin 1 numaralı jokeyi Halis Karataş'ın geçtiğimiz pazar günü Adana'da attan çok ciddi şekilde düşüp yaralanmasını, kaza anının değerlendirmesini ve ardından yarış basınında yaşananları kendi üslubuyla yorumladı. Yazının tamamı ise şöyle:

28 Kasım 2018, Çarşamba 18:03
- A +
Halis Karataş olayı ve yarış basınının hali

Büyük geçmiş olsun Halis Karataş...

Kum pistte yapayalnız, yüzüstü hareketsiz yattığını görmek, yarış tarihine adını şimdiden altın harflerle yazdırmış yaşayan efsane seni öyle görmek bizim için de büyük bir travma oldu.

Günlük hallerde sana kızdığımız da oluyor, ellerimizi patlarcasına çırptığımız da. Ama mesele can ise, sağlık ise kalpler daima bir. Allah çoluğuna çocuğuna bağışlasın. İnşallah ağrılarını atlatıp, dikişlerin alınıp en yakın zamanda seni yeniden aramızda göreceğiz. Gelelim geçtiğimiz pazar günü yaşanan facia gibi yarışa ve sonrasında kamuoyunda yazılıp çizilenlere. Öncelikle belirtmeliyim ki Fanatik Hipodrom ekibinden dostlarımız TAY TV Genel Yayın Yönetmeni Hakan Cantınaz ve Ercan Fırtına Halis Karataş’ı hasta yatağında bir an olsun yalnız bırakmadılar. Ercan Fırtına gerek kendi sitesinde, gerek sosyal medyada, gerekse bize ve diğer yayın organlarına yaptığı anlık servislerle gururumuz oldu. Hakan ise yaşını, sağlığını hiç düşünmeden uçağa atlayıp soluğu Adana’da aldı. Biz de hem Halis için hem de bizler için ne kadar kıymetli dostlarımız olduğunu bir kez daha idrak etmiş olduk -ki hiçbir zaman şüphemiz yoktu. Gelelim koşuyla ilgili yapılan değerlendirmelere.

Günah keçisi aramak yanlış

Dün bu köşede fikirlerini belirten Ercan Fırtına, Halis’in bindiği Ateşbibi’nin ayağının takıldığı Remilikız’a binen son dönemin parlayan aprantisi İsa Akyavuz’a verilen 15 günlük cezanın ağır olduğunu ifade etti. Farklı düşündüğümü söyleyemem. Burada günah keçisi aramanın anlamı yok, bu kadar yakın olmasa arka taraf kaza elbette olmazdı ve pek çok yarışta böyle önüne kırmalar oluyor. Olay ise şöyle gelişti; Remilikız’ı sol yanından takip eden Unzen’e binen Uğur Polat -ki altındaki atın Kaizbert yavrusu olmasından mütevellit- bariyeri kapıp hadi bana eyvallah diyerek orada ayırarak işi bitirmek istedi. Ancak zamanlama açısından biraz erken hareket etti. Trafik tabiriyle güvenli geçiş mesafesine dikkat etmeden Remilikız’ın önüne hareket edince etki tepki olarak İsa Akyavuz da kendini o cendereden kurtarmak için atını diğer yöne doğru çevirirken arkasındaki Halis Karataş da İsa gelme dediği sırada olanlar oldu. Burada bir zincirleme etki tepkiden söz etmek mümkün. İsa Akyavuz önüne o kırma olmasaydı pozisyonunu değiştirmeyecekti. Kesinlikle günah keçisi aramak anlamsız, bu koşu Yalçın Akağaç’ın Sarraf’tan düşüp sakatlandığı yarıştaki gibi kör gözün parmağına bir inatlaşma değildi. Anlık etki tepki şerit değiştirmesinin neticesinde arkadan takip eden at da çok yakın bölgede olunca maalesef olanlar oldu. Ancak Adana Mahalli Komiserler Kurulu yarıştan günah keçisi çıkarmayı yeğledi. Onlara bu konuda katılmam mümkün değil. Yarış sonrasında Halis’in ilk kaldırıldığı EPC Hastanesi’ne koşan ilk ismin İsa Akyavuz olduğunu da biliyorum. Kendisini tanımam, sesini duymadım, yüzünü bizzat görmedim, hiçbir temasım olmadı. Sadece moralini bozma delikanlı, sen baya bir gelecek vaat ediyorsun, sağına soluna, olası sıkıntılara dikkat ederek yoluna aynen devam diyorum. Beğenerek takip ediyorum. Ancak şımarırsan, ben neydim ne oldum dersen olmaz. İleride para çoğaldıkça daha da olgun olmalısın. Yoksa kaybolup gidersin. Çevrendekilere daima ve özellikle dikkat et.

