Abdullah Avcı: İşin sırrı özgürlük

Yüzyıllık camialarla yarışan bir kulüp, ekipten çıkan 4 başarılı hoca, milli takıma gönderilen vazgeçilmez oyuncular, Roma’ya giden Cengiz, kupada bir final, Sevilla’ya yaşatılan kabus... Ve çok daha fazlası... Abdullah Avcı, yükselişinin sırrını FANATİK’e açıkladı.

19 Temmuz 2018, Perşembe 23:28
- A +
Abdullah Avcı: İşin sırrı özgürlük
4 senede 2 kez dördüncülük, adeta son anda kaçan iki şampiyonluk, 1 Türkiye Kupası Finali, direkten dönen Şampiyonlar Ligi, 2. tur şansı son maça kadar taşınan Avrupa Ligi. Tayfun Korkut, Okan Buruk, Erol Bulut ve Serhat Gülpınar. Yıldızlaşan onca oyuncunun üzerine ekipten çıkan 4 değerli teknik adam, herkesin saygısını kazanan futbol... Bunların hepsi kusursuz bir sistem ve ileriyi gören bir vizyonun eseri. Peki Abdullah Avcı tüm bunları nasıl yapıyor? Merak edenler okumaya devam etsin!

‘Bu bir vizyon işi’

Okan Buruk, Erol Bulut, Tayfun Korkut... Son olarak da Serhat Gülpınar var. Ekibimizdeki insanları iyi yerde görmek büyük mutluluk. Onlarla rakip olmak da ayrı bir güzel. Rakipken ortaya çıkan saygı çok iyi. Rekabette saygı en önemli şey. Çünkü bu saydığımız isimler büyük takımlarda büyük kariyerlere sahip olmuş oyuncular. Kaliteli insanlar. Bu bir vizyon işi. Ben bütün ekibime özgürlük veriyorum. Lider vizyonu koyar ve takip eder. Ben bunu yapıyorum. Bu da ekibimdeki kişilere özgüven kazandırıyor.

‘Üreten kazanıyor’

Grup çalışması yapıyorum. Herkesin sorumluluğu ayrı. Haftanın 4 günü ekiple toplantı yapıyoruz. Benim çalışma düzenim şöyle... Maçı oynarsın. Rejenarasyon ve izinden sonra oynanan maçın analiz toplantısı. Sonraki 2 gün rakip analizi yapılır, oyuncuya sunulur, pratikte uygulanır. Maçın gününe göre değişir tabi ama cuma günü duran top günüdür. Onun hem savunmada hem de hücumdaki durumu oyunculara aktarılır. Maç günü hepsinin sunumu olur. Ve bu sunumları ekip yapar. Üreten kazanıyor. Ortak çalışma alanımızda bu gelişim hızlanıyor bu sayede. Bu yüzden çalıştığımız hocalar kısa sürede takım çalıştırabilecek seviyede hissediyorlar kendilerini. Oyuncu grubu 5 gün benim sesimi duymasa da olur. Duran top toplantısına girmem mesela. Onun sorumlusu ayrı. Herkes gelişiyor bu sayede.

‘Bilim ve veriler’ 

Antrenman öncesi dahi oyuncu verilerini topluyoruz, ona göre çalışıyoruz. Küçük bir hastane gibiyiz, 10 kişilik sağlık ekibimiz var. Her şeyin bir bilimsel açıklaması bulunuyor sistemimizde. Uluslararası pazarın içerisinde bulunabilecek bir takım olmak istiyoruz. Her departmanımızın başında profesyoneller var. Bilim, veriler oyuncuları nasıl kullanabileceğimizi anlatıyor bize. Maça, rakibe, antrenmana hepsine ayrı hazırlanıyoruz. 10 kişilik bir yardımcı ekibim var benim. Hepsinin de ayrı özgürlük alanları var. ‘Üretin, getirin’ diyorum. Tüm veriler ışığında hareket ediyoruz. Son kararı tabii ki ben veriyorum.

‘City yakın takipte’

En son aralık ayında iki yardımcımı Manchester City’e yolladım. Performans ve analiz konusunda Guardiola neler yapıyor. Bu takım, bu kadar teknik kapasitesi ve kalitesi yüksek bir oyun ortaya koyarken nasıl bu kada fiziksel olarak da iyi olabiliyor bunun üzerine çalıştık. Senede 60 maç yapan bir takım neler yapıyor buna baktık. Dünyaya da entegre olmak zorundayız. Birbirine yakın şeyler yapıyoruz artık. Barcelona’yı da incelediğimizde birçok farklı detay gördük, teoride öğrendiklerimizi sahaya yansıtmak için uğraş veriyoruz. Futbol artık, parçadan bütüne dönüşen bir oyun. Resim büyüdü. Buna hakim olmak, çağı yakalamak için kendinizi sürekli yenilemeli, geliştirmeli ve gelişimi ekibinizle birlikte sürdürmelisiniz.

