ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

Zamansız ayar

20.11.2005

Dün yazılı ve görsel basında yeralan Yıldırım Demirören’in açıklamaları Beşiktaş ailesine bomba gibi düştü.

Ancak saatler ilerledikçe, daha doğrusu olayı biraz araştırınca dost sohbeti içinde off the record konuşmaların gündeme oturması hoş olmadı. Sadece Yıldırım başkan değil, spor ailesinde ve diğer ortamlarda yapılan şikayetler ortalıkta, hele biraz da samimi, insanı kendine çok yakın hissetmekten dolayı konuşulanlar ister istemez işte dünkü gibi ortalığı toz duman eder. Tuğrul Yenidoğan’ı hiçkimse suçlamasın. O kendi doğrularında gazete sayfalarına taşınabilecek yorumu çok sağlıklı bir şekilde yapan ve bu gazetecilik işini de çok iyi yapan bir kardeşimiz. Ancak Yıldırım başkanın Tigana ile daha 15 gün önce yapılmış sözleşme ortada iken bir hafta önce Antalya’da kulübün ilgili organlarıyla yapılan toplantılarda çok iyi mesajlar almışken, kulübün geleceğine yönelik gerek idari, gerek şirketleşme, gerekse ciddi konularda herkesin hem fikir olduğu kararlara imza konmuşken bir hafta sonra bu açıklamaların pek de o düşünceye uymadığını gördük. Ancak şimdi bunları konuşmanın zamanı değil. Yani genel kurul, yönetim değişikliği şu ortamda Beşiktaş ailesinde hiç konuşulmamalı, hatta akıllardan bile geçmemeli. Bu tür düşünce içinde olanların ayranları kabarmasın. Şu anda Beşiktaş’ın huzura ihtiyacı var. Hele bazı radikal kararlar alındıktan sonra da normal genel kurul tarihine kadar beklemelerini yeğlerim. Öyle olması Beşiktaş’ın geleceği açısından çok önemli bir karar olur. Yoksa bugünkü ekonomik şartlara göre gelecekte Beşiktaş’ın Allah yardımcısı olsun diyerek çok kötü günlerin yaşanabileceğini de söylemek isterim. Tek suçlu Davut Dişli mi? Milli maç bitti, yankıları bitmedi. Herkes bir suçlu arıyor. Alkışlıyorum herkesi. Bilhassa yazılı ve görsel medyamızın bir kısmını. Suçlu bulundu; Davut Dişli, Mehmet Özdilek, Fatih Terim... Bugün eğer 2006 Almanya Dünya Kupası vizesini almış olsaydık, bu üçlü kahramandı. Hem de milli kahraman. Daha dün medyadakiler demiyorlar mıydı, İsviçreliler bize şöyle yaptı, böyle yaptı, bunlara aynı cevabı vereceğiz, Şükrü Saracoğlu cehenneminden çıkamayacaklar diye. Verdiniz gazı, coşturdunuz lazı. Yani Davut Dişli’yi. O ne yaptı seyirciyi organize etti. Ve mükemmel de bir organizasyon yaptı. İlk defa bir milli takım seyircisi görüntüsü ortaya çıktı. İsviçre’de yaşananları biz yaşamadık, onlar yaşadı. Neler yaşadıklarını da onlar biliyor. Davut Dişli de o günleri yaşayan biri. Hem de en iyi yaşayanlardan biri. Bugün Davut Dişli’yi suçlu ilan edenler önce aynaya baksınlar. 15 gündür televizyonlarda ve yazılı basında ortamı öyle gerdiler ki, Davut Dişli az bile yaptı. Sanki Davut Dişli sahada oynuyor. Ayhan Bermek’ten sonra milli takım her yönüyle mükemmel bir ağabey ve yönetici kazanmıştı. Cumartesi gecesi değil, pazar ve pazartesi günkü yazılarla o ağabeyi öldürdünüz. Aferin size. Ama bilin ki gerçek milli duyguları içinde hisseden bizler, daha doğrusu bu işi sadece günlük yaşamayan bizler, Davut Dişli’yi alkışladık, hep de alkışlayacağız. Onu öldürmek istediniz, ama o cumartesi günü yeniden doğdu, bunu bilin.

0 YORUM