ŞİFREMİ UNUTTUM

EMAİL ADRESİ

Yeni şifre için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

AKTİVASYON KODU TALEBİ

EMAİL ADRESİ

Aktivasyon kodu için eposta hesabınızda junk/çöp dizinini de kontrol ediniz.

ÜYE GİRİŞ DURUM




Daha iyi bir görüntü için telefon çevirin!

YAZARLAR

İnönü’nün Kartallar’ı

04.09.2005

Eylül ayı hüznü ifade eder. Ama dün gece bizim coşkuya ihtiyacımız vardı. Danimarka’yı mutlaka yenmeliydik. Tribünler inanmış ve 12. adam görevini layıkıyla yerine getiriyordu. Ama ortada bir gerçek vardı. Avrupa’da her zaman güçlü bir ekol olan lejyonerler topluluğu Danimarka’ya karşı oynuyorduk. İşimizin zor oluduğunu biliyordum, ayrıca bu maçın iki takım için 3 puan demek olduğunu da...

Fatih Terim’in sahaya sürdüğü 11 tamamen hücuma dönüktü. Orta alanda Selçuk’un yükünü çektiği Milli Takımımız top bizdeyken iyiydi, ama top rakipteyken sırıttı. Ersun Yanal’dan sonra Fatih Terim’in, Hamit’ten sağ, Ümit’ten sol bek inadı bize pahalaya mâl olacaktı. Gerçekten de bu iki isim Milli Takımımızın yumuşak karnıydı. Üstelik böyle bir orta alan önlerinde olunca zavallı Alpay ile İbrahim Toraman inanılmaz bir ilk yarı yaşadılar. Danimarka golü geliyorum diyordu ve sonunda da oldu. İkinci yarıya doğru değişiklikler ve müthiş bir baskı ile girdik. Terim doğru kararının meyvesini Okan’ın golüyle aldı. Zamanlama olarak harika olan bu golden sonra Milli Takımımız büyük özgüven kazandı. Eğer Fatih Tekke dün gece biraz gününde olsaydı zafere çok daha erken ulaşırdık. Ama orta alanda Hüseyin Cimşir’in Selçuk’a olan katkısı bizi oldukça rahatlattı ve sağda Tümer’i etkili hale getirdi. O Tümer geceye damgasını vuran frikik golüyle Danimarkayı bitirmişti ki, son saniyelerde gelen gol, üzerimizde soğuk duş etkisi yarattı ve umudumuzu son iki maça taşımamıza neden oldu. Şu bir gerçek ki, biz iyi savunma yapamıyoruz, o nedenle her zaman iyi hücum yapmalıyız. Dün gece bu acı tecrübeyi bir kez daha yaşadık.

0 YORUM