Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

05 Aralık 2016 Pazartesi
Adını siz koyun

Her şey güzel başlamıştı. Fransa'nın şirin kenti Bordeaux'da. Maçtan bir önceki gece Adnan Polat ve her dönem camiaya büyük katkılar sağlamış Mehmet Ağar ile uzun ve hararetli bir sohbet imkanı buldum.

26 Ekim 2007, Cuma Yorum Yaz
A+ A-

Her şey güzel başlamıştı. Fransa’nın şirin kenti Bordeaux’da, maçtan bir önceki gece Adnan Polat ve her dönem camiaya büyük katkılar sağlamış Mehmet Ağar ile uzun ve hararetli bir sohbet imkanı buldum. Her ikisi de Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın aldığı neticelerden son derecede memnun olduklarını belirtiyor ve ‘sıra bizde’ diyorlardı. Bu dönem başarılara ülkemizin aşırı şekilde ihtiyacının olduğunu söylerken, adeta sesleri titriyordu her ikisininde. Ortam böyleydi...
İlk 45’te her şey yolundaydı. Tabii Nonda ve Ümit Karan’ın hovardalığını saymazsak. Bu kadar gol kaçar mı! Oysa Lincoln ve Şükür’ün yokluğunu hiç hissettirmeyen ve Brezilyalı’nın rolünü mükemmel oynayan Barış ve Linderoth göz kamaştırıyordu. Birbirlerinin açıklarını kapatırken gösterdikleri mücadeleden, başım döndü. Ama ikinci yarıda rüzgâr tersine döndü. Ne olmuştu da Galatasaray sahada yoktu. Hasan’ın ve Arda’nın kramponlarına kilit mi vurulmuştu! Kalli’nin 3 maçlık durgunluğuna ya da tabiri caizse ‘pısırıklığına’ bir 90 dakika daha eklendi. Sezona fırtına gibi başlayan takıma gölge düştü. Alman panzeri Kalli’nin artık şapkasını önüne koyup, biraz düşünmesi gerekmez mi? Oysa ki deplasmanda olmasına rağmen öyle bir taraftar desteği vardı ki, sarı ve kırmızının yanına beyazı da ekleten bu seyirciyi arkasına alıp, oyunu başladığı gibi bitirmesi işten bile değildi. Bunun adını ben koyamıyorum. Aptallık desem spor etiğine, enayilik desek bana yakışmaz. Olsa olsa bunun adı şımarıklık. Yine de adını siz koyun...