Dövüş sanatları ustası Vidadi Hajıyev FANATİK'e konuştu!

Vidadi Hajıyev... Bir dövüş uzmanı daha Fanatik'te. Çok ses getiren Avi Nardia röportajımızın ardından sırada bir başka efsane isim var. Hajiyev, birçok dövüş sporunu yerinde öğrendi, dünyada neredeyse gitmediği yer kalmadı. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Koruma Timi 2014-2018 arasında ona teslim edildi. 2018'de ise kendi isteğiyle bu görevinden ayrılarak insan yetiştirmeye adadı kendisini... İşte bir seminer için Türkiye'ye gelen Hajiyev'in Türk halkına ve dövüş sporlarıyla ilgilenenlere mesajları...

10 Mart 2019, Pazar 00:16 Son Güncelleme:
- A +
Dövüş sanatları ustası Vidadi Hajıyev FANATİK'e konuştu!

Röportaj: Hakan Ateşler

"Vidadi Hajıyev bir dövüş sanatları ustası. Birçok dalda, birçok dünya şampiyonluğu bulunuyor. Spor kariyerinden, profesyonel koruma ve öz savunma kültürüne müthiş bir geçişi ve Sovyetler Birliği'nden günümüz Azerbaycanı'na olan müthiş bir hikayesi var.

Kadınlar günü vesilesiyle yakın dövüş ve kadınların kendilerini "bir erkek gibi" savunup savunamayacakları konusunda çok ama çok ilginç tespitleri mevcut.

Karşınızda Kore'den Rusya'ya, Endonezya'dan Japonya'ya kadar birçok ülkede birçok kültürü yerinde öğrenen Vidadi Hajıyev...

Bu röportajda bizlere imkan sağlayan, yardımcı olan "Self Defence İstanbul" ailesi, Serdar Üsküplü ve Onur Birzak hocalarımıza FANATİK olarak ayrıca teşekkür ederiz.

-Yakın dövüş öğrenmeye ne zaman ve neden başladınız? Herkesin yapabileceği, belki de sevebileceği bir spor dalı değil.

*Bir kere şunu belirtmek lazım. Spor başka, yakın dövüş bilmek başka. Benim bir güvenlik, bir de sporcu yanım var. Ben 7 yaşımdan 28 yaşıma kadar birçok dövüş sporuyla ilgilendim. İlk hocam, babam Tehmez Hajıyev'di. O da Sovyet yakın dövüşü "Sambo" uzmanıydı. Federasyon başkanıydı. Ama güvenlik başka... Şu anda madalya kazanmak için, ödül almak için çalışmıyorum. Benim işim güvenliği sağlamak ya da bunu yapacaklara öğretmek. 

-Hangi sporları yaptınız?

*Sambo, JuiJitsu, Tekvando, Aikido, kickboks... Temas olan bütün sporları yaptım. Kickboks'ta, MMA'de dünya şampiyonu oldum. Hapkido'da yine dünya şampiyonluğum var.

-Hapkido nedir?

*Samuray JuiJitsu'sunun gelişmiş hali diyebiliriz. Ancak askeri Hapkido'dan bahsediyorum. Korelilerin çok fazla kontrol ve kilitleme teknikleri var. Rehine teknikleri olsun, iple, sopayla, bıçağa karşı çok fazla teknikleri var. 

Bunların hepsin Samuray tekniklerinden geliyor. Öğrenmem için Kore'ye gitmem gerekiyordu, ben de gittim. Aikido da yaptım ama güvenlik için çok yumuşak bir seçenek Aikido. 

-Azerbaycan'daki göreviniz nedir? Yakın dövüş bilmek bu kadar önemli mi?

*Ben 2014/2018 yılları arasında Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Koruma Timi'ne yakın dövüş dersleri verdim. Yakın dövüş tabii ki önemlidir. Hayatın gerçeğidir. Mesela şu anda kılıç, gerçek hayatta kullanılmıyor değil mi? Dolayısıyla bu güvenlik mücadelelerinin de geliştirilmesi ve güncellenmesi lazım. Hayata karşı her zaman hazır ve güncel kalmanız en önemlisi...

"İşimiz filmlerdeki gibi bomba atmak değil"

Küçük bıçakla saldırı olabilir. Saldıran kişi terörist de olmak zorunda değildir. O kişiyi sevmeyen biri de gelip saldırabilir. Gül verecekmiş gibi yapar, saldırır. Bunların hepsi bizi ilgilendiriyor. Bizim işimiz filmlerdeki gibi bombalar atmak, büyük sesli operasyonlar düzenlemek değil. İşimiz sessizce korumak ve kimsenin haberi olmadan o işi bitirmek. 

