Gerçek Spor Sitesi

Gerçek Spor Sitesi

23 Haziran 2017 Cuma
Sözünüz vardı

A Kategorisi’nin ismi LigA olarak değiştirildi ve kulüplere ek gelir sağlanacağı açıklandı. Ama hala naklen yayınla ilgili bir gelişme yok. Bu arada hakem atamalarıyla ilgili yeni bir düzenlemeye gidilmeli

09 Eylül 2005, Cuma Yorum Yaz
A+ A-

Şu günlerde Türkiye, Milli Takım’la yatıp, kalkıyor. Anlaşılan Ukrayna galibiyetinin ardından, en az 8 Ekim’deki Arnavutluk maçına kadar da bu böyle sürüp gidecek. Buraya kadar acayip bir durum yok. Bir ülke 2006 Dünya Kupası’na gitmek için mücadele ediyorsa, gündem tabii ki o olur. Ancak bu arada hayatın devam ettiğini ve Türkiye’de futbol liglerinin kızışmaya başladığını da unutmayalım. Ayrıca Futbol Federasyonu, bildiğim kadarıyla sadece Süper Lig’in değil, tüm liglerin de federasyonu. Bugün Bıçakcı federasyonuna, bana gelen şikayet ve sitemler için konumum gereği aracılık yapmak istedim. Çünkü Anadolu’daki takımları çok yakından takip ettiğim için, bu tür soruların cevabını benden almak isteyen bir çok okuyucu var. Bugün iki konu üzerinde Sayın Levent Bıçakcı’ya sorularım olacak. Birincisi İkinci A Kategorisi’nin yani yeni ismiyle LigA’nın naklen yayını konusunda ne yapıldığını benim gibi herkes merak ediyor. Çünkü bu konuda yaprak kıpırdamıyor. TRT’ye sorduğumda, genel müdür olmadığı için bir girişimde bulunamadıklarını öğrendim. İki hafta geride kaldı ve 3. haftaya giriyoruz. Tüm futbol severler sabırsızlıkla televizyon yayınını bekliyor, Sayın Bıçakcı, Süper Lig’e Turkcell ismini verdi ve parasal bir girdi sağladı. Ayrıca Türkiye Kupası maçlarını parasal bir meta yaptı. Bunların hepsi güzel şeyler. Ancak aynı federasyon başkanı, nedense İkinci Lig konusunda biraz duyarsız gibi. Belki de girişimleri var, ama biz bilmiyoruz. Bilgilendirirse seviniriz. Aynı zamanda alacağımız bu bilgileri kamuoyuyla da paylaşırız. O kadar zor değil Üstelik ortada çok ucuza mal edilebilen bir yayıncılık söz konusu. İsterseniz bu konuda bazı bilgileri paylaşalım. Geçen yıl topu topu 2 trilyon gibi komik bir rakamla yayınlandı bu lig. Bunun açılımı 34 haftada 68 naklen yayın demek. Üstelik bu paraların kulüplere ödemesi de 4 taksitle gerçekleşiyor. Turkcell Süper Ligi’nin bir yıllığı 130 milyon dolara satılırkan, bu kadar ucuz bir rakama LigA maçlarının yayınlanması gerçekten düşündürücü. Benim kişisel fikrim, bu lig çok iyi pazarlanabilir ve hem sporseverler maçları izler, hem de kulüpler çok güzel paralar kazanabilir. Geçen yılki rakamı herhangi bir sponsor çok rahat karşılayabilir. Ama benim tahminim bu kadar ucuz olabileceğinin, kimse farkında bile değil. İşte burada görev Sayın Bıçakcı’ya düşüyor. İyi bir pazarlama ile yayın haklarının satışını yapıp, hem kulüpleri sevindirmeli, hem de bu maçları izlemek isteyenleri... Böyle bir girişimin Sayın Bıçakcı’ya iyi de artı puanı olur. Bu konuyu belki bir gelişme olur diye şimdiye kadar beklettik. Ancak artık fazla zaman kalmadı. Özertem’in dikkatine MHK’nın yeni başkanı Ufuk Özertem, tavrıyla, konuşmalarıyla, değişik bir kişilik sergiliyor. En azından daha önceki başkanlarla karşılaştırıldığında daha açık sözlü ve hakemlerimize güven veren bir başkanlık portresi çiziyor. Sayın Özertem göreve geldikten sonra herkesin cesaret edemeyeceği bir uygulamayı devreye soktu. Bu da artık aynı kentin takımına, aynı bölgeden hakem atanmasıydı. Bu teoride çok güzel bir düşünce. Açıkçası herkes ön yargılarından arınmalı ve herkes birbirine güvenmeliydi. Ancak bu Süper Lig gibi çok göz önünde olan bir arenada uygulanabilir. Ama alt liglerde daha şimdiden çatlak sesler gelmeye başladı bile. Çünkü Anadolu’da gerçekten “kurda kuzu teslim etmek” gibi bir durum var. Bölgelerinde dar bir çevrede yaşayan insanların, hakemlik yaptıklarında bulundukları bölge takımına karşı kararlar vermesi biraz zor gözüküyor. Üstelik buna bir de bu hakemlere not veren gözlemcileri ekleyin. Benim düşüncem, bu uygulamanın Süper Lig haricinde devre dışı bırakılması. Eski haliyle atamalar daha iyiydi. Kabullenmek zorundayız ki, biz henüz bu olgunlukta değiliz. Sayın Özertem katılır mı bilmem ama, ben testi kırıldıktan sonra yol gösterenlerden değilim. Sözün özü, hem Bıçakcı’ya, hem de Özertem’e yönelik serzenişlerimi, aynı geminin içindeki birisi ve görevimin gereği olarak yaptım. Bir gazeteci olarak benim görev sorumluluğum buraya kadar, gerisi yetkili makamları ilgilendirir!..