Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

05 Aralık 2016 Pazartesi
Beyannamesiz hayat oh ne rahat!

Profesyonel kulüplerimizin birçoğunun borcu vergiden kaynaklanıyor. Hatta bundan dolayı Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray dışındaki kulüplerimizin vergi borçlarından dolayı gayrimenkulleri satışa bile çıkıyor, bu kulüplerin yöneticilerine hiç de hak etmedikleri halde geçmişteki borçlar yüzünden yurtdışı yasağı bile konulabiliyor.

02 Ocak 2007, Salı Yorum Yaz
A+ A-

Bu borçların çoğu, profesyonel futbolcular ile teknik adamların yapmış oldukları sözleşmelerden kaynaklanan vergi borçlarından dolayı tamamen bedeli yöneticilere, hatta yöneticiler demeyelim kulüp bilançolarının altüst olmasına sebep oluyor. İşte Beşiktaş’ın, Fenerbahçe’nin, Galatasaray’ın, Trabzonspor’un 2006-2007 sezonu yarı dönem sonu itibariyle 10 Milyon Euro’lara yaklaşan hatta geçen vergi borçları var. Ama bu borçları yapan yöneticilerin diğer kulüplerde olduğu gibi ne malları satılıyor, ne de yurtdışı yasağı konuyor. Benim asıl anlatmak istediğim şu... Milyonlarca dolar kazanan futbolcular, ki bunlar sadece Süper Lig’i bağlıyor, gerideki oyuncular sürünüyor, neden hala ‘beyanname’ ile tanışmıyorlar... Hocalar da dahil... Futbol ekonomisinde dönen paralar ortada. Neden hala futbol kulüpleri borçlanıyor da diyeti taraftar ödüyor. Bu borçlanmaya sebep olan futbolcular her türlü lüksü yaşıyorlar. Buna yerli yabancı dahil. Temennim ne şartlarda olursa olsun, 2007-2008 sezonu içinde futbolcuların ve teknik adamların ‘Beyannamesiz hayat, oh ne rahat’ dememeleri... Yani mükellef olmak onlarca suç! Bu düşünceden uzaklaşmalıyız. Madem vergi haftasında vergi ödemek kutsal bir görevdir pankartıyla sahaya çıkıyorlar, bu vergilerini de lütfen kendileri ödesinler. Maddi sıkıntılar ortada, ana kaynak vergi borçları aldı başını gidiyor. Bu arkadaşlara vergi dairesinin yolunu birinin göstermesi lazım. Kızıl ve Hurma! Geçen hafta içinde 2 zat-ı muhterem Beşiktaş’ı diline dolayıp prim yapmak istediler. Hele bir tanesi, ‘Her zaman ben Bursalıyım’ diye övünüyor, Levent Kızıl... Bu arkadaş Fenerbahçe’nin 100. yıl törenlerinde federasyonu da Beşiktaş’ı da bitireceğini söylüyor. Sezon başı, Serdar Kurtuluş transferinde paraları götürürken iyiydi. Her gün Etiler’deki mekanlarda Beşiktaş ailesinin fertleriyle oturup içkileri tokuşturmak iyiydi! Bu yanardönerlik niye... Ama kabahat sende değil, seninle aynı masada su içen Beşiktaşlılarda... Hakikaten, bu sana yakıştı Levent... Ve Süleyman Hurma. Bu transfer pazarıdır. Bir kulüp talip olur, diğeri verir ya da vermez. Ama sen haddini bileceksin Süleyman Hurma. Kabahat sende değil, kabahat yine Beşiktaşlı yöneticilerde. Sana bu konuşma hakkını verdiler ve cevap da vermediler. Ama dediğim gibi kabahat sende değil. ‘Malına sahip ol ki, hırsızın başını belaya sokma’... Beşiktaş maalesef bu dönemde markasına herkese saygınlık duyulan öz değerlerine hiç sahip çıkmadı. Hal böyle olunca da Süleyman Hurma gibi maaşlı memurlar koca Beşiktaş’ı diline dolar. Siz de konuşacak laf bulamazsınız! Beşiktaş TV’nin ayıbı Beşiktaş Televizyonu’nda gece yarısı yarışma programını izliyorum. Ekranda itici bir sunucu, Beşiktaşlıların arayıp sordukları futbolcunun ismini bilmesini istiyor. Yaşından, başından, kilosundan, gol sevinci ve takımı gibi ipuçları vererek futbolcuyu soruyorlar. Ayıba bakın ayıba... Beşiktaş tarihinde Hakkı Yetenler, Süleyman Sebalar, Şevket Belginler, Metin, Ali, Feyyaz, Rızalar, Mehmet Ekşiler, Ulviler, Sametler, Tayfurlar ve ismini saymadığım binlerce oyuncu var. Daha doğrusu 100. yıl formasından bir isim yok, Fenerbahçeli Tuncay Şanlı’nın ismi soruluyor Beşiktaş Televizyonu’nda ödüllü soru olarak. Ne para getirirse getirsin, ne anlaşma yapılmışsa yapılsın bu ödüllü program için... Sunucusundan yapımcısına daha doğrusu bu programda emeği geçen herkese gerçek Beşiktaşlılar adına ‘Lütfen’ diyorum... Son olarak, Tüm Beşiktaş ve spor aleminin yeni yılını kutlar, mübarek Kurban Bayramı’nın hayırlara vesile olmasını dilerim...