‘Sunumumu Avrupalılar istedi’

Geçen sezon her oyuncum süre aldı. Buna rotasyon demiyorum. Bunu seminerlerde anlattım. Takdir edildim. Avrupalılar sunumumu istedi”


Yaşlı takım deniyor, ancak oyuncular mutlu... Ben de mutluyum, çünkü hepsinden memnunum. Soner, Milos gibi oyuncular aldık merkeze... Mevcut rekabeti artırarak yaptık bu transferleri. Geçen sene içi dolu dolu 48 maç oynadık, ondan önce 50. maçımızda finaldeydik. Her oyuncum süre aldı. Adaletin nasıl dağıldığını biliyorlar. Rakibe göre, plana göre, maça göre değiştirdik hep oyuncuları. Buna rotasyon demiyorum. Her ne kadar Avrupa’da da bu değişimleri yaptığımız için eleştirilsek de hala insanların ağzında dolaşıyor. Ben bu konuyu Antalya’da teknik direktör seminerinde bir sunum halinde anlattım. Avrupalılar tarafından da takdir kazandı. Birçok hoca benden bu sunumu istedi. Üniversitelere yolladık bu sunumu. Oyuncuların yorgunluk testleri, sakatlanma risklerini paylaştık ama insanımıza anlatamadık. Çok da önemli değil. İnandıklarımızı yapıyoruz.

‘Barış Alıcı’yı düşündük ama...’

Barış, normalde olması gereken bir transferdi bizim için. Altınordu ile çok iyi bir iletişimim var. Fenerbahçe’nin aldığı oyuncular Barış ve Berke de talip olduğumuz oyunculardı. Ancak kulübün işin ekonomik tarafı bize uymadı. Bu bir tercih meselesi. Çok iyi yerlere geleceklerine inanıyorum. Bugün Fenerbahçe’de de oynamak zor, Başakşehir’de de...

‘Akbaba’yı 2014’ten beri istiyorum’ 

Emre Akbaba’yla bizim hikayemiz 2014’te başladı. O zaman Antalya’nın oyuncusuydu. Çok yüksek bir rakam istediler. O dönemde çok tanınan bir oyuncu da değildi. Geçen sene devre arasında girişimlerimiz oldu. Teknik kapasitesi yüksek oyuncularla oynamayı seviyorum. Mali kriteri yüksek olmasından dolayı olmadı. Kulüple bir yere kadar geldik ama bitmedi. Şu ana kadar bir gelişme yok o konuda. Ancak transferin ucu açıktır, ne olacağını bilemezsiniz.

‘Emre’nin değeri 100 milyon olurdu’ 

Emre Belözoğlu 1980 doğumlu... Bence Türk futbol tarihinin en yetenekli oyuncusu. Geçenlerde Bayern Münih maçı izliyorum. James beğendiğim bir oyuncudur. Emre’ye benzettiğim özellikleri vardır. Adamın piyasa değerini herkes biliyor. Bana göre Emre, James’ten 3 kat daha kaliteli özelliklere sahip. Yani Emre şu an 20 yaşında olsa değeri 100 milyon Euro olurdu herhalde.

‘Büyük takımlardan teklif alıyorum’

Teklifler her sene geliyor bana. Benim için vefa duygusu çok önemli. Biz başkanla bir projeyi büyütüyoruz. Bu bana heyecan veriyor. Büyük takımlardan teklif alıyorum. 2006’da bu işe başladığımda 2007’de de büyük takımdan teklif almıştı. O zaman kafam karışmıştı. Ancak büyük tecrübeler edindim. Artık kafam karışmıyor. Devamlı üreten, hedefi olan bir yerdeyim. Hedefe ulaştıktan sonra ne olur bilmiyorum. Ancak ben burada uzun yıllar olacakmış gibi çalışıyorum.

