Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

26 Haziran 2017 Pazartesi
Teşvikli iller!

Ne ayıp!.. Bir kulüp teşvik vermiş, A takımı da, B takımını yenmiş. Ya, insan biraz utanır, sıkılır... Süper ligde oynayan milyarlara, trilyonlara imza atan adamlar dışardan bir kulübün vereceği paraya mı tenezzül edecek? Hele hele bırakın futbocuları, yok teknik direktör, yok garson, yok masör de, bu işlerden sebeplenmiş! Baktın, medya da bir yere gelemedin, at çamuru izi kalsın misali, “habercilik” adı altında ucuz kahramanlıklara soyun.

23 Şubat 2005, Çarşamba Yorum Yaz
A+ A-

Gazetecinin, televizyoncunun işi ne? Ben söyleyeyim. Antrenmanları takip etmek, maçları skoruyla DOĞRU olarak bildirmek. Hafta sonu da oynanan maçların ardından panorama yazıp karmaları yapmak. Ya da televizyona çıkma şansı varsa fazla suya sabuna dokunmadan “aman başkan kızmasın” tarzında güzel şeyler söylemek. Bir kere biz niye bu kadar teşvik olayını sorguluyoruz, hala anlayamadım. Herhalde biraz kalın kafalıyım. Kardeşim koskoca Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti illeri teşvik kapsamına alıyor. Başbakanın bu yüzden Dünya Bankası ile arası bozulmak üzere. Dünya Bankası bastırıyor, “teşvik kapsamı içinde şu kadar il olsun” diyor. Başbakanımız daha fazla istiyor. Demek ki teşvik hiç de öyle kötü bir şey değil. Eğer kötü olsa bizi yönetenler bu uygulamayı yaparlar mı? Şimdi toplu halde bütün iller teşvikten yararlanmak için hükümetin kapısını aşındırıyor. O zaman niye kızıyoruz ki? Ekonomide yapılan sporda da yapılabilir! İkisi arasındaki biraz fark var. Biri hükümet kararıyla oluyor diğeri kulüplerin YETKİLİ ORGANLARININ kararlarıyla... Üstelik “yenil” demiyorlarki, “yen” diyorlar ne var bunda!.. Gitmişler 3 yıl evvelki maçın skorunu tartışmaya açıp öküz altında buzağı arıyorlar. Eğer bu işten bir sonuç almak için 3 yıl evvele gitmeye hiç gerek yok. Daha geçtiğimiz sezon Süper Lig’de puan cetvelinin altındaki malum takımlar ligin tozunu attılar. Hepsi son 6 haftalarını kayıpsız geçirdiler. Eğer ligi son haftayla değerlendirseniz hepsi Şampiyonlar Ligi ya da UEFA Kupası’nda ülkemizi temsil ediyorlardı. Doğudaki kardeşlik maçlarını ne çabuk unuttunuz. Bu sayede kentler arası dostluk köprüleri kuruldu! Yılların düşmanlıkları FUTBOLUN GÜZEL YÜZÜ SAYESİNDE bir anda bitti. Amaç Ersun Yanal mı, Türk futbolunu temizlemek mi! Bana göre amaç birincisi. Eğer ikincisi olsaydı bu işi yapanlar o zamanda görevdeydi, niye sus pus oturdular. Niye o zaman sahibi oldukları kanalla beraber sahip oldukları takım hakkında bugün bile konuşulanları gündeme getirmediler. Bunu yapsalardı şimdiki hamlelerin sonuna kadar arkasında olurduk. Maalesef amacın Türk futbolu değil kişisel bir hesaplaşma olduğu kanısı uyandı. Açıkçası televizyonda suçlamaları seyrederken ve program sonrası düşünürken başka başka karar verdim. Biliyorum kafanız karıştı, bu adam ne demek istiyor? Açıkçası bu kadar bulanıklıkta benim de kafam karıştı. Aslında Türkiye’nin gündemi 2006 Dünya Kupası olmalı. Hele bir oraya gitmeyi garantileyelim, daha sonra rahat bu konuya döneriz. Haksızmıyım?.. Nasıl olsa ligin ikinci yarısında, daha ne teşvik muhabetleri olacak, değil mi? Daha şimdiden bazılarını duyar gibi oluyorum bile!..