Gümüşlükspor'un basın sözcüsü Akif Kurtuluş: En şiirsel maçımız...

Muğla amatör kümede şampiyon olan Gümüşlükspor'un basın sözcüsü avukat-şair Akif Kurtuluş, spor medyasının usta isimlerinden Uğur Vardan'a konuştu.

10 Ocak 2016, Pazar 10:12
- A +
Gümüşlükspor'un basın sözcüsü Akif Kurtuluş: En şiirsel maçımız...
Muğla amatör kümede şampiyon olan Gümüşlükspor'un basın sözcüsü, Radikal Spor'un unutulmaz kalemlerinden avukat-şair Akif Kurtuluş,  spor medyasının usta ismi Uğur Vardan'a konuştu.

Yola çıkarken hissiyat neydi, şimdi ne?

Köyün gençlerini, özellikle yedi-sekiz yaş üstü çocukları oyunun içine sokmaktı düşüncem. Öte yandan Gümüşlük’ün bir takımı vardı ve köyümüzün futbolseverleri, bu takımın şampiyon olmasını istiyordu. Kim istemez? Ben de istiyordum. Bu iki hissiyatımı bir araya getirecek bir yapı kurmaya çalıştık. Nejat da bu denklemin içindeydi. Bunu çok açık ifade ediyordu. Hatta şampiyon olduğumuz günün akşamında bana “Ağbi benim takımım U-12 takımı, beni anlıyor musun” dedi, “A takımı yetişmiş oyuncular, biz U-12’den yürüyeceğiz.” Çok haklıydı. Ama şampiyon olduğumuzda kendini en çok kaybeden de oydu. Bu karışım, bu takımı yönetenleri birleştirdi zaten. Gizli kahramanımız var bizim. Futbol Şube Sorumlusu Cenk Özakın. Cenk’i ben işin içinde tanıdım. Çok birbirimize benziyorduk.

Beni en çok sevindiren ne biliyor musun? Yola çıktığımdaki hissiyatım neyse, o bozulmadı. Ona daha çok yapıştım. Kendi kendime “Akif” dedim, “Haziran ayında Yaz Okulu açılışında yaşları yediden on yediye yüzlerce oyuncuyu gördüğünde ne hissettiysen, şampiyonluk maçına çıkarken aynı yerdesin.” Biz bu şampiyonluğu o gün aldık Uğur.

Bu nedenle hakemin bitirme düdüğü çaldığında kaybedenin duygusunu tutabildim. Gümüşlüklüler hak edilmiş sevinci yaşarken ben Turgutreisspor’lu oyuncuların yanına gittim. Onları teskin etmeye çalıştım. Yöneticilerinin elini sıktım. Onları sahadan uğurladıktan sonra o Yaz Okulu’nun açıldığı güne geri döndüm ve o gün nasıl kendimi tutamadıysam işte o an boşaldım.

Bir şair olduğun için soruyorum, takımın sezon boyunca hangi maçlarda şiir gibi oynadı?

Çalışmadığım yerden sordun. Söyleyeyim. Evimizde farklı yendiğim Milas Gücü’yle deplasmanda oynadığımız maç, benim şiirden anladığım tarza en yatkın olanıydı. Şiir sanıldığının aksine disiplin işidir. Çok emek, çok zahmet ister. Takım, altmış dakika tek kale oynadı ve oyun kurgusundan hiç kopmadı. Doldur boşalta girmedi, sözcük oyunu yapmadı yani. Doksan +’da golü bulduktan sonra bile yüzde yüz pozisyonda ikinci golü kaçırdık. Yazdığım şiirin bittiğini bana anlatan ruh halini iyi bilirim. O gün takımım bana şiir yazdı ve “Bitti” dedim, “bizim için lig artık bitti.”

Gelecek sezona bu yıl sonuna doğru başlıyor, o zamana kadar yönetim ne yapacak, Süper Lig maçlarını izleyerek mi idare edeceksiniz?

Hayır. Biz Süper Amatör Lig’le de idare etmeyeceğiz. Takımı BAL’a taşımak istiyoruz. Nejat, medyaya yansıyan görüntülerinde de söylüyor, “İşimiz bitmedi.” Hayır, bu küçük köyün hikâyesinin devamını getirmeye çalışacağız. Novella diyorlar şimdi. Bilmem? ‘Biz Sait Faik’in Askerleriyiz.’

Senin için şampiyonluk yolunda en önemli an ya da anlar neydi?

‘Üçte üç’ yaptığımız hocamızla bir küçük anlaşmazlık yaşadık. O da değerli bir kardeşimizdir. Onunla -hani öyle derler ya- yolumuzu ayırdığımızda biz takımı yönetenler de kendimizi yeniden tanıdık, hem de o kardeşimizin eline çok sağlam bir joker verdik. O bunu iyi kullanacaktır, bunu umuyorum, istiyorum. Gümüşlükspor, yöneticilerin de sporcuların da birbirleriyle kurduğu sevgi ve saygının adıdır. Biz bunu istiyoruz. Bu takımdan yükselecek veya benzer liglerde oynayacak oyuncularımıza bırakacağımız miras şudur. Onlar “Biz bu takımda şampiyonluğu yaşadık ama hepsinden önce sevgi ve saygı gördük.” Onlara bu çıtayı teslim etmek istiyoruz. O an işte... O an benim için önemliydi.

Eski bir spor yazarı kimliğin de var; yazmakla idare etmek arasındaki zorluğu ya da farkları sorsam...

Yazmak çok kolaydı. Yazarken seninle, senden önce Yiğiter’le (Uluğ) uğraşıyordum ya da siz benimle uğraşıyordunuz. Takımı idare etmek... Süper Lig’de bir takımın yöneticisi olmakla, Muğla Amatör Lig’de bir takımın yöneticisi olmanın arasında inan bana fark yok. Meşakkati aynı, bu kadarını söyleyeyim. Ama keyfi mi? Burdaki keyif çok farklı. Onun için takımı BAL’a taşıyıp 3. Lig’de “izzet-i ikbal ile Bab-ı Âli’den ayrılacağım.”
YORUM YAZ

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Sıradaki haber yükleniyor...