10'suz olmuyor

Fanatik yazarlarına Fenerbahçe'nin Alex bağımlılığını sorduk. İşte yanıt...

04 Kasım 2009, Çarşamba 04:30
- A +
10'suz olmuyor

“156 maçta 86 gol, 74 asist üreten bir orta saha oyuncusuna bağımlılık özür olmamalı. Alex’in varlığı fayda, yokluğu zarar. Şimdiden veliahtı bulunmalı”


Sorun yüksek tempo!
Fenerbahçe’nin Alex’e bağımlı olması konusuna psikolojik olarak bakıyorum. Alex’in olmadığı maçlarda iş bitiriciliğin olmadığı, futbolcuların onu aradığı gözüküyor. Genel anlamda Fenerbahçe çok kaliteli bir kadroya sahip. Ancak problem, Alex’sizlik değil. Sorun, çok tempolu ve aşırı konsantrasyonla oynadıkları maçtan sonra, ikinci karşılaşmada aynı gücü ortaya koyabilecek oyuncu eksikliği. Kadro yapısı, Daum’a tam anlamıyla uymuyor. Bunda da topla oynamayı seven Güney Amerikalılar’ın ve genel olarak da oyuncuların, yüksek tempodan sonra yorulmaları etken. Alex ise son dönemlerinde gücünü idareli kullanmaya çalışıyor. Onun olmadığı maçlarda forma şansı bulması gereken Özer de oynamıyorsa, burada Daum’u sorgulamak gerekir. Yönetimin ‘Alex’sizlikle ilgili olarak bir hazırlık yapması artık şart.

Hakan Şükür

Bağımlısıyız
Futbol her ne kadar ekip oyunu olsa da, bazı futbolcular, bazı takımlar için çok çok önemli olabilir. Beşiktaş’ta Ernst, Galatasaray’da Arda gibi isimler buna örnek olarak gösterilebilir. Söz konusu olan Alex gibi türünün son örneklerinden biri ise, istatistikler tabii ki daha belirgin sonuçlar verecektir. 2004-2005 sezonundan bu yana forma giydiği 156 Süper Lig karşılaşmasında (ki bunların altısında ilk dakikalarda sakatlanıp oyundan çıkmıştı) 86 gol 74 asist üretebilen bir orta saha oyuncusuna bağımlı olmak, bir özür olarak görülmemelidir. Tabii, bu satırları yazanın ağır bir Alex bağımlısı olmasının, olaya objektif bakmasına engel olabileceği de gözardı edilmemelidir.

Tamer Bağlan

Kuruyla Pilav gibi!
156 maçta 86 gol, 74 asist; Süper Lig karnesi bu... 23 maçta 9 gol, 5 asist; Türkiye Kupası karnesi bu... 2 maçta 2 gol, 1 asist; Resmi kupa karnesi bu... 49 maçta 13 gol, 16 asist; Avrupa karnesi bu... Toplamda 230 maç, 110 gol, 96 asist... Her maçta en az 1 golü ya atıyor ya da attırıyor bu adam... Fenerbahçe ile Alex artık rakıyla balık gibi, birayla tuzlu fıstık ya da kuruyla pilav... Birinden bahsedince diğerini düşünüyor insan. Ancak kabul edilmeli ki; varlığı ıspanak kadar faydalı, yokluğu sigara kadar zararlı. Onsuz çıkılan 2 maçta kaybedilen 5 puan da bunun kanıtı. Peki ne yapılmalı? Aziz Yıldırım, şimdiden yeni Alex’ini bulmalı. Daum da yeni Alex bulununcaya kadar bu takımın içinden ‘Özer’e bezene yeni Alex’ini yaratmalı. Artık birileri Daum’a, Özer’in yeteneklerini anlatmalı!

Zafer Büyükavcı

‘10’a sahip olmak lüks!
Futbolsever ya da taraftar açısından Alex’e bağımlı olmamak mümkün değil. Adam zaten bağımlılık yaratacak bir yetenek. Takım arkadaşı olanlar için de öyle... Ancak söz konusu ‘takım’ olduğunda, herhangi bir futbolcuya bağımlılık kabul edilebilecek bir durum değil. Fenerbahçe yıllardır O’nu dinlendirebilecek bir formül üretemedi. O yüzden oynamadığı maçlarda bile yıldızlaşıyor. Topla en çok haşır neşir olan, dolayısıyla markaja ve faule en çok maruz kalan isim Alex. Neyse ki kolay sakatlanan bir adam değil. Topu hep rakibinin ölü bölgesine düşürürek kendini koruyabiliyor. Oyunu yönlendirme ve dinlendirme konusunda alternatifi üretilse bile, duran toplar ve olmaz yerlerden, olmaz zamanlarda, olmaz vuruşlarla gol çıkarma açığı kapatılabilecek bir boşluk değil. 10’a sahip olmak bir lüks ama 10’suz olamamak büyük bir handikap.


Hasan Ali Atasoy

YORUM YAZ

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Sıradaki haber yükleniyor...