24 yıl sonra Dünya Kupası heyecanı için bir ülke ekran başına geçtikten sonra, sahada her şeyini veren oyuncular görmezse, maça korkunç derecede kötü hazırlanmış bir teknik kadro hissederlerse, maçın geliştiği ve değiştiği anlara hiç reaksiyon veremeyen bir takım görürse, bunun eleştirisi ağır da olur, dozu da farklı olur.
Milli Takım’ın hücum etme sıkıntısı yaşamayacağını tahmin ediyorsak da nasıl sonuçlandıracağımız ve savunmada yaşanacak problemler gibi kaygılarımız sabitti.
Bir musibet bin nasihatten evladır derler…
Geri dönüş için de bir türlü ritmini bulamayınca...
Her şey üst üste gelince ortaya böyle bir skor çıktı.
Şimdi bahanesiz bir yere gelindi.
Aynı akşam aynı dakikada dört takımın küme düşmeme maçına çıkıyor oluşunu “ligin belirsizliği ve gücü”ne yoracaklar çıkacaktır muhakkak!
VAR yanılttı iptal yanlıştı
Beşiktaş’a bu durumu yaşatmaya kimsenin hakkı yok. Özellikle de Sergen Yalçın’ın...
Maç uzatmaya gidecek derken, sahneye Muçi çıktı, muazzam bir vuruşla kilidi açtı ve Trabzonspor'u finale taşıdı.
Dün gece şampiyonluğun ilanından sonra Ali Sami Yen Stadı'nın tribünlerinde açılan bir pankart aslında 21. Yüzyılı tek kelimeyle özetliyordu.
Beşiktaş adına sezonun özeti gibi bir maç izledik dün gece.
Avrupa’da yok. Ligde yok. Geriye tek hedef kalmıştı: Kupa. Onu da, Sergen hoca ikram etti.
Kupa statüsü yani tek maçlık elemeler, ister istemez deplasman takımını savunma alanında oynamaya zorluyor.
Edebin, adabın en önemli göstergelerindendir, nereden ve ne zaman kalkacağını bilmek. Sofradan, sohbetten, ziyaretten, mekandan, kumar masasından…Örnekler çoğaltılabilir. Eğer bir sofradaysan ve doyduysan, sohbet de artık açmıyorsa, dinlediğin hikayeleri tekrar dinlemeye, anlattığın hikayeleri tekrar anlatmaya başladıysan kalkmanın vakti gelmiş demektir.