Artık komik bile değil

Gelelim ben izlemiyorum ama sosyal medyada gördüğüm ve watsap’ıma gelen mesajlara göre pazartesi akşamı yayımlanan Farklı Analiz programında enteresan yaklaşımlar gelmiş. Olayın pozisyonu ve gelişimiyle ilgili farklı görüşler olabilir bu herkesin fikridir bizi ilgilendirmez ama... Yine bazı şeyler görev bilinmiş ki bunlar çok yanlış. Halis çok at biniyor, o yüzden kendini riske ediyor eleştirilerine karşı (ki bu eleştiriler nereden geliyor -niye ciddiye alınıyor- ben görmedim, duymadım) Halis Karataş’ın ve ne alakaysa Özcan Yıldırım’ın bu sene kaç gün at binip kaç gün istirahat ettikleri yan yana koyulmuş ve Özcan’ın çok daha fazla iş gününde at bindiğine, Halis’in daha çok istirahat ettiğine değinilmiş. Bir de sarı sarı tablolarla maşallah avukatın jüriye anlattığı gibi pozisyon alınmış.

Bu programın jokeyleri birbirine karşı gaza getirdiği, özellikle Halis Karataş ile Özcan Yıldırım rekabetine (hatta o rekabeti daha çok kendilerinin yarattığı, alevlendirdiği) pek çok kesimin şikayet ettiği bir konu. Süleyman Abi’yi bir kenara koyacak olursak bu konunun diğer muhatapları maalesef tebessüm maskesiyle taraf tuttuklarını, tuttukları tarafla ilgili abuk subuk işler yaptıklarını (bu pazartesi yayımlanan saçma sapan; Ona çok biniyor diyorsunuz ama bu daha çok biniyor gibi ilkokul müsameresi tadında aksiyonlar aldıklarını) gizlemek istiyorlar ama görmemek imkansız. Bu camianın daha fazla oncu musun, buncu musun’a ihtiyacı yok. Hatta hiç yok. Oncu ve buncu olanlar ve bunu kışkırtanlar artık mide bulantısından başka bir neticeye varamıyorlar. 

Daha önce defalarca yazdığım üzere ben dört yıllık İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunuyum ve İletişim Fakülteleri’nden her sene onlarca, yüzlerce mezun genç kardeşlerimiz boşa çıkarken TJK’nın kendi basın ordusunu kuramaması, mezunları bir iki yıllık branş eğitiminden geçirip basına, televizyona, radyoya, internete subvanseli olarak yerleştirememesi, TJK’dan başka unvanla emekli olmuş, basın bürosuna yuvalanmış, halen basın mensubu kılığında gezen eskilere tamah edilmesi, al gülüm ver gülümler, dedikodu kazanına dönen, TJK ve TYAYSD seçimlerinin uğrak noktası haline gelip artık TJK içinde ayrı bir cumhuriyet ya da paralel gaz odası haline gelmiş sözüm ona basın bürosu TJK’nın tarihine kara bir leke olarak geçecek. Memnunsanız, vicdanınız rahatsa sorun yok...


YORUM YAZ

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Sıradaki haber yükleniyor...