‘Artık kupa kaldıracağız’

2014’te yola çıkarken şampiyonluk diye çıkmadık. İlk 2 sene 4. olduktan sonra oyunumuz bizi hedefin içine soktu. Bir sene 33 hafta, geçen sezon 34 hafta yarışın içinde kaldık. Türkiye Kupası Finali ve Avrupa Ligi oynadık. Şampiyonlar Ligi’nde direkten döndük. Ülkeye 13 puan kazandırdık. Hızlı bir büyüme var. ‘Kupa almadılar’ diyenler olabilir, ancak 4 sene içinde yaşanan gelişme kupadan değerli, tabii ki kupalar da alacağız. Avustur’ya da otele geliyoruz, ‘Bu kadar organize bir takım görmedik’ diyorlar. Bu sene kupa kaldırmak en büyük hedeflerden bir tanesi.

‘Arda’nın çabası yeter'

“Hepimizin hataları var. Arda’nın da var tabii ki. Bence önemli olan bu hataları görüp de gösterdiği çaba. Ben buna bakarım. Şu anda da inanılmaz bir çabası var bu konuda”


Arda'nın kırmızı kart gördüğü maçın ardından, ‘Onun yanındayım’ dedim. İletişimimiz kariyeri boyunca hiç kopmadı. Manisa’ya giderken dahi fikir alışverişimiz olmuştu. Arda’nın CV’sine baktığında Galatasaray, Atletico Madrid, Barcelona... Varolan yetenekleri ortada. Takım enerjisini de yukarı çeken bir pozitiflği var. Sağlıklı bir şekilde sahada olması takım gruba olumlu yansır her zaman. Arda çok duygusal ve duygularıyla hareket eden bir çocuk. Hepimizin hataları var. Onun da var tabii ki. Bence önemli olan bu hataları görüp de gösterdiği çaba. Ben buna bakarım. Şu anda da inanılmaz bir çabası var bu konuda.

‘Daha güçlü dönecek’ 

Başakşehir’e karşı duygusal bağı var. Barcelona’dan buraya gelmek kolay değil. ‘Evet’ dese İngiltere’ye ya da İtalya’ya rahatlıkla gidebilirdi. Bana karşı, başkana karşı, Emre abisine karşı bağı var. Böyle bir tercih kullandı. Sakatlığının geçmesini bekliyoruz. Arda oyunun içine girdiğinde her zaman katkı sağlar. Çok iyi seviyeye gelirken geçen sezon nüksetti yine. Şu an enerjisi yüzüne vuruyor. Çok daha güçlü dönecek.

‘7-8 bine oynasak şampiyonduk'

Emre ‘15 bin taraftarımız olsa 80 puan alırdık’ demiş, iyi söylemiş. Ben 7-8 bine de razıyım. Bu bir gerçek. 4 sene evvel sıfır seyirciydi. Bugün 3-4 bine ulaştık, 7-8 de oluyor. Her şeyden önce kaliteli seyirci istiyorum. Rakibi de alkışlasın seyirci. Bir futbolsever semtinde stat ister. İyi bir takım, kaliteli oyuncular, güzel bir oyun ister. Avrupa Kupaları, Şampiyonlar Ligi, yıldız oyuncular. Aslında taraftarın isteyeceği herşey var bizde. Bu kültür kolay oluşmuyor. Kulübümüz çok önemli çalışmalar yapıyor. Gençlerbirliği maçında bin 800 kişi vardı. Sevilla maçında 12 bin oldu. Şampiyonluğa oynarken seyirci büyük etken. Sondan ikinci maç Sivas’a karşı 3 bin kişi vardı. Bunlar yarışta çok önemli.

‘VAR’a destek olmalıyız’

VAR sistemine teknik adam olarak çok destek veriyorum. Sahada provokasyonlar azalacak. Teknoloji bu kadar hayatımızın içindeyken buna neden karşı duracağız. Daha adaletli kararlar olacak. Geçen sene birçok net hata vardı, bunların önüne geçeceğiz.

‘Oyunculara teklifler var’

Transfer teklifleri alan oyuncularımız var. Adebayor, Edin Visca ve Da Costa’yı soranlar oluyor. Ancak gerçek anlamda bir şey yok. Takımımızın aynı şekilde devam etmesinden yanayım. Transferin her zaman ucu açık, giden de olabilir, gelen de.

‘Herkes Atabey’i bekliyor’ 

Atabey’i geçen sene Adana Demir’e söz vermiştik. Çok arayan var. Ağustos’un 2’sinde onunla ilgili kararımızı vereceğiz. Birine vereceksek bu doğru organizasyonu olan bir takım olacak. Başkanlardan, hocalardan çok telefon alıyorum. Onun için en doğru kararı vereceğiz. Çok iyi çalışıyor. Çok memnunum.

FANATİK ÖZEL

Fotoğraflar: Gökay Akın

YORUM YAZ

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Sıradaki haber yükleniyor...