-Görevi neden bıraktınız? Şimdi ne yapıyorsunuz Azerbaycan'da?

*Şu anda bir eğitim merkezim var. Özel ve grup dersleri veriyorum. Bazı devlet organizasyonları için danışmanlık yapıyorum. Ayrıca benim yaptığım işi, yani Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Timi'ne eğitim verenler benimle çalışıp, benden eğitim alıyorlar. 

Tabii hem omurilik hem de gözlerimde sorunlar var. 20 sene çok ciddi spor yapınca ve çeşitli sporları ciddi şekilde yapınca bu tür sorunlar olabiliyor ve askeri eğitim verecekseniz, fiziksel olarak sorun yaşamamanız lazım. Şu anda tedavi durumundayım ve ağırlık kaldırmam yasak. Ama eğitmenlere eğitim vermemde bir sorun yok.  

-8 Mart Dünya Kadınlar Gününü yeni geride bıraktık. Kadınlara öneriniz var mı? Sokaklarda tacize uğruyorlar, kapkaça maruz kalıyorlar ya da en basitinden şiddete... 

"Kadın savunma tarzı diye bir şey yoktur. Bu yalandır"

Kadınlar, erkeklere göre fiziksel açıdan güçsüz olabilir ama kadına ayrı erkeğe ayrı bir savunma tekniği öğretilmez. Bu büyük bir yalandır. Kadına da erkeğe de aynı teknikler öğretilir. Çünkü bu teknikleri kadın da erkekler kadar iyi yapabilir. Bunun güçle alakası yok. Öyle olduğunu söyleyenler tüccardır. 

O tüccarlar kadınlara öğretirler sonra sokakta karşısına çıktığı zaman o saldırgan, o kadın hiçbir şey yapamaz. Vücudunuzu ayarlamanız lazım. Bunun için çalışmanız lazım. Zamanlama, çalışma, disiplin... Bunlar yapıldığı zaman kadın, erkek fark etmiyor. 

Ben fiziğe, vücut mekaniğine inanıyorum. Bilimi kullanmaya inanıyorum. Mucize diye bir şey yoktur. Bilim vardır. Belini döndürebilmek, rotasyonu sağlayabilmek, gücü merkezden alabilmektir.

"Maksimum acı hissedilecek!"

-Yani kadın da olsa kendini tek başına savunabilir. Karşı tarafın gücü ne olursa olsun bunu bertaraf edebilir mi demek istiyorsunuz?

*Tabii ki... Kendini test edeceksin. Zorlayacaksın. Antrenmanda da olsa canın yanacak. Maksimum acı hissedilecek. Yoksa anlatırım ben sana... Fikir veririm. Hayatta kalmak için ne yapmanızı öğretirim ancak vücut farklı hareket eder. Reflekslerinizin gelişmesi yıllar alır. Önce psikolojinizi sonra da vücudunuzu çalıştıracaksınız.

"O senin canına kast ediyor..."

Geleneksel dövüş sanatları bunu söyler ve doğru olan da budur. Antrenman yaparken ben senin düşmanınım! Saygı çerçevesinde tabii ki. Acısız olmaz. Olursa yalandır. Çünkü sokakta senin karşına gelecek kişi senin düşmanın. Canına kast ediyor. Bu da çok ciddi bir gerçeklik. Dolayısıyla antrenmanda da ciddi ve acı çekerek çalışmak gerekiyor.  


"Dövüş sporu bilmek, öz savunma bilmek değildir"

-'Savunma sanatlarını bilmek, kendinizi savunmak için yeterli olmaz' diyenler var...

*Doğru. Ben 7. dereceden siyah kuşağım ancak hayatın gerçekleri farklı. 

Dışarıda bir hiç de olabilirim. Her spor dalından bir şeyler öğrenip gelişmeniz lazım. Japon kültürü için Japonca bilmeniz lazım. Bu da güzel bir şey. Ben öğreniyorum Japonca mesela. Ancak... Öz savunma öğrenmek başka bir şey. Öz Savunma, kendini savunma, güncel zamanı bilmeyi gerektirir. Sokağı, hayatı... 'Yakın dövüşle kendini savunmayı da öğrettim' diyen eğitimen ya da hoca yalan söyler. Yakın dövüş veya dövüş sanatları başka, kendini savunmayı öğrenmek başkadır.

"Sokakta doktor gelmeyecek!"

