Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

23 Temmuz 2017 Pazar
Melek mi, şeytan mı?

Kazakistan maçı geride kaldı, ama dünkü köşemde de belirttiğim gibi, Hakan Şükür tartışması hiç bitmedi. Yazık... En acısı da, ‘bu konunun duayeniyim’ diye geçinenlerin, 4-0’lık farklı galibiyet yerine hâlâ Hakan Şükür olayını tartışması... En üzüldüğüm yorum ise, CNN Türk’te Mehmet Demirkol kardeşimden geldi. Türk Milli Takımı, Dünya Kupası Finali’ni oynasa bile, ya da oynayıp kaybetse bile yine Hakan Şükür’ün varlığıyla yokluğu tartışılacak. Artık yeter...

11 Ekim 2004, Pazartesi Yorum Yaz
A+ A-

Bu tartışmalara bir son verelim. Canını dişine takan milli takım sorumluları, sahada mücadele eden oyuncular ve kulübedekilere biraz da saygısızlık olmuyor mu? İşin ilginci de şu, ben çözemedim; Hakan Şükür melek mi, şeytan mı? Verginizi ödeyin kardeşim! Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir, diye bir atasözümüz var. Bir haftadır Fanatik Gazetesi’nin manşetinden inmeyen haber; Galatasaray’ın profesyonel futbolcularla yaptığı sözleşmelerde, Türkiye Futbol Federasyonu’na gerçek değerleri bildirmemesi. Daha düne kadar değil miydi, 60 milyon dolara yakın vergi borcu varken, daha doğrusu o dönemlerde bile gerçek rakamları göstermezken affedilenler... Daha düne kadar değil miydi, ikinci ve üçüncü lig takımlarının beşer - onar milyar lira vergi borçlarından dolayı kulüp binalarını satışa çıkartmaları, yöneticilere uygulanan yurtdışına çıkma yasakları... Sistemin bir ayağında bu varken, diğer yanda af var... Ancak yapılan bu aftan ders alınmamışçasına aynı hatalar tekrarlanıp vergi kaçırma uğruna bu bedeller hâlâ düşük gösteriliyorsa; bunlara yapılan destekler, dağıtılan ulufeler mutlaka tekrar tekrar gözden geçirilmeli. İnsana demezler mi; sen meleksin, paranı - pulunu-vergini gününde ödüyorsun, ama bak onun aklı hep şeytanlıklara işliyor. Şimdi vergisini düzenli ödeyen ve alkışlanması gereken Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor ile diğer takımlar melek de, ödemeyenler şeytan mı? Yani bu şeytanı alt etmek için illa ki, bir “Of’lu hoca mı gerekli...” PAF takımının gözü aydın 1994-95 senesine kadar Beşiktaş’ın yaşamış olduğu altın dönemindeki kadroyu oluşturan çocukların çoğu, İnönü Stadı’ndaki profesyonel kadronun önünde oynadıkları müsabakalarla ortayı çıkmıştır. Hatta öyle ki, 80’li yıllarda bu çocukların özel taraftarları vardı. PAF takımının müsabakasını izlemeye gelen şahıslar, A Takımı’nın maçını seyretmeden stadı terk ediyorlardı. Bu sayı öyle yabana atılır gibi değildi; 5 - 10 bin seyirci civarındaydı. Yani şunu söylemek istiyorum: Profesyonel maçtan önce aynı statta PAF maçları oynandığı müddetçe, yukarıya çıkacak oyuncu sayısı inanılmaz artar. Bu konudaki endişeyi bilen Beşiktaş Altyapı Sorumlusu Sinan Vardar ile Profesyonel Takım Sorumlusu Kıvanç Oktay, çocukların önünü açacaklarını ve müsabakaların İnönü Stadı’nda oynanacağının müjdesini verdi. Bu haftaki Diyarbakırspor maçının, İnönü Stadı’nda programlanması konusunda Türkiye Futbol Federasyonu’na müraacat bile yapıldı. Bu kararı ayakta alkışlıyorum. Yeni Rızalar, Fikretler, Ziyalar, Haluklar, Feyyazlar, Metinler, Aliler’i göreceksiniz. İçlerinde hiçbir şeytanlık olmayan bu melek yüzlü kardeşlerimiz, en kısa zamanda A Takımı’nın iskeletini oluşturacaklardır.