Çünkü spor dalı öğrenmek size yetmez. Sporda hakem var, ağırlık dengesi var. Yumruk attığınızda doktor geliyor sizi tedavi ediyor. Sokakta bu var mı? Yoksa ben "Jeet Kun-do" da biliyorum. Brezilya Jui-Jitsu'sundan da birçok şey öğrendim, Müslüman dövüş sanatı "Silat" da öğrendim ama bunu bilmek sokakta kendini savunmaya yetmeyebilir. 

"Her şeyi öğrenemezsin. Zaman yok"

-Bunların hepsini nasıl öğreniyorsunuz? 'Bir tek dövüş sanatı için seneler gerekiyor' dediniz, hepsine ayrı ayrı senelerinizi vermeniz imkansız değil mi?

*Tabii ki, imkansız. Benim çok sınırlı zamanım var. Bu devirde hepimizin zamanı çok değerli ve sınırlı. İlk önce araştırma yaparım, sonra araştırma yaptığım dövüş sanatının en iyi hocasını (master) bulurum ve bana gerekli olanı öğrenirim. O okulda 10 yıl, bu okulda 5 yıl geçirecek zamanım yok. 

Mesela giderim o hocaya 'Bana bıçağa karşı savunmayı öğret' derim. Bana gerekli olan odur. Binlerce teknik var. Hepsini öğrenemem. Mesela Kore'de 3 ay kaldım, günde 6-7 saat çalıştım. Bu duruma göre, öğrendiğin tekniğe göre değişir. 

-Türkiye'de çalışmayı hiç düşündünüz mü?

*Gelişmenin tek yolu test etmektir, analiz etmektir. Türk askerine, polisine eğitim vermek benim için onur olur. Biz kardeşiz. Ben de sizden birçok şey öğrenirim. Bu zaten karşılıklı.

-Siz Özbekistan'da doğdunuz ama Azerbaycan'a geldiniz. Hikayeniz nedir?

"Türkiye'ye yakın Türk istememişler"

Babam, Azerbaycan'dan Sovyetler Birliği yeni kurulduğu dönemde Özbekistan'a geldi. Annem de yine aynı şekilde Karabağ'a yakın Zengezur bölgesinden oradakilerle birlikte Özbekistan'a getirilmiş. İran'daki bazı Ermeniler de bizden boşalan köylere yerleştirilmiş. Ben politikayı sevmem, konuşmayı da pek tercih etmem ama hikayemiz bu. Politik sebeplerle yerlerimiz değiştirilmiş. Çünkü Sovyetlere göre, Türkiye'ye yakın bir bölgede fazla Türk olması iyi bir şey değildi.

"Sovyetler dağılınca dönmek zorunda kaldık"

Sonra babam Özbekistan'da kaldı,polis akademisinden mezun oldu. Sambo şampiyonu oldu. 10 yıl polis şefliği ve eğitimenliği yaptı. Yakın dövüş dersleri verdi. Babamın teknikleri daha çok polisler içindi. Ben her şeyimi ondan öğrendim. Azerbaycan'a da 1995'te döndük. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Özbekistan'da Türklere karşı bazı olmaması gereken olaylar oldu. Bİz de dönmek zorunda kaldık. 

"Türkler hep bölündüler, tarihe ve isimlere bakın!"

Ben tarihi de bilirim. Türkler hep ayrıştırılmaya çalışılmış. Ruslar Türkler'e Tatar demişler. Orta Asya'da Özbek, Kazak deniyor. Hepsi Türk aslında. Rusya'da birçok bölge var. İsimleri değişmiş. "Altay" ne demek? 

Neden Rus Çarı'nın kaskında, kılıcında éLa ilahe illallah" yazıyor. Çünkü Rus Devleti, 200 yıl boyunca Moğol ve Tatar egemenliğinde kalmıştı. Ruslar, Türklerden etkilenmiş. Büyük Rus topraklarının çoğunda Türkler yaşamış. Sibirya'ya gidin aşiretler Türk'tür. Hala da Şamanizim geçerli orada. İslam oralara tam anlamıyla ulaşamamış. Onlar Orta Asya'dan Rusya'ya gelmediler, zaten oralarda yaşıyorlardı. Gidin araştırın, bana da inanmayın. Türklerin birleştikleri zaman yapamayacağı şey yok. Gidin 300 yıl önceki haritalara ve bölge isimlerine bakın. Politikaya girdik ama benim hikayem bu (Gülüyor)

Türk kardeşlerime buradan selam söylüyorum. Kendi özünüzden kopmayın. Araştırmaktan, değişik kültürleri tanımaktan da geri kalmayın. Araştırmanın, öğrenmenin yaşı yok.


YORUM YAZ

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.